Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6259
2023/580
20 Şubat 2023
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/772 2020/1884
İLK DERECE MAHKEMESİ: *Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2020 tarih ve 2019/414 *
2020/119 sayılı kararı
KATILANLAR: 1 TBMM Başkanlığı, 2 T.C. ...
..., ..., ...
SUÇ: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: 1 Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı; CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik T.C ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurularının CMK’nın 279/1 b maddesi gereğince reddi
2 Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından CMK'nın 223/2 a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
3 Sanık ... hakkında; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan TCK'nın 30/3, 24/1 4, CMK'nın 223/3 d maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
4 Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı; TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK 39/1 2.c, 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
5 Sanık ... hakkında; TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I A) Sanık ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından katılanlar T.C. ... ve TBMM Başkanlığı'nın doğrudan zarar gören sıfatları ve davaya katılma hakları bulunmadığından, bölge adliye mahkemesinin CMK'nın 279/1 b maddesi uyarınca verdiği istinaf başvurusunun reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün olmadığından, itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunduğundan temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
B ) Sanık ... hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik T.C. ... vekilinin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik TBMM Başkanlığı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu bakımından katılan T.C. ...'nın, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu bakımından TBMM Başkanlığı'nın doğrudan zarar gören sıfatları ve davaya katılma hakları bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
C ) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkındaki ilk derece mahkemesi kararlarına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebi bulunmadığının anlaşılması karşısında; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanıklarla ilgili bölge adliye mahkemesince verilen esastan reddine dair karara yönelik temyiz yoluna başvuru hakkı olmadığından, temyiz talebinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
D ) Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ilk derece mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının CMK'nın 286/2 h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, sanık müdafii ile T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
II ) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan, sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından takdiren 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Diğer temyiz talepleri ile ilgili olarak temyizin reddi sebepleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A ) Genel olarak Anayasayı ihlal suçu ve somut darbe teşebbüsü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik ... bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2 c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/4 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3 B maddeleri, TCK'nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür.
B ) Bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen dosyaya konu olaylar:
15 Temmuz 2016 tarihinde ülke genelinde meydana gelen darbe girişimi kapsamında, Kars ili Sarıkamış ilçesinde bulunan 9. Komando Tugay Komutanlığı'na bağlı çok sayıda askerin tam teçhizatlı olarak zırhlı araçlar ile ilçe merkezinin muhtelif noktalarında konuşlandığı, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların kuşatıldığı, Sarıkamış İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün işgal edildiği, bir kısım kamu görevlisinin rehin alındığı, ilçe merkezindeki bir kısım yolların ve kavşakların ulaşıma kapatıldığı, sivil araç ve yayaların geçişine engel olunduğu, darbe girişimine tepki gösteren vatandaşların sindirilmesi ve dağıtılması amacıyla havaya ateş açıldığı, söz konusu eylemlere dahil olan askerlerin bir kısmının 9. Komando Tugayı Lojistik Destek Taburu Ulaştırma Oto Bölük Komutanlığı'na bağlı askerler olduğu,
Kars ili Sarıkamış ilçesinde bunan 9. Komando Tugayı Lojistik Destek Taburu Ulaştırma Oto Bölük Komutanlığı'nda görevli;
