Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/16916
2023/2699
3 Mayıs 2023
¸
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/442 Esas, 2018/969 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
-
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2019/430 Esas, 2019/505 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine, bank ... hesap hareketlerinin örgütün talimatı doğrultusunda olmadığına, veri inceleme raporunun hükme esas alınamayacağına, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususu ispat edilemediğinden hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1969 doğumlu sanık ... Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde 17.04.2018 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, sanık 17.04.2018 tarihli ifadesinde özetle; hayatının hiç bir aşamasında Fethullahçı Terör Örgütüyle bir bağlantısının olmadığını, örgüte ait dershane ve okullara gitmediğini, eşiyle tanışmasına kimsenin aracılık etmediğini, örgüt tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına davet edilmediğini ve kendiliğinden de toplantılara icabet etmediğini, örgüt içinde haberleşme maksatlı kullanılan programları telefonuna yüklemediğini, yalnızca oğlunu kaliteli eğitim vermesi sebebiyle Amasya ilinde bulunan ve örgütle iltisaklı olduğu bilinen Yavuz ... Top Kolejine gönderdiği için okul yönetimi tarafından ödemelerin Bank ... üzerinden olması gerektiği söylemleri doğrultusunda zaruri olarak Bank ... hesabı açtırdığını, okul taksit ödemeleri haricinde hesaba para yatırmadığını beyan eden anlatımlarda bulunmuştur. Sanık 18/04/2018 tarihli Cumhuriyet Savcısındaki ifadesinde de örgütle hiç irtibat kurmadığını yalnızca oğlunu örgüte ait okullara kaydettirirken sohbet adı altındaki örgütsel toplanmalara davet edildiğini ancak bu toplantılara katılmadığını, HTS kayıtlarında mevcut olan örgüte mensup kişilerle yaptığı görüşmelerin ne amaçla olduğunu hatırlamadığını ve kayıtlarda çıkan şahısları tanımadığını, bir ihtimal oğlunun okulundaki öğretmenler olabileceğini ifade etmiştir. Sanık Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda da örgüt üyesi olmadığı için etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini, HTS kayıtlarındaki aramaların çalıştığı birim dolayısıyla yapılan konuşmalar olabileceğini ifade etmiştir.
Sanık örgüt üyesi olmadığını her aşamada vurgulamışsa da dosya kapsamına bakıldığında özün öyle olmadığı görülmektedir. Şöyle ki; sanık ... hakkında soruşturmaya başlanılmasını sağlayan ...’nın emniyet ve savcılık aşamasında vermiş olduğu ifadelere bakıldığında; "memur olduğunu bildiği ancak daha sonra soruşturma aşamasında polis olduğunu öğrendiği RECEP ve ÖMER isimli iki kişinin evine 2014 yılı ARALIK ayında ve 2015 yılının başlarında OCAK veya en fazla Şubat ayının başlarında bir veya iki kez sohbet toplantılarına gittiklerini, kendisinin normalde Kuran ı Kerim okumayı dahi bilmediğini, yaptıkları bu sohbet toplantılarında sohbeti tamamen Hamza ismi ile tanıdığı gerçekte Erhan Demirhan (Erhan hakkında örgüt mahrem imamı olduğu gerekçesiyle ceza verilmiş, dosyası Yargıtaydadır) isimli şahsın yaptığını, Erhan Demirhan’ın bu sohbet toplantılarında Kuran ı Kerim’den başka dini bir kitaptan okuyarak sohbet toplantılarını düzenlediği, ifadesinde RECEP olarak beyan ettiği Polis Memurunun 39418969548 T.C. kimlik numaralı ... olduğunu” beyan ve teşhis etmiştir. ...’nın bu ifadesini savcılık aşamasında da doğruladığı görülmüştür.
