Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/14
2023/976
7 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2017/2076 E., 2017/1960 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar ve müdafileri
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama kararının kaldırılması ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulması
İTİRAZA KONU KARAR: Onama
İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2018/986 Esas, 2018/1740 sayılı Kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.09.2022 tarihli ve KD 2019/69803 sayılı lehe itirazı üzerine dava dosyası aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, incelendi gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.09.2022 tarihli ve KD 2019/69803 sayılı itirazı, özetle; "...Yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarında etkin pişmanlık hükümlerin faydalanmak istediklerini ifade edip örgütteki konumlarına uygun şekilde temas kurdukları bir kısım örgüt üyeleri ve örgütsel irtibatlarına ilişkin bilgiler veren sanıklar hakkında, kısmen de olsa verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi de gözetilerek TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca tayin olunan cezada aynı kanunun üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 221/4 2. cümlesi gereğince makul bir indirim uygulaması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması,
Ayrıca sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikin yanında, TCK 61/3 maddesi gereğince suçun unsuru olan hususların temel cezanın belirlenmesinde esas alınamayacağına ilişkin düzenleme de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi karşısında, hükmün onanmasına ilişkin Yüksek Dairenizin kararı hukuka aykırı görülmekle sanıklar lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İtirazımızın kabulü ile,
-
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 25.05.2018 ... ve 2018/986 Esas, 2018/1740 Karar sayılı onama kararının kaldırılması,
-
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2017 tarih 2017/21 Esas 2017/123 Karar sayılı sanıklar Ramazan Özçelik, Bülent Şahin hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulması,
-
İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi..."
Talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanıkların örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini, keza ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9 18 78 sayılı kararında açıklandığı üzere etkin pişmanlık hükümlerinin amacının, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmak olduğu gözetilerek; yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarında etkin pişmanlık hükümlerin faydalanmak istediklerini ifade edip örgütteki konumlarına uygun şekilde temas kurdukları bir kısım örgüt üyeleri ve örgütsel irtibatlarına ilişkin bilgiler veren sanıklar hakkında, kısmen de olsa verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi de gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddeleri uyarınca tayin olunan cezada aynı kanunun üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 221/4 2 inci cümlesi gereğince makul bir indirim uygulaması gerektiğinin gözetilmemesinde hukuki isabet bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
-
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
-
5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 25.05.2018 tarihli, 2018/986 Esas, 2018/1740 Karar sayılı, onama ilâmının sanıklar Ramazan ve Bülent yönünden KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
A. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Sanık ... yönünden, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2015 tarihli iddianamesiyle "silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ", 13.05.2016 tarihli iddianamesiyle "terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme", 01.02.2017 tarihli iddianamesiyle "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından; diğer sanık Bülent yönünden ise, 13.05.2016 tarihli iddianamesiyle "terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet, silahlı terör örgütüne üye olma", 01.02.2017 tarihli iddianamesi ile de "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından cezalandırılmaları ile el konulan menkul, gayrimenkul, hak, alacak, şirket ortaklık paylarına ve de aramalarda ele geçirilen suçtan kaynaklandığı değerlendirilen nakit varlıklarının müsaderesine karar verilmesi istemleri ile açılıp süreçte birleştirilen ve haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep olunan davalarına matuf yargılama neticesinde, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/123 sayılı Kararı ile sanıklardan Ramazan ve Bülent'in "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314/2, 53, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5/1, maddeleri uyarınca neticeten "12 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına", menkul, gayri menkul, hak ve alacak ile diğer şirket ortaklığı paylarına yönelik konulan tedbirlerin, örgüt kapsamında elde edildiğine yönelik somut delil bulunmadığından karar kesinleştiğinde kaldırılmasına, soruşturma aşamasında el konulan madde ve materyallerin ise bilirkişi incelemesinden döndükten sonra suç teşkil etmeyip, imajları alınanlarının karar kesinleştiğinde sahiplerine iadesine, karar verilmiştir.
-
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/2076 Esas, 2017/1960 sayılı Kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, sanıklar yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2018/986 Esas, 2018/1740 sayılı Kararı ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanıklar Ramazan ile Bülent yönünden kurulan hükümlere yönelik olarak sanıklar ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına oy birliği ile diğer sanıklar yönünden kurulan hükümlerin ise oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.
