Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7025
2023/3324
23 Mayıs 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2018 tarihli ve 2017/393 Esas, 2018/201 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.06.2018 tarihli ve 2018/1065 Esas, 2018/1294 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 03.05.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, örgüte müzahir okula çocuğunu göndermenin, dernek ve sendika üyeliklerinin müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, hata hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bank ... Katılım Bankası A.Ş'nin temel amacının örgütün finansörlüğünü sağlamak olduğu, belirli bir tarihten sonra da bankanın ekonomik bakımından zor durumu düşmesinden sonra bankayı kalkındırmak adına bankaya paraların yatırıldığı veya hesabın kapatılmayarak bankaya destek olunduğu görülmektedir. Bu durum tek başına sanığın örgüt ile bağının olduğunu göstermeyecektir. Yani mahkememizde oluşan kanaate göre Türkiye'de belirli dönemlerde para yatıran kişilerin tamamının FETÖ/PDY örgütü ile bağlantısının olduğunun kabul edilemeyeceği, ancak diğer deliller ile birlikte bu durumun değerlendirilmesi sonucunda sanığın örgüt bağlantısının tespit edilmesine çalışılacaktır. Ayrıca bu delillerin her birinin altında yatan sebepler de araştırılmaya çalışılmıştır. Yani bankaya yatan paranın yatırılış amacına dair makul bir açıklama varsa bu hususlar da değerlendirmeye alınacaktır. Somut olayda ise, sanığın da bu şekildeki yani, sanığın Bank ... hesabı ile ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunda sanığın ilk hesap açılış tarihinin 04.07.2004 olmakla birlikte örgüt liderinin talimatının olduğu iddia edilen tarihten sonraki hesap hareketleri incelendiğinde 07.03.2014 tarihinde 1.000 USD, 28.03.2014 tarihinde 1.883 USD, 02.02.2014 tarihinde 1.196,28 USD, 21.07.2014 tarihinde 1.671,51 USD, 05.09.2014 tarihinde 600 USD, 09.09.2014 tarihinde 1.897 USD, 15.09.2014 tarihinde 1.008,90 USD ve daha birçok hesap hareketi olmakla birlikte söz konusu hesabı 08.09.2015 tarihinde kapattığı; sanığın 21.09.2014 tarihinde Mersin Şubesinde ayrı bir mevduat hesabı açtığı ve bu hesapta da yoğun hareketin gözlendiği, sanığın 01.01.2014 tarihinden sonra toplamda 171 adet hesap açtığı ve bu hesapların 71 adedinin katılım hesabı olduğu görülmüştür. Sanığa ait hesap hareketleri dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın halihazırda FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısını halihazırda devam ettirdiği şeklinde kanaat uyandırmıştır.
TC. 1982 Anayasası'nın eğitim ve öğrenim hakkı ile ilgili 42 nci maddesinde:'' Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz....'' ve ''...Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez...''şeklindeki ifadesiyle herkesin bu hakka sahip olduğunu;fakat her hakta olduğu gibi bu hakkın da mutlak sınırsız şekilde olamayacağını ve bu hakkın belirli sınırlar içerisinde kullanacağını ifade etmiştir.
Örgütün okullarının örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesinin sebebi, FETÖ/PDY terör örgütünün okullar vasıtasıyla, birçok insanı devşirdiği, bu kişileri belli eğitimlerden geçirterek yetiştirdiği, yetiştirdiği bu kişileri de devletin en önemli kurumlarına yerleştirerek örgütün talimatlarıyla hareket ettirdiği, bununla da devleti zaafa uğrattığı ve örgüte karşı olan kişileri hukuku istismar ederek mağdur ettiği bilinen gerçeklerdir. Ayrıca basında yansıdığı üzere bu okullardan bazılarının yapılan aramalarda eğitim faaliyetleri dışında, eğitim faaliyetlerine uymayan faaliyetlerinin olduğu, okulların içindeki yapılarda gizli bölmelerin tünellerin ve son sistemli dinlemeleri önleyici toplantı salonlarının olduğu bilinmektedir.Söz konusu okulların salt eğitim faaliyetleri için kullanılsaydı, söz konusu eğitim binalarında bu hususların bulunmaması gerekirdi.
Bilindiği üzere örgüte bağlı olan okullara çocuklarını eğitim amacıyla gönderen kişilerin tercih sebepleri farklı olsa da, genellikle eğitim kalitesi, örgüte sempati duyma veya örgüte üye olunduğu içindir. 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesinde bir çok kişi çocuklarını bu yapıya bağlı bulunan okullara gönderdiği bilinmektedir. Mahkememizde oluşan kanaate göre de, belirli bir süreden önce kişilerin çocuklarını bu okullara göndermesi sanığın örgüt üyesi olduğu anlamına gelmeyeceği, ancak bazı velilerin bu tarihten sonra Devletin en üst konumunda bulunan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Devletin istihbari birimlerinin bu okullara kayıt yapılmaması, kayıt yapanlar varsa çocuklarının okul kayıtlarının silinmesi konusunda gerek basın gerekse yerel bazda bir çok beyanatta bulunulduğu halde sanığın çocuklarının bu tarihten sonra malum yapıya bağlı okullarda okutmaya devam ettiği görülmektedir. Bazı dosyalarda görüldüğü üzere, kişilerin bazen farklı saiklerle bu okullardaki kayıtlarını devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durum dikkate alınarak her bir dosya açısından sanıkların çocuklarını bu okullara göndermeye devam etmelerine ilişkin makul ve haklı sebeplerinin olup olmadıkları incelenmiş ve araştırılmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, kişilerin çocuklarını sadece bu yapıya bağlı okullara göndermeye devam etmeleri tek başına sanığın örgüt ile bağının olduğunu göstermeyecektir. Ancak yukarıda bahsedilen diğer delillerin de sanığın üzerine isnat edilmesi durumunda Yargıtay'ın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, zira tüm delillerin aynı sanık sanık üzerinde toplanmasının tesadüf olmasının beklenemeyeceği, dolayısıyla sanığın örgüt ile bağının olduğu kabul edilmelidir. Örgütün bu okulları sayesinde bir çok kişiyi önemli mevkilere getirerek istifade ettiği tüm husus ve deliller değerlendirildiğinde görülmektedir.
Somut olayda ise, sanığın A.E. isimli çocuğunu 2012 2016 yılları arasında FETÖ/PDY iltisakı olduğu gerekçesiyle KHK ile kapatılan Özel Sungurbey Koleji, ilkokuluna gönderdiği tespit edildiği görülmüştür.
17 25 Aralık 2013 tarihinden sonra Devletin en üst konumunda bulunan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Devletin istihbari birimlerinin bu yapıyla bağlarının koparılması konusunda gerek basın gerekse yerel bazda bir çok beyanatta bulunulduğu halde sanığın sohbetlere katılımlarını devam ettiği görülmektedir. Sanığın sohbetlere devam edip etmediği hususu ise, kolluk araştırması veya bu konuda beyanda bulunan tanıkların beyanları ile olacaktır. Davaya konu olayda ise, Tanık V.A.nın 12.12.2016 tarihli savcılık ifadesinde, sanığın Niğde İli Bor İlçesinin örgütsel anlamda imamı olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Yine aynı tanık V.A. Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesince alınan 27.11.2017 tarihli beyanında kendisinin dönem Zaman gazetesinde Bor İlçesinde çalıştığını, o dönem kendisine sigorta yapılmaması sebebiyle konuyla alakalı olarak Zaman gazetesi Bor Şube müdürü Ş. isimli şahsın kendisine Bor İlçe imamı olan A.E. isimli şahıs ile görüşmesini söylediğini, bunun üzerine A.E. isimli şahıs ile sigortası hakkında iki defa görüştüğünü, Bunun dışında bir görüşmesi olmadığını, bu olayın 2007 tarihinde olduğunu, kendisinin Ş.U. isimli şahsın beni yönlendirmesi ile o tarihte A.E. isimli şahsın FETÖ yapılanmasının Bor İlçe imamı olarak bilindiğini öğrendiğini beyan ettiği görülmüştür.
