Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/32995
2023/561
14 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/102 E., 2021/474 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2019 tarihli ve 2019/457 Esas 2019/503 Karar sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince verilen beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1 Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2019 tarihli ve 2019/457 Esas 2019/503 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
2 Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/102 Esas 2021/474 sayılı Kararı ile O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3 Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, "...sanık ...'nın girmiş olduğu İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 07.08.2009 tarihli Polis Koleji sınavından önce FETÖ/PDY terör örgüt mensuplarından soru ve cevapları elde ettiği, bu hususun düzenlenen bilirkişi raporları ile anlaşıldığı, sınavda önceden öğrendiği işaretlemeleri yapıp sınavı kazanarak ve kamu kurumu olan ... Polis Akademisini/Kolejini aldatarak, Polis Kolejinde eğitime başladığı, bu şekilde okuldan ayrılıncaya kadar temeli hukuksuz olan bir sınava dayalı olarak usulsüzce atandığı kamu görevi nedeniyle haksız şekilde maaşlar almak suretiyle kamuyu zarara uğrattığı; bu suretle sanığın üzerine atılı bulunan "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediği..." şeklindedir
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince "...Her ne kadar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2019 tarih 2019/38800 Soruşturma, 2019/42907 Esas, 2019/8835 sayılı iddianamesi ile sanık ...'nın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, 53/1, 58/9 maddeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan TCK'nın 220/4. maddesi delaletiyle TCK'nın 158/1 e, 43/1, 53/1. maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de;
Sanık ...'nın 2009 yılında polis kolejine giriş sınavına girerek, 100 üzerinden 68,67 puan alarak sınavı 191. Asil Erkek olarak kazandığı, 23.09.2009 kayıt yaptırdığı, Polis Kolejini 14.06.2013 tarihinde bitirerek devamında Polis Akademisine 16.07.2013 tarihinde kayıt yaptırdığı, 10.04.2015 tarihinde 6638 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi kapsamında Güvenlik Bilimleri Fakültesinden ilişiği kesildiği anlaşılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının hazırladığı 17.08.2016 tarihli rapor kapsamına göre sanığın müfredat dışı sorulara verdiği cevaplar incelendiğinde Matematik testinden 2, Fen ve Teknoloji testinden 9, Sosyal Bilgiler testinden 1, Yabancı Dil Testinden 0 soruya doğru cevap vererek toplamda 12 müfredat dışı soruya doğru işaretlediği, ayrıca hatalı olduğu değerlendirilen Matematik testindeki 43. soruda da doğru cevabı işaretlediği, cevap örüntüsü benzeyen aday sayısının ise 5 olduğu, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim üyelere tarafından hazırlanan 22.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın 2 kritere takılarak kuvvetli şüpheli olduğunun iddia edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı görevlilerince imaj alma işlemi gerçekleştirilen ... SD kart içeriğindeki dijital veri üzerinde yapılan incelemelerde; Polis Akademisi/Koleji öğrencilerinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği ve personelin örgüt mensubiyeti ile ilgili derecelendirmelerin yer aldığı tespit edilmiştir." şeklinde cevap verilip ekinde bulunan 18.03.2019 tarihli veri inceleme raporunda; sanık hakkında okuldaki en son derece olarak (4) şeklinde kodlama yapıldığı, bu kodlama karşılığının ise "Mahrem yapı ile orta seviyede ilişkisi olan kişileri ifade ettiği " koduyla fişlendiği iddiasının olduğu,
Sanığın alınan savunmasında halen Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenci olduğu, FETÖ/PDY ile irtibatının olmadığını, 2009 yılında seviye üstü soruları çözmesinin normal olduğunu, başarılı bir öğrenci olduğunu, sınav sorularını kimseden temin etmediğini, belirterek atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
Sanığın inkarı, kodlama, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde sanığın polis koleji sınav sorularını sınavdan önce gördüğü iddiası bulunuyor ise de; sanığın; çok zor ve zor olarak addedilen soruların doğru yanıtlanmasının imkansız olmadığı, sanığın 2015 yılında Akademinin kapatılması akabinde Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandığı, çalışkan biri olduğu, sanığın seviye üstü sorulara cevap vermesinin soruları sınavdan önce aldığını göstermeyeceği, dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan hileli hareketin gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delil bulunmadığı,
Ayrıca sanık hakkında; silahlı terör örgütü FETÖ'ye üye olma suçundan cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğinin kabul edilebilmesi için sürekli, çeşitli ve yoğunluk arz eden eylemlerinin bulunması gerektiği, sanığın suçun unsurlarının sübutuna elverişli eylemleri gerçekleştirdiği yönünde tam bir vicdani kanaatle mahkumiyetine yeterli ve nitelikli delil bulunmadığı, keza bahsi geçen terör örgütünün üyeliğine ilişkin nitelikli delillerden biri olan ByLock vb. isimli kapalı devre haberleşme sisteminin sanık tarafından kullanılmadığının anlaşıldığı,
Sonuç olarak; sanık ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2 e maddesi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine..." şeklinde gerekçeyle beraat hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan yargılamaya, yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1 a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a)Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
b)Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık Garson'un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas saylı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (KOM Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, suçlama tarihinde polis akademisinde öğrenci olan ve veri inceleme raporunda "okuldaki en son derece olarak (4)" şeklinde, "Mahrem yapı ile orta seviyede ilişkisi olan kişiler" olarak kodlanan, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığı hususunda başka delil ikame olunamayan sanığın akademiye giriş sınavlarına ilişkin soruları örgüt marifetiyle temin ettiğinin de her türlü şüpheden uzak kesin delillerle ortaya konamaması nedeniyle ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatine ilişkin verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/102 Esas, 2021/474 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:00