-
Sanıklar ile müdafilerinin daha sonraki süreçte yaptıkları karar düzeltme istemleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının muhtelif tarihlerde tanzim olunan yazıları ile reddedilmiş ancak safahat sonrası yeniden yaptıkları başvurular üzerine yapılan inceleme sonunda, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulması görüşünü içeren 14.09.2022 tarihli, KD 2019/69803 sayılı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraznamesi ile dava dosyası, 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarih ve 196 sayılı Kararı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının, Yargıtay 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesine müteakip Daireye tevdi edilmiştir.
B. TEMYİZ SEBEPLERİ
- Sanık ... müdafisinin temyiz, sanığın ise ek temyiz dilekçesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin yaptıkları temyiz istemlerinde;
a) Sanık ... müdafiisinin duruşmalı inceleme yapılmasını istediği temyiz dilekçesinde özet olarak; 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesinde örgütün gerçek yüzünü görmeyen ve gerçek amacını da bilmeyen müvekkiline atfedilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, soruşturma aşamasında haksız olarak tutuklanıp, savunma hakkı da kısıtlanan müvekkilinin, Anayasanın koruma altına aldığı hak ve hürriyetlerinden kaynaklı eylemlerinin daha sonradan suç olarak telakkisinin mümkün olmadığını, gezek olarak adlandırılan etkinliklerde yer alan sohbet grubunda bulunduğunu da beyan eden müvekkilinin içerisinde yer aldığı heyet ile iddia olunan mütevelli grubunun aynı mahiyette olmayıp bu durumun tanık beyanları ile de doğrulandığını, 17 25 Aralık olayları sonrasında cemaat ile ilişkisini azaltan müvekkilinin süreklilik arz eden bir eyleminin söz konusu olmadığını, iddialara konu Karahisar adlı şirketten 02.05.2016, ... adlı şirketten ise 1999 yılında, Hürsiad adlı dernekten ise 2013 yılında ayrıldığının nazara alınmadığını, müvekkilinin beyanı haricinde dini yahut insani saikle yaptığı yardımların örgütsel maksatla yapıldığına dair başkaca delilin bulunmaması karşısında beraatine, aksi halde ise etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiği ileri sürmüştür.
b) Sanık ... ise tahliye istemi içerir ek temyiz dilekçesi ile özetle; soruşturma aşamasında savunma hakkının kısıtlanması, kovuşturma aşamasında ise basında yer alan haberlerin etkisinde kalması ayrıca süreçte annesinin vefatı nedeni ile kendisini izah edemediğini, her iki kararda da dini ve insanı saikle yaptığı eylemlerinin hatalı değerlendirmelerle somut delillere dayandırılmadan suç sayıldığını, umre veya iş nedeni ile gerçekleştirdiği yurt dışı seyahatlerinin suç teşkil etmediği gibi lehine bir araştırmanın da yapılmadığını, diğer sanık Bülent ile birlikte 2012 yılında iş seyahati nedeni ile Amerika Birleşik Devletlerine gittiklerinde örgüt liderini ziyaret etmelerinin ise o tarih ve koşullar itibari ile suça konu olamayacağını, yasal faaliyetlerine devam eden ve öncesinden de hesabının bulunduğu Bank Asyaya talimatla para yatırmadığını zaten asıl işlemlerini de başkaca bir bankadan gerçekleştirdiğini, bu nedenle o tarihlerde yasal olan bankada gerçekleştirdiği rutin işlemlerin suç sayılamayacağını, süreç başladığında aboneliğini bıraktığı Sızıntı yahut Zaman gazetesine zamanında abone olmasının, o tarihteki koşullar itibari ile demokratik haklarına istinaden Zaman gazetesine yapılan operasyon nedeni ile yapılan eyleme katılmasının ayrıca çocuklarını örgütle iltisaklı