Tanık ...nin 25.08.2016 tarihli ifadesinde 6 7 yıl kadar önce sanığın ... cemaati adına kendisinden para istediğini beyan ettiği görülmüştür. Tanık ...nin 23.02.2017 tarihli ölüm kaydı bulunması nedeniyle söz konusu tanık mahkememiz huzurunda dinlenilememiştir.
Tanık A.P.nin 31.01.2017 tarihli kolluk ifadesinde sanığın Bor İlçesinde örgütün sorumlusu olduğunu beyan ettiği; tanık A.P.'nin Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince alınan 15.12.2017 tarihli beyanında sanık ...yi tanımadığını, 2007 yılında FETÖ içerisinde Niğde'ye esnaf bölge sorumlusu olarak gittiğini, sanık ...yi de bu yapı içerisinde olduğu için tanıdığını, sanığın doktor olduğunu, yaklaşık 2 yıl Niğde'de kaldığını, kendisinin sanığı FETÖ/PDY içinde sohbetlere ve benzeri etkinliklere katıldığı için tanıdığını, bu yıllar içerisinde il imamı olan M.K. ile sanığın anlaşmazlık yaşadıklarını bu sebeple sanığın yapıdan 2008 yılında ayrıldığını, o tarihten sonra da bir daha kendisini görmediğini beyan ettiği görülmüştür.
Mahkememizde yargılanan sanıklardan olan M.K. etkin pişmanlık çerçevesinde mahkememize vermiş olduğu 30.03.2017 tarihli savunmasında, Niğde İli Bor İlçesinde sanığın 9 10 eve baktığını ve evlerin iaşesi ile ilgilendiğini beyan ettiği görülmüştür.
Tanık V.K. Kütahya Başsavcılığına Fotoğraf teşhisi ile beraber vermiş olduğu ifadesinde, 2000 yılında kadar FETÖ evlerinde kaldığunu 5 yıllık süre zarfında bu yapının yaklaşık olara 10 evinde kaldığını sanığın da bu evlerden birinde kaldığını beyan ettiği görülmektedir. Sanığın Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu 27.11.2017 tarihli talimat beyanında sanığı Ege üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrencilik yıllarından tanıdığını, kendisini eski adıyla cemaat şuanda FETÖ/PDY olan yapının sohbetlerinde gördüğünü, o toplantılarda dini sohbet dışında ekstra bir faaliyet gözlemlemediğini, bu olayların 1995 ve 2000 yılları arasında meydana geldiğini, sonrasında mezun olunca kendisi ile görüşmediğini, daha sonra yaptığı faaliyetleri bilmediğini, sohbetler sırasında ...'in kitapları okunduğunu, CD'leri izletildiğini beyan ettiği görülmüştür.
Her ne kadar gerek soruşturma ve gerekse mahkeme huzurdaki tanık beyanları incelendiğinde; sanık hakkında verilen bilgilerin 1995 2000 ve 2014 yılının öncesine ait olduğu görülse de, sanığın bahsedilen dönemde FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde aktif bir rol aldığı, bu bağlamda Niğde İli yapılanmasında 3 Büyük Bölgeden biri olan Bor İlçesinin imamlığını üstlendiği görülmüştür. Bu beyanların örgüt hakkındaki soruşturmaların başlatıldığı 2014 yılı öncesine ait olduğu görülmüş ise de sanığın söz konusu dönemdeki örgütsel faaliyetlerini 2014 yılından sonraki dönemde de devam ettirdiğine ilişkin dosyada yer alan diğer deliller de göz önüne alındığında, Yargıtay'ın ve Bölge Adliye Mahkemelerinin örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, zira tüm delillerin aynı sanık üzerinde toplanmasının tesadüf olmasının beklenemeyeceği, dolayısıyla sanığın örgüt ile bağının olduğu kabul edilmiştir.
T.C. 1982 Anayasası'nın sendikal faaliyetlerle ilgili 52 nci maddesinde:''(Değişik: 3.10.2001 4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz....'' ve ''...Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.'' şeklindeki ifadesiyle herkesin bu hakka sahip olduğunu;fakat her hakta olduğu gibi bu hakkın da mutlak sınırsız şekilde olamayacağını ve bu hakkın belirli sınırlar içerisinde kullanılabileceğini ifade etmiştir. Söz konusu davada da Anayasa'nın temel haklar bölümünde belirtilen sendikaya üye olma veya sendikal faaliyete katılma salt üyelik ve faaliyetlere katılma yönünden değerlendirilmemekte, FETÖ Örgütünün legal görünümünde yapısı olan Aktif Sen 'in yasal faaliyetler alanında eylemlere katılıp katılmadığı yönünde olacaktır.
