Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/2243
2023/3877
31 Mayıs 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: 1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, 2.Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle öldürme (teşebbüs), 3.Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk ... hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk ... hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma ve kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 Tarihli ve 2017/281 Esas, 2019/29 Sayılı Kararı İle Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında
1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba,
2.Katılanlar ... ve ...'e karşı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle öldürme (teşebbüs) suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (g) bentleri, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 8 yıl 4 ay ve 7 yıl 2 ay 20 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba,
3.Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 ... hapis ve 416 ... (8320 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
4.Katılanlar ... ve ...'a karşı yakarak mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iki kez 1 yıl 1 ay 10 ... hapis cezası ile cezalandırılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
B.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07.11.2019 Tarihli 2019/1620 Esas, 2019/2084 Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasındaki ikrara yönelik tüm beyanlarının etki altında ve hukuka aykırı bir şekilde alındığına, bu hususun iddianame metninden de açıkça anlaşıldığına, suça sürüklenen çocuğun yakalanıp gözaltına alındığı aynı ... kollukça işlediği iddia olunan tüm eylemlere ilişkin kendisinden bilgi alındığı ve bu anlatımların 13.10.2015 tarihli kolluk tutanağıyla tutanağa bağlandığının açıkça iddianame metninden anlaşıldığına, yine içeriğine bakıldığında, iddianamenin, hukuka aykırı bir şekilde tutulan kolluk tutanağındaki anlatıma dayanılarak hazırlandığına, suça sürüklenen çocuğun hemen kelepçelendiği ve yardımcı olmak istediğini sözlü olarak anlattığı ayak üstü anlatımlar yaptığının görüldüğüne, yasal hakları hatırlatılmayıp avukatı ile görüşmesinin sağlanmadığına, yaşı gereği Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesi alınmadan, avukatı olmadan, gözaltındayken kolluk tutanağı adı altında ifadesinin alınmasının açıkça kanuna aykırı olduğuna, zira müvekkilin ilk ifadesi Cumhuriyet Başsavcılığında 14.10.2015 tarihinde alınmışken, ifadeden bir ... önce 13.10.2015 tarihinde gözaltındayken kollukta mülakat adı altında hukuka aykırı bir şekilde ifadesinin tutanağa bağlandığına, bu şekilde elde edilen delillere hukuken itibar edilmemesi gerektiğine, müvekkilin yaşının küçük olması ve 2 ... gözaltında kalmış olması hususlarının etki altına alınmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu açıkça gösterdiğine, bu nedenle müvekkilin etki altında alınmış olduğu anlaşılan bu beyanlarından sorumlu tutulamayacağına, olay tutanakları düzenlenirken müvekkilin henüz avukatı ile görüşmediğine, yasal haklarının hatırlatılmadığına, kendisi ile bu aşamada kollukça mülakat yapıldığına, üstlenmesi gereken eylemler detaylı şekilde kendisine anlatılmış olup bunun karşılığında tahliye edileceğinin vaad edildiğine, bu hususların açığa kavuşması için soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğa OCAS’dan atanan Bitlis Barosu avukatlarından Av. F. G.'nin 09.05.2016 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenilmesini mahkemeden talep ettiklerine, bu talebin reddedilmesinin de gerçeklerin ortaya çıkarılması ilkesine açıkça aykırı