Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/20662
2023/788
13 Şubat 2023
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/684 E., 2021/1419 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin10.03.2021 tarih ve
2020/222 2021/106 sayılı kararı
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: 1 Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,
..., ... hakkında ayrı ayrı TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62/1 2, 53/1 2 3, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
2 Sanık ... hakkında CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de örgüt liderinin talimatı üzerine işlem yapıldığı yönünde delil bulunmayan hesaba ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi, diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu değerlendirildiğinden sonuca etkili bulunmamıştır.
I Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak;
Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu değerlendirildiğinden sanıklar ... ve ...'un ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamış,
Sanık ...'un aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar ... ve ... hakkındaki soruşturma aşamasındaki "...'ı örgütten dolayı tanıdığına, örgütün sohbetlerine katıldığına, örgüte yardım etmeye devam ettiğine ve ...'nin örgütün mütevelli heyetinde olduğuna, sohbetlerde kendisiyle karşılaştığına, örgüte ait yurda ve öğrencilere maddi ve manevi destek olduğuna" dair beyanları nedeniyle menfaat çatışması oluşmuş ise de 5271 sayılı CMK'nın 290/1 inci maddesi sarahatine göre sanığın yararına olan iş bu hukuk kuralına aykırılığın, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceği gözetilerek bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanık ...'un müsnet suçu işlediğinin ispat edilemediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği, diğer sanıklar yönünden eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafileri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA,
II Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ilgili olarak;
A Sanıklar ..., ..., ..., ... yönünden;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 ... ve 2009/1 85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğu gözetilerek;
Aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede, sanık ...’ın soruşturma aşamasındaki "...'nin Hasanoğlan mütevelli heyetinde bulunduğuna, kendisi ile ... Yurdunda yapılan sohbetlerde tanıştığına, ... Yurduna parasal yardımda bulunduğuna, örgütün işlerini organize eden mütevelli grubu üyesi olduğuna" dair beyanları ile,
Aynı müdafii tarafından temsil edilen karı koca olan sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; sanık ...’in soruşturma aşamasındaki "2010 yılında eşi ... ile greencard başvurularının olumlu sonuçlanması üzerine ABD'ye giderek iki yıl Ohio eyaletinde kaldıklarına, eşinin orada bulunan Chetr School isimli okulda çalıştığına, orada iken eşinin F. Gülen ile görüşmek için Pensilvanya'ya gittiğine, ancak görüşemediğine, iki yıl sonra Türkiye'ye döndüklerine ve eşinin ... isimli şirkette yönetim memuru olarak çalıştığına, ... yurdunun kapandığı 2016 yılının Şubat ayına kadar burada görev yaptığına, bu nedenle eşinin 2012 2016 yılları arasında bu örgüte ait faaliyetlerde bulunduğuna" ve kovuşturma aşamasındaki "telefonununda çıkan bylock isimli programı kullanmadığına, eşinin
telefonunun bozuk olduğuna, kendisinin telefonunu kullandığına, 0545 (...) (..) (..) bu numaranın wifi hattı olduğuna, Wifinin genelde eşinin arabasında durduğuna, ucu açık şifresiz bir hat olduğuna" dair beyanları nazara alındığında,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıkların aynı avukatlar tarafından savunulması nedeniyle aralarında menfaat çatışmasının oluştuğu nazara alınmadan sanıkların ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 152 nci maddelerine muhalefet edilmesi,
B Sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ancak;
