Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13966
2023/792
23 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/2329 E., 2019/469 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanun’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin on birinci alt bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2017/659 Esas, 2018/473 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2018/2329 Esas, 2019/469 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 16.09.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; eksik inceleme yapıldığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın örgüt üyeliğine dair somut ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın kendiliğinden teslim olduğunun kararda göz ardı edildiğine, sanığa en üst hadden indirim yapılması gerektiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Emniyet Genel Müdürlüğü ByLock sorgu raporu ve Cumhuriyet Başsavcılığı sorgu sonuçlarına göre, sanığın adına kayıtlı olan 0530 (...) (..) (..) GSM no ile ... IMEİ nolu cep telefonunda ByLock programını kullanıldığı tespit edilmiştir.
Sanık tüm aşamalardaki ifadelerinde, üzerine kayıtlı olan 0530 (...) (..) (..) telefon hattının kendisine ait olduğunu, bu telefonu kendisinin kullandığını kabul etmiştir. Ancak telefonuna ByLock programını kendisinin indirmediğini, kendisi ile sürekli temas halinde olan ve örgüt içerisinde kendisi ile bir süreliğine ilgilenen, evinde ...'in kitaplarından ve risalelerden kesitler okuyan, bilgisayardan ...'in vaazlarını görsel olarak izleten önceleri tam olarak açık kimlik bilgilerini bilmediği ancak daha sonra H.A olarak teşhis ettiği öğretmenin telefonuna bu programı yüklediğini, nasıl kullanması gerektiğini kendisine anlattığını, daha sonra yine bu kişinin telefondan bu programı kaldırdığını, kendisinin bu programı kullanmadığını ancak Halil'in kendisine bu program üzerinden mesaj yolladığını beyan ederek ByLock kullandığına dair tespitin doğru olduğunu kabul etmiştir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun dosyaya gönderdiği belge içeriklerinden sanığın fiilen kullandığını beyan ettiği 0530 (...) (..) (..) nolu GSM hattı ile ByLock programının IP adresi olarak belirlenen 46.166.160.137 nolu IP adresine 06.12.2014 tarih ve sonrasında ... IMEI nolu cep telefonu ile 47 kez bağlantı kaydının tespit edildiği, GPRS, HIS(CGNAT) kayıtları ve iletişimin tespiti kayıtlarının, sanığın 2014 yılında bulunduğu Şırnak İlinden yoğun olarak baz verdiği, belirlenen imei numarasının, ByLock programının IP adresine bağlantı yapan cihaz ile uyuştuğu sanığında ifadesinde bu programı kullandığını kabul ettiği görülmüştür.
Birleşen dosya kapsamında örgütün mahrem imamlarının mahiyetindeki Fetö üyesi asker şahıslarla irtibatlarının deşifre edilmesini önlemek için büfe vb işyerlerinde bulunan kontörlü hatlarla işyerlerinin sabit hatlı telefonlarından ardışık olarak iletişim sağladıklarının tespit edildiği, bu kapsamda sanığın Ordu ilinde tespit edilen toplam 85 adet kontörlü hat üzerinden yapılan ardışık aranma tespitlerinin dökümünün yapıldığı anlaşılmıştır.
Ceza evi müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen B.G isimli kişinin dilekçesinde sanığın sohbetlere gidip geldiğini duyduğuna ilişkin ibarelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Etkin pişmanlık çerçevesinde ifadesini veren sanık, öğrencilik yıllarında ilk olartak üniversiteye hazırlandığı ve örgüt ile bağlantısı olmayan dershaneye gittiği sırada kalacak yeri olmaması ve maddi imkansızlıklar nedeni ile örgüte ait yurtta kaldığını ve üniversite sınavına hazırlandığını, üniversite sınavını kazanamaması üzerine uzman çavuşluk sınavına girdiğini, bu sınavda başarılı olması nedeni ile uzman jandarma olarak güreve başladığını, görevde olduğu süre içerisinde örgüt üyelerinin kendisini sürekli olarak takip ettiklerini ve tayin olduğu her ilde kendisi ile irtibat kurmaları nedeni ile bu kişilerle görüştüğünü, en son Şırnak'ta görev yaparken telefonuna bu örgüt üyesi tarafında ByLock yüklendiğini kabul etmiş, örgütün içerisinde bulunduğu konum ile uyumlu olarak örgütün işleyişi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermiş, kendisi ile irtibatta olan veya tanıdığı örgüt üyelerini de fotoğraflı teşhis tutanağı ile teşhis etmiştir.
