Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6648
2023/2503
13 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden doğrudan zarar gören, davaya katılma ve hükmü temyiz etme yetkisi bulunan ancak ilk derece yargılamasında katılma talebi olmasına rağmen bu konuda hakkında herhangi bir karar verilmeyen ... Meclisi Başkanlığının CMK'nın 237/2 nci maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilmiştir.
A. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik T.C.... ve ... vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan Kurumların suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kurum vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik T.C.... ve Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilleri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2019 tarihli ve 2018/5 Esas, 2019/230 sayılı Kararı ile sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 223 ncü maddesinin ikinci maddesinin (a) fıkrası uyarınca beraat, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının son bendi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2020 tarihli ve 2019/2011 Esas, 2020/303 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak her iki suç yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.04.2021 tarihli ve ret onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
T.C.... ve T.B.M.M Başkanlığı vekilleri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçelerinde özetle;
** T.B.M.M** ve T.C.... vekilleri temyiz dilekçelerinde kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
Sanığın söz konusu suçlardan cezalandırılması gerektiğine,
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde sıkıyönetim emrini içeren mesajın içeriğini bildiği halde bağlı birliklere çektiğine,
Eyleminin Anayasa'yı ihlal etme suçunu oluşturduğuna,
Kararın bozulmasına, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'ün suç tarihinde gerçekleşen eylemlerinin, elverişli nitelikteki belirli bir araç fiilin işlenişine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği, sanığın, darbeye teşebbüs fiilinin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurmadığı ve niteliği itibariyle sanığın eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunu oluşturmadığı, (bu mesajlar ile ilgili mahkememizde yapılan yargılamalardan olan 2017/324 Esas sayılı dosyada vahim eylem bulunmadığından sanıklar ... ve ...hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme beraat kararı verilmiştir. Yine mahkememizin 2017/341 Esas sayılı dosyasında ise sanıklar K.A., S.F. ve M.S. hakkında aynı suçtan suç işledikleri sabit olmadığından beraat kararı verilmiştir. Dolayısıyla Van İlinde mesajlar nedeniyle tek başına vehamet arz eden bir olay olmamıştır.) sanığın FETÖ terör örgütü üyesi olduğuna ve bu yapının hiyerarşisine girdiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil de olmadığı, ancak darbe konseyi tarafından gönderilen kanunsuz mesajları bağlı birliklere çekmek şeklindeki eylemlerinin konumu, eylemlerin niteliği ve delil durumu itibariyle TCK'nın 220/7 inci maddesinde düzenlenen örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu sonucuna varılmış, her ne kadar sanık ... hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu işledigi iddiasıyla, cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, CMK'nın 223/2 a maddesi uyarınca atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın savunmaları, mevzuat hükümleri ve tanık M.T.'ın beyanları itibariyle, "aracılık talimatı" ile gelen mesajları, hiç kimseye arz etmeden ve emir almadan doğrudan ulaştırma yetki ve görevi bulunduğu anlaşılan sanığın, buna rağmen söz konusu mesajları ilk kez rastlamasından kaynaklanan tereddütün de etkisi ile sıralı amirlerine arz etmeye çalışarak ilgili birimlere göndermesinin de sanığın darbe girişimine destek kastıyla hareket etmediğine delalet edecek bir durum olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş, yine, sanığın rütbesi, görevi, olayın ani gelişen ve olağanüstü nitelikte olması ile sanığın görev prensipleri gereği mesaj içeriklerini okumadıkları ve bilmediklerine dair savunmaları ile tanık M.T.'ın bu hususa ilişkin beyanları birlikte değerlendirdirildiğinde, sanığın söz konusu mesajların darbe girişimi ile ilgili olduğunu bilmemesi veya idrak edememesinin ihtimal dahilinde olduğu ve bunun aksine bir delil bulunmadığı kabul edilmiş, sanığın savunmalarını doğrular nitelikteki tanık M.A.'ın beyanından da anlaşılacağı üzere, sıkıyönetim direktifi konulu mesaj aynı ... 4 kez geldiği halde bağlı birliklere sadece bir kez gönderilmesi ve önce 3 mesajın sonra da sıkıyönetim konulu tek mesajın gönderilmesi hususlarının da, sanık savunmaları ile uyumlu olması itibariyle savunmaya güvenilirliği artırdığı ve bu haliyle sanığın lehine olduğu sonucuna ulaşılmış, sanık hakkında düzenlenen ve esasında sanık aleyhine somut bir tespit içermeyen idari tahkikat raporunun, incelemeyi yapan heyetin evrakı tefrik edilen diğer şüpheli Y.O. tarafından oluşturulmuş olması, sanığın bu husutaki beyanları ve tanık M.T.'ın bu heyetin güvenilirliğine ilişkin beyanları karşısında şüpheli bulunarak, bu raporun doğrudan ve tek başına sanık aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği düşünülmüş, dosya kapsamında dinlenen diğer tanıkların da, sanığın görevi ile ilgili mevzuat hükümlerine açıkça aykırı davrandığı, FETÖ ile irtibatlı olduğu, darbe girşimini desteklediği, gelen mesajları darbe girşimine destek olmak amacıyla bu niteliğini bilerek gönderdiği ve benzeri hususlara ilişkin açık, kesin ve somut hiç bir iddia da bulunmadıkları görülmüş olup, bu durumunda sanık lehine olduğu kabul edilmiş, buna göre, yukarıda maddeler halinde gösterilen ve önem derecesi farklı olabilmekle birlikte esas itibariyle tamamının sanık lehine olduğu değerlendirilen hususlar karşısında, sanık aleyhine olarak, yalnızca bahse konu emirlerin bağlı birliklere gönderilmiş, dairece, yukarıda açıklanan hususların yanısıra, sanığın duruşmada gözlemlenen hal, tavır ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, olay gecesi FETÖ mensubiyeti veya sempatizanlığı nedeniyle yada hükümete karşı beslediği husumet, gelecek kaygısı ve benzeri sebeplerle darbe girişimine bir şekilde katkı sağlamak amacıyla söz konusu sıkıyönetim direktifi konu emrin sanık tarafından bilerek ve isteyerek gönderildiği hususunda ciddi bir kuşkuya düşülmüş olup, sanığın savunmaları doğrultusunda olay anındaki psikolojik durum ve baskılar ile sanığın yerine getirdiği nöbetin gerekleri gibi nedenlerle görevini yerine getirme bilinci ile ve içeriğine vakıf dahi olmadan söz konusu mesajları göndermiş olma ihtimalinin ortadan kaldırılamadığı kabul edilmiş, dolayısıyla mevcut deliller çerçevesinde yapılan her türlü değerlendirme sonucunda bu şüphe yenilememiş ve bu konuda sanık aleyhine olarak tam bir vicdani kanıya ulaşılamamış, bu halde, şüpheden sanık yaralanır evrensel hukuk ilkesi ve hakkaniyet gereği sanığın üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs veya bu suça yardım suçlarını işlemek hususunda kastının bulunmadığı kabul edilerek, CMK'nın 223/2 c maddesi uyarınca, üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçu yönünden ise, sanık aleyhine FETÖ üyesi olduğunu gösterebilecek hiç bir delil elde edilememesi ve hiç delil bulunmayan bu halde delil yetersizliğinden söz edilmesinin de mümkün olmaması hususları gözetilerek CMK'nın 223/2 a maddesi uyarınca beraatine karar verildiği açıklandığı halde, kısa kararda sehven her iki suçtan da CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği yazıldığı anlaşılmış ancak karar verilmekle dosyadan elini çeken Dairece bu hususun düzeltilmesi mümkün görülmemiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair tespit yapılamayan sanığın darbe girişimine katkı sağlamak amacıyla gelen mesajları gönderdiğine ilişkin açık, kesin ve somut bir delil bulunmadığı anlaşılmış olup, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanık hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen beraat hükmünün yerinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmuş, ancak; sanık hakkında CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 223/2 e maddesi gereğince her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği belirtilerek beraatine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1 c. maddesi uyarınca düzeltilmesi yönünde karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle T.C.... ve Türkiye Büyük Millet Meclisi vekilleri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.02.2020 tarihli ve2019/2011 Esas, 2020/303 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasının ikinci bendinde; “ sanığın atılı şuçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi'' ibaresinin çıkartılarak yerine ''yüklenen suç açısından failin kast ve taksirinin bulunmaması sebebiyle CMK'nın 223/2 c maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 4.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:57