olduğuna, dolayısıyla dosya kapsamında somut hiçbir delil yokken tamamen kolluğun anlatım ve etkisiyle ikrara yönelik suça sürüklenen çocuğun soyut beyanlarına salt olayın oluşuyla örtüşmesi hususuna dayanılarak ceza verme cihetine gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kabul etmemekle birlikte bir an için suça sürüklenen çocuğun iddia olunan eylemleri işlediği düşünülse bile somut hiçbir delili bulunmayan ve suç unsurları oluşmayan suçlamalara ilişkin mahkemenin vermiş olduğu kararların hukuka aykırı olduğuna, davaya konu olaya bakıldığında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma amaçlarına yönelik somut ağır zarar tehlikesi bulunmadığı, müvekkilin örgütsel ilişkisini ortaya çıkaracak somut hiçbir delilin bulunmadığının görüleceğine, gerçekleşen eyleme bakıldığında TCK'nın 302’de amaçlanan hedefleri gerçekleştirmeye elverişsiz olduğunun görüleceğine, yine dosya kapsamında bu suçun işlendiğine dair yeterli somut delilin bulunmadığına, bu nedenle hiçbir zarara yol açmayan, tahribat gücü az bir ses bombasının karakol bahçesine kimsenin olmadığı bir yere atılmasının bu suçu oluşturmayacağına, mahkemenin bölge mahkemesinin bozma ilamına rağmen tekrar yanlış değerlendirme ve takdirle hatalı bir şekilde kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan iki kez ceza verme cihetine gittiğine, olayda katılanlardan ... ve ... yönünden adam öldürmeye teşebbüs suçundan ceza verilmiş ancak dosyada mevcut katılanların beyanları ile ilgili kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevaplara bakıldığında katılanlardan ...'ın hiç yaralanmadığına, ...'in ise sadece hastaneye giriş yaptığı ve kendisine hiçbir tedavi uygulanmadığına, yine bozma sonrası yapılan keşif neticesinde alınan olay yeri inceleme ve kroki raporunda bombanın atıldığı yerden bahçe içinin görülmediğinin açıkça ifade edildiğine, dosya içinde yer alan keşif raporu, krokiler, fotoğraflar ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun karakol bahçesine el bombası attığı sırada bahçede herhangi bir kimsenin bulunup bulunmadığını görme veya anlayabilme imkanına sahip olmadığının mahkemece takdir edilmesi karşısında böyle bir hüküm kurmasının açıkça kanunlara aykırı olduğuna, zira suça sürüklenen çocuğun bahçe içinde kimsenin olduğunu görme ve anlama imkanının bulunmaması durumunda, bahçe kenarında bulunan ve içi boş olan nöbetçi kulübesindeki nöbetçinin bahçe içerisinde dolaştığını düşünerek olay yerine el bombası atması eylemi sonucu hiç yaralanma meydana gelmemiş ise bir tane insan öldürmeye teşebbüs, yaralanma meydana gelmişse meydana gelen yaralanma sayısınca ve fakat sanığın kastettiği kişi yönünden doğrudan kast (TCK 21/1), diğer yaralanmalar için olası kastla (TCK 21/2) insan öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurması gerektiğine, yine bu suçun unsurlarının oluşmadığına zira bu suçun oluşabilmesi için adam öldürmeye yönelik kast bulunması gerektiğine, olaya bakıldığında bombanın, nöbet kulübesinin uzağına, bahçedeki boşluğa atılmış olduğu görüldüğüne, bahçenin içinin görülme imkanı yok iken nöbetçi kulübesinin uzağına atılan bomba eyleminde nöbetçinin bahçe içerisindeki boş alanda dolaştığını düşünerek olay yerine el bombası atılmasının zorlama bir yorum olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğuna, bu haliyle katılanlara yönelik öldürme kastı bulunmadığının açık olduğuna, bu suçu işleme kastıyla hareket edilmesi halinde bombanın boş bahçe yerine nöbet kulübesine atılması gerektiğine, oysa bombanın hiç kimsenin olmadığı bir yere atılmış olması, olayın tahribat gücü ve olayda hiç kimsenin en ufak bir yara dahi almamış olması birlikte değerlendirildiğinde bu eylem