Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/12389
2023/3182
9 Mayıs 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
TEMYİZ EDENLER: Sanık ... ve sanıklar müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli, ... sayılı Kararı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Yasa'nın 314/2 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Yasa'nın 5/1 inci maddesi uyarınca yarı oranında arttırım yapılarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK 221/4 üncü maddesi gereği cezasından taktiren 2/3 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay cezası ile cezalandırılmasına, TCK 62/1 inci maddesi gereği cezasından taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak mahrumiyetlerine, sanık ... hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK'nın 314/2, 221/4 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, TCK'nın 221/4 1 inci cümle ve CMK'nın 223/4 a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarihli, 2018/858 Esas ve 2018/819 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurularının kesin olarak reddine karar verilmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde sanıklar müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmiştir.
4.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan esastan ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi:
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi:
1 Suçun unsurlarının bulunmadığına,
2 Hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3 CMK 221/3 gereği cvyo kararı verilmesi gerektiğine,
4 Beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilşikindir.
B Sanık ... müdafiinin temyiz istemi:
Gerekçesiz esastan ret kararı verildiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1 Sanık ... yönünden:
Kontörlü telefon hatları üzerinde yapılan incelemede suç tarihi ve öncesinde binbaşı olan sanık ...'a ilişkin çok sayıda arama bulunduğunun belirlenmesi üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlandığı, akabinde kamu davasının açıldığı, sanığın da etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebi ile ayrıntılı olarak açıklama yaptığı,
Örgüt yapılanması içerisinde kod isimlerini bildiği ancak açık kimlik bilgilerini bilmediği örgüt sorumluları ile gizlilik içerisinde "sohbet" adı verilen faaliyetlere katıldığı, gizlilik nedeniyle sabit ya da kontörlü telefonlarla aranması neticesinde örgüt mensupları ile irtibat kurduğu, eşi ile örgütsel bağ kurularak evlendirildiği, bu evliliğin amacının subay olan sanığın örgüte olan bağlılığının kopmaması olduğu, bu şekilde eşler tarafından da denetim altında tutulmasının öngörüldüğü, ayrıca örgütten olmayan birisinin çıkarabileceği değişik sorunların da önüne geçilmesinin amaçlandığı, örgütün subay yapılanması içinde yer aldığı, bu şekilde yukarıda ayrıntıları izah edilen fetullahçı silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile arasında organik ve sıkı bir bağ olduğu, örgütün bir üyesi olduğu, halen görevi başında iken yakalandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunarak atılı eylemleri de ikrar ettiği, örgütün yapısı ve faaliyeti hakkında beyanlarda bulunduğu ve bir kısım örgüt üyelerinin yakalanmasını, bir kısım örgüt üyelerinin ise belirlenmesini sağladığı, iddianamede de bu hususun belirtildiği, bu şekilde üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği ve etkin pişmanlık gösterdiği sabit olmakla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan 3713 sayılı Yasa'nın 7/1 inci maddesi yollaması ile Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK'nın 221/4 üncü maddesinin son cümlesi uyarınca suçun işleniş şekli, örgütün niteliği, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı sanığın subay olarak görev yaptığı ancak örgütten ayrılmaya çalıştığı hususları dikkate alınarak alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TCK 221 inci madde de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinde aynı Yasa'nın 4 üncü fıkrasında kişinin örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi ve bu bilgileri yakalandıktan sonra ilgili birimlere aktarması halinde hakkında verilen cezadan 1/3'den 3/4'e kadar indirim yapılacağı amir hükmü gereğince sanığın vermiş olduğu bu bilgileri mahkememizce de tekrarladığı anlaşıldığından sanık hakkında takdiren 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırma cihetine gidilmiştir. Sanık uzun yıllar bu silahlı terör örgütünün içinde bulunmuş, subay olarak görevi gereği bu terör örgütünü en iyi bilebilecek kişilerden olmasına rağmen değişik çekincelerler örgüt içinde kalmaya devam etmiş olmakla hakkında TCK'nın 221/3 üncü maddesi ile 221/4 üncü maddesinin birinci cümlesi uygulanmamıştır.
