Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/34219
2023/1896
5 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne yardım etme, Kamu kurum ve kuruluşlarının
zararına neden olacak şekilde dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: 1 Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına neden olacak şekilde
dolandırıcılık ve Resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat
2 Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, O yer Cumhuriyet savcısı, katılan ... Hazinesi
vekili, katılan ... başkanlığı vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, Düzeltilerek onama
Yargılama konusu resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden katılan ... Başkanlığı’nın; resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden ise katılan ...’nın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca mezkûr suçlardan açılan kamu davasına katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkilerinin olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2017 tarihli ve 2017/332 Esas, 2017/251 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.11.2017 tarihli ve 2017/1880 Esas, 2017/2113 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
- İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01.11.2018 tarihli ve 2018/154 Esas, 2018/3752 sayılı Kararı ile özetle;
''Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesinin 2018/1443 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından açılan derdest davanın bulunduğu, sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve temadinin yakalanma ile kesildiği nazara alınmak suretiyle; suç, iddianame ve yakalanma tarihleri göz önünde bulundurularak zaman ve mahiyet itibarıyla aynı faaliyetlere ilişkin olup olmadığı, söz konusu faaliyetler arasında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığının tespiti ile mükerrer yargılama ve cezalandırmanın önlenmesi bakımından mümkünse dosyaların birleştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde anılan dosyanın onaylı bir örneğinin dosya içerisine konulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, kabul ve uygulamaya göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD 956 Esas 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tesbiti halinde, ByLock kullanıcı olduğuna dair delilin atılı suç vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı olarak ByLock tesbit ve değerlendirme tutanağının getirtilip CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ... müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına'' ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
- Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu, 26.05.2022 tarihli ve 2019/7 Esas, 2022/159 sayılı Kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 e maddesi uyarınca beraatine, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 ncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.08.2022 tarihli ve red ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, katılan vekilleri(aleyhe), o yer Cumhuriyet savcısının(aleyhe) temyiz istemi özetle;
-
Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu,
-
Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
-
Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
-
Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
-
Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
-
Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna,
-
Başkanlık yönünden vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığına,
-
Sanığın meslekten uzaklaştırılma tarihine kadar kamu zararına menfaat temin ederek atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği ve mahkemece sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne yardım olarak nitelendirilmesi ve dolandırıcılık iddiası yönünden beraatine karar verilmesinin TCK'nın m.314/2 ve CMK m.223/5 inci hükmüne aykırılık teşkil ettiğine,
-
Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.02.2017 tarihinde düzenlediği iddianame ile sanığın FETÖ Terör örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı ve örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyada örgüt liderinin talimatları doğrultusunda işlemler yaptığı gerekçesine dayanılarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebi ile mahkemeye kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında TCK'nın 314/2 nci maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmiş, karar sanık müdafiinin talebi ile istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 29.11.2017 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş , temyiz edilen karar Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/154 Esas, 2018/3752 Karar ve 01.11.2018 tarihli kararı ile bozularak yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya mahkemeye gönderilmiş, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanık hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davası mahkeme dosyası ile birleştirilmiş, yine sanığın bozma ilamı doğrultusunda kullandığı (0505) (...) (...) (...) nolu GSM hattı üzerinden ByLock kullanıp kullanmadığına ilişkin kullandığı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile içerik ve ID bilgileri ilgili yerlerden defaatle sorulmuş, ancak gelen yazı cevaplarında söz konusu hatta yönelik içerik ve user ID bilgilerinin tespit edilemediği belirtilmiş, ByLock iddiasına yönelik olarak mahkemece seçilen teknik bilirkişiden (0505) (...) (...) (...) nolu hatta ilişkin HTS kayıtları ve CGNAT kayıtlarının karşılaştırılması suretiyle rapor hazırlanması istenmiş, mahkemeye sunulan 12.07.2021 tarihli teknik bilirkişi raporu incelenmiş, raporda sinyal alınan baz istasyonu lokasyonlarının birbiri ile uyumlu olduğu ancak sanığın 46.166.160.137 IP numaralı server içerisinde bulunan ByLock uygulamasına mı yoksa söz konusu serverin barındırdığı bir başka uygulamaya (mor beyin vs.) erişim sağlandığının 46.166.160.137 numaralı gsm hattının takılı bulunduğu 35155606898756 ımei numaralı telefon üzerinde yapılacak dijital materyal incelemesi sonucunda açığa çıkabileceğinin belirtildiği anlaşılmış, ByLock tespiti yapılan 35155606898756 IMEI numaralı cihazın ele geçirilmesi mümkün olmadığı için incelemesi yapılamamış, sanıktan ele geçirilen Samsung marka cep telefonu ve Apple marka Iphone 5s model cep telefonun yapılan incelenmesinde ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığının tespit edildiği belirtilmiş, sanığa ait Bank ... hesap hareketleri ve Halkbank hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 14.