nedeniyle iki kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan ceza verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğuna, yine katılanlardan ...'e yönelik eylem nedeniyle hiçbir gerekçe belirtilmeden teşdit uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, zira kanundaki takdir ibaresinin gerekçesiz koşulsuz hakimlere takdir yetkisi vermediğine, aksi durumun keyfiyete yol açacağına, TCK'nın 174'de düzenlenen suçun oluşmadığı kanaatinde olduğuna, zira her ne kadar molotof yapımında kullanılan eşya iddiası olsa da suça sürüklenen çocuk üzerinden ele geçen materyallerin (şişe, eldiven ve benzeri eşyalar) molotof olmadığına, suça elverişli olmadığına, dolayısıyla bu materyallerden ceza verilemeyeceğine, tüm bu nedenlerle unsurları oluşmayan ve mahkumiyete ilişkin yeterli somut delil bulunmayan suçlar yönünden beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"25.08.2015 tarihli eylem yönünden
Karakola ait kamera kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde bayan kıyafetli bir şahsın 503 nolu sokaktan çıkarak Fatih Sultan Sokağına geçip polis merkezinin yan tarafına doğru geldiği, daha sonra el bombasını polis merkezinin bahçesine atarak geldiği yöne doğru koşarak gözden kaybolduğu görülmüştür. suça sürüklenen çocuk konu ile ilgili olarak ifadesinde 'Kurubulak'ta bulunan karakola yakın mesafedeki Beş Minare okulunun karşısındaki iki binanın arasında bayan kıyafetlerini giydik. Muhammed çevreyi gözetlemek için orada kaldı. Ben de el bombasını alarak karakola doğru yöneldim. Karakolun arka tarafına yaklaştım. Nöbet kulubesinde kimse yoktu. Kimseye zarar vermemek için nöbet kulübesinin biraz uzağına, duvar dibine kimsenin olmadığı yere el bombasının pimini çekerek attım. Oradan koşarak Muhammed'in yanına gittim. Birlikte kaçtık.' demiştir. suça sürüklenen çocuğun ikrarı olay yeri görüntüleri ile birebir örtüşmektedir. Eylem sübut bulmuştur.
Suça sürüklenen çocuğun el bombası atma eylemine ilişkin talimatı yine kendi ifadesine göre PKK dağ kadrosundan almış, el bombası ve kıyafetler yine dağ kadrosunca kendisine verilmiştir. Olay yerinde mahkememiz nezdinde keşif yapılmıştır. El bombasının düşme noktası ve şarapnel saçılma alanı gözlemlenmiş ve bilirkişi eliyle krokiye aktarılmıştır. Eylemin gerçekleştiği karakol avlusu oldukça dar bir alandır, suça sürüklenen çocuğun özellikle kimse zarar görmesin diye boş alana bomba attığı savunması gerçeklikten uzaktır zira bomba atılma mevkii karakol iç avlusunu görmemektedir, alçakta kalmaktadır, o sırada nöbetçi polis tesadüfen kulubesinin az ilerisinde karakol giriş kapısı önündedir ve bombayı görünce orada bulunan görevli teknisyeni de ikaz ederek içeriye doğru atlamışlar ve kurtulmuşlardır. Şayet nöbetçi polis el bombası atıldığını anlamamış olsa idi el bombasının tahrip gücü ve alanın darlığı dikkate alındığında ölüm olayının gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel idi.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda 13.03.2018 tarihinde mahkememizce olay yerinde tekrar keşif yapılmış, sanığın bahçede kimsenin olup olmadığını görebilme durumu hakkında bilirkişi raporu aldırılmıştır. 16.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda şahsın patlayıcı maddeyi attığı yerden Polis Merkezi Amirliği bahçesinin içerisindeki duvar kenarında bulunan bulunan şahısların baş kısımlarının görülebildiği ve seslerinden bahçede birilerinin bulunup bulunmadığının anlaşıldığı kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca bahçe içerisinde el bombasının öldürme etki alanı içerisinde bulunan polis memurları ... ve ... yönünden adam öldürmeye teşebbüs suçu yasal şartları itibariyle oluşmuştur.