Sanık ...'ın üsteğmen rütbesi ile bölük komutanı olarak görev yaptığı, olay günü saat 21.00 sıralarında kışla nöbetçi amiri olan Yüzbaşı ...'in sanığa acil durum alarmı olduğunu söylediği ve tüm bölük personelinin içtima alanında toplaması emrini verdiği, bunun üzerine sanığın kışlada bulunan bölük personeline içtima alanında toplanılması emrini verdiği, bir süre sonra Lojistik Şube Müdürü Yüzbaşı ...'ın sanığı arayarak tüm zırhlı araç şoförlerinin çağrılması emrini verdiği, bunun üzerine sanığın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin acil kışlaya gelmelerini emrettiği, bir süre sonra zırhlı araç şoförleri olan Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ..., Uzman Onbaşı ..., Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ..., Uzman Çavuş ... ve Uzman Çavuş ...'ın kışlaya geldiği, saat 22.00 sıralarında ...'ın sanığı aradığı ve tüm araçları General ... (Kop Savaş) Kışlası'nın önüne göndermesini emrettiği, bunun üzerine sanığın şoförlere anılan yere gitmeleri emrini verdiği, ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın verilen emir doğrultusunda zırhlı araçlar ile Kop Savaş Kışlası'na gittikleri, sanığın 22.47'de diğer sanıkların da yer aldığı bölüğün Whatsapp grubunda Harekat Yıldırım isimli sözde sıkıyönetim emrini paylaştığı, sanığın emriyle Kop Savaş Kışlası'na giden bir kısım zırhlı araç sürücüsünün Kop Savaş Kışlası'nda bulunan tam teçhizatlı askerleri araçlarına alarak ilçe merkezine götürdükleri, ilçe merkezinin muhtelif noktalarında konuşlanarak sözde sıkıyönetim kapsamında ilan edilen sokağa çıkma yasağını hayata geçirmek maksadıyla faaliyette bulunduğu, ... beyanlarına göre sanığın örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı, HIS (CGNAT) kayıtlarına göre örgütün gizli iletişim ağı olan Bylock programının sunucularına erişim sağladığı ve el konulan dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemeden Bylock programına ait kalıntılar tespit edildiği, askeri mahrem yapılanması içerisinde örgütsel haberleşmede kullanılan ankesörlü/sabit telefonlardan ardışık şekilde arandığı,
Sanık ...'ın uzman çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yaptığı, suç tarihinde komutanı ...'ın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin kışlada toplanması yönünde emir vermesi üzerine kışlaya gittiği, yine ...'ın emri ile zırhlı araca binerek Kop Savaş Kışlasına gittiği, sanığın sevk ve idaresindeki araca Astsubay ...'ın ve komutasındaki teçhizatlı askerlerin bindiği, ilçe merkezindeki ... Market isimli iş yerinin önüne intikal ettikleri, ... ve askerlerinin araçtan indikleri, bir süre sonra vatandaşların toplanmaya başladığı, "asker kışlaya" şeklinde slogan attıkları, ...'ın ...'a orduevinde bulunan askerlerin birliklerine götürülmesi yönünde emir verdiği, bunun üzerine ...'ın toplamda 3 sefer olmak üzere orduevinde bulunan askerleri birliklerine götürdüğü, daha sonra herhangi bir emir gelmemesi üzerine tugay karargahının bahçesinde beklemeye başladığı,
Sanık ...'ın uzman çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yaptığı, suç tarihinde komutanı ...'ın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin kışlada toplanması yönünde emir vermesi üzerine kışlaya gittiği, yine ...'ın emri ile zırhlı araca binerek Kop Savaş Kışlasına gittiği, sanığın sevk ve idaresindeki araca Yüzbaşı ... ve komutasındaki 11 tam teçhizatlı askerin bindiği, ...'in emri ile ilçe merkezinde bulunan İş Bankası'nın önüne intikal ettikleri, ...'in askerleri araçtan indirerek farklı noktalarda konuşlandırdığı, sanığa aracı yolu kapatacak şekilde park etmesini emrettiği, sanığın aracı sivil araç ve yayaların geçişini engelleme maksadıyla yolu kapatacak şekilde konumlandırdığı, ...'in çevredeki vatandaşlara evlerine dönmeleri yönünde uyarılarda bulunduğu, bir süre sonra vatandaşların toplanmaya başladığı, "asker kışlaya" şeklinde sloganlar attıkları, vatandaşların baskısı sonucu sanığın ve yakınında bulunan birkaç askerin birlikte kışlaya döndükleri,
Sanık ...'ün uzman çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yaptığı, sanığın suç tarihinde komutanı ...'ın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin kışlada toplanması yönünde emir vermesi üzerine kışlaya gittiği, yine ...'ın emri ile zırhlı araca binerek Kop Savaş Kışlasına gittiği, sanığın sevk ve idaresindeki araca 12 teçhizatlı askerin bindiği, ilçe merkezinde bulunan .... Market isimli iş yerinin önüne intikal ettikleri, bu esnada ilçe merkezinde başkaca bir askeri unsurun bulunmadığı, bir grup vatandaşın toplanmış olduğu, askerlerin araçtan indiği, akabinde ...'ün kışlaya döndüğü, sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ilişkin alınan rapor içeriğinde yer alan Whatsapp mesaj içeriklerine göre de sanığın saat 23.21'den itibaren darbe girişiminden haberdar olduğu,