Mevcut dosyada sanık hakkında soruşturma başlamasını sağlayan tanık ... emniyet aşamasında sanık hakkında tarih de belirtmek suretiyle yukarıdaki bilgileri vermişken duruşmadaki ifadesiyle sanığı tanımadığını beyan etmiştir. Tanık H. Y.’nin mahkememiz 2018/353 E. , 2018/645 K. sayılı dosyası ile yargılaması yapılarak mahrem imam yapılanmasında bulunduğu sabit görülmüş ve hakkında alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayinine gidilmiş, neticeten yargılandığı dosyada 8 yıl 9 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. ...’nın sanık olarak yargılandığı mahkememiz 2018/353 E. , 2018/645 K. sayılı dosya incelendiğinde hazırlık aşamasındaki ifadeleri etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma yolunda iken, kovuşturma aşamasında tamamıyla farklı bir tavır takınarak inkar boyutuna yönelmiş ve TCK m.221/4 hükmü kendisine uygulanmamıştır. Tanık ...’nın kendi yargılandığı davadaki örgütsel tavrı nedeniyle de bu dosyada da mahkeme aşamasındaki ‘huzurdaki tanığı tanımıyorum’ beyanlarına değil, emniyet aşamasındaki beyanlarına itibar etmek gerekmiştir. Zira mahrem yapıya ilişkin emniyette ve savcılıkta müdafisi huzurunda alınan ifadeleri kendi konumu ve mahrem yapıyla daha uyumludur.
Mahkememiz 2018/ 595 E. sayılı dosyasında yargılaması halen devam eden eski polis memuru ...’un hazırlık aşamasındaki ifadelerine bakıldığında “Muş’tan Amasya iline geldiği dönemde örgüte ait toplantılara katıldığını, meslektaşı olan ... ile bir araya geldiklerini ve sanığı toplantılarda görmesi nedeniyle örgüt içerisinde olduğunu bildiğini, bu toplanmaları Hüseyin Çalışkan’ın kontrolünde kendi evinde yaptıklarını" belirtmiştir. Tanık Ö. B.’nin yargılandığı 2018/595 E. dosyasında yapılan incelemede ayrıntılı olarak örgüte mensup kişilerin açığa çıkmasına yönelik bilgiler verdiği görülmüş, ifade, sorgu ve duruşmada zikretmiş olduğu isimlerin tamamına yakınının (Hüseyin Çalışkan, Erhan Demirhan gibi) mahkememizde yargılamasının yapılarak örgüt üyeliği tespit edildiğinden tanığın sanık ... hakkında hem emniyette hem de mahkememizde vermiş olduğu bilgilere itibar etmek gerekmiştir. Tanık Ö. B.’nin anlatımlarından sanığın hem 17 25 aralık öncesinde hem de sonrasında örgütsel sohbetlere katıldığı bilgilerine riayet edilmiştir.
Öte yandan ...’nın örgütsel tavır takınmadan önceki emniyet ifadesine bakıldığında; “Hamza ismi ile tanıdığım Erhan Demirhan ile birlikte evine 2014 yılının sonları, 2015 yılının başlarında sohbet toplantısına gittiğim şahıslardan bir tanesi bu(...) şahıstı” anlatımı ile ...’un; “...yukarıda saydığım isimlerden Hüseyin Çalışkan, ..., Celal Borucu ve Vahap Gül ile biz genelde sohbet gurubunda cemaat sohbetlerine kendi evimizde Hüseyin Çalışkan’ın organizesi ile sohbet toplantılarını yapıyorduk” ifadesi sentezlenerek değerlendirildiğinde ...’in kendi evinde de toplanıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada muhtelif yerlerde adı geçen ve sanığı tanıdığı mahkemece değerlendirilen Erhan Demirhan’ın (mahkememiz 2017/301 E., 2018/247 K. sayılı dosyası ile yargılanarak hakkında neticeten 10 yıl 6 ay cezaya hükmedildiği görülmüştür.) mahkeme ve savcılık aşamasındaki örgütsel inkarcı tavırları neticesinde dinlenilmesine lüzum görülmemiş ve hakkında çağrı kağıdı düzenlenmemiştir.
Sanığın Bank ... hesap bilgilerine bakıldığında; 2012 yılından 2014 yılına kadar olan hesap hareketlerin çocuğunun okul taksiti olduğu görülmüş, havale edilen tutarların düşük meblağlar olduğu anlaşılmıştır. Ancak Mayıs 2014’te 8.148,68 TL’lik katılım hesabı açıldığı göze çarpmaktadır. Sanığın bu tarihe kadar hesabı ‘binli rakaml’arı görmemesine rağmen, 2014 tarihinde katılım hesabı açtırması tarih itibariyle örgüt liderinin talimatıyla hareket ettiğinin sonucu olarak değerlendirilmiştir.