2 Sanık ... yönünden:
Diğer sanık ...'un eşi olan sanığın 02.07.2017 tarihinde kendiliğinden Edirne İl Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek FETÖ/PDY yapılanması içerisinde bulunduğu döneme ilişkin olarak beyanda bulunmak istediğini ifade etmesi üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlandığı, neticesinde bu kamu davasının açıldığı, sanığın da etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebi ile ayrıntılı olarak açıklama yaptığı, savunma yaptığı, eşinin beyanlarını doğruladığı,
Bu şekilde üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği, gönüllü olarak örgütten ayrıldığı, her ne kadar diğer sanık ...'un sanığın ismini 28.06.2017 tarihinde vermesinden 3 ... sonra müracaat etmiş ise de; sanıkla ilgili henüz bir soruşturma başlatılmadığı, kaçma fırsatı varken kaçmayıp adli makamlara teslim olduğu ve sanığın yakalanmadığı, örgüt içerisinde bulunduğu döneme ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği ve kendiliğinden müracaat ederek etkin pişmanlık gösterdiği, örgüttün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak ettiğine dair bir iddia olmadığı gibi bu yönde bir tespit de yapılamadığı sabit olmakla, Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK'nın 314/2, 221/4 1 inci maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış ve sanığın örgüt üyesi olduğu anlaşılmakla birlikte sanığın örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 221/4 1, CMK'nın 223/4 a maddeleri uyarınca sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 221/5 inci maddesi gereğince 1 yıl süreyle denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1 a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 284 ve 286/2 a,h maddeleri uyarınca kesin olmak üzere 15.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 1989 yılından itibaren abi konumundaki örgüt mensuplarının telkini ile ve onların gözetiminde askeri sınavlara hazırlanan, askeri lise öğrenciliği ve subay olduğu dönemlerde de örgütte öğretmen konumundaki mahrem imamların gözetiminde örgütsel toplantılara devam eden, kod adı kullanan sanık ...'un ve 2000 yılından itibaren örgüt evlerinde kalarak ev ablalığı yapan diğer sanıkla örgüt vasıtasıyla tanışarak evlenen, örgütsel toplantılara düzenli olarak katılan sanık ...'nın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduklarına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası ile gerekçe içeriğine göre incelenen hükümlerde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Ancak;
d) Sanık ... ile ilgili olarak ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9 1878 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme veya örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarında etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık veya cezadan indirim yapılması gereken haller olarak kabul edilmiştir.
Şahsi cezasızlık nedeni olarak; sanığın amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi (TCK’nın 221/2 maddesi), hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili samimi ve faydalı bilgi vermesi (TCK’nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi), yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi (TCK’nın 221/3 maddesi) hallerinde sanık hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.
Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde ise cezadan indirim yapılacaktır (TCK’nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi).
Kanun vazıının, etkin pişmanlığı şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul ettiği durumlarda, örgütten ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma bakımından “gönüllülük” esasını benimsediği görülmektedir. Gönüllülük, Türk Dil Kurumu sözlüğünde; “bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen” olarak tanımlanmıştır.
Örgütten ayrılma bağlamında gönüllülük,örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde kalması imkanını ortadan kaldıran veya zorlaştıran bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle gönüllü olarak örgütten ayrılmasıdır. (Ersan Şen H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü 2018 Baskı syf346)
Güvenlik güçlerine teslim olma bakımından gönüllülük kavramına gelince; pişmanlık ve gönüllülük failin psikolojik dünyasıyla alakalı ve son derece soyut kavramlar olması nedeniyle sanığın “gerçek ve samimi” bir pişmanlık duyup duymadığı veya gönüllü olup olmadığının tespiti fevkalade zordur. Suç sonrasında ki tutum ve davranışların belli ölçüde cezadan kurtulma düşüncesine dayanması son derece insani bir durumdur (Baba, Türk Ceza Hukukunda Etkin Pişmanlık 2013 baskı syf 98). Bu nedenle aslında saptanmaya çalışılacak olan, failin salt cezadan kurtulma saikiyle değil fiilin yarattığı haksızlığı gidererek legaliteye dönme düşüncesiyle hareket edip etmediği hususudur ki bu da ancak kişinin dış dünyaya yansıyan davranışlarıyla belirlenebilir.
Yakalamanın yasal koşulları oluştuğunda hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş yakalama müzekkeresine istinaden yakalanan ya da kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiği için yakalama müzekkeresi olmaksızın yakalanan faillerin etkin pişmanlıkta bulunmaları halinde, diğer şartlar da gerçekleşirse cezada indirim uygulanması gerekecektir. Bu durumda bir gönüllü teslimden bahsetme imkanı olmadığı açıktır.
Suç işleyen ya da suç şüphesi ile takip edilen/soruşturulan kişilerin belli ölçüde yakalanma korkusu taşıyacağının doğal bir durum olduğu da gözetildiğinde, kural olarak gıyabında düzenlenmiş yakalama emri bulunsa da kendiliğinden/gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde TCK’nın 221/4 üncü maddesinin birinci cümlesinin uygulanması gerekecektir.
TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yakalandıktan sonra yargılama aşamasında örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun olarak örgütün yapısı, faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili faydalı bilgiler verdiği, bu bilgilerin esaslı olduğu savunma ve toplanan delillere de uygun biçimde kabul edilen sanık hakkında belirlenen cezadan TCK'nın 221/4 2 nci cümlesi uyarınca hakkaniyete uygun azami hadde yakın bir indirim yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeye dayanılarak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Sanık ... yönünden:
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarihli, 2018/858 Esas ve 2018/819 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Sanık ... yönünden:
Gerekçe bölümünün (d) bendinde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarihli, 2018/858 Esas ve 2018/819 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.
... ... ... ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:52