Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/3372
2023/2420
25 Nisan 2023
¸
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten
öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak
bulundurulması veya el değiştirmesi
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/27 sayılı Kararı ile sanık hakkında;
a. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
b. Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (g) bendleri, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
c. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 10 yıl hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
-
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/479 Esas, 2020/613 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
-
Sanığın atılı suçlardan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna,
-
Tevsii tahkikat taleplerinin dikkate alınmadan eksik araştırma ile karar verildiğine,
-
Sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına,
-
Atılı suçların unsurlarının oluşmadığına,
-
İfade almada yasak usullerin uygulandığına,
-
Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
-
Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın gençlik yapılanması olan YDG H/YPS üyesi olduğu, Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere örgütün sorumlu düzeyde üyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda Kocaeli ilinden gelerek aktif olarak katıldığı, Şervan kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı bulunduğu halde Fırat Mahallesindeki hendek ve barikatlarda görev alma, güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara katılma gibi amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmayan eylemlere iştirak ettiği, olay tutanaklarına göre de sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği Fırat Mahallesinde 14.03.2016 ve 26.05.2016 tarihleri arasında, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi ve uzun namlulu silahlarla çok sayıda saldırı eylemlerinin vuku bulduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bizzat 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek ve vahamet arz eder nitelikte olduğu, sanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun alınan savunmalarında da üzerine atılı bu eylemleri kabul ettiğinin dosya kapsamı ile de sabit olduğu kabul edilerek Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan cezalandırılmasına,
Sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Fırat Mahallesinde çok sayıda kamu görevlisinin yaralandığı ve şehit olduğu, sanığın da terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için anılan bölgede silahlı çatışmalara girdiği, çatışmalar sırasında sanığın yaralandığının soruşturma aşamasında usulüne uygun alınan ikrarlı beyanı ve tanık beyanları ile de sabit olduğu, bu itibarla mağdur sayısının belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasının gerektiği kabul edilerek nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan cezalandırılmasına,
Kolluk kuvvetleri tarafından yürütülen arama ve tarama faaliyetleri sırasında 03.07.2016 tarihinde Fırat Mahallesi Tuğra Sokak üzerinde yapılan aramada ele geçirilen düzenek üzerinde yapılan inceleme sonucu Mardin Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 06.03.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre incelemeye verilen bulgu paragrafında belirtilen şeffaf renkli bant yapışkan yüzeyinden geliştirilen izlerden olan (L11), (L13), (L14) numaralı 3 adet parmak izinin sanığın (L11) sol el orta, (L13) sağ el orta, (L14) sol el orta parmak izleri ile aynı izler olduğunun tespit edildiği, her ne kadar söz konusu patlayıcı maddeler ele geçirilememiş ve üzerinde gerekli inceleme yapılmamış ise de, Nusaybin olayları sırasında bulunan kablolu düzeneğin bu şekilde hazırlanmasının patlayıcı maddelerin patlatılmasında kullanıldığının bilinen bir gerçek olması ve sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Fırat mahallesinde çok sayıda patlama olayının olması birlikte nazara alındığında söz konusu patlayıcının 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi kapsamında tehlikeli madde olarak değerlendirilmesinin gerektiği kabul edilerek tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma İle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Tüm dosya kapsamına göre somut olayda; örgütün öz yönetim çağrısı üzerine Kocaeli ilinden Mardin ili Nusaybin ilçesine gelerek güvenlik güçlerine saldırıda bulunmak amacıyla kurulan hendek ve barikatların yapımında yer aldığı, bu hendek ve barikatlarda silahlı nöbet tuttuğu, anılan bölgede sabotajcı olarak görev yapmakta olan Heğri Kod isimli örgüt mensubu yanında görev alıp eylemlerde kullanılmak üzere hazırlanan "Basmalı EYP Ateşleme Düzeneği" üzerinde parmak izi tespit edildiği ve ikrarlı ifadesine göre el bombası taşıdığı anlaşılan sanığın eylemlerinin vahamet arz eder nitelikte bulunduğu gözetilerek, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarını işlediğine dair kabulde hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarının vasıfları tayin edilmiş, sübutları kabul edilmiş, cezaların bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık savunması, tanık beyanları, doktor raporu, uzmanlık raporları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın aşamalarda alınan istikrarlı savunmalarında ve tanık anlatımlarında sanığın silahlı nöbet tuttuğu bölgede güvenlik güçleriyle çatışmaya girdiğine dair anlatımın bulunmaması, doktor raporunun sanığın yaralanmasının çatışmadan kaynaklı olmadığına ilişkin savunmasını destekler mahiyette bulunması karşısında, sanığın güvenlik güçleriyle çatışmaya girip girmediğine ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi, tespit edilememesi halinde mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma İle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/479 Esas, 2020/613 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.07.2020 tarihli ve 2020/479 Esas, 2020/613 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.
... ... ... ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38