Bozma ilamı sonrası; katılan ... mahkememiz huzurunda usulüne uygun olarak alınan beyanında; 'Ben olay sebebi ile bacağımdan yaralandım, Bitlis Devlet Hastanesinde bir saat kadar kaldım, bacağıma şarapnel değdi, bacağım kanamıştı, ancak herhangi bir kemik kırığı veya sinir zedelenmesi olmadı, bacağıma film de çekilmedi, sanıktan şikayetçiyim' şeklinde beyanda bulunmuştur. Katılan ... mahkememiz huzurunda usulüne uygun olarak alınan beyanında; 'Ben olay sebebi ile yaralanmadım, olay yerindeydim, kapıdan içeriye doğru uçtum, bu nedenle herhangi bir yaralanmam olmadı, şikayetçiyim' şeklinde beyanda bulunmuştur. Bitlis Devlet Hastanesi Başhekimliğinin 12.10.2018 havale tarihli cevabi yazısına göre ...'in tedavi evrakları alınmış ve ...'ın hastane müracaatının ve kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca 25.08.2015 tarihli kati hekim raporuna göre katılan ...'in yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu, hayati tehlikesinin olmadığı anlaşılmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda sanık hakkında katılanlara karşı ayrı ayrı kasten adam öldürmeye teşebbüş suçundan hüküm kurulurken katılanların yaralanmalarının niteliği dikkate alınmıştır. Katılan ... yönünden yaralanmasının olmadığı ve hastaneye başvurmadığı göz önüne alınarak suça sürüklenen çocuğun TCK'nın 35/2 nci maddesi gereğince alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Katılan ... yönünden ise olay sırasında yaralandığı fakat hayati tehlikesinin olmaması göz önüne alınarak dosya içerisindeki tedavi evrakları ve kati raporu da dikkate alındığında meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre suça sürüklenen çocuğun TCK'nın 35/2 nci maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Ayrıca el bombası üzerinde yapılan inceleme ile sübut bulduğu üzere tehlikeli maddenin izinsiz bulundurlması eylemi sübut bulmuştur.
28.08.2015 tarihli yakarak mala zarar verme eylemi yönünden
Suça sürüklenen çocuk ...’e ait 13 (...) 211 plakalı aracın yakılması eyleminden sorumlu tutulmaktadır. Suça sürüklenen çocuk konu ile ilgili olarak ifadesinde 'O ... saat 20:00'de Muhammed'in evine gittim. Orada bana eylemi nasıl gerçekleştireceğimizi anlattı. Daha önceden Maşallah'ın evinin orada gözlem yapmış. Arabasının evinin önünde park halinde olduğunu, aracını yakacağımızdan bana bahsetti. 2 tane 250 litrelik tineri getirdi, biri bende biri kendisinde durdu. Saat gece 01:00'de Maşallah'ın arabasının olduğunu yere gittik. Araba hatırladığım kadarıyla gri renkli Connect marka bir araçtı. Muhammed aracın şoför bölümündeki camını taş ile kırdı. Aracın içerisine elindeki tineri döktü. Daha sonra bende elimdeki tineri araca döktüm. Daha sonra Muhammed elindeki bezi yakarak aracın içerisine attı. İkimiz kaçarak gittik' demiştir. Suça sürüklenen çocuk ifadesinde ayrıca Muhammed’in anlatımına göre eylem talimatının dağ kadrosundan alındığını bildiğini de beyan etmiştir. Maşallah Ak partilidir ve Ak parti lehine çalışmaları dolayısıyla tehdit almaktadır. PKK tarafından Ak parti çalışanlarına yönelik eylemlerin sıklıkla yapıldığı malumdur. Maşallah konu ile ilgili olarak mahkememiz ifadesinde 'Ben olay gecesi aracım yakıldıktan sonra sabaha kadar uyumadım, benim evim ikinci sokaktadır, arabam arada bulunmaktadır, sabah huzurda bulunan