Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/38901

Karar No

2023/458

Karar Tarihi

14 Şubat 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/989 E., 2021/921 K.

SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2019 tarih ve 2018/128 Esas, 2019/38 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan, CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

  1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.06.2021 tarih ve 2019/989 Esas, 2021/921 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer

Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

  1. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanığın kullandığı sosyal medya hesabı ile ilgili olarak www.facebook.com/profile.php?id=... URL uzantılı "Facebook" profili üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; profil içerisinde sanığın günlük ve suç içermeyen paylaşımları haricinde 2016 yılı Eylül ayı belirsiz günde şahsa ait fotoğraf ile bütünleşik elinde örgütün amblemi ve sözde bayrağı bulunan ve "1 Kasım Dünya Kobani Günü (1 November World Day)" yazılı fotoğraf paylaştığı, 23 Mart 2016 tarihinde bir ağacın gövde kısmında çıkması ve aynı anda (PKK silahlı terör örgütünce sahiplenilen sözde bayrağın renkleri olan) sarı, kırmızı ve yeşil renkleri ihtiva etmesi olağan dışı olan yapraklara ait montajlanmış ve örgütçe sahip çıkılan renklere büründürülmüş fotoğrafı paylaştığı, 13 Mart 2016 tarihinde Nevruz bayramını kutlamak bahanesi ile ... işareti yapan ele sarılı sarı, kırmızı ve yeşil renkli PKK terör örgütünün sözde bayrağını paylaştığı tespit edildiği, sanık ... aşamalarda olayla ilgili olarak alınan savunmasında özetle: hesabın kendisine ait olduğunu, sosyal medya paylaşımları ile terör örgütü propagandası yapmadığını beyan ettiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarih, 2020/4526 Esas, 2020/4944 sayılı kararı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'nın eylemleri PKK silahlı terör örgütü propagandasını zincirleme şekilde yapmak suçu niteliğinde olduğundan, eylemine uyan 3713 sayılı Kanun'un 7/2, TCK'nın 43/1, 53/1 2 3 1 cümle, madde ve fıkralarına göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Suça konu www.facebook.com/profile.php?id=... URL uzantılı "Facebook" profilinin sanığa ait olduğu, gerek bu hesaptan yapılan paylaşımlar, gerek de sanığın ikrarı üzerine bu hesabın sanığa ait olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Her ne kadar sanığın bahse konu Facebook profilinde yaptığı paylaşımlar ile terör örgütü PKK/KCK propagandası yaptığı iddiasıyla sevk maddeleri gereğince cezalandırılmaları istenilmiş ise de;

Terör örgütü propagandası suçunun oluşabilmesi için; terör örgütünün yukarıda değinilen yöntem ve araçlarla propagandasının yapılması ya da terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde, örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılması ya da terör örgütüne ait amblem ve işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi, ayrıca terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme yada yayma amacıyla yapılmasının yanında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit

içeren yöntemlerini meşru göstermek veya bu yöntemleri övmek yada bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir.

Yukarıda ayrıntıları anlatılan propaganda suçunun ayrıntıları değerlendirildiğinde; sanığın yaptığı paylaşımların terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek veya bu yöntemleri övmek yada bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılmadığı, sanığın propaganda suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de mücerret iddiadan başka delil elde edilemediği anlaşıldığından terör örgütü propagandası yapma CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince sanığın beraatine dair karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü tüm itirazların reddine, ancak; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 324/1 ve 327/2 nci maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 üncü maddeleri gereğince, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre kendisini vekille temsil ettiren ve beraat eden sanık yararına hazine aleyhine avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı ve sanık müdafiinin istinaf itirazı bu nedenle yerinde bulunduğundan, hükümde "talep olmadığından ücreti vekalet takdirine yer olmadığına" ibaresinin çıkarılıp, "CMK’nın 324/1 ve 327/2 nci maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168 inci maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 4, 14/4 ve 21 maddeleri gereğince, beraat eden sanık kendisini İlk Derece Ağır Ceza Mahkemesinde vekil ile temsil ettirdiğinden, ilk derece mahkemesinde hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 5.450 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine," tümcesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

İfade özgürlüğü T.C. Anayasası'nın 26 ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10 uncu maddesi ile teminat altına alınmıştır.

İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;

1 Müdahalenin yasalarda öngörülmüş olması,

2 Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını korumaya yönelik olmalıdır.

3 Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.

İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 nci maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte kanun koyucu maddede zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde” yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS'ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak, aynı Kanun'un 7 nci maddesinin 2 nci fıkranın b bendinde ise; toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

1 Örgüte ait resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

2 Slogan atılması,

3 Ses cihazları ile yayın yapılması,

4 Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi, şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır. Bu düzenleme ile kanun koyucu herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağını kabul edilmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapılmıştır.

T.C. Anayasası'nın 90/son maddesine göre “usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”

Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10 uncu maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir (Zana v. Türkiye). Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır (Yılmaz ve Kılıç/ Türkiye davası).

Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.

Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı

direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.

İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın Facebook üzerinden yapmış olduğu paylaşımların ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı bu itibarla unsurları oluşmayan atılı suçtan beraat verilmesinde bir hata bulunmaması karşısında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 30.06.2021 tarih ve 2019/989 Esas, 2021/921 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararörgütüsüreçv.pkkkckhükmüntemyizisteminintevdiinekararınyapmakpropagandasıhukukîolgularonanmasınagerekçesebepleriesastanterörincelenenreddi

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:00

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim