Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/10394
2023/64
16 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/161 E., 2019/663 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.12.2018 tarihli ve 2017/583 Esas, 2018/282 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/161 Esas, 2019/663 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hüküm fıkrasında sanık hakkındaki sonuç cezanın 3 YIL 1 AY 15 ... hapis olarak düzeltilmesi ve hüküm fıkrasına, “TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca sanığın 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 16.06.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın müdafiin temyiz istemi özetle; mahkemenin kanuna aykırı olarak teşekkül ettiğine, mahkumiyet kararının 230 uncu maddeye uygun gerekçe içermediğine, savunma hakkının kısıtlanmış olduğuna, hükmün hukuka aykırı elde edilen delillere dayandırıldığına, sanığa isnat edilen eylemlerin 5237 saylı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında kaldığına, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin yok sayıldığına, sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine yetecek derecede kesin, ikna edici ve inandırıcı delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi kanaatte etkin pişmanlık hükümleri de dahil olmak üzere lehe hükümlerin üst limitten uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'ün ... ilinde inşaat mühendisi olduğu, ticari faaliyetlerde bulunduğu, MASAK tarafından dosya içerisine gönderilen Mali Analiz Raporu incelendiğinde; sanığın çok sayıda banka nezdinde farklı hesapları bulunmakla beraber örgütün finans kuruluşu olan ... Katılım Bankası nezdinde de hesabının bulunduğu, söz konusu hesapların belirli yıllar bazında sürekli işlem hareketliliğinin mevcut olduğu, ... Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü tarafından dosya içerisine gönderilen yazı cevabı ve ekleri incelendiğinde sanığın 667 sayılı OHAL KHK'sı ile faaliyetten alıkonulan ...Teknik Elemanlar Derneği'ne (...) 2006 yılında üye olduğu, derneğin 30 Mayıs 2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda dernek denetim kurulu asil üyesi olarak seçildiği, tanık A.A'nın sanık ile uzak akraba olduğunu, sanığın Fetö/PDY silahlı terör örgütüne üye olup olmadığını bilmediğini, akrabalar ile toplu olarak bulundukları bir ortamda sanık ...'ın "bayramdan sonra çok büyük olaylar olacak" şeklinde ifade kullandığını, 15 Temmuz'u bir anlamda işaret ettiğini duyduğunu, ancak kimden duyduğunu bilmediğini, doğrudan herhangi bir örgütsel eylem ya da faaliyetlerini görmediğini beyan ettiği, tanık M.A'nın sanık ile uzak akraba olduğunu, herhangi bir ihbarda bulunmadığını, bildiği, tanıdığı insanlar olması nedeniyle bu yapılanmaya sempati duyduklarını düşündüğünü, sanığın örgütsel anlamda herhangi bir eylem ve faaliyetlerine şahit olmadığını, yalnızca çevrede konuşulanlar ile görmemekle beraber sosyal medyada yaptıkları paylaşımların bu yapıya sempati duydukları yönünde kendisinde bir kanaat uyandırdığını beyan ettiği, tanık M.N.T'nin sanığın eşinin çalıştığı okulda görev yaptığını, çok net olarak detaylarını hatırlayamamakla beraber sanıkları tanıyan biri tarafından kendisine, sanık ...'ın 15 Temmuzdan önce yakında her şey çok güzel olacak değişecek, rahatlayacağız şeklinde konuşmalar yaptığını ifade ettiğini, bu şahsın kim olduğunu şu an hatırlayamadığını, üzerinden zaman geçtiğini, sosyal medya da sanık arkadaşlığı olmadığını beyan ettiği, tanık Ö.K'nin sanık ...'ün anne tarafından uzak akrabası olduğunu, bayramdan bayrama görüştüğünü, herhangi bir samimiyeti olmadığını, aile arasında sanığın bu yapı ile bağlantılı olduğu veya sempati duyduğu konusunda herhangi bir şey duymadığını, atılı suça ilişkin herhangi bir bilgisi ve görgüsü olmadığını, A.A'nın yeğeni ile ...'ün yeğeninin evli olduğunu, 4 5 yıl önce aralarında aile içi kavga yaşandığını, A.A'nın bu kavganın nedeni olarak ... ve ...'ü gördüğünü, bu nedenle aralarında bir husumet olduğunu bildiğini beyan ettiği, mahkememizin 2018/25 Esas sayılı dosyasında sanık sıfatıyla yargılaması devam eden B.T'nin 27.02.2018 tarihli savunma dilekçesinde, sohbet hocalarını açıkladığı bölümde sanık ...'ün isminin de yer aldığı, parantez içerisinde açıklama olarak (... üyesi, sohbet hocası) olarak sanığın adını belirttiği, ... İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü'nün düzenlemiş olduğu 10.01.2018 düzenleme tarihli ByLock araştırma tutanağı sonucu raporuna göre sanık adına abonelik kaydı bulunan (0532) (...) (...) (...) nolu GSM hattı üzerinde ...; İMEİ numaralı mobil cihazda 24.02.2015 tarihinde ByLock tespiti yapıldığı, karşı IP bilgilerini gösterir şekilde CMK'nın 135 nci maddesi uyarınca iletişimin tespiti ile ilgili kayıtların mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup BTK'dan gelen yazı cevabı incelendiğinde sanığın 24.02.2015 19.01.2016 tarihleri arasında (0532) (...) (...) (...) nolu GSM hattı üzerinden ByLock uygulamasına 1385 defa erişim sağladığı, ByLock'a erişim sağladığı tarihlerde sinyal bilgisi alınan baz istasyonlarının sanığın iş yeri ve ikamet adresi ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın kovuşturma evresinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteğinde bulunduğu, yargılamanın devam eden aşamalarında mahkememizde pişmanlığını dile getirerek örgütün yapısı ve işleyişi, dernek üyeliği, örgütün gizli haberleşme amacıyla kullandığı ByLock programını kullandığını, yüklemeyi nasıl yaptığını, ByLock uygulamasını yüklemek istediği zaman kimlerin kendisine yardım ettiğini detaylı şekilde anlattığı, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalara katkısı göz önünde bulundurularak sanık hakkında etkin pişmanlık hükmü gereğince indirim yapılırken takdiren 1/2 oranında indirim yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