olduğu kabul edilen ancak devlet desteğinden yararlanan okula göndermesinin sonradan suça konu edilemeyeceğini, iş adamı vasfı ile Hürsiad'adlı derneğe üye olmasının ve bir dönem başkanlığını yapmasının, özellikle de tüzüğe göre ekim 2013 tarihinde dolacak olan görev süresi öncesi mart 2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda isteği ile bıraktığı gözetilmeden suç sayılmasının, başkaca delil olmadan samimi beyanları ile katıldığını belirttiği gezek adlı etkinliklerde yapılan dini sohbetlerin ve yardımların o tarihlerde suç olmadığı gibi bu sohbetleri gerçekleştiren Cemil hakkında dört yılın altına bir ceza verildiğinin gözetilmemesi, sohbet ve toplantıları organize ettiğine dair delil bulunmaması ayrıca ailesi ile otelde konaklamalarının, şirket ortaklığının, ehemmiyetle de ... adlı 1997 yılında ortaklığından ayrıldığı şirkette hissesi bulunmasına ve bu şirkete ortak başkaca sanık hakkında beraat kararı verildiği ile yönetiminde bulunduğu Karahisar adlı şirkette ise devlet desteği ile kurulan okula katkı sağlamak amacı ile hissedar olduğunun yine yönetim kurulu üyeliklerinden de 2014 yılı öncesinde ayrıldığının fakat süre gelen davası nedeni ile hissesini devredemediğini beyan etmesine rağmen, okul hesabında el konulduğu tarihte meblağında bulunduğu ayrıca dolandırıcılık suçundan beraat ettiği gözetilmeden aksi düşünüldüğünde ise alt sınırdan ayrılmak ve indirim nedenleri uygulanmayarak fazla ceza tayini ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadan eksik araştırma ve inceleme ile hatalı değerlendirmelerde bulunularak verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
- Sanık Bülent müdafisinin temyiz, sanığın ise ek temyiz dilekçesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin yaptıkları temyiz istemlerinde;
a) Sanık Bülent müdafiisinin duruşmalı inceleme yapılması ve tahliye istemini içeren dilekçesinde özet olarak; istinaf mahkemesi ilamının gerekçesiz olduğunu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, o dönem itibari ile yasal olan derneğe ticari ve sair niyetlerle örgütle bağlantısını bilmeden üye olunmasının, müvekkilinin samimi olarak beyanlarında belirttiği gezek adlı kültürel etkinliklerde yapılan sohbetlere katılmasının, diğer yönden periyodik olmamasına nazaran 07.03.2014 tarihinde ailesi ile otelde konaklamasının, daha öncesinde hesabının bulunduğu Bank ...'ya teminat mektubu karşılığında yatırdığı meblağ ile talimat sonrasına denk gelen tarihlerde yatırdığı meblağların suça konu edilemeyeceğinin, ayrıten çocuklarının odasında bulunan bir dolara ilişkin olarak ve kurban parası toplamış ise de bunu örgüt için topladığına dair delilin bulunmadığı da nazara alınıp yapılan tanık dinletme yahut araştırma istemlerinin reddi sureti ile ayrıca çocuklarını başkaca okula kayıt ettirdiği halde sonrasında yeniden örgüte müzahir okula göndermesinde sakınca görmediğine dair beyanı ile 30.12.2015 tarihinde Menba adlı şirketten istifa ettiğinin, anayasal haklarına binaen basın açılamasına katıldığının da gözetilmeyip, beraati yerine eksik araştırma ile lehine deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden, süreçte aynı suçtan hakkında işlem yapılan tanık R. A.'nın çelişkili beyanlarına itibar edilerek alt sınırdan ayrılmak ve yasal indirim nedenleri ile etkin pişmanlık yahut hata hükümleri uygulanmaksızın fazla ceza tayin edilmesi sureti ile yetersiz gerekçe verilen karara yönelik yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin kararının bozulmasını istemiştir.
b) Sanık Bülent ise ek temyiz dilekçesinde özetle, mahkemelerin eylemlerin değerlendirmesinde hataya düştüklerini, zamanında suç sayılmayan eylemleri nedeni ile atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği halde, hukukun temel ilkelerinden uzaklaşılarak ayrıca öngörülebilir olmaktan öteye bir yaklaşımla alt sınırdan uzaklaşmak ve de lehe indirim uygulanmamak sureti ile mahkumiyetine karar verildiğini, lehine olan delillerin toplanmadığı gibi lehe olan husus ve delillerin de değerlendirilmediğini, ... adlı şirket hisselerini devretmediğini, tapuda bir arazi satışının gerçekleştirildiğini fakat baskı nedeni ile bu satışın muvazaalı olduğunu beyan ettiğini belirtilerek, zamanında yasal olarak kurulan okula çocuğunu göndermesinin, aynı şekilde yurt veya şirketlerde ortaklığının bulunmasının, anayasal hakkına istinaden izin alınarak yapılan basın açıklamasına katılmasının, dini yahut turistik maksatlı seyahatlerde bulunmasının suç sayılamayacağını, tanık R.'nin çelişkili ifadeleri ile aynı suçtan yargılanan ve kanuna aykırı şekilde yeminle dinlenen tanık beyanlarına istinaden, çocuğunun odasında bulunan bir dolara ve de topladığı kurban parasına ilişkin olarak yaptığı araştırma istemlerininde reddi ile eksik araştırma ve inceleme neticesinde, yetersiz gerekçelerle, suç tarihi de hatalı olan, aksinin kabulü durumunda ise alt sınırdan uzaklaşılması ve 62'inci madde indirimi ile lehine hükümlerin uygulanmaması sureti ile verilen karar ile bu karara ilişkin verilen istinaf mahkemesi ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını ve tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
C. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
- İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Fetullahçı Terör Örgütü veya Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) silahlı bir terör örgütü olduğu, yurt içi ve yurt dışında yapılanan örgütün gelir kaynakları arasında iş adamlarından kazançları oranında himmet adı altında alınan yardımlar ile üye oldukları kuruluşlara üye aidatı olarak yatırılan paraların da bulunduğunun ve ilgili açık kaynak araştırmaları ile Emniyet Genel Müdürlüğünün 28.07.2016 tarihli, 595075 sayılı yazılarında gözaltına alınan örgüt mensuplarında elde edilen (1) Amerikan Dolarının, örgüt mensuplarının örgüte bağlılığının bir simgesi olup, banknotların seri numaralarındaki harfler ile örgüt içi hiyerarşinin belirlendiğinin değerlendirildiği, 2016/157 Esas sayılı dosyadan tefrikle birleştirilen dosya kapsamında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan yargılanan sanık ... ile diğer sanıklar A. A., C. S., K. T., M. Ç., M. T., N. D.'nin örgüt içerisinde çekirdek kadroda ve süreçte üst mütevvelli, istişare grubu, danışma kurulu gibi adlandırılan gruplarda yer almak sureti ile il imamının emir ve direktifleri doğrultusunda hareket ettiklerinin fakat kendi başlarına karar alma hak ve yetkileri bulunmadıklarının anlaşılması nedeni ile de yönetici konumunda olmadıklarının; diğer sanıklarla birlikte sanık ... 'ın [gerekçeli kararın ilgili kısmında Bülent'in adı yazılmamış ise de bu suçtan açılan davasının bulunmaktadır.] terörizmin finansman sağlama suçundan cezalandırılması istenilmiş ise de sanıkların eylemlerinin daha ağır suç olan silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğunun, ayrıca sanık ...'ın 2015/147 Esas sayılı dosyadan tefrikle birleşen dosyada kamu kurum ve kuruşlarının zararına dolandırıcık suçundan diğer sanıklar A. A., A. G., A. A., C. S., M. Ç., M. T., N. D. ile birlikte cezalandırılması istenilmiş ise de, bazı hissedarların şeklen hisseleri devir aldıklarını beyanlarına rağmen, ... Kolejinde şirket ortağı olarak gözüken sanıkların Devletin örgüte ait mal varlıklarına el koymasının önüne geçebilmek amacıyla satışları yasal prosedüre uygun yapmaları ve para karşılığında devrin yapılıp yapılmadığına dair de somut bir delilin bulunmaması, 15 Temmuz sonrası bunlara el konulması karşısında hile ve desise unsuru gerçekleşmediğinden beraatlerine karar verildiği, birleşen 2016/157 Esas sayılı dosyada tüm sanıklar hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılmış ise de, sanıkların bir kısmının daha öncesinde tutuklanıp göz altına alınmadıkları, bir kısmının tutuklanmış ise de örgüt üyeliğinin temadi eden bir suç olması ve tutuklandıktan sonra dosyaya yansıyan eylemlerinin bulunmaması sebebi ile aynı fiilinden dolayı iki kez yargılama yapılamayacağından temadi eden eylemlerinin tek suç kabul edilerek, yargılamanın buna göre nihayetlendirildiği, belirtilmiş ve sanıkların kişisel yönden eylemlerinin belirtildiği ilgili kısımda;
"5 Sanık Bülent Şahin' in eylemlerinin değerlendirilmesinde;
...667 sayılı KHK.. gereğince kapatılan ve örgüte müzahir olan Hürsiad Derneğinin... yönetim kurullarında yer aldığı,
