Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/15484
2023/62
16 Ocak 2023
T U T U K L U
T A H L İ Y E T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/912 E., 2021/1344 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; istinaf başvurusunun esastan reddi,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2021 Tarihli ve 2020/145 Esas, 2021/138 Karar Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında;
1.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 08.07.2021 Tarihli ve 2021/912 Esas, 2021/1344 Karar Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında;
-
Resmi belgede sahtecilik suçundan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
-
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek 2 nci bendinin ikinci paragrafından sonra gelmek üzere; "Sanığın duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları/duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışının bulunmaması, geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alındığında cezasından indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığından, hükmedilen cezasından 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına." cümlesi yazılmak suretiyle düzeltilerek esastan reddine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebebi
İstinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, hukuka kesin aykırılık hallerinden CMK'nın 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d), (g), (h) ve (i) bendlerine aykırı davranıldığına, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen özel soruşturma usulüne ve 5271 sayılı Kanun'a aykırı davranıldığına, savunma hakkının kısıtlandığına, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğuna, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, ByLock delilinin usulüne uygun bir delil olmadığına ve tarafınca kullanılmadığına, tanık F. B.'nin anlatımlarını doğrulayan delil bulunmadığına, alt sınırdan yersiz uzaklaşılarak fazla ceza tayin edildiğine, mahkeme kararının çelişki ve tutarsızlıklarla dolu olduğuna, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesine,
B. Sanık müdafiinin temyiz sebebi
İstinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine aykırı davranıldığına, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğuna, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, hükmün hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayandırıldığına, ByLock delilinin usulüne uygun bir delil olmadığına, mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine uygun gerekçeyi içermediğine, 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin uygulanması gerektiğine, daha önceden Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanık hakkında soruşturma ve dava şartları gerçekleşmediğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, son olarak Denizli Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun; 16.07.2016/345 tarih/sayılı kararı ile görevinden uzaklaştırıldığı, 24.08.2016/426 tarih/sayılı kararı ile de meslekten ihraç edildiği, sanığın adına kayıtlı olan ... 09 68 numaralı GSM hattında, ... IMEI numaralı cep telefonuna takılı olarak kullanıldığı dönem içerisinde (24.02.2015 ilk tespit tarihi) örgütün gizli haberleşme sistemi olan ByLock programı kullanıldığının tespit edildiği, 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; ... 09 68 numaralı GSM hattının, ...(7) IMEI numaralı cihaz ile, 24.02.2015 ile 26.03.2015 tarihleri arasında, 2 farklı günde toplamda 25 defa, Denizli ilinde kurulu baz istasyonlarından sinyal alarak ByLock sunucularına bağlandığı, ... 09 68 numaralı GSM hattının GPRS ve HIS(CGNAT) kayıtlarının aynı IMEI numaralı cihaz üzerinden gerçekleştirildiği, GPRS ve CGNAT kayıtlarında IMEI numaralarının eşleştiği, GPRS DATA iletişimi esnasında sinyal alınan baz istasyonu bilgileri ile HIS(CGNAT) kayıtlarındaki baz istasyonu bilgilerinin birbiri ile uyumlu olduğu, söz konusu bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere sanığın, ... 09 68 numaralı GSM hattı üzerinden tespit edilen ByLock programını kullandığının teknik verilerle tespit edildiği, yine sanığın, dosyada mevcut olan 261039 ID numaralı, kullanıcı profil bilgileri; "Kullanıcı Adı: ..., son online tarihi: 27/03/2015" şeklinde olan ekleyenlerin; " ..." şeklinde isim/roster verdikleri ByLock programını kullandığı, kullanıcı adı kısmında yer alan "09" ibaresinin, sanığın da memleketi olan Aydın ilinin plaka kodu olduğu, yine "20" ibaresinin de sanığın son olarak görev yaptığı yer olan Denizli ilinin plaka kodu olduğu, sanığın kullandığı söz konusu ... ID numaralı ByLock hesabının kişi listesinde, örgüt içerisinde, sanığın da dahil olduğu bazı hakim ve savcılardan sorumlu imam konumunda olan V. D.'nin kullandığı ... ID numaralı ByLock hesabının ekli olduğu, V. D. isimli şahsın kaçak durumda olması sebebiyle mahkemece dinlenemediği, V. D.'nin kullandığı ... ID numaralı ByLock programına ait tespit ve değerlendirme tutanağının dosya arasına alındığı, ... ID numaralı ByLock hesabının kişi listesinde de çok sayıda hakim ve savcının kullandığı ByLock hesapları ile sanığın kullandığı ... ID numaralı ByLock hesabının ekli olduğu, tanık F. K.'nın beyanlarından anlaşıldığı üzere; sanık ile 2014 ile 2015 yıllarında İdris kod adını kullanan V. D. isimli şahsın düzenlemiş olduğu örgütün sohbet adını verdiği toplantılara katıldıkları ve V. D.'nin kendilerine HSK seçimleri öncesinde ByLock yüklü bir tablet verdiği, her ne kadar tanık mahkeme huzurunda söz konusu tableti sanığa verip vermediğini hatırlamadığını beyan etse de, müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla alınan önceki ifadesinde; V. D. isimli şahsın örgüt içerisinde bir kısım hakim ve savcılardan sorumlu olan hakim savcı imamı olduğunu, V. D. isimli şahsın düzenlemiş olduğu örgütün sohbet adını verdiği toplantılara katıldıklarını ve katıldıkları sohbet toplantılarında maaşlarının %5'i ile %10'u arasında değişen oranda himmet toplandığını, V. D.'nin kendilerine ByLock programını indirmelerini söylediğini, buradan ... kod adlı V. D. ile irtibat kurduklarını, HSK seçimlerinden önce V. D. isimli şahsın kendilerine getirdiği ByLock programı yüklü olan tableti, kendisinin, sanığın, M. M., Ö. A. ve N. K. isimli şahısların birlikte kullandıklarını beyan ettiği, mahkemece, sanığın aleyhine beyanda bulunmasını gerektiren bir sebep olmayan tanığın, bu hususta, müdafii huzurunda alınan önceki beyanlarına itibar edildiği, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen rapora göre; dijital materyallerde, örgüt elebaşına ait videolar, örgüt üyelerinin birbirleri ile haberleşmek için kullandıkları Falcon, Eagle, Kakao ve Tictoc Plus isimli uygulamalara ait veri kalıntıları bulunduğu, örgüte müzahir olan RotaHaber ve ...Haber isimli internet sitelerine erişim yapıldığının belirlendiği, ikametinde yapılan aramada örgüte ait yayınevleri tarafından basılan kitapların bulunduğu, dosya arasında bulunan ve sanığın kullanımında olan GSM hatlarına ait HTS verileri esas alınarak düzenlenen HTS (kovan) analiz raporundan da anlaşıldığı üzere; haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili işlem yapılan bir çok kişi ile irtibatı olduğu, her ne kadar sanık savunmasında suçlamaları kabul etmese de yukarıda açıklanan deliller neticesinde savunmasına itibar edilmediği, sanığın eylemlerinin niteliği, çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu da dikkate alındığında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün hiyerarşik yapısına örgüt üyesi olarak dahil olduğu anlaşıldığından,
Sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği gözetilerek, 5237 sayılı TCK nın 61. maddesi de dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK nın 314/2. maddesi gereğince cezanın belirlenmesinde alt sınırdan yeterli oranda uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi cihetine gidilmiş,
Sanığa atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı yasanın 5/1 maddesi gereğince cezasının 1/2 oranında artırılmasına,
Sanığın, hakkındaki soruşturmaya rağmen uzun süre teslim olmaması ve çıkartılan yakalama kararı gereğince yakalanması, üzerine atılı suçu işlediği tarihten karar tarihine kadarki davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenler bulunmadığından TCK'nın 62/1. maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına,
5237 sayılı TCK'nın 53/1 2 3 maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda, belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilen sürelerin TCK'nun 63. maddesi gereğince cezadan mahsubuna, verilen cezaların TCK'nun 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunup bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden;
İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Ve Müdafiinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçuna Yönelen Temyiz Sebepleri Yönünden;
Sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin birinci fıkrasının e bendi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde İlk Derece Mahkemesince belirlenen 7 yıl 15 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanmak suretiyle 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezasına indirilmesi hukuka aykırı ise de; anılan uygulamanın sanık lehine olması ve aleyhe temyiz de bulunmaması hususları gözetilerek 5271 sayılı Kanunun 290 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki emredici düzenleme kapsamında değerlendirilen iş bu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamıştır.
