Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/1336
2023/2292
24 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
..... Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/90 2018/120 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birici fıkrası ve Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
.... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2018/1806 2018/2013 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.10.2019 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
-
Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
-
ByLock'un delil olmayacağına,
-
Tanık beyanının doğru olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... Çoşar'ın son olarak ... Hakimi olarak görev yaptığı, sanığın FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 13.10.2016/385 tarih/sayılı kararı ile görevden uzaklaştırıldığı,
Mahkememizin 2017/176 esasını alıp iş bu dava dosyasına birleştirilen iddianame ve dosya içeriğine göre, İ.S. ve N.B. isimli kişilerin ByLock programı üzerinden aralarında yaptıkları konuşmada sanıktan bahisle "...üçüncü adliye fotoları, abi viranehir ve siverek dekilerle ilgibi bilgi yazarsanız abi..." ".... abiniz eşiyle ilgili bilgi verebiliyor musunuz" şeklinde ifadelere rastlanıldığı, ancak bu konuşmaların sanığın gıyabında gerçekleşmiş olup sanığın örgüt içerisinde olduğuna ilişkin net bir bilgi içermediği, sadece sanık ve eşi hakkında örgüt içerisinde olup olmadıklarına ilişkin soru sorma mahiyetinde olduğu, sanığın da bu kişileri tanımadığını beyan etmesi ile bu husus sanık aleyhine delil olarak değerlendirilememiştir.
... İl Emniyet Müdürlüğünün 08.06.2017 ve 03.02.2017 tarihli teslim tutanağı ekinde yer alan ByLock raporuna göre; ...ili Hakimi ...'ın (T.C.Kimlik No: 57112582764) ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, tespit edilen birinci GSM aboneliğinin; 0530 (...) (..) (..), tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının; ....ve tespit edilen ilk tarihin 24.08.2014 olduğu, yine ByLock tespit edilen ikinci GSM aboneliğinin; 0537 (...) (..) (..), tespit edilen cihaza ait IMEI numaralarının; 35362905086865, 35225106664654 ve tespit edilen ilk tarihin 23.08.2014 olduğu, iki hattın da sanık adına kayıtlı olduğu, 0537 (...) (..) (..) numaralı hattın sanık tarafından Vakıfbank'a iletişim numarası olarak bildirildiği, ayrıca sanığın üst aramasında ele geçen çift hatlı cep telefonu içerisinde bu iki GSM hattının da ele geçtiği ve bu şekilde bu iki GSM hattının da sanığın kullanımında olduğunun anlaşıldığı, ByLock tutanak içeriğine göre sanığın ByLock programında ekli kişiler olduğu ve bu kişiler ile aralarında mesaj alma gönderme trafiğinin bulunduğu, gönderilen ve alınan mesaj sayısı itibari ile sanığın bu programı aktif olarak kullandığının anlaşıldığı, şuana kadar yapılan çalışmalarda mesaj, mail vs. içeriklerine rastlanılmadığı; ayrıca sanığın kendi adına kayıtlı olup kendi kullanımında olan bu iki GSM hattının, ByLock programına girişte ve aynı zaman dilimi içerisinde normal iletişim (arama, aranma, mesaj alma, mesaj gönderme) trafiğinde kullandığı baz istasyonu bilgilerinin BTK'dan istenerek temin edildiği ve bu kayıtlar üzerinden aldırılan bilirkişi raporuna göre bu baz bilgilerinin uyumlu olduğunun, yani bu ByLock programının kullanıldığının tespit edildiği iki hattın kullanıcısı tarafından ByLock programına giriş yapıldığının anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşme programını kullandığının her türlü şüpheden uzak kesin teknik veriler ile sabit olduğu; bu nedenle sanığın gerçeği yansıtmayan, kendisini cezadan kurtarmaya matuf, soyut, inkar yollu savunmalarına mahkemece itibar edilmediği, sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'u kullandığının tespit edilmesi karşısında ByLock kullanma eyleminin, Yargıtay kararlarına da konu olduğu üzere, başlı başına örgüt üyeliği suçunun sübutu açısından yeterli delil olarak kabul edileceğinin açık olduğu anlaşılmıştır.
Tanık İ.D. beyanında özetle 2010 yılı Aralık ayında yapılan Hakim ve Savcılık sınavına hazırlık aşamasında, bu örgütün çalışma evlerinde kaldığı, sanığın da kendisiyle aynı evde kalarak sınava hazırlandığı, sanığa örgüt tarafından sınav sorularının verilip verilmediği hususunu bilmediği şeklinde beyanda bulunduğu,
Bu bağlamda sanığın; örgüt içerisindeki aktif eylemliliği kapsamında, tanık ...'nın beyan ve teşhisinden anlaşıldığı üzere, hakimlik mesleğine girmeden önce örgütün çalışma evlerinde kaldığı ve daha sonra mesleğini icra ettiği dönemde de örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını kullanması karşısında sanığın örgütle kuvvetli sıkı bir organik bağ içerisinde olduğu, bu sıkı bağın neticesinde de mesleğe atandıktan sonra dahi örgüt talimatları neticesinde ByLock programını kullanmasının sanığın bu eylemlerinin örgüte sempati boyutunu aştığı ve örgüt üyeliği suçunun sübutuna delil niteliğindeki örgütsel eylemler olduğunun açık olduğu, yukarıda gizliliği anlatılan hakim ve savcılık sınavı çalışma evlerinde kalan sanığın örgütün iç yüzünü bilememesinin mümkün olmadığı, sanığın örgütsel kast ile hareket ettiğinin açık olduğu anlaşılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutunun kabulünde, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfının tayininde, cezanın belirlenmesinde, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdirinde, savunmasının inandırıcı gerekçelerle red edilmesinde ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1 a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içinde örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden 100584 ID ile gerçekleştirdiği, tanık İ.D.'nin beyanlarından hakimlik sınavına örgüt evlerinde hazırlandığı belirlenen, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yukarıda açıklanan nedenlerle; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş ve sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2018/1806 2018/2013 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:01