Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8656
2023/2542
2 Mayıs 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarih ve 2019/296 Esas ve 2019/523 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/191 Esas, 2020/278 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükme yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 08.06.2021 tarih, 2020/5422 Esas ve 2021/4029 sayılı Kararı ile "...3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. maddesinde terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlanmış ve bundan hareketle silahlı terör örgütünün de bahse konu eylemleri gerçekleştirerek Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla meydana gelen teşekkül olarak kabul edilmesi, yine 5237 sayılı TCK'nın 314 üncü maddesinde düzenlenen silahlı örgüt suçunun ise TCK'nın Devletin güvenliğine karşı suçlar ve Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar başlıklı dördüncü ve beşinci bölümlerinde yazılı suçları işlemek amacı ile kurulan silahlı örgütleri kapsaması karşısında;
Sanıkların mensubu bulunduğu iddia edilen Heyet i Tahrir i Şam (HTŞ) adlı oluşumun 3713 sayılı Kanunun 1 ve TCK'nın 314 üncü maddelerinde tanımlanan terör örgütü ya da silahlı terör örgütü olduğunu gösterir; örgütün kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejisi, eylemleri, Türkiye'de ve Türkiye dışında, Türk vatandaşları ya da Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlara karşı, gerçekleştirdiği eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylem ve faaliyetlerinin nelerden ibaret olduğu hususlarının İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlardan yeniden sorulmasından ve örgütün niteliği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesinden sonra, sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması..." nedenleriyle ...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/191 Esas, 2020/278 sayılı Kararının BOZULMASINA karar verilmiştir.
-
Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 13.01.2022 tarihli ve 2021/176 Esas, 2022/5 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK'nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istemleri özetle; suçun unsurlarının oluşmadığına, değerlendirme tutanaklarının somut delillere dayanmaksızın belirsiz şekilde hazırlandıklarına, delillerin hukuka aykırı elde edildiklerine ve hükme esas alınamayacaklarına, yetersiz delille mahkumiyet hükümleri kurulduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda "....Fetih El Şam El Nusra Cephesi Heyeti Tahriri Şam Cephesi( FEC/ENC/HTŞ) Terör Örgütü Hakkında Değerlendirme;
El Nusra (Nusret Cephesi ) Fetih El Şam Cephesi adlı örgütün dosya kapsamına göre; ilk olarak Ocak 2012 yılında Suriye'de El Cevlani liderliğinde kurulmuş, 9 Nisan 2013 tarihinde yaptığı açıklamada, El Kaide terör örgütü lideri Eymen El Zevahiri'ye bağlılık yemini etmiş, 13 Haziran 2013 tarihinde ise Nusret Cephesinin (Dairemizce silahlı terör örgütü olduğu kabul edilen) El Kaide terör örgütü genel komutanlığına bağlı bulunduğunu açıklamıştır.
Ülkemizde Fetih El Şam Cephesi El Nusra Cephesi, FEC/ENC adı altında herhangi bir silahlı eylemine rastlanmayan örgütün, ülkemizde birçok vatandaşımızın ölmesine sebep olan El Kaide terör örgütüne biatını açıkça ilan eden ve El Kaide Liderinin Suriye’deki temsilcilerinin ENC olduğunu ortaya koyan beyanları, Suriye'de savaşmak üzere ülkemizden eleman ve maddi yardım toplaması bu kapsamda küçük çocukları ikna yöntemiyle Suriye'ye götürerek vatandaşlarımızın can güvenliğini ihlal etmesi, ülkemizden Suriye'deki çatışma bölgelerine illegal yoldan sınırı geçmek isteyen şahıslara aracılık etmeleri yanında ülke dışında fidye için adam kaçırmak, tarihi eser kaçakçılığı ile cebir şiddet içeren eylemleri göz önüne alındığında, El Nusra (Nusret Cephesi)/Fetih El Şam Cephesinin El Kaide terör örgünün bir kolu olarak kurulduğu ve silahlı bir terör örgütü yapılanması, terör faaliyetlerin sürdürmeye devam etmektedir.
Bahsedilen örgütün amacı, stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amaç suçu işlemeye matuf vahamet arz eden eylemleri itibariyle 3713 sayılı Kanunun. 4928 sayılı Kanunun ile değişik 1 inci maddesinde tarifini bulan cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik düzeni değiştirmek, Türk Devletini ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temek hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde olduğu, örgütün nitelik ve niceliğine ve amaç suça yönelik gerçekleştirilen silahlı eylemlere göre, örgütün silahlı olduğu, amaç suça elverişli eylemlerde bulunduğu anlaşılmış bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve mahkemeleri tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edilen El kaidenin bir kolu olarak kurulan El nusra(Nusret Cephesi) Fetih El Şam cephesinin silahlı terör örgütü olduğu mahkememiz tarafından da kabul edilmiştir.
Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre;
Silahlı terör örgütüne üye olmak TCK'nın 314/1 inci maddesinde nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği; örgütün kuruluş amaçlarını faliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak hiyerarşiye dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmaktadır. Üyelik için failin örgütle organik bağ kurup (canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden) örgüt amacı doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faliyetlerde bulunması gerekir. Kurulan bağın isteyerek ve iradi olması gerekmektedir. Aynı zamanda tek taraflı fiili bir katılmanın olması halinde söz konusu suç oluşmaktadır.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir.
