Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/17507

Karar No

2023/897

Karar Tarihi

1 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1352 E., 2020/271 K.

SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/315 Esas, 2019/171 sayılı kararı

Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

  1. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2019/1352 Esas, 2020/271 sayılı kararı

Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

  1. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.02.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Örgütün finans kaynaklarından ... Katılım Bankasına kredi ödemesi, otomatik ödeme talimatı ve benzeri biçimde para yatırmayı zorunlu kılan herhangi bir neden bulunmamasına rağmen, 2014 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Haziran aylarında dönemsel olarak ilave para yatırma işlemleri ile hesabında para artışına gitmesinin yanı sıra, firari örgüt üyesi H.Ş.’nin 03.02.2015 tarihinde bu bankaya 1 TL de olsa para yatırılması yönündeki açıklaması ile uyumlu şekilde hesabına 04.02.2015 tarihinde iki ayrı işlemle 5.100 TL ve 1.100 TL para yatırdığı ve aynı ... 6.000 TL’lik katılım hesabı açtığı, böylelikle örgütsel kastını ve saikini açıkça ortaya koyacak biçimde ilk ve üçüncü talimatı ile uyumlu biçimde hareket ettiği,

UYAP kayıtlarından örgüt üyeliğinden yargılanmakta olduğu anlaşılan Y.A. isimli şahıs adına 50 TL bağışta bulunduğunun anlaşılmış olması karşısında,

Örgütün amacına hizmet eder nitelikteki bu davranışlarının örgütsel saikle ve yardım kastıyla yapıldığının kabulü ile unsurları oluşan silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması yerine, yazılı biçimde esastan red kararı usul ve kanuna aykırı görülerek kaldırılması talep edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; sanığın Bank ... hesap hareketleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, Bank ... bünyesinde ilk hesap açılış tarihi 02.10.2007 olan mevduat hesabının bulunduğu ve bu hesabın halen açık olduğu, sanığın 12...04 müşteri numarası ile Bank ... müşterisi olduğu, 23.06.2014 tarihinde 15.856,69 TL'lik, 04.02.2015

tarihinde 5.000,00 TL'lik, 07.01.2016 tarihinde 13.100,00 TL'lik katılım hesapları açtığı ve 04.02.2015 tarihinde ise FETÖ/PDY terör örgütü üst düzey yetkilisi H.Ş.'nin Bank Asyaya para yatırılmasına yönelik tweet atarak çağrıda bulunduğu güne rastlayan tarihte hesabına 5.100,00 TL ATM'den para yatırdığı tespit edilmiş ise de, sanığın bu tarihten önce ve hatta Bank ...'nın TMSF'ye devredildiği 29.05.2015 tarihinden sonra da rutin bankacılık işlemlerine devam ettiği, zaten örgüt elebaşının talimatından önce de 2013 yılı Aralık ayı sonu itibariyle hesabında 13.853,66 TL paranın bulunduğu, yukarıdaki bahsi geçen katılım hesaplarının yeni para yatırılışı şeklinde değil, hesapta var olan paranın katılım hesabında değerlendirilmesi şeklinde açıldığının belirlendiği, ayrıca TMSF'ye devirden sonra örgüt mensupları bankadan paralarını çeker iken sanığın bu tarihten sonra Bank Asyadaki hesabına 07.01.2016 tarihinde 13.100,00 TL para yatırdığı, kaldı ki sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, katılım bankası olması ve faizsiz işlemler yapmaları sebebiyle bu bankayı tercih ettiğini, talimatla bankaya para yatırmadığını beyan ettiği görülmüş olup, bu sebeple 04.02.2015 tarihinde sanık tarafından yatırılan 5.100,00 TL'nin örgüte yardım kastıyla yatırıldığını kabul etmenin mümkün olmadığı,

Sanığın terör örgütüne iltisakı nedeni ile kapatılan Kimse Yok Mu isimli derneğe 02.04.2014 tarihinde 60 TL, 26.09.2014 tarihinde 300 TL, 29.09.2014 tarihinde 300 TL olmak üzere toplamda 660 TL bağış yaptığı ve sanığın bunu savunmasında ikrar ederek, dini saiklerle fitresini ve zekatını bağışladığını söylediği, bu hususun en fazla yan delil olarak kabul edilebileceği ve bağışın yapıldığı tarihler ile bağış miktarları nazara alındığında, bu hususların tek başına suç unsuru olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı şeklinde değerlendirildiği,