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın 28.03.2014 tarihinde Halkbankası'nda 10.000 TL tutarında ihtiyaç kredisi kullandığı ve aynı tarihte Bank Asyada 10.000 TL bakiye ile katılım hesabı açtığı anlaşılmış ,sanığın her ne kadar Bankaya hesabını 2008 yılında açtığı ve 2016 yılına kadar aktif olarak kullandığı sabitse de örgüt lideri Fetullah Gülen'in Aralık 2013 tarihli "paralarınızı bankaya yatırın" şeklindeki çağrı ve talimattan sonra 21.02.2014 tarihinde 2.000TL , 25.02.2014 tarihinde 2000TL ve Halkbankası'ndan çekmiş olduğu 10.000TL tutarındaki bakiye ile 28.03.2014 tarihinde katılım hesabı açtığı görülerek sanığın Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemlerinden ibaret olmadığı, bankaya ve örgüte yardım kastıyla hareket ederek başka bir bankadan kredi çekip örgüt liderinin çağrı ve talimat tarihlerinde Bank Asyaya para yatırarak aynı zamanda katılım hesabı açtığı anlaşıldığından sanığın Bank ... hesap hareketlerinin örgütsel nitelikte olduğuna kanaat edilmiş, her ne kadar sanık çağrı ve talimat doğrultusunda bankaya para yatırmadığını, ev satın almak amacıyla Haklbankası'ndan kredi çektiğini ancak ödemeyi aynı ... yapamadığından parayı Bank Asyaya yatırdığını ifade etse de katılım hesabındaki bakiyenin çekilmediği ve devam ettiği görülerek sanığın savunmasına itibar edilmemiş, dosyaya etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan ve sanık hakkında beyanları olan S.G. isimli şahsın ifade sureti gönderilmiş, 2006 2007 yıllarına ilişkin ve sanığın örgütle irtibatını ortaya koyacak somut ve görgüye dayalı beyanı olmayan şahsın teşhisi ve sanık hakkındaki ifadesi sanık aleyhinde değerlendirilmeyerek hükme esas alınmamış, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih. 2017/16 956 E., 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tepiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delinin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile HİS (CGNAT) sorgu kayıtlarının aldırılması ...." kararı doğrultusunda ByLock içerik ve Userid ID bilgileri tespit edilemeyen sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullanıp kullanmadığı husundaki şüphe giderilememiş böylece sanık hakkında her ne kadar silahlı terör örgütü üyesi olma suçunundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığa isnat edilen eylemlerin silahlı terör örgütü üyeliği vasfı için Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin belirlediği niteliklere uymadığı , örgüt üyeliği için sanığın kendi iradesini örgüt iradesine teslim etme, örgütle organik bağ kurarak örgütün hiyerarşine dahil olma ve eylemlerinin süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk içermesi gerekliliği karşısında sanığın silahlı terör örgütüne üye olmadığı ancak yukarıda açıklandığı üzere örgütün finans kuruluşu olan Bankasya'da örgüt liderinin talimat ve çağrılarına uyacak şekilde örgütsel işlemlerde bulunarak örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme kastıyla hareket ettiği anlaşılmış; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarih ve 2017/3985 Esas, 2018/770 sayılı Kararında " ...Örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen derneklere üye olan ve 2014 ve 2015 yıllarında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asyadaki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması..." yine Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarih ve 2017/4240 Esas, 2018/1056 sayılı Kararında ve emsal kararlarında "...Aktif Sen, Öğretmenler Yardımlaşma Derneği, Çağlayan İşçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi olan ve 22.01.2014 ve 31.01.2014 tarihlerinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asyadaki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması.." şeklindeki kararları da göz önünde bulundurulduğunda müteakiben 2014 yılı içinde çağrıya uyarak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asyadaki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmemekle birlikte örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı kabul ve değerlendirmesiyle sanık hakkında TCK'nın 314/2, 220/7 nci maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturacağı ve buna göre cezalandırılması gerektiği kanaatiyle hüküm kurulmuş, sanık hakkında birleşen dosya kapsamında açılan kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden yapılan hukuki değerlendirmede; her ne kadar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame ile sanığın 2010 yılında yapılan KPSS sınav sorularını önceden temin etmek suretiyle girmiş olduğu sınavdan aldığı puan ile haksız olarak kamu kurumuna yerleştiği iddiasına dayanılarak sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın sınav sorularını önceden gördüğüne dair somut bir delilin yada tanık beyanının olmadığı, sınav öncesinde kendisine örgüt tarafından hangi soruların verildiği ,kaç sorunun verildiği, sanığın kaç soruya örgütün verdiği imkanla cevap verdiği gibi bilgilerin mevcut olmadığı, iddianamede 18.03.2015 tarihli Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Bilirkişi raporuna göre tekrarlanan 31 Ekim 2010 tarihinde yapılan Eğitim Bilimleri sınavının 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan ve iptal edilen Eğitim bilimleri testinden kolay olduğu buna karşın sanığın iptal edilen sınavda çıkan 120 sorunun 119 sorusuna doğru cevap verdiği ancak tekrarlanan sınavda çıkan 120 sorudan 61 soruyu doğru cevapladığı belirtilmiş ise de sanığın iptal edilen Eğitim Bilimleri sınavından aldığı puanın kamu kurumuna yerleşmesinde etkisinin olmadığı, sanığın 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan ve iptal edilmeyen genel kültür ve genel yetenek testlerinden ve tekrarlanan eğitim bilimleri testlerinden aldığı puanla öğretmen olarak kamu kurumuna atandığı anlaşılmış; sanığın genel yetenek testine 2005 2010 yıllarında 1 kez girdiği ,2010 yılında 60 sorudan 59 unu doğru cevapladığı yine genel kültür testine de sanığın 2005 2010 yılları arasında 1 kez girdiği ve 60 sorudan 50 sini doğru cevapladığı görülmüş ancak sanığın 7 8 Temmuz 2012 yılında yapılan KPSS sınavına da girdiği ve bu sınavdan genel yetenek testinden 60 sorudan 55 'ine doğru cevap verdiği yine genel kültür testinden de 60 soruda 52 sini doğru yanıtladığı anlaşılarak, genel olarak sanığın yıllara göre girdiği sınavlardan yaptığı doğru sayılarının benzer düzeyde olduğu, sınav sonuçlarından sanığın genel anlamda başarılı bir birey olduğu ,yalnızca bu istatistik ve sayısal verilere dayalı olarak sanığın sınav sorularını önceden temin ettiğinin tespit edilemeyeceği yine 24.03.2016 tarihli bilirkişi inceleme raporunda genel kültür testinin 9 numaralı sorusunda 3227 adaydan 1211 sinin yanlışta birleştiği ve bu yanlışta birleşen adaylar arasında sanık ...'ın da bulunduğu ve 25.04.2016 tarihli bilirkişi inceleme raporunda genel kültür testinin 44 numaralı sorusunda 3227 adaydan 428 adayın yanlışta birleştiği ve bu yanlışta birleşen adaylar arasında sanığın da bulunduğu belirtilmiş ise de bu hususunda sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması için tek başına yeterli olmadığına kanaat edilmiş, böylece sanığın kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suç isnadına karşı savunmalarına itibar edilerek, 2010 yılında girmiş olduğu KPSS sınav sorularını önceden gördüğüne, ezberlediğine ve bu suretle aldığı puanla kamu kurumuna yerleşerek kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçu işlediğine dair dosyada iddia dışında inandırıcı somut ve maddi deliller edilememiş ve bu husustaki şüphe giderilememiş olmakla "şüpheden sanık yararlanır "ilkesi gereğince sanığın TCK'nın 158/1 e maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası hakkında beraatine karar verilmiş, sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan değerlendirmede; suçun maddi unsurunun resmi belgenin tamamen sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir resmi belge üzerinde tahrifat yapılarak bu belgenin içeriğinin değiştirilmiş olması gerektiğinden iddia olunan eylemin sanığın gerçekte cevabını bilmediği sınav sorularını elde ederek soruların cevabını doğru olarak vermek suretiyle sınav sonuç belgesinin hileli olarak tanzimi olup bu eylemin yasada özel olarak düzenlenen hallerde cezalandırılabileceği bu sebeplerle sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatiyle bu suç yönünden ise hakkında CMK'nın 223/2 a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan ... Başkanlığı Vekilinin Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi
Katılan ... Başkanlığı’nın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçlardan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, katılan ... Başkanlığı vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan ... Vekilinin Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçlarından ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi
Resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden katılan ...’nın suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden ise 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan ... vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
C. Sanık Müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemleri
-
İlk Derece Mahkemesi karar başlığında suç tarihinin yardım mahiyetindeki son eylem tarihi olan “28.03.2014” yerine "10.07.2016, 20.01.2017" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
-
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PYD silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu saptanamayan ancak dosya içerisinde bulunan örgütle iltisaklı bankasya kayıt dökümlerinin incelenmesinde; sanığın savunmasının aksine örgüt liderinin talimatı ile örgütsel amaçla örgütle iltisaklı Bankasyada hesap açtığı ve para yatırdığı belirlenen, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Bozma sonrası yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenerek, sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan temel ceza belirlenirken delalet maddeleri olan TCK’nın 314/3 üncü ve 220/7 nci maddelerinin belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
-
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan Kurumlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısının nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
-
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu, 26.05.2022 tarihli ve 2019/7 Esas, 2022/159 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasından “TCK'nın 314/2 maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “TCK’nın 314/3. ve 220/7. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 314/2 maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:39