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf.263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9 242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu 5237 sayılı TCK’nın 314/1 inci maddesinde nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği; örgütün kuruluş amaçlarını faliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak hiyerarşiye dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmaktadır. Üyelik için failin örgütle organik bağ kurup (canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden) örgüt amacı doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunması gerekir. Kurulan bağın isteyerek ve iradi olması gerekmektedir. Aynı zamanda tek taraflı fiili bir katılmanın olması halinde söz konusu suç oluşmaktadır.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir.
Sanıklar ... ve ... hakkında CMK madde 175 ve devamı hükümleri gereği iddianame tanzim edilmek suretiyle El Nusra/HTŞ Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında toplanan delillerin CMK madde 216/1 inci gereğince huzurda tartışılması sonucunda;
Sanıklar ... ve ... hakkında Mahkememizin 17.12.2019 Tarih 2019/296 Esas 2019/523 Karar sayılı ilamı ile;
"...sanıklardan ...'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda Heyet i Tahriri Şam (HTŞ) silahlı terör örgütünde örgüt subayları tarafından 19 ... kadar kalaşnikof ve dini eğitim aldığını kabul ve ikrar etmesi, yine sanıklardan ...'ın ise ismini bilmediği bir şahıstan Kalaşnikof ve bixi marka silahlar üzerine eğitim aldığını kabul ve beyan etmesi, sanıklardan ...'a ait olan telefon üzerindeki incelemelerde Heyet i Tahriri Şam yazı ve simgesi bulunan fotoğrafta 3 şahsın silahlı eğitim yaptığı, ayrıca bütün askeri ve sivil milli kuruluş cephesi ile olan ve HTŞ tarafından vurulmuş tahrip edilmiş mıntıkaların Allah'ın önünde herhangi bir grup veya cephe ile ileride ne olursa olsun çatışmayacağına dair verilen söze ilişkin fotoğrafın yer aldığı, sanıkların otobüsün gizli bölmesinde yolculuk yaptıkları sırada yakalandıkları, yine Türkiye ye ilk geldikleri dönemde kaçak giriş yapmış olmaları, sanık ...'ın çantasında çalışır vaziyette bulunan telsizin ele geçirilmesi, çantasındaki telsizin nereden geldiğini bilmediğine ilişkin hayatın olağan akışına uygun olmayan savunması ile dosya kapsamı ile uyumlu istihbari bilgiler dikkate alındığında, sanıkların El Nusra/HTŞ silahlı Terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmak sureti ile üzerlerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işledikleri mahkememizce sabit görülmekle, eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK madde 314/2 nci gereğince alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir neden görülmeyerek ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıkların mahkememizdeki saygılı tutum ve davranışları dikkate alınarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nun 62/1 inci maddesi gereğince cezadan 1/6 oranında indirim yapılmasına, örgütün ihtiva ettiği tehlike, sanıkların yakalanma şekilleri hep birlikte gözönüne alındığında hükmen tutukluluk hallerinin devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde hüküm kurulduğu,
Sanıkların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 08/06/2021 tarih 2020/5422 Esas 2021/4029 Karar sayılı ilamı ile;
"...3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci maddesinde terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlanmış ve bundan hareketle silahlı terör örgütünün de bahse konu eylemleri gerçekleştirerek Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla meydana gelen teşekkül olarak kabul edilmesi, yine 5237 sayılı TCK'nın 314 üncü maddesinde düzenlenen silahlı örgüt suçunun ise TCK'nın Devletin güvenliğine karşı suçlar ve Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar başlıklı dördüncü ve beşinci bölümlerinde yazılı suçları işlemek amacı ile kurulan silahlı örgütleri kapsaması karşısında;
Sanıkların mensubu bulunduğu iddia edilen Heyet i Tahrir i Şam (HTŞ) adlı oluşumun 3713 sayılı Kanunun 1 ve TCK'nın 314 üncü maddelerinde tanımlanan terör örgütü ya da silahlı terör örgütü olduğunu gösterir; örgütün kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejisi, eylemleri, Türkiye'de ve Türkiye dışında, Türk vatandaşları ya da Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlara karşı, gerçekleştirdiği eylem ve faaliyetlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylem ve faaliyetlerinin nelerden ibaret olduğu hususlarının İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlardan yeniden sorulmasından ve örgütün niteliği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesinden sonra, sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA..." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği,
Usul ve Yasaya uygun görülün Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 08.06.2021 tarih 2020/5422 Esas 2021/4029 sayılı Kararına uyularak yapılan yargılamada Mahkememizin Heyet Değişikliği Sebebiyle Dosyanın Yeniden İncelenmesi Sonrası;
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinden;
İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Büro Amirliği tarafından Terör Örgütü üyelerinin deşifre edilmesi, suç unsuru ile birlikte yakalanmasına yönelik olarak yapılan çalışmalarda, 28.06.2019 günü saat: 18.40 sıralarında haber merkezinin Belen istikametinden Antakya ilçesi istikametine gelmekte olan 06 HAS 98 plaka sayılı Günsas Turizme ait otobüste 2 şahsın saklanarak yolculuk ettiğinin anons edilmesi üzerine bahse konu aracın İskenderun otogarında kontrol edildiğinde şoför dinlenme kısmında ... ve ... isimli şahısların olduğu, şahısların yapılan üst aramasında siyah renkli HYTERA marka el telsizinin olduğunun tespit edilmesi üzerine sanıklar hakkında soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır.
Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede;
... isimli şahıs hakkında, Özgür Suriye Ordusunda faaliyet gösteren komutanlardan edinilen bilgiye göre, şahsın 2 ay kadar ÖSO'ya bağlı Ahrar'u Şam grubunda faaliyet gösterdiği esnada, Ahrar'u Şam karargahından gruba ait silah, mermi ve mühimmatı bir araca yükleyerek El Nusra terör örgütü üyelerine götürdüğü, olayın farkedilmesinden sonra kendi silah ve tesisatı ile birlikte El Nusra Terör Örgütüne katıldığı, halen El Nusra Terör Örgütüne istihbari bilgi temin ettiği hususunun istihbarat birimleri ile koordineli yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen 30.06.2019 tarihli araştırma ve değerlendirme tutanağında yer aldığı,
Sanık Ahmet Elvan'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan beyanında özetle; "Suriye ülkesi Hama şehrinde doğduğunu, eğitim hayatını Hama'da tamamladığını, daha sonra İdlip'e giderek bir süre burada internet kafede çalıştığını, 2016 yılı ortalarında İdlip'in kırsalına kaçarak ÖSO'ya bağlı Ahrar u Şam grubuna katıldığını, 2 ay kadar bu grupla çalıştığını, daha sonra kendisi gibi aynı dosyada hakkında soruşturma yürütülen kardeşi Muhanned ile birlikte kaçak yollarla Türkiyeye geldiklerini, Ahrar u Şam grubu içerisinde bulunduğu esnada Hama şehri içerisinde tam olarak yerini bilmediği bir askeri birlikte ismini bilmediği bir şahıstan kaleşnikof ve viksi marka silahlar üzerine eğitim aldığını ancak herhangi dini veya ideolojik eğitim almadığını, Suriye ülkesi Hama şehrinde 2017 yılı içerisinde Ahraru Şam grubunda 2 3 ay kadar idari bölümde çalıştığını bunun karşılığında para yardımı aldığını, Ebu Osman isimli şahıs ile kendisine Ahraru Şam grubundaki komutanı Ebu Hayyamın tanıştırdığını, kendisine bu şahsın silah tüccarı olduğunu söylediğini, Ebu Hayyamın kendisinin kullandığı kapalı kasa aracın anahtarını kendisinden alarak kendisiyle birlikte Ahraru Şam grubu içerisinde faaliyet gösteren Ebu Steyf ve Ebu Cihad isimli şahıslara verdiğini, bu şahısların aracın arkasına bir takım malzemeler yüklediklerini, kendisininden aracı Halep şehriye bağlı Ethalep ilçesindeki E.O.'ya ait depoya götürdüğünü, aracı burada boşalttıklarını ancak araç içerisinde ne taşındığını bilmediğini, Ebu Hayyamın Ahraru Şam içerisinde bir takım problemler yaşadıktan sonra kaçtığını ancak nerede olduğunu bilmediğini daha sonra Ebu Hamit isimli bir komutan başlarına geldiğini ve kendisinden Ahraru Şam tarafından verilen Demirbaş malzemeleri istediğini, kendisinin de üzerine kayıtlı araçları Kaleşnikof marka silah ve şarjörleri verdiğini, Ebu Hamit'in de kendisine kaleşnikof marka silah ile dolu şekilde 5 şarjör ve 200 lt varil içeresinde mazot hediye ettiğini, mazotu Ahraru Şam içinde faaliyet gösteren bir arkadaşı ile paylaştığını, kaleşnikof marka silah, şarjör ve mermileri Suriye'de tanımadığı bir şahsa 200 dolar karşılığında sattığını, telefonunda yapılan ön inceleme neticesinde üzerinde askeri kamuflaj ve ellerinde uzun namlulu silahlar bulunan ölü ve sağ şahıslara ait fotoğraflarının cep telefonuna nasıl geldiğini bilmediğini, bu şahısları tanımadığını, hangi gruba mensup olduklarını bilmediğini, Ahraru Şam ve Heyeti Tahriri Şam gibi gruplara ait haber sitelerini internet üzerinden takip ettiğini, bazı haber kanallarına üye olduğunu, fotoğrafların telefona bu şekilde inmiş olabileceğini, telefonunda yapılan ön incelemede bir defter içerisinde el yazısı ile HTŞ terör örgütüne karşı savaşmayacağına dair anlaşma imzalayan kendisini El Heyt aşireti başkanı olarak belirten sözleşmenin sağ alt köşesinde imzası bulunan F.A. isimli şahıs ile sol alt köşesindeki HTŞ terör örgütüne ait mühür ve imzanın bulunduğu fotoğrafında telefonuna yine üye olduğu haber sitelerinden dolayı gelmiş olabileceğini, El Heyt aşiretini daha önce hiç duymadığını, kadeşinin çantasında ele geçen telsizin kime ait olduğu hususunda bir bilgisinin bulunmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini" beyan ettiği,
Sanık ...'ın cep telefonu üzerinde yapılan incelemede; ellerinde uçak savar, AK 47 silahlar bulunan kimliği bilinmeyen kişilere ilişkin çatışma bölgelerinde olduğu değerlendirilen fotoğraflar ile kimliği bilinmeyen ölü şahıslara ilişkin fotoğraflar ile yine sanığın ve eşine ait olduğu değerlendirilen silahlı fotoğraflar ile htş bayraklı işareti olan bir kişiye ait video görüntülerinini bulunduğunun tespit edildiği, bu kapsamda;
1 nolu fotoğrafta; ellerinde uzun namlulu silahlar ve üzerlerinde kamuflaj bulunan şahsın kırsal alanda çekilmiş bir fotoğrafının yer aldığı, 2 nolu fotoğrafta; ellerinde roketatar ve üzerlerinde kamuflaj bulunan yüzleri kapalı 3 şahsa ait fotoğraf altında "RPG silahı üzerine yapılan eğitim sonrası kurs mezunları" yazısı olduğu, sol üst köşede "Heyeti Tahriri Şam" yazısı ve simgesi bulunduğu, 3 nolu fotoğrafta; üzerinde kamuflaj ve elinde kaleşnikof bulunan ölü bir şahsın fotoğrafının yer aldığı, 4 nolu fotoğrafta; üzerinde kamuflaj bulunan yanında hücum yeleği ve kaleşnikof marka silah bulunan ölü bir erkek şahsa ait fotoğraf bulunduğu, 5 ve 6 nolu fotoğraflarda; üzerinde kamuflaj bulunan ölü bir şahsa ait fotoğrafın yer aldığı, 7 nolu fotoğrafta; Bismillahirrahmanirahim Allah'ın dediği kitapta (ey iman edenler, Allah'a itaat edin ve doğru olunuz) kanunlarımızın hakkı için ve safların birliği isteği üzerine parçalanmaktan kurtulup birlik olmak adına ben aşağıda imza atan el şeyh fevzi el fecir ebu ziyad olarak adıma istinaden ve temsil ettiğim aşiretim adına korkusuz bütün köyleri temsil ederek telcemke vakul_u aur ve cenneti kura ve sararif ve aşiretimin bütün askeri fertleri adına milli kurtuluş cephesiyle olan çalışanlar bütün askeri ve sivil milli kurtuluş cephesi ile olan ve HTŞ tarafından vurulmuş, tahrip edilmiş mıntıkaların Allah'ın önünde herhangi bir grupla veya cephe ile ileride ne olursa olsun çatışmayacağıma dair söz veriyorum, Allah bu söylediğimize şahittir şeklinde yazı ile Fevzi Abdul Hay ve Heyeti Tahrir El Mülk genel şeklinde imza ve yazının bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede;
... isimli şahıs hakkında, istihbarat birimleri ile koordineli yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen 30.06.2019 tarihli araştırma ve değerlendirme tutanağında, sanığın yanında getirdiği telsiz aracılığıyla örgüt üyeleri ile irtibatı sağlamak amacıyla kullanmış olabileceğinin değerlendirildiğinin bildirildiği,
Sanık ...'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan beyanında; "1998 yılında Suriye Hama Elşiha köyünde doğduğunu, 2014 yılında ailece İdlip merkeze taşındıklarını, burada inşaat işlerinde çalıştığını, 2017 yılının sonlarında abisi ... ile birlikte 400 dolar karşılığında kaçak yollarla Türkiye'ye Reyhanlı üzerinden giriş yaptıklarını, Reyhanlıdan Konya iline giderek 4 ay kadar inşaatlarda sonrasında İstanbul ili Esenyurt ilçesinde poşet fabrikasında 16 ay kadar çalıştıklarını, bu dönem içerisinde Suriye uyruklu şahıslara Bursa Göç İdaresi Geçici korumu kimlik belgesi verdiğini öğrenmeleri üzerine 05.04.2018 tarihinde Bursa ilene giderek kimlik çıkardıklarını, 2019 yılı Mayıs ayı içerisinde Ramazan Bayramı için Suriye ülkesine gittiklerini, 27.06.2019 günü de Türkiye'ye sınır kapısından geçerek dönüş yaptıklarını, 0531 (...) (..) (..) numaralı hattı yaklaşık 20 ay önce Türkiye tanıtım kartı olmaması sebebiyle arkadaşının adına aldığını, fakat hattı bugüne kadar kendisinden başka kimsenin kullanmadığını, hat sahibinin kendisi olduğunu, Türkiye'de başka hattı olmadığını, lwanm21@gmail.com isimli e mail hesabı olduğunu, Abu Ahmed kullanıcı adlı Facebook hesabı olduğunu, başkaca sosyal medya yada e mail hesabı olmadığını, 2015 yılı İdlibin batısında askeri bölgede Ahrar'u Şam grubunda Heyeti Tahrir Şam Örgütü Subayları tarafından bir süre kaleşnikaf ve dini eğitim aldığını, dini eğitimi Ahrar'u Şam'a bağlı Şeyh dedikleri cübbeli din hocalarının verdiğini, sadece 2015 yılının kış aylarında Ahrar'u Şam içerisinde faaliyette bulunduğu 2 aylık süre zarfında bir kez nizama (Esed'e) karşı silahlı olarak canlı kalkan görevini yaptığını, Ahrar'u Şam grubundan 15 bin gıda yardımı aldığını, gıda yardımı veren komutanın Ahmed Ubeythammud isimli şahıs olduğunu, bu şahsın kod isminin Abu Ahmed olduğunu, 27.06.2019 günü Humuslu Munzir isimli bir şahısla sınırı geçerek Türkiye'ye girdiklerini, bu şahsın Hatay Merkezde oturduğunu, şahsın evine gidip bir gece kaldıklarını, ertesi ... abisiyle birlikte İstanbula gitmek amacıyla bilet aldıklarını, hareket ettikten yaklaşık 15 dk sonra kendisini ve abisini otobüsteki görevlinin otobüsün orta kapısındaki merdivenlerin orada bulunan bagaj kısmına yerleştirdiğini, İskenderun otogarına geldiklerinde polislerin kendilerini durdurarak kimlik kontrolü yaptıklarını, yapılan aramada çantasında telsiz bulunduğunu, telsizin her ne kadar çantasında bulunsada kendisine ait olmadığını, kimin tarafından konulduğunu bilmediğini, Suriyeden Türkiye'ye giriş yatığı esnada çantasında bulunmadığını, Hatay'da evinde kaldıkları Humuslu Munzir isimli şahsın koymuş olabileceğini düşünüdüğünü" beyan ettiği,
Sanık Muhanned Elvan'ın cep telefonu üzerinde yapılan incelemede; ilgili terör örgütü ile bağlantılı olabileceği içeren ve kimlik bilgileri bilinmeyen, çatışma ortamlarında çekildiği anlaşılan birçok ağır silahlı insan fotoğrafı ve facebook kaynaklı video kayıtlarının tespit edildiği,
Dosya kapsamında bulunan 05.07.2019 tarihli araştırma tutanağında; sanığın 27.06.2019 günü Türkiye'ye Humuslu Munzir isimli bir şahısla kaçak yollarla girdiklerini ve Türkiye'ye girdikten sonra bu şahsın Hatay Merkezdeki evinde bir gece kaldıklarını, polis aramalarında ele geçirilen telsizin kendisine ait olan çantaya nasıl girdiğini bilmediğini, Suriye'den Türkiye ülkesine giriş yaptığı sırada çantasında telsizin bulunmadığını, telsizi çantasına Humuslu Munzir isimli şahsın koymuş ya da koydurmuş olabileceğini, evde bayan şahısların da seslerini duyduğunu, cuma namazı için evden ayrıldıklarında çantaların yanında olmadığını, diğer zamanlarda çantaların hep yanlarında bulunduğunu beyan etmesi üzerine, kolluk tarafından Humuslu Munzir isimli şahıs hakkında araştırma yapılmasına yönelik istihbarat birimleri ile koordineli yapılan çalışmalarda şahsın açık kimlik bilgilerinin tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan ve yukarıda değinilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanıklardan ...'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda, sıcağı sıcağına alınan ve itibar edilmemesi için bir neden bulunmayan beyanlarında Heyet i Tahriri Şam (HTŞ) silahlı terör örgütünde örgüt subayları tarafından 19 ... kadar kalaşnikof ve dini eğitim aldığını beyan etmesi, yine sanıklardan ...'ın ise ismini bilmediği bir şahıstan Kaleşnikof ve bixi marka silahlar üzerine eğitim aldığını beyan etmesi, sanıklardan ...'a ait olan telefon üzerindeki incelemelerde Heyet i Tahriri Şam yazı ve simgesi bulunan fotoğrafta 3 şahsın silahlı eğitim yaptığı, ayrıca bütün askeri ve sivil milli kuruluş cephesi ile olan ve HTŞ tarafından vurulmuş tahrip edilmiş mıntıkaların Allah'ın önünde herhangi bir grup veya cephe ile ileride ne olursa olsun çatışmayacağına dair verilen söze ilişkin fotoğrafın yer aldığı, sanıkların otobüsün gizli bölmesinde yolculuk yaptıkları sırada yakalandıkları, yine Türkiye ye ilk geldikleri dönemde kaçak giriş yapmış olmaları, sanık ...'ın çantasında çalışır vaziyette bulunan ve bir çok örgüt mensubu tarafından iletişim amacı ile kullanıldığı soruşturma dosyalarından bilinen telsizin ele geçirilmesi, çantasındaki telsizin nereden geldiğini bilmediğine ilişkin hayatın olağan akışına uygun olmayan savunması, her iki sanıktan ele geçirilen dijital cihazlarda silahlı faaliyetlerde bulunan kişilere ilişkin resimlerin tespit edilmiş olması ile dosya kapsamı ile uyumlu istihbari bilgiler ve araştırma tutanağı içerikleri dikkate alındığında, sanıkların El Nusra/HTŞ silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisinde hiyerarşik yapısına dahil olmak sureti ile üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri mahkememizce sabit görülmekle.
.." şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
- GENEL AÇIKLAMA
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b Eylemle, Anayasada belirtilen,
Cumhuriyetin niteliklerini,
Siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde doğrudan terör suçları ve 4 üncü maddesinde de, işlenme bağlamına göre; dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
TCK'nın 314 üncü maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c Bu örgüt silahlı olmalıdır.
- HEYET UL TAHRİRU'Ş ŞAM'I (Şam’ı Özgürleştirme Heyeti ** HTŞ )** ÖRGÜTÜNÜN YAPISI
2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal etmesi ile El Musab El Zerkavi 2004 yılında El Kaide terör örgütünün desteğini arkasına alarak Irak El Kaidesini kurmuş ve aynı yılın Ekim ayında El Kaide lideri Usame Bin Ladin'e bağlılığını duyurmuştur. Ebu Musab El Zerkavi'nin 2006 yılında ABD'nin düzenlediği bir operasyon sonucu ölmesinin ardından örgüt liderliğine Ebu Ömer El Bağdadi geçmiş ve 15.10.2006 tarihinde örgütün adı sözde "Irak İslam Devleti (IİD)" olarak değişmiştir. El Kaide terör örgütü ideolojisi doğrultusunda Irak Devlet otoritesinin zayıflığından yararlanan sözde Irak İslam Devleti Ebu Musab El Zerkavi'nin ölümünden, ABD'nin Irak'tan çekilme sürecine kadar zayıflama aşamasında iken 2011 yılında yaşanan olaylar (Arap Baharı) ve Ebu Bekir El Bağdadi'nin örgüt liderliğine geçmesi sonrası tekrar güç kazanmaya başlamış, daha önceden çeşitli bölgelerde silahlı faaliyetlerde bulunmuş terörist unsurlar Suriye'ye kaymıştır.
2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş sözde Irak İslam Devleti'nin de bu ülkeye sızma ve örgütlenme hedefine uygun bir ortam sağlamıştır. Ebu Bekir El Bağdadi sözde Irak İslam Devleti içindeki Suriyeli teröristleri Ebu Muhannedd El Cevlani (JOLANİ/CULANİ) liderliğinde Suriye’ye göndermiş ve söz konusu şahıs tarafından 22 Ocak 2012 tarihinde yayınlanan bir ses kaydı ile El Nusra Cephesi’nin (Dairemizce de terör örgütü kabul edilen) kuruluşunu ilan etmiştir.
Kuruluş ilanıyla beraber Esed rejimine karşı bir dizi saldırıyı üstlenen örgütün, ''Suriye rejiminin katlettiği sivil halkı korumak” olarak belirlediği amacına uygun bir isim seçerek "Cebhetu’l Nusra li ehli’ş Şam min Mücahidi’ş Şam fi Saha’til Cihad” (Şam Halkını Korumak için Nusret [Yardım] Cephesi) adını aldığı duyurulmuş, ilk ilan bildirgesinde lider olarak yer verilen Ebu Muhannedd El Cevlani (JOLANİ/CULANİ)’nin Suriyeli olması da ön plana çıkartılmıştır.
Ebu Bekir El Bağdadi 8 Nisan 2013'te yaptığı bir açıklama ile El Nusra Cephesinin kendileri tarafından kurulduğuna duyurarak iki yapının da tek bir çatı ve isim altında yoluna devam edeceğini ilan etmiş ve yeni yapının adını Devletü 'l İslamiyye fi’l Irak ve’ş Şam (Irak ve Şam İslam Devleti, ...) olarak açıklamıştır.
Bahse konu açıklamaya cevap veren Ebu Muhammed El Cevlani (JOLANİ/CULANİ) Suriye'ye Ebubekir El Bağdadi tarafından El Nusra Cephesi'nin kurulması için para ve silah yardımıyla birlikte gönderildiğini kabul etmekle birlikte, El Nusra Cephesi'nin Irak İslam Devleti'ne bağlılığının El Kaide terör örgütüne biatının bir göstergesi olduğunu beyan etmiş ve birleşmeyi reddetmiştir.
Bu açıklamadan sonra El Kaide Terör örgütü lideri Eymen El Zevahiri iki örgütü uzlaştırmaya çalışmış, ancak ... terör örgütünün uzlaşmaz tavrı sebebiyle başarısız olmuştur. Zevahiri Kasım 2013'te ... terör örgütü ile El Kaide terör örgütünün ilişkisi olmadığını ve eylemlerinden El Kaide terör örgütünün sorumlu tutulamayacağını açıklamış, El Kaide terör örgütü ... terör örgütünü feshettiğini ve El Kaide terör örgütünün resmi temsilcisinin Suriye’deki El Nusra Cephesi olduğunu ilan etmiştir.
Kurulduğu Ocak 2012'den itibaren Suriye Rejimine karşı çatışan El Nusra Cephesi, bünyesinde barındırdığı savaşçıları bir arada tutabilmek ve El Kaide terör örgütünden gelen finans kaynaklarını korumak amacıyla El Kaide terör örgütüne bağlı olarak faaliyet göstermiştir.
Ancak Rusya tarafından, El Nusra Cephesinin Suriye’deki varlığı, gerekçe gösterilerek Temmuz 2016'da Suriye/İdlib’e yönelik hava saldırıları gerçekleştirilmesi, bölgedeki sivil halk ve silahlı muhalif gruplar arasındaki gerginliği had safhaya ulaştırmış, bu durum El Nusra Cephesinin El Kaide terör örgütünden ayrılmasını gündeme getirmiştir.
28 Temmuz 2016 tarihinde örgüt lideri Ebu Muhammed El Cevlani (JOLANİ/CULANİ) ilk defa yüzünü kameralara göstererek El Kaide terör örgütünün Suriye kolu olan El Nusra Cephesini feshettiklerini, yeni yapılanma ile Suriye’de ki muhalif gruplarla yakınlaşmayı hedeflediklerini, El Kaide terör örgütü komutanlarına anlayışlarından dolayı teşekkür ettiklerini belirtmiş ve El Kaide terör örgütünden ayrılarak “Jabhat Fateh Al Sham/Fetih El Şam Cephesi (FEC)” adlı yeni bir yapı kurduklarını beyan ettiği tespit edilmiştir.
28 Ocak 2017 tarihinde sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, aralarında FEC’in de olduğu rejime karşı mücadele eden bazı muhalif gruplar "kendilerini feshettiklerini, Heyet ul Tahriru’ş Şam’ı (Şam’ı Özgürleştirme Heyeti ** HTŞ )** kurarak tek bir yapılanma altında toplandıklarını" açıklamıştır. Birleşme sonrası derleyen süreçte yaşanan siyasi anlaşmazlıklardan dolayı Nureddin ZENGİ Taburu, Ceyşü’l Sünne, Liva El Hak gibi muhalif gruplar yapılanmadan ayrıldıklarını bildirmişlerdir.
Örgütün liderliğini hali hazırda Suriyeli Ebu Muhammed El Cevlani (JOLANİ/CULANİ) isimli şahıs yapmaktadır. Özellikle örgütün üst düzey yönetici kadrosu Iraklı ve Suriyeli şahıslardan oluşmaktadır.
Örgüt liderinin isim olarak belli olduğu ancak gizli/karmaşık biat kültürünün hakim olduğu bir teşkilat yapısı vardır.
HTŞ/FEC/ENC terör örgütü ... terör örgütü içerisinde kurulmuş olması sebebi ile ... terör örgütü ile aynı kökten gelmektedir. Örgüt her ne kadar günümüz itibari ile El Kaide terör örgütüne biat etmediklerini açıklasa da, örgütün ideolojik alt yapısı, temel felsefesi ve harekât tarzı ... El Kaide ideolojisine dayanmaktadır.
- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ, BAKANLAR KURULU VE MAHKEME KARARLARI
El Kaide ve Usame Bin Laden'le bağlantılı olan, terörizmin finansmanına destek sağlayan kişi ve kuruluşların faaliyetlerine engel olunması amacıyla BM Güvenlik Konseyinin BM şartının 7.Bölümü uyarınca aldığı 1267, 1333, 1390, 1455, 1526, 1671 (2005) ve 1735 (2006) sayılı kararları çerçevesinde faaliyet gösteren BMGK Yaptırımlar Komitesi'nce tüm ülkeleri bağlayıcı nitelikte listeler yayınlanmaktadır. Anılan BMGK kararları tüm ülkelere söz konusu listelerde yer alan kişi, şirket ve kuruluşların tüm hak ve alacakları ile mal varlıklarının dondurulması, ülkelere girişlerinin vetopraklarından transit geçişlerinini yasaklanması, doğrudan veya dolaylı olarak silah ve askeri malzeme temini, satışı ve transferinin önlenmesi yükümlülüğü getirmektedir. Bu listeler Bakanlar Kurulu Kararnameleri olarak yayımlanarak mevzuatımıza dahil edilmektedir.
Bu kapsamda; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK), 1267(1999), 1988(2011) ve1989(2011) sayılı kararlarıyla listelenen kişi, kuruluş ve organizasyonların tasarrufunda bulunan malvarlığının dondurulmasına ilişkin kararına istinaden, 30.09.2013 tarih ve 2013/5428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ekindeki listede "AL NUSRAH FRONT FOR THE PEOPLE OF THE LEVANT" adı altında belirtilmiş ve 10.10.2013 tarihli 28791 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi El Kaide Yaptırımlar Komitesi tarafından 15.04.2014 tarihinde yayınlanan El Kaide Yaptırımlar Listesi incelendiğinde; El Nusra terör örgütünün "El Kaide ile bağlantılı gruplar" başlığı altında yer aldığı, 30.05.2013 tarihinde değişiklik yapıldığı, örgütün diğer adları ve güncellemeler kısmında;" p)Jabhat al Nusrah, q) Jabhet al Nusrah, r) Al Nusrah Front t) Al Nusrah Front for the people of the levant, (güncellemeden önceki isimleri) p) Jabhat al Nusrah, q) Jabhet al Nusrah, r) Al Nusrah Front (El Nusra Cephesi)" (güncellemeden sonraki isimleri) ibarelerinin bulunduğu, Yine örgüt lideri şahsın "El Kaide ile bağlantılı şahıslar" başlığı altında "QDi.317 Name:1:ABU MOHAMMED 2; AL JAWLANI ismi ile kayıtlı olduğu, 18.05.2015 tarihinde güncellenen listede halen söz konusu isimlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
"Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan sanıklar Muhammed Ali Eh Ahmed El HALİFE ve Beşşar HUMŞ isimli şahısların mahkumiyetine dair Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinden, TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62, 53/1 3, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca verilen kararın, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 27.10.2016 tarihinde 2016/4279 Esas ve 2016/5237 Karar No ile ONANMASINA oybirliğiyle karar verildiği anlaşılmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1267 (1999), 1989 (2011) ve 2253 (2015) sayılı kararları çerçevesinde, ... ve El Kaide Yaptırımlar Listesine 5 Haziran 2018 tarihinde yapılan SCA/2/18(15) sayılı bildirimiyle Nusra Cephesi'nin diğer isimlerine "Hay'at Tahrir al Sham (HTS) ; Hay'et Tahrir al Sham; Hayat Tahrir al Sham; Assembly for the Liberation of Syria; Assembly for tha Liberation of the Levant; Liberation of al Sham Commision; Liberation of the Levant Organisation Tahrir al Sham; Tahrir al Sham Hay'at" ibarelerinin eklendiği görülmüştür.
29.08.2018 tarihli ve 50 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ekinde El Nusra terör örgütünün diğer isimlerine; "Hay'at Tahrir al Sham (HTS); Hay'et Tahrir al Sham; Hayat Tahrir al Sham; Suriye Kurtuluş Meclisi; Levant Kurtuluş Meclisi; al Sham Komisyonu Kurtuluşu; Tahrir al Sham Levant Organizasyon Kurtuluşu; Tahrir al Sham Hay'at" ibareleri eklenmiş 31.08.2018 tarihli 30521 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve bu karar ile HTŞ/FEC/ENC terör örgütü ülkemizde terör örgütü olarak ilan edilmiştir.
- ÖRGÜTÜN ÜLKEMİZE YÖNELİK EYLEM VE FAALİYETLERİ
Heyet Tahrir Şam/Fetih El Şam/El Nusra Cephesi (HTŞ/FEC/ENC) terör örgütünün ülkemize yönelik herhangi bir silahlı faaliyetine rastlanılmamasına rağmen ülkemizin dış politikada izlediği siyasetin örgüt tarafından uygun görülmediği ve özellikle İdlib'e yönelik politik uygulamalarımız konusunda ülkemizi tehdit unsuru olarak değerlendirdikleri bilinmektedir. Örgüt Suriye’de devam eden iç savaşın sürmesinde önemli bir faktör olmakla birlikte, kendisine bölgesel politik bir boşluk sağlama avantajını yaratmak için, buradaki çatışma ortamını körüklemektedir, Terör örgütüne yönelik 2015 yılından itibaren gerçekleştirilen 235 operasyonda 96’sı yabancı uyruklu 509’ü Türk vatandaşı toplam 605 şahıs gözaltına alınmış, adli makamlara sevk edilen şahıslarda 37 si yabancı uyruklu 125’i Türk vatandaşı toplam 162 şahıs tutuklanmıştır. Gerçekleştirilen operasyonlarda 10 adet Av Tüfeği, 7 adet tabanca ve 1.978 adet fişek ele geçirilmiştir.
- DEĞERLENDİRME
Ülkemizde her ne kadar silahlı eylemi bulunmasa da, halen taban kazanma ve eleman temini faaliyetlerini sosyal medya ve internet aracılığı ile devam ettiren, kuruluş aşamasında ülkemizde birçok vatandaşımızın ölmesine sebep olan terör saldırıları gerçekleştiren El Kaide ve ... gibi terör örgütleriyle geçmiş dönemde yakın ilişkilerde bulunan ve aynı ideolojik kaynaklardan beslenen HTC/FEC/ENC isimli yapılanmanın; güç sahibi oldukları bölgelerde gerçekleştirmiş oldukları silahlı eylemler ile ulusal mahkeme kararları ve uluslararası kuruluşların ülkemizce de onaylanan kararları da göz önünde bulundurulduğunda, amacı, stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amaç suçu işlemeye matuf vahamet arzeden eylemleri itibariyle 3713 sayılı Kanunun 4928 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinde tarifini bulan cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik düzeni değiştirmek, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde olduğu, örgütün nitelik ve niceliğine ve amaç suça yönelik gerçekleştirilen silahlı eylemlere göre; örgütün silahlı olup amaç suça elverişli eylemlerde bulunduğu anlaşılmıştır.
- SONUÇ
Oluş, iddia, sanık savunmaları, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre;
Heyet i Tahriri Şam (HTŞ) silahlı terör örgütünde örgüt subayları tarafından silah eğitimleri aldıkları, otobüsün gizli bölmesinde yolculuk yaptıkları sırada yakalandıkları, yine Türkiye'ye ilk geldikleri dönemde kaçak giriş yaptıkları, yanlarında çalışır vaziyette telsiz bulundurdukları, ele geçirilen dijital cihazlarda silahlı faaliyetlerde bulunan kişilere ilişkin resimlerin tespit edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve mahkemeleri tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edilen El Kaide'nin bir kolu olarak kurulan ve halen bu örgüte bağlılığını devam ettiren sanıkların Heyet Tahrir Şam (HTŞ/FEC/ENC) terör örgütü üyesi oldukları yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle .... Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 13.01.2022 tarihli ve 2021/176 Esas, 2022/5 sayılı Kararında sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca .... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ...Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:07