Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7619
2023/765
27 Şubat 2023
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/1711 E., 2018/1319 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red Onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2018/1711 Esas, 2018/1319 sayılı Kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD 355 Esas, 2019/596 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanık müdafiinin karar günü 05.07.2018 tarihinde gerekçesiz süre tutum dilekçesi sunduğu, 11.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde, temyiz sebebi içeren herhangi bir dilekçe sunmadığı, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2018 tarihli ve 2017/82 Esas, 2018/47 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun, 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 1 ay 20 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2018/1711 Esas ve 2018/1319 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında silahlı terör örgütü suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.05.2021 tarih, red ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz istemleri özetle; soruşturmanın başlamasına sebep olan flash belleğin usulüne uygun olarak elde edilmediğine, Bankasya'ya talimat ile para yatırmadığına, ByLock isimli programın hukuka uygun delil olmadığına, kayıtlar arasında çelişki bulunduğuna, bu programı kullanmadığına, 17/25 aralık sürecinden sonra sohbet toplantılarına katılmadığına, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, suç işleme amacı ya da kastı bulunmadığına, tanık beyanlarının da 17/25 Aralık süreci öncesine ilişkin olduğuna, bu süreçten önce de dini hassasiyetleri sebebiyle sohbetlere katıldığına, ilk derece mahkemesinde duruşmada dinlenilmeyen tanıkların beyanlarının gerekçeye esas alınamayacağına, hakkında kurulan mahkumiyet kararının kaldırılmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
- Sanık müdafiinin temyiz isteminde gerekçe sunmadığı anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Edirne Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak çalıştığı, sanığın örgüt içi haberleşmede kullanılan ByLock isimli programı 05 99 50 nolu GSM hattı ile 3515 6628 imei nolu cep telefonu ile ilk kez 09.09.2014 tarihinde kullanmaya başladığının tespit edildiği, sanığın kullandığı cep telefonuna ByLock adlı FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının aralarında haberleşmede ve örgütsel iletişimde kullandıkları kriptolu haberleşme programını yüklediği ve bu programı kullandığı, haberleşme amacıyla sanığın kullandığı Bylock programının yalnızca örgüte mensubiyetinden emin olunan örgüt üyelerine yüklendiği, üyeliğinden emin olunmayan kişilere bu programın yüklenmediği, sanığın "aidat" isimli belgenin içinde bulunan "burs" isimli dosyadaki listede isminin bulunduğu, sanığın aşamalardaki beyanlarında 400 TL ödemeyi kurban bağışı olarak, 320 TL ödemeyi kirli para olarak, 3 kere 50'şer TL olmak üzere 150 TL ödemeyi ise sadaka olarak verdiğini kabul ettiği, yine sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılarına katıldığı, burs, kurban, bağış, himmet adı altında örgüte parasal yardım topladığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kurumlarından olan Banka ...'ya, örgüt lideri Fetullah GÜLEN'in talimatı doğrultusunda bankayı desteklemek için para yatırdığı, bu kapsamda bilirkişi raporuyla sanığın Bank ... hesabında 14.335,01 TL artış tespit edildiği, sanığın bu suretle FETÖ/PDY terör örgütünün yapısı içerisinde yer aldığı ve örgüt üyesi olduğu, bu şekilde atılı suçu işlediği tanıklar ..... beyanları, sanıklar A. D. ve S. T. savunmaları, Bank ... bilirkişi raporu, bylock tespit tutanakları, bylock log kayıtları ve görüşme içerikleri ve dosya kapsamından anlaşıldığı, TCK 61 maddesi gereğince sanığa ceza suçun işlenmesindeki şekil ve özellikler, nazara alındığında ceza takdiren teşdiden alt sınırdan ayrılmak sureti ile tayin edilmiş, TCK.nun 221 maddesi kapsamında sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında örgüt aleyhine vermiş olduğu beyan ve savunmalarında örgütün deşifre edilmesi ve çözümlenmesine ilişkin beyanlarda bulunduğu ve birçok örgüt üyesinin ismini deşifre ettiği, bu şekilde sanığın etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunduğu kanaatine varılarak hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönüne gidilmiş, cezadan takdiren 1/3 oranında indirim yapılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'in, Edirne Açık Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak çalıştığı, kendisine ait 05 99 50 numaralı telefon ile ilk kez 09.09.2014 tarihinden başlayarak