Sanığın HTS incelemelerinde yapılan değerlendirmede; kimi zaman 500’ü aşkın kez görüştüğü kişileri tanıyıp tanımadığı kendisine sorulduğunda; iletişim kurduğu kişilerin hiç birini tanımadığını hem emniyetteki ifadesinde hem savcılık ve SCH ifadelerinde defaatle dile getirmiş, konuştuğu kişilerin belki çocuğunun öğretmenleri olabileceği sığ savunmalarında bulunmuştur.
Dosya kapsamından sanığın örgüt içerisinde yer aldığının anlaşıldığı başka bir delil ise; ‘Garson’ isimli gizli tanığın Ankara CBS'ye sunduğu ve mahrem yapılanma içerisinde yer alan emniyet mensuplarının kayıtlarının bulunduğu hafıza kartlarındaki bilgilerdir. Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen ... SD kart içinde şifrelenmiş 22.885 adet dosyadan emniyet mensuplarının bilgilerinin yer aldığı bölüme bakıldığında, sanık ...’in veri inceleme raporunda örgüt içerisinde ‘...’ olarak kodlandığı, 2015 mart alan dışı olmadığı, öğretmeninin Feyzi, Zümre Başkanının ..., vekil adının Hüseyin Çalışkan, kurs taksidinin ise 235 TL olduğu görülmektedir. Kodlama suretiyle SD kart içerisinde yer alan bu bilgilerin; FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişiyi ifade ettiği (...), şahıstan 235 TL himmet parası alındığı (kurs taksidi), mahrem abisinin adının Feyzi, büyük bölge abisinin adının ise ... olduğu veri inceleme raporuyla anlaşılmıştır. Gizli tanık Garson'un sanıkla ilgili doğrudan bir bilgisinin olmadığı göz önünde bulundurulup, SD kartta yer alan bilgiler dosyamız kapsamıyla örtüştüğü ölçüde dikkate alınmıştır. Tanığın sanığı birebir tanımaması nedeniyle de yeniden dinlenmesine gerek duyulmamıştır. Yine sanık müdafiinin dinlenmesi istediği şahıslar mahrem yapıda yer alan imamlar olup, tamamı iddiaları reddettiğinden dinlenmemiştir.
Yukarıda anlatılan sebeplerle dosya kül halinde değerlendirildiğinde çocuğunu örgütle ilişkili eğitim kurumlarına gönderen, 2014 yılında Bank ... hesap açılış hareketi bulunan, Garson kod isimli gizli tanığın Ankara CBS’ye sunduğu SD karttaki bilgilere göre örgüt içerisinde bulunduğu görülen (söz konusu bu bilgiler dosyadaki tanık beyanlarıyla da doğrulanmış olması nedeniyle hükme esas alınmıştır. Yine sanığın aşamalarda örgütsel tavırla tüm suçlamaları reddetmiş, örgütsel toplantılar veya örgüt içinde sohbet olarak nitelenen toplantılara dahi katılmadığnıı beyan etmiştir. Bütün bunlar sanığın örgüt üyesi olduğuna ve SD kartta yer alan ve sanıkla ilgili hususların doğrulandığı, sanığın ... olarak kodlandığı ve bu kodun dosya kapsamıyla uyuştuğu ve sanığın bu nedenle örgüt üyesi olduğu), hakkındaki tanık ifadelerine bakıldığında örgütsel toplanmalara katıldığı anlaşılan ve örgütle ilişkili çokca kişi ile HTS kayıtları tespit edilen sanığın örgüt üyesi olduğuna kanaat getirilerek mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Toplanan deliller suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanık ile ilgili Bylock tespit değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanık beyanlarına göre sohbet toplantılarına örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra dahi katılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiş ancak;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2019/430 Esas, 2019/505 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun 5271 sayılı CMK'nın 303/1 c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün tekerrüre ilişkin paragrafından "58/6. maddesi uyarınca" bölümünün çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.
... ... ... ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:11:26