Sanık ...'nın Uzman Çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yaptığı, sanığın suç tarihinde komutanı ...'ın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin kışlada toplanması yönünde emir vermesi üzerine kışlaya gittiği, yine ...'ın emri ile zırhlı araca binerek Kop Savaş Kışlasına gittiği, sanığın sevk ve idaresindeki araca Üsteğmen ... ve komutasındaki teçhizatlı 11 askerin bindiği, ...'nın emri üzerine ilçe merkezinde bulunan İş Bankası'nın önüne intikal ettikleri, burada ... ve komutasındaki askerlerin araçtan indiği, ...'nın bir grup askeri araca alarak kışlaya döndüğü, ...'ın ...'ya orduevinde bulunan unsuru alarak kendi birliklerine bırakması emrini verdiği, bunun üzerine ...'nın verilen emir doğrultusunda ordu evinde bulunan unsuru alarak birliklerine götürdüğü ve saat 03.00 sıralarında kışlaya döndüğü,
Sanık ...'in uzman çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yaptığı, sanığın suç tarihinde komutanı ...'ın bölüğün Whatsapp grubundan tüm zırhlı araç şoförlerinin kışlada toplanması yönünde emir vermesi üzerine kışlaya gittiği, yine ...'ın emri ile zırhlı araca binerek Kop Savaş Kışlasına gittiği, burada kendisine verilen emir doğrultusunda tugay karargahının bahçesine giderek beklemeye başladığı, kışla dışarısına çıkmadığı, ikame olunup usulünce tartışılan delillere uygun biçimde kabul edildiği anlaşılmaktadır.
C ) Hukuki açıklamalar ve somut olay çerçevesinde hükümlerin incelenmesi:
Sanıklara müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince;
Derece mahkemelerince sübutu kabul edilen olayın, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkânını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan ve keza aralarında geçitli/müterakki suç ilişkisi nedeniyle aynı Kanunun 314. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığından;
1 ) Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan, sanık ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın eylemleri ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uygun yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirmek suretleriyle uygulandığı, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı; örgütsel bağı ortaya konulamayan, darbe teşebbüsünü önceden bildiği kanıtlanamayan ve darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini yerine getiren veya kolaylaştıran herhangi bir icrai harekette bulunmayan sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından eylemlerinin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçe gösterilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ve katılanlar T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1. Maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2 ) Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Olay tarihinde uzman çavuş rütbesi ile zırhlı araç sürücüsü olarak görev yapmakta olup kendilerine verilen emir doğrultusunda sürücüsü oldukları zırhlı araçlar ile darbe girişiminde bulunan askerleri birliklerinden alarak ilçe merkezine ve ordu evinden alarak birliklerine nakleden, verilen emirlerin gerçek amacını önceden bildikleri kanıtlamayan ve örgütsel itibarları tespit edilmeyen, sözde sıkıyönetim kapsamında ilan edilen sokağa çıkma yasağının hayata geçirilmesine yönelik yol kesme veya vatandaşların seyahat hürriyetine müdahale etme gibi eylemlerde bulunmayan sanıkların, işledikleri fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen, esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen "konusu suç teşkil eden emrin ifası" nın, askeri hiyerarşi içinde mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkelerinin sonucu olarak bağlayıcı olduğu hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşüp düşmedikleri; olağan dönemlerde de aranan, failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterlerin, siyasi tarihi itibariyle darbe geleneğinin demokrasi kültüründen daha baskın olduğu ülkede suç tarihi itibariyle yaşanan kalkışmanın olağanüstü şartları nazara alınarak değerlendirilmesi, mevcut irade ve bilgilerini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından değerlendirmeye tabi tutulduğunda hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüklerinin kabul edilmesi gerekmekle, kaçınılmaz için yanılgısı kusuru tamamen ortadan kaldıracağından TCK m. 30/4 maddesi delaletiyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/3 d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafiileri ile katılanlar T.C. ... ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:32:35