sanık ile diğer sanık Muhammed oradan geçerken arkalara dönüp arabaya baktılar, ben de bakmalarından şüphelendim, takip edip bunları yakaladım, saat sabahın ilk ışığı idi, muhtemelen namaz vaktiydi, ikisi de aracı yaktıklarını kabul etmedi ancak çok korktular, ben de baktım korkudan birşey olacak, elimde kalacaklar diye düşündüm, beraber çay içtik, daha sonra bıraktım' demiştir. Suça sürüklenen çocuğun dağa vereceği bilgi öncesi aracın hasar durumunu görmeye geldiğide sabittir. Olay yeri inceleme raporu ile suça sürüklenen çocuk anlatımı birebir örtüşmektedir. Tüm bu delillerden hareketle Suça sürüklenen çocuğun mağdura ait araca olay tarihinde PKK terör örgütünden alınan talimat ile yakarak zarar verdiği sabit görülmüştür ve TCK'nın 151/1 inci maddesi gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yoluna gidilmiştir. suça sürüklenen çocuğun eylemini tiner döküp yakmak suretiyle gerçekleştirmesi, söz konusu eylemi PKK terör örgütünden aldığı talimat doğrultusunda gerçekleştirmesi ve olayın vahameti göz önüne alınarak suça sürüklenen çocuğun cezasında TCK'nın 152/2 a maddesi gereğince 1 kat artırım yapılmıştır.
30.09.2015 tarihli yakarak mala zarar verme eylemi yönünden
Suça sürüklenen çocuk Gökkuşağı ucuzluk pazarı isimli işyerini yakarak zarar vermek eyleminden sorumlu tutulmaktadır. Suça sürüklenen çocuk konu ile ilgili ifadesinde 'Muhammed çarşıda olduğunu söyledi ve beni yanına çağırdı. Ben de gittiğimde bana dağdakilerle konuştuğunu, kendisine 3 tane molotof kokteyli verdiklerini, tam hatırlayamamakla birlikte milletvekili veya adayının olan Gökkuşağı ucuzluk pazarını yakacağını, bu eylemi birlikte yapacağımızı söyledi. Daha önceden bu yere giderek keşif yaptığından bahsetti. Gece 12 civarında Muhammed'in daha önceden sakladığı Şerefiye camii arkasındaki 3 tane molotof kokteylini aldım. Bahsettiği işyerinin oraya gittik. Ben camlarını taş ile kırdım, o da molotof kokteylerini yakarak içerisine attı. Daha sonra oradan koşarak uzaklaştık. Bu eylemi gerçekleştirirken suratlarımızı puşi ile kapattık.' demiştir. Olay yeri inceleme ekiplerince işyerinde ele geçen buluntular ve şişe parçaları üzerinde kriminal inceleme yapılmış ve benzin artığı bulunmuştur. Yine kamera kayıtlarına göre iki kişi olay gecesi işyeri önüne gelerek önce taş atarak camı kırmış ve sonra molotofları atıp kaçmıştır. Şahısların yüzleri kapalıdır. Suça sürüklenen çocuk anlatımı kamera kayıtları ve olay yeri inceleme raporu ile birebir örtüşmekte ve saat detayına kadar tutarlılık göstermektedir. İşyeri sahibi Nusrullah Ak Parti İl başkanıdır ve PKK eylem tarzına uygun olarak hedef seçilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun PKK talimatı ile işyerini molotof atarak yaktığı sabit görülmüş ve yakarak mala zarar verme suçu yönünden yukarıda açıklanan gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılarak ve tehlikeli maddeyi izinsiz bulundurma suçu yönünden alt sınırdan cezalandırılması yoluna gidilmiştir. suça sürüklenen çocuğun yakarak mala zarar verme eylemini 3 tane molotof kokteyliyle gerçekleştirmesi, söz konusu eylemi PKK terör örgütünden aldığı talimat doğrultusunda gerçekleştirmesi ve olayın vahameti göz önüne alınarak suça sürüklenen çocuğun cezasında TCK'nın 152/2 a maddesi gereğince 1 kat artırım yapılmıştır.
13.10.2015 tarihli yakalama işlemi yönünden
Suça sürüklenen çocuğun yakalandığı anda üzerinde molotof kokteyli bulunması nedeniyle tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçunu işlediği sübut bulmakla cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozmak suçu yönünden
Suça sürüklenen çocuğun eylemleri ve terör örgütü PKK'nın eylem stratejisi birebir örtüşmektedir. Suça sürüklenen çocuk karakol bombalama eylemi için bizzat PKK dağ kadrosundan talimat almış, el bombasını teslim atmış ve PKK dağ kadrosunun talimatı doğrultusunda karakola saldırmıştır. Bu saldırı neticesinde tesadüfen can kaybı yaşanmamış olamasına karşın kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu iki kez işlenmiştir, öldürmeye teşebbüs eylemi şeklindeki araç suçun vahamet arz eden suçlardan olup, devletin birliğine ve egemenliğine yönelik önemli nitelikteki eylemlerdendir. PKK bu tip karakol saldırıları ile dağılma sürecindeki üyelerine güçlü olduğu mesajı iletmek istemekte ve örgütü bütün halinde tutmayı amaçlamaktadır. Amaç suç olan devletten belli bir toprak parçasını koparmak eylemi yönünden karakollara yapılan bombalı saldırılar önemli bir yer tutmaktadır. Eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir. Sanığın sübut bulan eylemi sebebiyle TCK 302/1 maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiştir.
Tespitlerine yer verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
"...İlk Derece Mahkemesinin kararlarında eleştiri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 5271 sayılı CMK'nın 280/1 a maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,"
Tespitlerine yer verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması Veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B.Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma ve Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Yangın, Su Baskını, Tahrip, Batırma Veya Bombalama Ya da Nükleer, Biyolojik Veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
Terör örgütü üyelerinin gerçekleştirmek istedikleri devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu amaç suç olup örgütün faaliyeti doğrultusunda vahim bir eylem (öldürme, yaralama, yağma ...gibi) gerçekleştiğinde, üyelik suçundan hüküm kurulmayıp geçitli suç nedeniyle amaç suçtan hüküm kurulacağı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun hazırlık beyanlarının (savcılık ve sulh ceza hakimliği huzurunda) dosya kapsamında yer alan uzman ve bilirkişi raporlarını doğruladığı, söz konusu eylem sırasında polis merkezinin bahçesinde iki kişi olduğunu görebilecek konumda olmasına rağmen bahçeye doğru el bombasını fırlattığı, katılanlar ... ile ...'in bombayı fark edince hemen karakolun içine doğru kaçtıkları, olayda kullanılan bombanın canlılar üzerinde öldürücü etkiye sahip olduğu, sanığın elverişli hareketlerle icrai hareketi gerçekleştirmesine rağmen elinde olmayan nedenlerle neticenin (öldürme eylemi) gerçekleşmediği görülmekle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle öldürmeye teşebbüs suçunun unsurları itibariyle oluştuğunun sabit olduğu, katılan ...'ın olayda yara almaması nedeniyle alt sınırdan, katılan ...'in ise basit şekilde yara alması nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması dairemizce isabetli görülmüştür. Söz konusu öldürmeye teşebbüs eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturmaya elverişli araç suç niteliğinde olduğu anlaşılmakla söz konusu suçun da unsurları itibariyle oluştuğu sabit olduğu görülmekle,
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V.KARAR
A.Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması Veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma ve Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Yangın, Su Baskını, Tahrip, Batırma Veya Bombalama Ya da Nükleer, Biyolojik Veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/1620 Esas, 2019/2084 sayılı Kararında suça sürüklenen çocuk müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:57:16