Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/14609
2023/2329
25 Nisan 2023
¸
T. C.
Y A R G I T A Y
- C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2018/234 Esas, 2019/114 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı kanunun 2233. maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 15.01.2020 tarihli ve 2019/931 Esas, 2020/28 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.02.2022 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, sanığın örgütün nihai amacını bildiğine dair bir delilin bulunmadığı,5237 sayılı Kanun'un 30 nci maddesindeki hata kavramının dikkate alınması gerektiği, suça konu fiillerin işlendiği dönem içindeki ceza yasalarına göre suç teşkil edip etmediğinin irdelenmediği, suçun manevi unsurlarının oluşmadığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmalarında ve dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelerden sanığın 2009 yılından sonra örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere gittiği, 2012 2013 yıllarında çevresinden topladığı kurban bedelini Afrika ülkesine gönderilmesi amacı ile Kamuran Kaya'ya verdiği, 2013 2014 yıllarında zaman gazetesi üyeliği bulunduğu, örgütün Almanya'da okul açmak istediği ve bu amaçla kurulacak şirkete sanık ile ...'ın kurucu ortak olduğu, şirketin ortaklık sözleşmesinin 27.03.2013 tarihinde imzalandığı, 21.06.2013 tarihinde ise tescil edildiği, okulun 19.08.2013 tarihinde eğitime başladığı görülmüşse de, sanığın alınan savunmalarında örgüt ile 17/25 Aralık'tan sonra irtibatını kopardığını, zaman gazetesi aboneliğinden çıktığını, Kamuran Kaya'ya şirket üzerindeki hisselerin devralınması için baskı yapmalarına rağmen ancak 2015 yılında hisselerini devredebildiklerini beyan etmiş olduğu anlaşılmakla, sanık ile bahsi geçen şirketin diğer ortağı olan ve mahkememiz huzurunda tanık olarak dinlenen ...'ın beyanlarının sanık savunmalarını destekleyici mahiyette olduğu ve sanık hakkında 17/25 Aralık sonrasında dosyaya yansıyan şirket ortaklığı dışında herhangi bir delil bulunmadığı bu nedenle sanığın örgüt ile 17/25 Aralık sonrası irtibatını kopardığına yönelik beyanlarına itibar edilmiştir. FETÖ/PDY Terör Örgütünün Almanya yapılanmasına dahil örgüt üyeleri tarafından Almanya'da Türk okulu açmak için GESELLSCHAFT FÜR FREİE SCHULEN UND. BİL. RH. MA. GEMEİN. GMBH şirketinin 25.000 Avro sermaye ile kurulduğu, sanık soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki istikrarlı beyanlarından şirkete kağıt üzerinde ortak olduğu, kuruluş aşamasında esas sermayenin tarafınca ödenmediğini beyan etmekle, dosya da mübrez 13.11.2015 tarihli hisse devir sözleşmesinin apostil şerhli Türkçe tercümesinin incelenmesinde, sanığın 13.11.2015 tarihinde 12,500 Avro nominal değerli şirket hissesinin tamamının devredildiği anlaşılmakla, satış bedellerinin ise direk satıcı sanık adına değil, "Ana sermaye" notu düşülerek şirket hesabına yatırılmasına yönelik sözleşme metninden sanığın yargılama aşamasında şirketin kuruluş aşamasında herhangi bir para ödemediğine yönelik beyanlarını doğrular mahiyette olduğu görülmüştür. Yine 01.07.2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü olarak imzaya tek başına yetkili Hidayet Akyer'e yetki verildiği ve Hidayet Akyer'in bu yetki kapsamında Türkiye'de bulunan ... Katılım Bankasının ... Şubesinden 29.08.2013 tarihinde 21.960,800 TL tutarında kredi kullanıldığı, kredinin tahsis edildiği ... Almanya'da bulunan BUROHAUS BAU UND VERWALTUNGS isimli kuruluşa okul binasının satın alınması amacı ile transfer edildiği görülmüştür. Ancak Almanya'da kurulması planlanan URSELBACH Lisesi'ne ait gayrimenkul satış bedeli için gereken tüm işlemlerin ... Katılım Bankasından tek başına imzaya yetkili şirket müdürü Hidayet Akyer tarafından gerçekleştirildiği, okulun 21.06.2013 Tarihinde eğitim öğretime başladığı anlaşılmıştır. Sanığın Almanya'da Türk okulu açılması yönündeki saiki ile şirkete kurucu ortak olması, imzaya tek başına yetkili şirket müdürü tarafından ... Katılım Bankasından kredi çekilmesi ve okulun faaliyetine başlamasına yönelik tüm eylemlerinin 17/25 Aralık öncesine tekabül ettiği, kredi geri ödemelerinin vadesinin başladığı 28.08.2015 tarihinden sonra, sanığın şirket hisselerini devrettiği 13.11.2015 tarihine kadar olan tüm ödemelerin