...örgütsel bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte elaman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı ve organize ettiği, bu toplantıların yapılmasında etkin rol oynadığı, bu toplantılarda örgüt ele başı Fetullah Gülen' in kitaplarından alıntılar yapıldığı, CD' lerinin izlendiği, ayrıca burs, himmet, kurban parası adı altında paralar toplandığı, toplanan yardım paralarının elden alındığı, herhangi bir kayıt tutulmadığı... yine bu kapsamda... düzenlenen otel toplantılarına katıldığı,
...örgütün stratijisi çerçevesinde propaganda ve finansal kaynak sağlamak için düzenlediği moral motivasyon artırmak amacıyla gezi adı altında kamufle ettikleri haklarında... örgüt üyeliği soruşturması bulunan ve ...dava açılan kişilerle birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri ve bu yurt dışı gezilerine örgüte üye kişilerle katıldığı,
...örgütün finansal kuruluşu olan Bank ... isimli finans kurumuna...talimat doğrultusunda örgüte destek sağlamak amacıyla para yatırdığı ve hesabını kullandığı,
... Yapılan aramada 1 adet 1 ABD dolarının ele geçirildiği,... örgüt ile devamlılık ve süreklilik arz edecek şekilde organik bağ kurduğuna dair delillerden biri olduğu,
... H. K. ve E. D.'nin göz altına alınması ile ilgili... örgütün ...15.12.2014 tarihinde düzenlenmeye başlayan protesto eylemlerine katıldığı,
...Finansbank' da bulunan hesabına farklı kişiler tarafından kurban parası, bağış adı altında paralar yatırıldığının tespit edildiği,...mütevelli olarak... kendisine bağlı sohbet gruplarından ve bu grupların dışında kurban parası, bağış, sadaka adı altında paralar topladığı,
...667 sayılı KHK' nun el konulan... terör örgütüne bağlı olarak faaliyet gösteren Karahisar Tur. Özel. Eğitim. Gıda. San. A.Ş. ve Menba Özel Öğretim Kurumları A.Ş isimli şirketlerin kurucu ortağı ve yönetim kurullarında yer aldığı, her iki şirketin de bünyesinde örgüte ait ... ... koleji ve ... Kolejinin de bulunduğu,... bu şirketlerin ve okulların kurulmasında ve açılmasında etkin bir rol oynadığı,
...örgüte bağlı olarak faaliyet gösteren ... Özel Eğitim ve Öğretim Kurumları Basın Yayın Dağ. San. Tic. A.Ş' nin 12.04.2012 tarihinde ve 31.03.2014 tarihinde yönetim kuruluna seçildiği 2015 yılının mayıs ayında haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan Y. S.'nin, H. İ. ve Y. A. Ç.'ye bu hissesini muvazaalı şekilde devrettiği, silahlı terör örgütünün şirketlerle bağının tespitini engellemek, örgütsel faaliyetlerini kolaylaştırmak örgüt şirketlerinden hisseler alarak yönetim kurullarında görev alan ve örgütün faaliyetlerini gizleyen kişiler arasında yer aldığı, diğer örgüt yöneticileriyle tam bir eylem birlikteliği içinde hareket ettiği,
6 Sanık ... Özçelik' in eylemlerinin değerlendirilmesinde;
...667 sayılı KHK' nun 3. maddesi gereğince kapatılan ve örgüte müzahir olan Hürsiad Derneğinin
Afyonkarahisar ilindeki kurucularından olduğu ve bir dönem başkanlığını yürüttüğü,
...örgütsel bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte elaman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı ve organize ettiği, bu toplantıların yapılmasında etkin rol oynadığı, bu toplantılarda örgüt ele başı Fetullah Gülen' in kitaplarından alıntılar yapıldığı, CD' lerinin izlendiği, ayrıca burs, himmet, kurban parası adı altında paralar toplandığı, toplanan yardım paralarının elden alındığı, herhangi bir kayıt tutulmadığı,...yine bu kapsamda...düzenlenen otel toplantılarına katıldığı,
...örgütün stratijisi çerçevesinde propaganda ve finansal kaynak sağlamak için düzenlediği... gezi adı altında kamufle ettikleri haklarında yine örgüt üyeliği soruşturması bulunan ve ...dava açılan kişilerle birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri, ayrıca 2012 yılında ...soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle birlikte Amerikanın Pensilvanya Eyaletinde bulunan örgüt elebaşını ziyaret ettiği,
...örgütün finansal kuruluşu olan Bank ... isimli finans kurumuna...talimat doğrultusunda örgüte destek sağlamak amacıyla para yatırdığı ve hesabını kullandığı,
...çocuğunun...kapatılan örgüte müzahir okullarda eğitim gördüğü,
...Sızıntı dergisi ve Zaman gazetesine abone olduğu,
...H. K. ve E. D.'nin göz altına alınması ile ilgili... örgütün ... düzenlenmiş olduğu 15.12.2014 tarihinde düzenlenmeye başlayan protesto eylemlerine katıldığı,
...örgüte bağlı olarak faaliyet gösteren Karahisar Tur. Özel. Eğitim. Gıda. San. A.Ş. ve ... Özel Eğitim ve Öğretim Kurumları Basın Yayın Dağ. San. Tic. A.Ş' nin yönetim kurullarında yer aldığı, her iki şirketin de bünyesinde örgüte ait özel eğitim kurumları olan ... koleji ve ... Kolejinin de bulunduğu... örgütün içerisinde yer alması nedeniyle bu şirketlerin ve okulların kurulmasında ve açılmasında etkin bir rol oynadığı,.."