bylock kullandığının tespit edildiği, sanığın bir kısım emniyet yazıları arasında çelişki bulunduğuna ilişkin savunmasının bu programın sanık tarafından kullanıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, yine tespit değerlendirme tutanağında sanık tarafından gönderilen bir mesaj kaydına rastlanıldığı, log kayıtları veya diğer kayıtların bulunmamasının sanığın bu programı kullanmadığı sonucunu doğurmaya yeterli olmadığı, kaldı ki daha sonra bulunarak cezaevi idaresine teslim edildiği anlaşılan flash bellek içerisinde bir belgede sanığın aidat burs isimli dosyalarda isminin bulunduğunun tespit edildiği, sanığın örgüt tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığı ve himmet adı altında para topladığının tanık beyanlarıyla sabit olduğu, yine bankasyaya çağrı sonrası yatırım hesabı açmak suretiyle para yatırdığının tespit edildiği, aleyhine ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere tanık beyanlarının bulunduğu, sanığın savunmasında kullandığı dil, baştan itibaren savunma yaparken örgüt üyesi olmadığına dair belirtiği beyanlar, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında ilk derece mahkemesince dikkate alındığı belirtilen ve sanık tarafından verildiği söylenilen bilgilerin konumu ile uyumlu ve örgütün deşifre edilmesine yarayacak nitelikte bilgiler olmadığının tespit edildiği, sanığın eylemlerinin süreklilik arz ettiği, birden fazla eylem çeşidinin olduğu, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edileceği kanaatine varılmış, sanık ...'ın ekonomik ve sosyal durumu, geçmişi, eylemlerinin niteliği, kastı, eylem sonrası davranışları da dikkate alınmak suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden;
Sanık müdafiinin bölge adliye mahkemesi karar günü 05.07.2018 tarihinde gerekçesiz süre tutum dilekçesi sunduğu, 11.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde, temyiz sebebi içeren herhangi bir dilekçe sunmadığı, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın temyiz istemleri yönünden;
Sanık müdafiinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamasında son celseye katıldığı, sanığın savunmasının alınması sırasında duruşmada hazır bulunduğu, sanığın müdafiinin hukuki yardımından faydalandığı, sancak sanık müdafiinin sonrasında duruşma esnasında mazeretsiz olarak salondan ayrılması hususu, 5271 sayılı CMK'nın 188/1 maddesinin "Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek cümle: 3/10/2016 KHK 676/5 md.) Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir." hükmü karşısında bu husus savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmemiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlığında "23.07.2016" yerine "2016" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanığın soruşturmanın başlamasına sebep olan flash belleğin usulüne uygun olarak elde edilmediğine ilişkin temyiz talebinin değerlendirilmesinde; delilin ne şekilde elde edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, UYAP'ta yapılan kontrolde Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında usulüne uygun olarak düzenlenmiş arama, el koyma ve inceleme kararının bulunmadığı, bu hususun sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği kabul edilerek yapılan incelemede;
-
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın 110148 ID numaralı Bylock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı anlaşılmıştır.
-
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlendiği gözeltildiğinde, sanığın örgüt liderinin talimatı üzerine katılım hesabı açtırdığı tespit edilmiştir.
-
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgüt yapılanması içinde sohbetlere katılan ve örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock programını kendi üzerine olan ancak kendi kullanımında olan 05 99 50 numaralı hat üzerinden kullanan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
- Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt üyeleri tarafından gizlilik çerçevesinde görüşmeyi sağlayan bylock isimli haberleşme programını kullanan, Bankasya'ya talimat üzerine para yatıran, tanık beyanlarından sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olduğu, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden;
Sanık müdafiinin bölge adliye mahkemesi karar günü 05.07.2018 tarihinde gerekçesiz süre tutum dilekçesi sunduğu, 11.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde, temyiz sebebi içeren herhangi bir dilekçe sunmadığı, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın temyiz istemleri yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2018/1711 Esas, 2018/1319 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:30:43