Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/25079
2023/735
16 Şubat 2023
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
B O Z M A Ü Z E R İ N E
T U T U K L U
D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/1443 E. 2022/355 K.
SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme
HÜKÜM: Mahkûmiyet
... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet
savcısı
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 11/07/2017 tarihli ve 2016/151 Esas, 2017/279 sayılı kararı ile sanıklar hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.01.2019 tarihli ve 2017/790 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafiileri ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca davanın yeniden görülerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde ilk derece mahkemesi hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci gereğince kaldırılmasına ve sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 5 ay 7 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.
- Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının, sanıklar ve müdafiileri ile katılan T.C. ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/11968 Esas, 2021/9661 Karar sayılı kararı ile;
" Genel olarak Kırşehir İl Jandarma Komutanlığında gerçekleşen olaylar:
15.07.2016 günü saat 22:00 sıralarında Kırşehir İl Jandarma Komutanlığında MEBS vasıtaları işletmeni Uzman Çavuş ...’ın hareket merkezine gelen sözde sıkı yönetim mesajının, Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı’nda MEBS şube müdürü vekili ... ile birlikte, önceden kararlaştırılan darbe planının uygulanması amacıyla sözde sıkıyönetim mesajının bağlı birliklere çekilmesi eyleminin,
Örgütsel bağı tanık beyanları ile sabit olan ... ile örgütsel bağı kesin olarak ortaya konamayan ...’in, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde ülke çapında gerçekleştirilen Anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkı tek başına vahamet arz etmeyen, hakkında TCK'nın 24/1 4 ve 30. maddelerinin tatbik şartları da bulunmayan sanıkların eylemlerinin; elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmemesi de nazara alındığında, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2 c) suretiyle (TCK'nın 309/1) maddesi kapsamındaki Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı anlaşılmakla; eylemlerinin niteliği, konum ve etkinlik dereceleri de gözetilerek TCK'nın 39/2 c. maddesi uyarınca kusurlu hareketleri ile orantılı, hakkaniyete uygun bir ceza tertip edilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında hatalı değerlendirme ile sanık ... yönünden silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ... yönünden ise silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı görülmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine" karar verilmiştir.
-
Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1443 Esas, 2022/355 sayılı kararı ile sanıklar hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilerek dava dosyası, doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ...'ın temyiz istemi özetle; duruşmada bazı yasal delillerinin olduğunu belirttiğine ve tanıklarının dinlenmesini talep ettiğine, ancak mahkemece taleplerinin reddedildiğine, yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ve adil yargılanma yapılmaması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; mahkumiyet hükmünün uygun gerekçeyi içermediğine, sanığın 15 Temmuz akşamı nöbetçi olduğuna ve gelen emirleri direk alt birimlere iletmeden nöbetçi amirine ne yapması gerektiğini sormuş olduğuna, bir askerin sorumlu olduğu amirini atlayarak bir hususu üstündeki amirine sormasının mümkün olmadığına, sanığın mahkumiyetine konu suçun maddi ve manevi unsurları itibari ile oluşmadığına, sanığın suç işleme kast ve iradesiyle hareket etmediğine, askeri teamüllerin gözardı edildiğine, kararın bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın diğer sanığa emir ve talimat vermesinin söz konusu olmadığına, tanık dinletme taleplerinin karşılanmadığına, teknik bilirkişi heyeti tarafından rapor aldırılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığına, sanığın darbe girişiminden haberdar olduğu tespitinin gerçek dışı olduğuna, sanığın emir verme yetkisinin bulunmadığına, sanığın herhangi bir örgütsel bağının ortaya konulamadığına, TCK 24/1 maddesinin uygulanması gerektiğine, TCK