gerçekleştirildiği anlaşılmakla, sanığın 17/25 Aralık sonrasında örgüt hiyerarşisi kapsamında herhangi bir eyleminin dosyaya yansımadığı, sanığın eylemlerinin örgütün amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi kastıyla yapıldığına dair dosyaya yansıyan delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın örgüt faaliyetleri kapsamında hareket ettiğine dair kanaate ulaşılamamıştır. Sonuç olarak, her ne kadar GESELLSCHAFT FÜR FREİE SCHULEN UND. BİL. RH. MA. GEMEİN. GMBH şirketinin imzaya tek başına yetkili müdürü Hidayet Akyer tarafından ... Katılım Bankasından çekilen kredinin "geçmişte herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve ayrıca ilk dört yıl kar beklemeyen bir kuruluşa, 10 yıl gibi uzun vadedeki bir kredinin sadece ortaklardan birinin munzam senet ve genel kredi sözleşmesinin imzalanması ile teminatlandırılması sureti ile kredi verilmesinin genel bankacılık uygulamasında sıklıkla karşılaşılabilecek bir durum olarak bilinmediği" Dış İşleri Bakanlığı Güvenlik ve İstihabarat Genel Müdür Yardımcılığı'nın 21.12.2015 tarih ve 10263585 sayılı Bilgi Talebi konulu raporu ile değerlendirilmiş ve netice olarak bankacılık uygulamalarına aykırı olarak kredi çekilmişse de, şirketin sadece kurucu ortağı olan, yönetici veya temsilci sıfatı bulunmayan sanığın, şirket müdürü olan Hidayet Akyer ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğine, savunmalarının aksini gösterir, her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmaması nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma eyleminin kanıtlanamadığı da gözetilerek sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak deliller bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince beraatine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın gerçekte para ödemeden 1/2 pay ile ortağı olduğu Rhein Main Özgün Okul ve Eğitim için Kamu yararına çalışan Limited Şirketi isimli şirkete bağlı olarak faaliyet gösterdiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun ve MASAK tarafından hazırlanan raporların 5411 sayılı Kanun kapsamında yapılan incelemesinde Bank ...'nın eksik belgeler ile gerek sanığın ortağı olduğu, gerekse yurt dışında faaliyet gösteren başkaca şirket ve okullara kredi verdiği, Dış İşleri Bakanlığı Güvenlik ve İstihbarat Genel Müdür Yardımcılığı'nın 21.12.2015 ... ve 10263585 sayılı raporuna göre de; çekilen krediye ilişkin olarak yapılan değerlendirmede geçmişte herhangi bir ticaret faaliyeti bulunmayan ayrıca ilk 4 yıl kar beklenmeyen bir kuruluşa 10 yıl gibi uzun bir vadeli bir kredinin sadece ortaklardan birinin munzam senet ve genel kredi sözleşmesini imzalaması ile teminatlandırılması suretiyle kredi verilmesi uygulamasının genel bankacılık uygulanmasında sıklıkla karşılaşabilecek bir durum olmadığı, öte yandan; Bank ... Katılım Bankasına Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04.02.2015 tarihli Kurul kararı ile elkonulduğu, Bankanın bankacılık faaliyetlerini devam ettirdiği, BDDK tarafından bankanın ve tüm yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na 29.05.2016 tarihinde devredildiği, bir süre daha bankacılık faaliyetlerine devam eden Bankanın tasfiye sürecine geçildiği ve tüm bu süreçte 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde Banka ile müşterilerinin ilişkilerinin devam ettiği, Bankanın bankacılık faaliyet izninin ise 5411 sayılı Kanunun "Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler" başlıklı 107. maddesinin son fıkrası uyarınca BDDK’nın 22.07.2016 tarihli kararı ile kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bank Asyaya para yatırılması veya buradan kredi kullanılması suçun bizzatihi konusu olmayıp, kural olarak adıgeçen Bankaya para yatıran, çeken, ticari veya bireysel iş ve işlemlerde bulunan kişilerin “müşteri” sayılıp, bizatihi Banka ile yaptıkları işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülemeyecek, Bankanın çalıştığı dönem içerisinde para yatıranların faaliyetlerinin hukuka uygun sayılması gerekecektir. Ancak, şeklen banka ile müşteri ilişkisinin hukuka uygun gözüküp, gerçekte sözkonusu "illegal yapı/paralel yapı/terör örgütünün" amacı bilinerek desteklenmesi ve bu desteğin bankaya yarar sağladığının tespit edilmesi halinde, "bankanın sırf mali yapısının güçlendirilmesi" amacıyla ve "örgüt liderinin çağrısı" ile para yatırıldığında, yatırılan paranın mülkiyeti yatırana ait olmakla birlikte, burada maksadın paranın bankanın malvarlığına terk edilmesi değil, sadece mali vaziyetinin güçlü tutulması olduğundan, bu taktirde üyesi olmadığı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım suçunun unsurlarının oluştuğunu kabul etmek gerekecektir.17 25 Aralık 2013 tarihinden sonra devletin üst düzey görevlilerince söz konusu bankanın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansı için önemli konumda bulunduğu, FETÖ'nün suç gelirlerinin aklanması aracılığında kullanılmaya elverişli, gerçek anlamda bankacılık amaç ve faaliyetlerinden uzak olduğuna dair açıklamalar, devamında THY başta olmak üzere söz konusu bankada mevduatı bulunan devlete doğrudan veya dolaylı bağlı tüm kurum ve kuruluşların söz konusu banka mevduatlarındaki paralarını çekmeleri, bu sırada FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı Fetulah Gülen'in, 2013 yılı Aralık sonu ve 2014 yılı Ocak ayı başlarında ''Bank ... Okçular Tepesidir, terk etmeyin'' şeklindeki talimatı üzerine, Bank ... Katılım Bankası A.Ş. Mali Durum Tespit Raporunda da belirtildiği üzere, 2013 yılı Aralık ayından itibaren yoğun bir şekilde bankada mevduat girişlerinin başladığı, 01.12.2013 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde Bank ... nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, söz konusu bu hesapların açılış ve para yatırmanın 29.05.2015 tarihinde TMSF ye devrolunmasına kadar sürdüğü görülmüştür. Sadece Bankanın parayı kabul ve hesap açma yetkisinin devamı, müşterisi ile arasında yürüttüğü bankacılık faaliyetlerinin ve işlemlerinin hukuka uygun olduğu anlamını taşımaz. Esas olan, işlemin hukuki niteliği ve işlemleri yerine getirenlerin suçun manevi unsuru bakımından suç işleme kastlarının olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Geçmiş dönemde örgüt ile herhangi bir bağı bulunmadığı anlaşılan sanık ile 2012 yılından sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde temsilcilerinin iletişime geçmeye başladıkları, sanığın örgütün Frankfurt imamı olduğu belirtilen Hidayet Kaya isimli kişinin okul açılmasına ve okulun resmi olarak sahibinin sanık ve ... isimli kişiler olması konusundaki teklifini kabul ettiği, bu kapsamda önce 27.03.2013 günü ödenmiş sermayesi 25.000 Avro miktarlı ve Gesellschaft für freie Schulen und Bildung Rhein Main gemeinnützige GmbH isimli şirketin 1/2 paylı ortağının sanık, 1/2 paylı ortağının ise ... olacak şekilde resmi yollardan kurulduğu, 01.07.2013 tarihli şirket yönetim kurulunun aldığı ve sanığın da imzası olan karara göre; şirket adına tüm yetkileri kullanmak ve özellikle ... Katılım Bankası A.Ş'den 13.000.0000 Avro limite kadar kredi kullanımına tek başına atacağı imza ile Hidayet Akyer'in yetkilendirildiği, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise 26.08.2013 günü şirkete 13.000.000 Avro limitli kredi tanımlandığı, 29.08.2013 tarihinde de sanığın ortağı olduğu şirket nam ve hesabına Bank ...'dan 8.000.000 Avro kredi çekildiği (o tarihteki kura göre 21.960,800 TL), 30.07.2013 günü şirket yetkilisi olarak Hidayet Akyer'in okul olarak kullanılacak binayı 8.000.000. Avro bedel ile 10 iş günü içerisinde ödenmek üzere satın aldığı, alınan izinleri müteakip okulun 19.08.2013 günü itibariyle faaliyete geçtiği, 13.11.2015 tarihinde ise sanık ile ...'ın şirketteki paylarını tanımadıkları kişilere gerçekte bila bedel görünürde ise 25.000 Avro bedel ile devrettikleri dosya içeriği ile belirlemiştir. Sanığın Zaman gazetesi aboneliği ile örgütün kriminalize olmadan önceki döneminde sohbet görünümlü toplantılara katılmanın örgütsel faaliyet niteliğinde olmadığı kabul edilmek suretiyle yapılan incelemede; Örgütün sözde Frankfurt temsilcisinin örgüte müzahir okul açılması talebini kabul ederek tamamıyla hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde örgütün hiç bir hukuki güvence almadan bankacılık mevzuatı ve ticari teamüllere aykırı olacak şekilde 8.000.000 Avro gibi yüksek meblağlı bir parayı sanığın tasarrufuna verdiği ve bu para ile satın alınan okul binasına da 1/2 oranında malik olduğu, bu durumun sadece güven veya ticari itibar ile açıklanamayacağı, çekilen kredinin Alman bankalarından çekilmesi halinde yıllık %2 faiz ile birlikte Alman hükumeti tarafından okullara tanınan birçok teşvikten isitifade edilebileceği ifade edilmiş iken, sanık ile birlikte arka plandaki kişilerin Bank Asyadan aylık %6 faiz ile bu krediyi çekmiş olmaları, ayrıca Türkiye'de faaliyeti olmadığı gibi, Almanya ülkesinde de ticari bir geçmişi bulunmayan, ilk dört yıl kar etmesi beklenmeyen bir şirkete eksik evrak ve eksik teminat ile sadece genel kredi sözleşmesi karşılığında 8.000.000 Avro gibi yüksek bir meblağın hem de 10 yıl süreli olarak verilmesinin yine yukarıda izah edildiği gibi bir ticari faaliyet niteliğinde olmayıp nihai amacın Bank Asyadan yurt dışına fon transferi yapılmak olduğunu göstermektedir. Sanığın aşamalardaki savunmalarında; okul açılması için gereken kredinin Almanya'daki bankaların yıllık %2 faiz ve devlet tarafından sağlanacak teşviklerden faydalanabilmek için kendisinin olaya dahil edildiğini ve kredinin nereden çekildiğini bilmediğini savunmuş ise de; 01/07/2013 tarihli Hidayet Akyer isimli kişiye verdikleri yetki belgesinde özellikle ve sınırlayıcı olarak Bank Asyadan 13.000.000 Avro miktarlı kredi çekimi hususuna vurgu yapılmış olması nedeniyle, yine sanığın örgütün gerçek yüzünün ortaya çıktığı 2014 yılı başlarından itibaren örgüte ait olduğunu ileri sürdüğü 1/2 payını geri vermek istediğini ancak oyalandığına ilişkin savunması Almanya ülkesinde 20 yılı aşkın süredir ticaretle uğraşan ve şirket sahibi olan bir kişinin böyle bir niyeti olması halinde payı ile ilgili tasarrufunun ne olacağını bilmesi gerektiği, şirketteki payını devrettiği 13.11.2015 tarihine kadar beklemesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlekte örgüte yardım etme kastının varlığını gösterdiği anlaşıldığından bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş, eylemlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi nedeniyle örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ancak konusu suç oluşturmamakla birlikte söz konusu örgütle iltisaklı ve irtibatlı olduğu tespit edilen Gesellschaft für freie Schulen und Bildung Rhein Main gemeinnützige GmbH isimli şirkete bila bedel ortak olup, ortak olduğu bu şirket vasıtası ile Bank Asyadan yurt dışına fon transferi yapılması amacına hizmet edecek şekilde kredi çekilmesini sağlamasının örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve yukarıda yazılı delillerden ve tüm dosya kapsamından atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır. Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinin sabit olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
c) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
1 Toplanan bilgi, belgeler ve sanığın savunması ve tüm dosya kapsamına göre 2013 yılına kadar örgütsel nitelikleri belli olmayan sohbet toplantılarına katılan, 2012 2013 yıllarında çevresinden topladığı kurban bedelini Afrika ülkesine gönderilmesi amacı ile K. Kaya'ya verdiğini beyan eden ve Almanya'da okul işletmek amacıyla kurulan iltisaklı şirketin yüzde elli hissesine ortak olan ve örgütün operasyonel eylemlerinin ortaya çıkmasından sonra hissesini devretmeye çalışan, 2015 yılının kasım ayında da devreden, örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonra ise herhangi bir örgütsel faaliyeti tespit edilemeyen sanığın, ilişki içinde olduğu yapının ilişki içinde olduğu tarih itibariyle silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olmaması nedeniyle bu yapının niteliği konusunda hataya düşmesi karşısında örgüt üyeliği veya örgüte yardım kastı ile hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden ve bu suçların da ancak kast ile işlenebilen suçlar olması karşısında, TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2 c maddeleri uyarınca kast yokluğundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
2.Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunan ve samimi şekilde pişmanlık duyan sanık hakkında, soruşturma başlatılmasından sonra yakalanmış olduğu da nazara alınarak, 5237 sayılı TCK'nın 221/4 2 nci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükmünün hakkaniyete uygun makul oranda uygulanması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 15.01.2020 tarihli ve 2019/931 Esas, 2020/28 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38