Anayasa'nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, sanıklar ..., ... ( aidiyeti tespit edilemeyen, kullanıcı adı "...", şifresi "...." adı "..." olan ... ID nolu Bylockun sanık ... tarafından kullanıldığına ilişkin kabule de yer verilmek suretiyle) ve ... yönünden teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek, sanık ... yönünden ise temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi kabul edilip, TCK'nın 61/3 üncü maddesine muhalefet edilerek yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayini,
C Sanık ... yönünden;
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de
olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Somut olayda, etkin pişmanlıktan yararlanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen dosya sanığı Aytekin Yoldemir'in soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığında, "sanığın K. Ö. ile arkadaş olması nedeniyle 2013 yılından sonra örgütten soğuduğuna ve sonrasında bu yapıya herhangi bir yardımı olduğuna tanık olmadığına" dair, mahkemece talimat yolu ile dinlenilen tanık E. E.'nin soruşturma aşamasında müdafi eşliğinde alınan kolluktaki "sanığın 2012 yılından sonra Ankara'da başka cemaate gitmeye başladığını ilçe imamı F. S.'nin kendisine söylediğine, sanığın bu dönemde Ankara'daki cemaat toplantıları ile beraber kendi sohbetlerine de geldiğine, sanığın 2013 yılı Temmuz ayına kadar bu şekilde devam ettiğine daha sonra kendisini görmediğine" ve kovuşturma aşamasındaki "sanığın 2009 ve 2013 yılları arasında sohbetlere katıldığına, himmet verdiğine şahit olmadığına" dair, mahkemece talimat yolu ile dinlenilen tanık A.O. E.'nin kovuşturma aşamasındaki "2012 yılında bir kaç kez sohbete katıldığına, her ne kadar savcılıktaki ifadesinde gittiği sohbetlerde sanığı da gördüğümü söylemiş olsa da sohbet esnasında sohbette olup olmadığını bilmediğine, sohbette yaklaşık 300 kişi olduğuna ve tam olarak kimlerin bulunduğunu tespit etmesinin mümkün olmadığına" dair, dosya sanığı ...'nin soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığında, "sanığı esnaf olması nedeniyle tanıdığına, yurt müdürü olması nedeniyle kendisinin yurtla ilgili işleri takip ettiğine, 17 25 Aralıktan sonra sanığı yurtta görmediğine" dair, hakkında beraat kararı verilen sanık ...'un soruşturma aşamasında müdafii eşliğinde alınan kolluktaki "sanığı 15 yıldır tanıdığına, kendisinin örgütle tanıştığı dönemde yardım ederek sohbetlere katıldığına, öğrencilerin iaşelerine yardımcı olduğuna" dair, dosya sanığı ...'ın soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığında, "2013 öncesi mütevelli heyette bulunduğuna, ...'da sanığın da mütevelli heyette bulunduğuna, sanığın bu yapıdan tamamen koptuğunu bilmediğine ancak kendisine o tarihlerde K. Ö. ile sohbete gittiğini söylediğine ve kendisini de oraya davet ettiğine" dair, dosya sanığı ...'nin soruşturma aşamasında
Cumhuriyet savcılığında, "sanığın 2013 öncesi sohbetlere gidip geldiğini bildiğine, 2014 yılı bahar aylarında Kamile Küpelinin müdürü olan ...'nin yurt bahçesine hayvanların girmesi ve öğrencilerin rahatsız olduğunu söyleyip kendisinden yardım istediğine, kendilerinin de sanığa yardım edip etmeyeceğini sorduklarında sanığın yardım edemem ancak alışveriş yapmaya gelirim dediğine" dair sanığın savumalarını doğrulayan beyanları ile Hasanoğlan imamı ...'in sanıkla örgüt arasında 2016 yılında para tahsilatı hususunda sorun olduğunu gösteren ByLock konuşmaları gözetildiğinde, örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı 2013 yılından itibaren herhangi bir örgütsel faaliyeti tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında; Dikey şekilde 7 katlı piramit biçimde gerçekleşen ve hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanan FETÖ/PDY'nin Birinci Katında (Örgütle iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur.) yer alan sanık hakkında TCK’nın 30/1 inci maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden delil ve olguların hatalı değerlendirilmesi neticesinde yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ... ve ...'in tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suçun niteliği ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 nci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesi uyarınca dosyanın Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:27