Sanığın yukarıda ayrı bir başlık altında açıklandığı örgüt üyelerince kullanılan ByLock isimli gizli haberleşme programını cep telefonuna yükleyerek kullandığı, örgüt iltisakı nedeniyle OHAL KHK'ları ile faaliyetine son verilen derneğe 2006 yılında üye olduğu, 30 Mayıs 2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı sonucunda dernek denetim kurulu asil üyesi olarak seçildiği anlaşılmakla örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, anılan eylemlerinin örgüt üyeliği suçu bakımından aranan eylem yoğunluğu karşıladığı sabit kabul edilerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza mahkumiyetine dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık ... hakkında dosya kapsamına alınan MASAK rapor içeriğinin incelenmesinde; sanığın örgütün finans kuruluşları arasında bulunan Bank ... isimli banka nezdinde hesabının bulunduğu, ancak bu hesapta belirli yıllar bazında sürekli işlem hareketliliğinin mevcut olduğu, hesaba giren tutarların sanığın ticari iş ve faaliyetleri ile ilgili olduğu, talimat üzerine para girişi olduğuna ilişkin herhangi bir kesin ve somut delil bulunmadığı, bununla birlikte sanık tarafından yapılan havale ve eft işlemlerinde her ne kadar hakkında inceleme yapılan şirketler ile sanığın irtibatı tespit edilmiş ise de bu irtibatın ve para alışverişinin örgütsel faaliyet kapsamında olduğuna dair bir tespit yapılamadığı gerekçesi ile bu hususlar hükme esas alınmamıştır.
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca; 5237 sayılı TCK'nın 61 inci maddesinde belirtilen suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, eylemlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve sürekliliği, amaç ve saiki göz önünde bulundurularak alt ceza sınırından ayrılmayı gerektirir somut bir neden görülmemiş, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 3 üncü maddesi ile atfı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'un 5/1 maddesi uyarınca sanığın işlediği suçun terör suçu olarak düzenlendiği anlaşıldığından sanığa verilen cezada yarı oranında arttırım yoluna gidilmiş, sanığın etkin pişmanlık göstererek örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiği anlaşılmakla verdiği bilgilerin niteliği göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK'nın 221/4 maddesi uyarınca sanığa verilen cezada takdiren 1/2 oranında indirim yoluna gidilmiş, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, suçun işlendiği tarihteki durumu göz önüne alındığında sabıkasız geçmişi de dikkate alınarak takdiren ceza indirimi yapılarak sonuç ceza belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında, yine 14.07.2017 tarih ve 2017/1443 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'un sanık tarafından kullanıldığı, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Bu hali ile; hiyerarşik yapıya dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmesi ile, hüküm oluşturulurken temel ceza 5 yıl hapis cezası olarak belirlendikten sonra 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yarı oranında artırım yapıldığında 7 yıl 6 ay hapis cezası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yoluna gidilerek 3 yıl 9 ay hapis cezası bulunması, akabinde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uygulandığında 3 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası olarak netice cezanın belirlenmesi gerekirken; mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve uygulama sonucunda netice cezanın 2 yıl 13 ay 15 ... hapis cezası olarak belirlenip eksik ceza tayini yapıldığı, ancak verilen bu hüküm dolayısıyla Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık hakkında aleyhe istinaf başvurusunda bulunulması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği ve Dairemizce evrak üzerinden düzeltilebileceği sonucuna varılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hüküm fıkrasında sanık hakkındaki sonuç cezanın 3 YIL 1 AY 15 ... hapis olarak düzeltilmesi ve hüküm fıkrasına, “TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca sanığın 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan örgütle iltisaklı ... Teknik Elemanlar Derneği'nde( ...) denetim kurulu asil üyelik görevini yürüten, örgütsel toplantılara katılarak sohbet hocalığı yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Diğer delillerin ve sanığın tevil yollu ikrarının, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden sanığın ByLock kullandığına ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmemesi sonuca etkili görülmemiş, şartları oluşmadığı halde belirlenen cezanın etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca indirilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/161 Esas, 2019/663 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:11