Sanığın kişiliği ile eğitim durumu, sosyal seviyesi, yaşının ve konumunun gerektirdiği asgari analiz yeteneği, ortalama hayat tecrübesi dikkate alındığında, örgütün milli güvenliğe karşı tehdit olarak görülüp devletin ve vatandaşların güvenliğini sağlamayı amaçlayan resmi tedbir niteliğindeki açıklamalar ve tarihler göz önüne alındığında sanığın TCK'nın madde 30 kapsamında hataya düşmediği, bilakis örgüt üyeliği kastının bulunduğu, şöyle ki belirlenen tarihler ve sonrasında milli güvenlik için tehlike oluşturduğu açıklanmış olan bir örgütün faaliyetleri içerisinde bilerek yer aldığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun kayıt içeriklerinden anlaşıldığı üzere ByLock adlı gizli kripto niteliğine haiz haberleşme programını örgütsel talimatlar sonucu kullanarak iletişimde bulunduğu, bu suretle örgüt faaliyetlerine gizlilik tedbir içerecek şekilde katılarak örgüt hiyerarşisinde yer aldığı, ByLock kullanımı ve örgütle temasına ilişkin açık anlatımları gözetildiğinde sanığın örgütle organik bağlantısının bulunduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgüt üyelerinin kendi aralarında kullanmış olduğu şifreli haberleşme programı olan ByLock programı kendi adına kayıtlı olan 0530 (...) (..) (..) GSM nolu hat üzerinden bilgisi dahilinde kaydedildiği, hattı kendisinin kullandığını tüm aşamalarda kabul etmesi, tespit raporlarındaki imei numarası ile ByLock IP adreslerine bağlantı yapan cihazların IMEI numaralarının uyuşması, HTS kayıtları, sanığın örgüt yurdunda kaldığını ve örgütün içerisinde bizzat bulunduğunu ve pişman olduğunu beyan etmesi, görev yaptığı Ordu ilinde ardışık mahrem örgüt imamları tarafından ardışık aranma kayıtları bulunması karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmak sureti ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, bu şekilde üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmekle, gelmeyen müzekkere ve dijital verilerin beklenilmesinin dosyanın aydınlanmasına katkı sağlamayacağı kanaati ile beklenilmesinden vazgeçilerek sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 7/1 inci maddesi delaleti ile 5237 sayılı TCK'nın 314/2 inci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığa verilen ceza TCK'nın 61 inci maddesi kapsamında şahsileştirilirken sanığın örgüt içinde kaldığı zaman, sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve örgüt içerisindeki konumu dikkate alındığında ceza tayininde alt sınırından ayrılmayı gerektiren ağırlaştırıcı bir neden görülmeyerek alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Verilen ceza, işlenen suçun terör suçu olması nedeni ile 3713 sayılı Kanun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmıştır.
Sanığın örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak, kolluk makamlarınca yakalandıktan sonra tüm aşamalarda samimi olarak örgüt içerisindeki konumuna uygun bilgi verdiği, ByLock programını yükleyen kişiyi söylediği ve bu kişiyi teşhis ettiği, örgütün yurdunda bir dönem kaldığına ilişkin samimi anlatımlarda bulunduğu ve örgüt elemanları hakkında bilgiler vererek teşhislerde bulunduğu, örgüt üyeleri aleyhine tanıklık yaptığı, örgütün faaliyetleri kapsamında verdiği bilgilerin önem derecesi, nitelik ve içeriği dikkate alındığında mahkememizde sanık lehine TCK'nın 221/4 üncü maddesi son cümlesindeki etkin pişmanlıktan faydalanma koşullarının oluştuğu kanaatine varılarak sanık anlatımlarının önem derecesine göre takdiren sanık lehine TCK'nın 221/4 üncü maddesi son cümlesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılmış, sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları ile verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK'nın madde 62/1 inci gereğince cezasından 1/6 oranında takdiri indirim uygulanarak hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nun 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdüren, ByLock kullanan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütün amacını gerçekleştirmesi bakımından stratejik önemi haiz askeri mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdüren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve karar gerekçelerine göre sanık müdafiin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9 18 78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K, 26.10.2015 tarih, 2015/1565 3464 K.).
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 1/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Hakkında müsnet suçtan başlatılan soruşturma kapsamında verilen arama/yakalama kararına istinaden 13.02.2017 tarihinde ikametinde yapılan aramada bulunamayan sanığın, aynı ... saat 22.45’te kendiliğinden gelerek KOM Şube Müdürlüğüne teslim olmak suretiyle, anılan örgütle irtibatı, örgütsel faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili konumuna uygun faydalı bilgiler verdiğinin kabul edilmesi karşısında hakkında etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile anılan fıkranın ikinci cümlesi uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2018/2329 Esas, 2019/469 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:11