madde 30 kapsamında sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Katılan T.C. ... vekilinin temyiz istemi özetle; sanıkların eylemlerine uyan TCK 309/1, 311/1, 312/1 ve 314/2 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekirken eksik inceleme ile TCK 309/1 kapsamında cezalandırılmalarına, TCK'nın 39/2 c delaletiyle 39/1 maddesi ile TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanıkların kastının yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, atılı suçun niteliği ve ceza miktarı da dikkate alınarak sanıkların takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Soruşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf yasa yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar ve tüm dosya içeriğine göre, sanıklardan ...'in Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı MEBS Şube Müdürlüğünde MEBS İl Yönetim ... kısım amiri olarak, ...'ın ise Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı MEBS vasıtaları işletmeni olarak görev yaptığı, 15.07.2016 günü sanık ...'ın MEBS Şube Müdürlüğü Muhabere ... Vardiya nöbetçisi, tanık J.Ast. Bçvş O.C.'nin ise kışla nöbetçi amiri olarak görevli olduğu, sanık ... 'ın nöbet görevinin bulunmadığı,
15 Temmuz 2016 günü saat 22.20 22.30 sularında darbe konseyi tarafından Genel Kurmay'dan gönderilen izinli dahil tüm personelin görev başına gelmesi, özel kuvvetlerin Ankara'ya intikali, Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıklarına vekalet edecek personellerin isim listesini içeren harekat yıldırım kodlu mesajların sanık ...'ın nöbetçi olarak bulunduğu MEBS şubeye geldiği, mesajların çıktısını alan sanık ...'nin kışla nöbetçi amiri tanık O.C'ye bilgi verdiği, MEBS şubeye gelen tanık O.'nun sanık ...'den mesajları alarak alay komutanına bilgi vermek üzere gideceği sırada "sıkı yönetim direktifi konulu" mesajında geldiği, sıkıyönetim direktifli mesajın çıktısının da sanık ... tarafından tanık O.'ya verildiği, mesaj içeriğinden darbeye ilişkin olduğunu anlayan tanık O.'nun sanık ... ve orada bulunanlara beklemelerini söyleyerek, İl Jandarma Komutanının konutuna gittiği, sanık ...'nin diğer sanık ...'ı telefon ile arayarak mesajlardan bahsederek birliğe çağırdığı, sanık ...'ın da MEBS şubeye sanık ...'nin yanına geldiği, saat 22.45 sularında tanık O.'nun İl Jandarma Komutanı ile beraber birliğe döndüğü, Alay Komutanı ve Kırşehir İl Jandarma Komutanlığında Asayiş Şube Müdürü olarak görevli tanık M.C. tarafından yapılan değerlendirme sonunda "mesajların bir emir olmadığı, FETÖ mensupları tarafından gerçekleştirilen bir kalkışma olduğu değerlendirmesi yapılarak emre uymama kararı verildiği", İl Jandarma Komutanı ve tanık M.'nin aşağıda toplu olarak bekleyen personele "yapılanın bir kalkışma olduğu, Devletin ve milletin yanında oldukları, bu işin içerisinde olunmayacağı, mevcut durumun muhafaza edilmesi ve emrin kanunsuz olduğu, emirleri dışında hiçbir şey yapılmaması talimatı" verildikten sonra, Alay Komutanı ve tanık M.'nin saat 23:30 sıralarında Kırşehir Valiliğine gittikleri,
Gelen mesajların çekilmemesi alay komutanlığının emri dışında işlem yapılmaması yönündeki açık emre rağmen, sanıklar ... ve ...'ın gelen mesajları bağlı birliklere gönderilmesine karar verdikleri, sanık ... tarafından sıkıyönetim direktifi konulu mesajın 16.07.2016 saat 01:23'de sistem üzerinden bağlı ilçe jandarma komutanlıklarına çekildiği, 16.07.2016 günü saat 01:30 sıralarında alaya gelen tanık M.'nin mesajların bağlı jandarma komutanlıklarına çekildiğini öğrenmesi üzerine ilçe jandarma komutanlarını arayarak mesajların imha edilmesi emrini verdiği ve akabinde mesajların kanunsuz olduğu yönünde yeni bir emrin bağlı birliklere mesaj olarak gönderildiği,
a Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı MEBS Şube Müdürlüğünde İl Yönetim ... kısım amiri olarak görev yapan ve olay günü nöbetçi olmayan astsubay çavuş sanık ...'in, 15 Temmuz 2016 günü sanık ...'ın gelen mesajlar sonrası kendisini arayarak şubeye çağırması üzerine saat 23.00 sularında birliğe geldiği ve mesajlardan haberdar olduğu kısmi ikrar içeren savunması ile diğer sanık ...'ın beyanı ile sabittir. Tanık O.C'nin aşamalarda değişmeyen beyanından anlaşıldığı üzere sanık ...'in birliğe geldikten sonra mesajların ne yapılacağı konusunda kışla nöbetçi amirine ulaşmaya çalışmadığı, HTS kayıtları ile de bu hususun doğrulandığı anlaşılmıştır.
Tanık M.C.'nin beyanından da anlaşılacağı üzere Alay Komutanı tarafından darbe teşebbüsüne katılınmayacağı Devletin ve milletin yanında oldukları, hukuka aykırı emirlere uyulmayacağı yönündeki emirden haberdar olan sanık ...'in, darbe kalkışması ve faillerinin bir kısmının alenileşmesi, F 16 uçakları tarafından bombalama ve silahlı helikopter ile hava saldırılarının gerçekleştirilmesi, 16 Temmuz 2016 günü 00:05 sularında TRT'de Yurtta Sulh Konseyi imzasıyla darbe bildirisinin okutulması, 00:44 sularında Ankara'da Helikopterler tarafından ... Külliye bölgesine yönelik saldırılar başlatılması, 01:01 sularında Ankara Emniyet Müdürlüğüne savaş uçağı ve helikopterlerin saldırısı ve Milli Savunma Bakanının, "Bu, ... içinde bir cuntanın kalkışma girişimidir" şeklinde açıklama yapması sonrası, hem darbe girişiminden haberdar olduğu hem de darbe girişiminin kimler tarafından icra edildiğini gelen sıkıyönetim mesajlarından öğrendiği halde, sıkıyönetim direktifi mesajlarının bağlı alt birliklere çekilmesi konusunda sanık ... ile fikir birliğine vardığı ve bu karar doğrultusunda da sıkıyönetim direktifi mesajlarının 16 Temmuz 2016 günü saat 01.23'te diğer sanık ... tarafından bağlı alt birliklere çekildiği anlaşılmakla, sanık ...'in inkara dayanan savunmalarına itibar edilmemiştir.
b Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı MEBS Şube Müdürlüğünde MEBS vasıtaları işletmeni olan ve 15 Temmuz 2016 günü aynı şubede Muhabere ... Vardiya nöbetçisi olarak görevli olan uzman çavuş sanık ...'ın, 15 Temmuz 2016 günü saat 22.20 22.30 sularında sözde Yurtta Sulh Konseyi tarafından Genel Kurmay Başkanlığından gönderilen mesajların MEBS şubeye gelmesinden sonra, mesajların içeriğinden haberdar olduğu, diğer sanık ... ve tanık O. beyanı ile sabittir. Tanık O.'nun aşamalarda değişmeyen beyanından anlaşıldığı üzere sanık ...'ye mesajlar konusunda işlem yapılmaması talimatı verilmiş, sanık ... tarafından diğer sanık ... şubeye çağrıldıktan sonra sanıkların mesajlar konusunda ne yapılacağı hususunda kışla nöbetçi amirine ulaşmaya çalışmadıkları, HTS kayıtları ile de bu hususun doğrulandığı anlaşılmıştır.
Tanık M.C.'nin beyanından da anlaşılacağı üzere Alay Komutanı tarafından darbe teşebbüsüne katılınmayacağı Devletin ve milletin yanında oldukları, hukuka aykırı emirlere uyulmayacağı yönündeki emirden haberdar olan sanık ...'ın, darbe kalkışması ve faillerinin bir kısmının alenileşmesi, F 16 uçakları tarafından bombalama ve silahlı helikopter ile hava saldırılarının gerçekleştirilmesi, 16 Temmuz 2016 günü 00.05 sularında TRT'de Yurtta Sulh Konseyi imzasıyla darbe bildirisinin okutulması, 00.44 sularında Ankara'da Helikopterler tarafından ... Külliye bölgesine yönelik saldırılar başlatılması, 01.01 sularında Ankara Emniyet Müdürlüğüne savaş uçağı ve helikopterlerin saldırısı ve Milli Savunma Bakanının, "Bu, ... içinde bir cuntanın kalkışma girişimidir" şeklinde açıklama yapması sonrası, hem darbe girişiminden haberdar olduğu hem de darbe girişiminin kimler tarafından icra edildiğini gelen sıkıyönetim mesajlarından öğrendiği halde, sıkıyönetim direktifi mesajlarının bağlı alt birliklere çekilmesi konusunda sanık ... ile fikir birliğine vardığı ve bu karar doğrultusunda da sıkıyönetim direktifi mesajlarını 16 Temmuz 2016 günü saat 01.23 de bağlı alt birliklere çektiği anlaşılmakla, sanık ...'ın inkara dayanan savunmalarına itibar edilmemiştir.
Dairemizce dinlenilen tanık A.T.'nin beyanından anlaşılacağı üzere, sanık ...'ın 2014 yılı sonlarında Ş.A.'yı "..." adıyla tanık A.T. ile tanıştırdığı, sonrasında 2015 yılının Temmuz ayına kadar ... ve Ş.A.'nın ailecek tanık A.T. ile görüşme gayreti içerisine girdikleri, 2 3 kez ailece gerçekleşen bu görüşmelerde Ş.A.'nın kendisini hep lisede öğretmen "..." olarak bildirdiği, sanık ...'ın da Ş.'ye "..." olarak hitap ettiği belirlenmiş, Ş.A. ve sanık ... arasındaki irtibat HTS raporları ile doğrulanmıştır. Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden Ş.A. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün Yargıtay incelemesinde bulunduğu, Ş.O. ve M.B.U.'nun ifade ve teşhis işlemlerinde Ş.A.'nın Kırşehir'de askeri okul mezunu öğrencilerden sorumlu "..." kod adlı FETÖ mensubu olduğu anlaşılmıştır. Sanık ...'nin eşi ile Ş.'nin eşinin aynı hastanede hemşire olarak çalışmaları, uzun süre ailecek görüşmeleri nedeniyle sanık ...'nin, Ş.A.'nın gerçek ismini bilmemesinin hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, sanık ...'nin, Ş.A.'yı tanık A.T. ile "..." kod adı ile tanıştırmasının örgütle arasındaki irtibatının bir sonucu olarak kabul edilmiş, ayrıca Dairemizce tanık olarak dinlenilen H.T.'nin ifadesinin aksine sanık ...'ın örgütün askeri okul mezunu öğrencilerden sorumlu "..." kod adlı Ş.A. ile irtibatını devam ettirerek örgüt ile organik bağını sürdürdüğü tespit edilmiştir.
Sanıkların yukarıda anlatıldığı şekildeki eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde ülke çapında gerçekleştirilen Anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkı tek başına vahamet arz etmeyen, haklarında TCK'nın 24/1 4 ve 30. maddelerinin tatbik şartları da bulunmayan sanıkların eylemlerinin; elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkının tek başına vahamet arz etmemesi de nazara alındığında, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2 c) suretiyle (TCK'nın 309/1) maddesi kapsamındaki Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 ... ve 2017/1443 4758 sayılı, 03.04.2018 ... ve 2017/3800 2018/957 sayılı kararları ile benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
TCK'nın 311. madde gerekçesindeki açıklığa göre, Anayasal düzenini ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirme veya bu düzenin fillen uygulanmasını önleme amacını gerçekleştirmek için TBMM'ne ve T.C. Hükümetine yönelen saldırılar, bütün olarak Anayasayı ihlal suçunu oluşturacağı; Anayasayı ihlal suçunun tüm unsurlarıyla gerçekleştiği durumlarda, faillerin ayrıca TCK'nin 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları cihetine gidilemeyeceği,
TCK'nın 314. maddesinde tanımlanan suç, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup; amaç suç işlendiğinde fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan dolayı ayrıca cezalandırılmayacağından, sanıklar hakkında anılan suçlardan ayrıca hüküm kurulmamıştır.
Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı teör örgütü üyeliği suçlarından cezalandırılmaları istemi ile açılan kamu davasında;
Sanıkların, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan dolayı yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, suçun işleniş şekli, suç işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın amacı, eylemlerinin ve kastının yoğunluğu dikkate alınarak TCK'nin 309 maddesi gereğince cezalandırılmalarına, yüklenen suçun 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel cezanın aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 ... ve 328 520 sayılı, 04.11.2014 ... ve 373 485 sayılı kararlarında ve yerleşik birçok kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nin takdiri indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı değil serbest takdir sistemini benimsediği ve bunun bir sonucu olarak, sanık yararına takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisinin yargılamayı yapan hakime ait olacağının kabul edildiği, bu konuda takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, bütün kararlarda olduğu gibi takdir hakkının kullanılması konusunda da gerekçe gösterilmesi gerektiği benimsenmiştir. Dosyamıza konu somut olayda, yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan ilk derece mahkeme heyetinin sanığı birebir gözlemlediği ve hakkında takdiri indirim uyguladığı, bu bağlamda sanıkların Dairemizce yapılan yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın gelecekleri üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK'nin 62/1. maddesi gereğince cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle sanıkların eylemlerinin bütün olarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçunu oluşturduğu konusunda Dairemizce tam bir vicdani kanaat hasıl olduğun şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; kabulde ve gerekçede bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/1443 Esas, 2022/355 Karar sayılı kararında sanık ... ve sanıklar müdafiileri ile katılan T.C. ... vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:03