Sanıkların örgüt içerisindeki konumları ile müşterek eylemlerinin değerlendirilmesinde ise;
"...örgütün hiyerarşik yapılanmasında üst mütevelli olarak İl imamına bağlı, onunla istişare halinde, ili yönettikleri...
Örgütsel toplantılar kapsamında haftanın belirli günleri il imamı ve il imam yardımcıları, bölge imamları ve diğer yöneticiler ile birlikte yurtlarda, okullarda ve örgüte ait belirli yerlerde toplandıkları, toplantılarda himmet, zekat, kurban, burs gibi paraların toplandığı, bu kişilerin ekonomik ve siyasi çevresi olan ve vitrin olarak kabul edilen kişilerden oldukları, direk il imamına bağlı olarak faaliyet yürüten bu kişilerin örgüte elaman kazandırmak amacıyla kullanıldıkları, bu şekilde güçlü bir yapı gözükerek ve topluma örgütün gücünü hissettirerek, lobiler oluşturmak suretiyle örgütün amaçları doğrultusunda faaliyetlerini yürüttükleri, bu grup içerisinde yer alan kişilerin il imamı ile birebir istişarelerde bulunduğu, örgüt merkezinden verilen talimatların il içerisinde nasıl ve hangi program dahilinde uygulanacağına ilişkin kararlara iştirak ettikleri, il imamı tarafından kendileriyle paylaşılan kararları sorgulamadan, tam bir itaat içerisinde diğer alt guruplara ilettikleri, örgütün uzun yıllardır içerisinde bulunan bu kişilerin çekirdek kadroyu ve en önemli gücü oluşturduğu, örgütün finansmanı açısından zengin iş adamlarından kurban, burs, himmet, zekat gibi adlarla para topladıkları, toplumda güçlü bir örgütsel yapı olarak gözüken bu örgüte karşı talep edilen paraların verilmemesinin mümkün olmadığı ve bu gücü bu gruptaki sanıkların çok iyi kullanarak ciddi anlamda örgüte kaynak sağladıkları, eleman kazandırma yönünden ise, örgütün hiyerarşik yapılanması içerisinde ili yöneten il imamı ile direk temas halinde olan bu gruptaki sanıkların, diğer mütevelli grupların oluşmasını ve diğer sohbet grupların meydana gelmesine öncülük ettikleri, böylece örgütte sözde sohbet toplantısı dedikleri toplantıya davet ederek bu toplantılarda örgütün stratejisi kapsamında elaman kazandırılmasında önemli rol oynadıkları, zaman zaman daha alt mütevellilerdeki toplantılara katılarak diğer mütevelli grupların oluşmasına hizmet ettikleri, tanık R. A.'nın beyanına göre bu şekilde yaklaşık 150 kadar mütevelli grubunun bulunduğunu ifade ettiği, işte bu mütevelli gruplarının oluşmasında öncülük eden ve en önemli görevi üstlenen ve vitrin olarak atlandırılan dosyamızdaki sanıkların bu görevi yaptıkları ve örgüte elaman kazandırma, finansal destek sağlama, toplumda legal bir görünüm ve saygınlık kazandırma yönünden önemli görevler üstlendikleri,...