Sanığın, ByLock kullanıcısı olmadığı, örgüte müzahir dernek, vakıf ve sendika kaydının bulunmadığı, Tivibu, Diğitürk aboneliğinin olmadığı, sanığın yada çocuğunun FETÖ/PDY bağlantılı okullarda okumadığı, HTS analiz raporuna göre sanığın FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında soruşturma yürütülen M.A. ile yoğun görüşmesinin olduğu ancak bu görüşmelerin örgütsel içerikli olduğunun belirlenemediği kaldi ki sanığın aşamalarda alınan savunmasında, M.A.'nın yaklaşık iki buçuk yıl asistanlığını yaptığını, görüşmelerin bu süreçte mesleki ve beşeri ilişkiler çerçevesinde gerçekleştirildiğini beyan ettiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış uygulamaları göz önüne alındığında, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunmasının gerektiği, bunun dışında niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olarak nitelendirilebileceği, örgüte sadece sempati duymak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı göz önüne alındığında, ByLock ve benzeri gizli haberleşme programlarını kullanmadığı sabit olan, Tivibu, Diğitürk aboneliği bulunmayan, FETÖ'ye müzahir dernek, sendika ve vakıf üyeliği olmayan, örgüt tarafından düzenlenen sohbet yada toplantılara katıldığına dair aleyhine tanık anlatımı bulunmayan sanığın, Bank Asyadaki hesabı ile Kimse Yok Mu Derneğine yaptığı bağışlar, sanığın konumu ve kişisel özellikleri de gözetilerek sempati ve iltisak boyutunda kalmış olup, bu boyutu aşar nitelikte örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olduğunu ya da örgüte yardım suçunu işlediğini ispat etmeye yeterli olmadığı, aksi durumun ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" kuşkudan sanık yararlanır kuralına aykırılık teşkil edeceği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve

iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, dosya kapsamı itibariyle mevcut delillerin, sanığı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırmaya yeterli olmadığı gibi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğinin kabulü içinde yeterli olmadığı, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanığın Bank Asyada 02.10.2007 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, 2012 yılından 12.07.2016 tarihine kadar para yatırma, çekme, katılım hesabı açma, katılım hesabına para yatırma, katılım hesabından para çekme vb. işlemlerinin olduğu, örgütün Bank Asyayı kurtarmak için talimat verdiği döneme münhasır, sadece o döneme özel bir işleminin olmadığı, bu bağlamda 2012 yılında 3, 2013 yılında 14, 2014 yılında 1, 2015 yılında 1 ve 2016 yılında 1 adet katılım hesabına para yatırma işlemlerinin bulunduğu, diğer tarihlerdeki işlemleri yanında örgüt ele başının Bank Asyayı kurtarma talimatından sonraki tarihe denk düşecek şekilde de sanığın işlemleri mevcut ise de, örgütün mali açıdan kalesi sayılan Bank Asyaya para yatırması ve katılım hesabı açması eyleminin yardım olarak nitelendirilebilmesi için bu eylemini örgütün sözde liderinin çağrısı üzerine gerçekleştirdiğinin hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmış olmasının gerektiği ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, sanığın talimat dönemine özgü işleminin olmadığı, 2012 yılından 12.07.2016 tarihine kadar para yatırma, çekme, katılım hesabı açma, katılım hesabına para yatırma, katılım hesabından para çekme vb. işlemlerinin süregeldiği, işlemlerindeki meblağların sanığın ekonomik durumuyla uyumlu olduğu, öte yandan bankanın TMSF'ye devrinden sonra örgüt mensupları paralarını Bank Asyadan çektikkleri halde sanığın bu tarihten sonra Bank Asyadaki hesabına para yatırmaya devam ettiği, dolaysıyla sanığın örgüte yardım kastıyla Bank Asyada işlem yaptığının şüphede kaldığı, Bank ... işlemleri Dairemizce rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirildiği,

Sanığın terör örgütüne müzahir olması sebebiyle kapatılan Kimse Yok Mu isimli yardımlaşma derneğine, 02.04.2014 tarihinde 60,00 TL, 26.09.2014 tarihinde 300,00 TL, 29.09.2014 tarihinde 300,00 TL bağış yaptığı, sanığın, dini saiklerle fitresini ve zekatını bağışladığını ifade ettiği, sanığın savunması, bağış miktarı, bağışın görünür yöntemlerle açık yapılması ve bağış açıklamaları ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları da dikkate alınarak, sanığın Kimse Yok Mu adlı yardım derneğine bağışta bulunmasının örgütsel faaliyet ya da delil olarak kabul edilmediği,

Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (..., Özel Kısım s. 263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç, Genel Hükümler s.280).

Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.

Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.

Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9 242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında banka kayıtlarına, bilirkişi raporlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2019/1352 Esas, 2020/271 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

örgütünesilahlıkararterörolmatemyizfetöpdyhukukîincelenentevdiinesüreçkararınolgularv.üyeonanmasınagerekçesebepleri

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim