Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8622
2023/719
16 Şubat 2023
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/198 2021/136
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kırklareli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2019 tarih
2019/41 2019/387 sayılı kararı
SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,
Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya
görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,
Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya
görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,
silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber
örgüt adına suç işleme, emre itaatsizlikte ısrar
HÜKÜM: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına suç işleme suçları yönünden verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
Emre itaatsizlikte ısrar suçu yönünden verilen mahkumiyet
kararının kaldırılarak sanığın CMK'nın 223/2 a maddesi
gereği beraatine dair karar
ve Maliye Hazinesi vekilleri
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I Sanık hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber Örgüt Adına Suç işleme ve Emre İtaatsizlikte Israr suçlarından verilen hükümlere yönelik Maliye Hazinesi vekilinin, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçundan verilen hükme yönelik T.C.Cumhurbaşkanlığı'nın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Maliye Hazinesinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE,
II Sanık hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber Örgüt Adına Suç işleme ve Emre İtaatsizlikte Israr suçlarından verilen hükümlere yönelik Milli Savunma Bakanlığının, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber Örgüt Adına Suç işleme ve Emre İtaatsizlikte Israr suçlarından verilen hükümlere yönelik T.C. Cumhurbaşkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yargılama konusu suçlar yönünden katılanların suçların niteliği gereği suçtan doğrudan zarar gören sıfatı ve doğrudan davaya katılma hakkı bulunmadığından söz konusu hükümlere yönelik bölge adliye mahkemesi tarafından verilen 22.03.2021 tarihli, temyiz taleplerinin reddine dair ek karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, katına vekillerinin anılan ek karara karşı yaptığı başvuruların reddiyle, ek kararın ONANMASINA,
**III ** Sanık hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber örgüt adına suç işleme suçlarından sanık müdafiinin, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından T.C. Cumhurbaşkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A ) Genel olarak Anayasayı ihlal suçu ve somut darbe teşebbüsü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik ... bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/4 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B maddeleri, TCK'nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür.
B ) Somut Olayda;
Sanığın 15.07.2016 ve 16.07.2016 tarihlerinde İl Jandarma Komutanının izinde olması sebebi ile İl Jandarma Komutan vekili olarak görevde olduğu, sanığın aynı ... 22.55 sıralarında jandarma komutanlığına ulaştığı, 23.00 sıralarında sıkı yönetim emrinden haberdar olduğu, tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere gelen mesajların alt birimlere çekilmemesini herhangi bir işlem yapılmamasını söylediği, 23.30 sıralarında izinde bulunan İl Jandarma Komutanı ile görüştüğü, komutanın kendisine il valisinin telefonuna cevap vermesini söylediği, 23.40 sıralarında valilikle görüştüğü, valinin kendisini kriz merkezine çağırmasından sonra saat 23.52 de nizamiyeden çıktığı Kırklareli ilinde sözde sıkıyönetim komutanı olarak görevlendirilen Bekir ... ile telefonla görüşerek bilgi almaya çalıştığı, telefonda bilgi alamayınca tugaya Bekir ...'ın yanına gittiği, burada tanık beyanlarına göre 10 15 dakika kaldığı, tugaydaki görüşmenin akabinde ise saat 00.30 sıralarında valilikteki toplantıya katıldığı anlaşılmıştır.
C ) Hukuki Açıklamalar Ve Somut Olay Çerçevesinde Hükümlerin İncelenmesi:
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, temyizlerin kapsamı ve tüm dosya nazara alındığında;
Sanık ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar Sanık ...'un Kırklareli Valisi ...'in telefonundan sonra Kırklareli ilinde sözde sıkıyönetim komutanı olarak görevlendirilen ve mahkemece de hakkında TCK'nın 309/1. maddesi gereğince cezalandırılması yönüne gidilen sanık ... ile telefonla görüşmesi ve yanına gitmesi şüpheli bulunsa da, ... ile konuşma içeriklerinin bilinmediği, sanık ... 'in saat 00:30 sıralarında valilik kriz merkezine gittiği, tanık beyanlarından darbeciler tarafından gönderilen sözde sıkıyönetim direktiflerinin alt birimlere çekilmeyeceği emrini verdiğinin anlaşıldığı olayda; eylemlerin sanığın görev yaptığı bölgede darbeye teşebbüsü kolaylaştırdığı ve araç fiillerin işlenmesine katkı sağladığının ispatlanamadığının anlaşılması karşısında yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına suç işleme suçları yönünden sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi gösterilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafi ile katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:03