... özellikle 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütle devlet arasında yaşanan sıkıntılardan kaynaklı örgütün stratejisini belirleme ve 2014 yerel seçimlerdeki konumlarını ve durumlarını belirleme açısından otel toplantıları düzenledikleri,.. Zira yapılan bu toplantılara katılanlara baktığımızda örgüt yapılanması ve hiyerarşisi içerisinde İl İmamı, İl İmam Yardımcıları, Büyük Bölge İmamları, Küçük Bölge İmamları, İlçe İmamları, Üst Mütevelli ve Mütevelli gurupları, bölge olarak örgütün bağlı olduğu İzmir' den katılımcıların yer aldığı ve bu toplantılarda 17/25 Aralık sürecinden sonra genel bir strateji belirlendiği ve devam eden toplantılarda da 2014 yerel seçimleri için hangi partiye oy verileceği ve destekleneceği hususlarının örgüt tarafından belirlendiği toplantılar olduğu ve bu toplantılara ... bir çok sanığın katıldığı,...
Üst mütevelli olarak nitelendirilen bu grubun... örgütün en önemli finansal kaynaklarından olan şirketlerin kurulmasına öncülük ettikleri,... okulların açılmasında en önemli görevi üstlendikleri ve aktif rol oynadıkları, arsa tahsisinde gayret sarf ettikleri ... yine ... derneklerin kurulmasında ve etkin bir şekilde kullanılmasında rol oynadıkları, örgütün ideolojisi kapsamında kurulan sivil toplum kuruluşu görünümdeki bu derneklerin gerek siyasete, gerek ekonomi gerekse iş adamlarına yönelik etkin bir şekilde faaliyet yürütülüp önemli bir baskı aracı olarak kullandıkları,
...sanıkların örgütün Afyonkarahisar ilinde çekirdek kadrosunu oluşturduğu, örgütün gelişmesinde, büyümesinde önemli görevler üstlendikleri..."
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında yapılan değerlendirmede ise;
"...sanıkların...örgüt yapılanmasında il imamından sonraki konumda bulundukları, özellikle il imamıyla birlikte istişarelerde bulunarak Afyonkarahisar ilini FETÖ örgütü tarafından nasıl yönetileceği hususunun değerlendirildiği, örgütün il bazında nasıl büyüceği, eleman sayısının nasıl artırılacağı, tanık beyanına göre... toplanan paralar il içerisinde, il dışında ve ülke dışında nasıl, kimler vasıtasıyla, nereye gittiğini en iyi bilen kişiler oldukları, zira zengin iş adamları sınıfında bulunan ve paraların toplanmasında önemli bir etkisi olan bu kişilerin Afyon ilindeki tüm örgütü bilmemelerinin mümkün olmadığı,...
Dolayısıyla gerek, Afyondaki yapılanma gerek bu yapılanmanın bölgesi, bölgedeki örgüte üye kişilerin isimleri, Türkiye bağlantıları ve Yurt Dışı bağlantısı özellikle örgüt tarafından kardeş ülke olarak belirlenen Nepal' le ilgili durumu il imamından sonra bilebilecek yapının bu yapı olduğu,... Sanıkların gerek soruşturma aşamasında, gerekse kovuşturma aşamasında zinhar örgüt üyeliğini kesinlikle kabul etmedikleri, Afyon'da gezek diye tabir edilen toplantılara katıldıkları, bu toplantılarda kendilerine dini konularda sohbet yapan kişinin adını verdikleri ve sohbete katılan kişilerin kimler olduklarını ifade ettikleri ve sohbetlerle de bir kısım sanıklar hariç, sadece Kuran ı Kerim, Hadis ve ayet okunduğunu ifade ettikleri, savunmalarında dahi örgütün legal görünüm itibariyle herhangi bir eylem ve söylemlerde bulunmadıklarını dile getirmeye çalıştıkları bunu da gezek kültürü ile ifade ve izah edip onunla kisvelemeye ve perdelemeye çalıştıkları, dolayısıyla ... örgüt içerisindeki bulundukları süre ve konumları nazara alındığında zaten örgüt üyeliğini kabul etmemekle birlikte gezek olarak anlandırılıp bu toplantıya eşlerinin ve dostlarının da katıldığını ve bunların isimlerini vermenin etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira ilin örgüt yapılanmasında tepe noktasında bulunan bu kişilerin, örgütteki konumları dikkate alınarak örgütün çözülmesi ve dağılmasına yönelik hiçbir bilgi ve belgeyi vermedikleri gibi katılmış oldukları örgüt toplantılara dahi legal bir görünüm kazandırabilmek için gezek toplantıları demek suretiyle halen örgütle gönül bağlarını koparmadıkları... etkin pişmanlık hükümlerinin sanıklar lehine oluşmadığının..." kabulü ile Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, 6352 Sayılı Kanun' un amaç, kapsam ve gerekçesi, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, aynı Kanun'un 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlenmesindeki yer ve zaman, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlikenin zarar ve ağırlığı, sanıkların kasta dayalı kusur ve ağırlıkları, güttükleri amaç ve saikler ile sübutu kabul edilen silahlı