FETÖ/PDY yapılanması üye sayısını arttırmak amacıyla halkın gözüne hoş gelen dernek kurarak ve bu derneklerinin faaliyeti çerçevesinde sempatisini arttırarak üye sayısını arttırmaktadır. Bu bağlamda sanığın bu amaçla kurulan FETÖ/PDY iltisaklı olan Niğde Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri sendikasına üye olduğu, bu üyeliğinin 26.03.2014 ve 02.12.2015 tarihleri arasında devam ettiği, ayrıca sanığın yine FETÖ/PDY ile bağlantılı Aktif Sağlık Sen üyesi olduğu ve bu üyeliğinin 02.12.2015 tarihinde sona erdiği, Niğde ilinde FETÖ ile bağlantılı Burç Sağlık mensupları derneğinin yönetim kurulunda asil üye olduğu, ayrıca Niğde İlinde FETÖ ile bağlantılı Umut Eğitim Kültür Derneğine 09.08.2007 tarihinde üye olduğu tespit edilmiştir. 17 25 Aralık 2013 tarihinden sonra Devletin en üst konumunda bulunan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Devletin istihbari birimlerinin bu yapıyla bağlarının koparılması konusunda gerek basın gerekse yerel bazda bir çok beyanatta bulunulduğu halde sanığın bu derneğe üyeliğinin devam ettiği görülmektedir. Bazı dosyalarda görüldüğü üzere, kişilerin bazen farklı saiklerle bu derneklerdeki üyelik kayıtlarını devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durum dikkate alınarak her bir dosya açısından sanıkların dernek üyeliklerini devam etmelerine ilişkin makul ve haklı sebeplerinin olup olmadıkları incelenmiş ve araştırılmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, kişilerin sadece bu yapıya bağlı derneklere üyeliklerinin devam etmesi tek başına sanığın örgüt ile bağının olduğunu göstermeyecektir. Ancak yukarıda bahsedilen diğer delillerin de sanığın üzerine isnat edilmesi durumunda Yargıtay'ın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla sanığın örgüt ile bağının olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç olarak; yukarıda her bir iddia çerçevesinde sanığın durumu değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin olarak konumu incelenmiştir.
Sanığın mevcut Bank ... hesap hareketleri incelendiğinde örgüt liderinin talimatının olduğu iddia edilen tarihten sonraki dönemde toplamda 171 adet hesap açması ve bu 171 adet hesabın 71 adedinin katılım hesabı olması, sanığın örgüt liderinin talimatına riayet ettiğini kanıtlamaktadır. Her ne kadar dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları sanığın 2010 yılından önce örgüt içerisinde aktif olduğu yönünde olsa da; Niğde İlinin 3 büyük bölgeye ayrıldığı, bu büyük bölgelerden birisinin Bor İlçesi olduğu, sanığın Bor İlçesinden sorumlu "Abi" olduğu, sanığın FETÖ/PDY ile bağlantılı dernek ve sendikalara yoğun katılımının olduğu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün talimatları doğrultusunda hareket etmeye devam ettiği kanaatini oluşturmuş ve sanık hakkında gerek Yargıtay ve gerekse Bölge Adliye Mahkemeleri'nin TCK'nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen suçun sübutu için aradığı, süreklilik ve çeşitlilik kriterlerini üzerinde topladığı anlaşılmakla sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurmak gerekmiş ve karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün Bor İlçesi yapılanmasında İlçe İmamı olan, akabinde örgütsel faaliyetlerini dernek yönetim kurulu üyeliği olarak sürdüren sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c) Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, sanığın Bank Asyadaki rutin bankacılık işlemlerinin ve çocuğunu örgüte müzahir okula göndermenin müsnet suç bakımından delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi sonuca etkili görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.06.2018 tarihli ve 2018/1065 Esas, 2018/1294 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28