1.Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2021 tarihli ve 2020/159 Esas, 2021/252 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; Hâkim ve savcılarla ilgili olarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 82 ve müteakip maddelerine göre "görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlardan dolayı" soruşturma yapılması izne bağlanmış, aynı Kanunun 90. maddesi gereğince birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar için Yargıtayın ilgili ceza dairesi, birinci sınıfa ayrılmayan hâkim ve savcılar için de bağlı bulundukları yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi kovuşturma mercisi olarak belirlenmiştir. Hâkim ve savcıların kişisel suçları ile ilgili soruşturma, görev yerlerine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılır. Bu suçlar yönünden kovuşturma mercisi aynı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesidir(2802 sayılı Kanun'un 93. maddesi). Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlinde ise soruşturma genel hükümlere göre bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacaktır. (Aynı Kanunun 94. maddesi) Hâkim ve savcıların görev suçları yanında görev sırasında işledikleri suçlar yönünden de özel soruşturma usulü benimsenmiştir. Ancak bu kuralın iki istisnası bulunmaktadır: ağır cezalık suçüstü hâli ve Türk Ceza Kanunu'nun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316. maddelerinde yer alan suçların işlendiği iddiasıyla yapılan soruşturmalardır(CMK'nın 161/8. maddesi).
Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğine; sanığın görev suçu olmayan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı nazara alınarak, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen özel soruşturma usulüne ve 5271 sayılı Kanun'a aykırı davranılmadığı anlaşılmakla, incelenen hükümde bu yönden hukuka aykırılık saptanmamıştır.
3.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığının tespit edildiği, bu kapsamda, sanığın, dosyada mevcut olan ... ID numaralı, kullanıcı profil bilgileri; "Kullanıcı Adı: ..., son online tarihi: 27/03/2015" şeklinde olan ekleyenlerin; " ..." şeklinde isim/roster verdikleri ByLock programını kullandığı, kullanıcı adı kısmında yer alan "09" ibaresinin, sanığın da memleketi olan Aydın ilinin plaka kodu olduğu, yine "20" ibaresinin de sanığın son olarak görev yaptığı yer olan Denizli ilinin plaka kodu olduğu, sanığın kullandığı söz konusu ... ID numaralı ByLock hesabının kişi listesinde, örgüt içerisinde, sanığın da dahil olduğu bazı hakim ve savcılardan sorumlu imam konumunda olan V. D.'nin kullandığı ... ID numaralı ByLock hesabının ekli olduğu, V. D. isimli şahsın kaçak durumda olması sebebiyle mahkemece dinlenemediği, yine bazı hakim ve savcılardan sorumlu mahrem imam konumunda olan V. D.'nin kullandığı ... ID numaralı ByLock hesabına sanığın ekli olduğu, hem sanığın kullandığı söz konusu ... ID numaralı, hem de V. D.'nin kullandığı ... ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulduğu, tanık F. K.'nın müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla alına ifadesinde; V. D. isimli şahsın örgüt içerisinde bir kısım hakim ve savcılardan sorumlu olan hakim savcı imamı olduğunu, V. D. isimli şahsın düzenlemiş olduğu örgütün sohbet adını verdiği toplantılara katıldıklarını ve katıldıkları sohbet toplantılarında maaşlarının %5'i ile %10'u arasında değişen oranda himmet toplandığını, V. D.'nin kendilerine bylock programını indirmelerini söylediğini, buradan İdris kod adlı V. D. ile irtibat kurduklarını, HSK seçimlerinden önce V. D. isimli şahsın kendilerine getirdiği ByLock programı yüklü olan tableti, kendisinin, sanığın, M. M., Ö. A. ve N. K. isimli şahısların birlikte kullandıklarını beyan ettiği, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen rapora göre; dijital materyallerde, örgüt elebaşına ait videolar, örgüt üyelerinin birbirleri ile haberleşmek için kullandıkları Falcon, Eagle, Kakao ve Tictoc Plus isimli uygulamalara ait veri kalıntıları bulunduğu, örgüte müzahir olan ... Haber ve ... Haber isimli internet sitelerine erişim yapıldığının belirlendiği, ikametinde yapılan aramada örgüte ait yayınevleri tarafından basılan kitapların bulunduğu anlaşılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz yargı yapılanması içerisinde yer alıp oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullanan, dijital materyallerinde örgüt üyelerinin birbirleri ile haberleşmek için kullandıkları Falcon, Eagle, Kakao ve Tictoc Plus isimli uygulamalara ait veri kalıntıları bulunan, tanık anlatımlarına göre de; 2014 2015 yıllarında İdris kod adını kullanan V. D. isimli şahsın düzenlemiş olduğu örgütün sohbet adını verdiği örgütsel nitelikteki toplantılara katılan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
5.Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarından da anlaşılacağı üzere; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanık hakkında, Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2021 tarihli ve 2020/145 Esas, 2021/138 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.07.2021 tarihli ve 2021/912 Esas, 2021/1344 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:11