terör örgütüne yapılan yardımların niteliği göz önünde bulundurularak, vehamet arz edebilecek olumsuzlukların gözlenmesi, sanıkların örgütün il yapılanması içerisinde en üst kademede bulunmuş olmaları, eylemlerindeki çeşitlilik, yoğunluk ve il içerisindeki örgüt yapılanmasındaki konumları, çeşitli ve yoğun olan eylemlerinin örgütün devam edebilmesi adına etkin eylemler olarak değerlendirilmesi nedeniyle sanıklara ceza tayin edilirken örgütün niteliği ve yaşanan darbe teşebbüsü süreci de dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak; geçmiş halleri, suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, suçtan pişmanlık duyduğu hallerin gözlemlenmemesi nedeni ile de takdiri indirim nedenleri uygulanmamak sureti ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Aralarında sanıklar Ramazan ile Bülent'in de bulunduğu (10) sanık yönünden yapılan istinaf başvuruları üzerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda eylemlerinin oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde belirlenip suç niteliklerinin tayin edildiği, savunmalarının yeterli yasal gerekçe gösterilerek reddedildiği, verilen hükümlerin usul ve yasaya uygun olduğu, cezalarının kanuni sınırlar içinde uygulandığının kabulü ile sanıklar müdafiilerinin istinaf istemi yerinde görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine, oy birliğiyle karar verilmiştir.
D. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
-
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
-
BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli Kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilmesi mümkündür.
-
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, terör örgütünün Afyon ili yapılanması içerisinde üst mütevelli, danışma kurulu, istişare kurulu adı altında mütevelli olarak yer alan, örgüte müzahir şirket ve derneklerde ortaklıkları ve üyelikleri bulunan ve yönetimlerinde yer alan, örgütle iltisaklı Bank Asyaya örgüt yönetiminin talimatı üzerine para yatıran, örgüte çeşitli adlarla maddi yardımlarda bulunan, sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılara ve örgüt tarafından organize edilen protesto eylemine katılan sanıkların, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
-
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmaktadır.
-
Ancak;
a) Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanıkların örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini,
b) Sanıkların geçmişte sabıkalarının bulunmaması, suçlarını kısmen kabul edip örgüt mensupları ve faaliyetleri ile ilgili bir kısım bilgiler vermeleri, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışlarının tespit edilememesi, terör örgütü ile bağlantılı olmalarından pişmanlık duyduklarını beyan etmiş olmaları karşısında, dosya kapsamıyla örtüşmeyecek şekilde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9 18 78 sayılı Kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (16. CD 2015/1426 E., 2015/1292 K.; 2015/1565E.,2015/3464 K.).
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarında etkin pişmanlık hükümlerin faydalanmak istediklerini ifade edip örgütteki konumlarına uygun şekilde temas kurdukları bir kısım örgüt üyeleri ve örgütsel irtibatlarına ilişkin bilgiler veren sanıklar hakkında, kısmen de olsa verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi de gözetilerek TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddeleri uyarınca tayin olunan cezada aynı Kanunun üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 221/4 2 nci cümlesi gereğince makul bir indirim uygulaması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
E. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.09.2017 tarihli ve 2017/2076 Esas, 2017/1960 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, İtirazname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenlerine ve tutuklulukta/infazda geçirilen sürelere göre 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ve müteakip maddeleri gereğince sanıklar Ramazan Özçelik ile Bülent Şahin' haklarındaki hükümlerin İNFAZININ DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü ve tutuklu değiller ise, 5271 sayılı Kanun'un 109/3 a maddesi uyarınca "yurt dışına çıkamamak" adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYELERİNE ve salıverilmelerinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının sanıklar yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25