Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1755
2023/1717
29 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/1618 E., 2020/140 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/1 Esas, 2019/342 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
-
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/1618 Esas ve 2020/140 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.01.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; veri inceleme raporu, tanık beyanları ve Bank ... hesap hareketleri dikkate alınarak sanık hakkında terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
En son Şehit Topel Polis Merkezi Amirliğinde polis olarak çalışırken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 692 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilen sanık hakkında EGM tarafından tespit edilip veri inceleme raporu ile gönderilen belge ve eklerinin incelenmesinde, sanığın örgütün EGM yapılanması içinde yer aldığı, sanığın ... ve ... şeklinde kodlandırıldığı, ... kodlamasının "FETÖ mensubu olup gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği", ... kodlamasının "FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade ettiği", kurs taksiti adı altında 250 TL himmet verdiği, zümre başkanının E., öğretmeninin T. olduğu, A. K., Y. Y. ve S. G. isimli kişilerden vekil olarak sorumlu olduğu, veri inceleme raporu üzerine yapılan incelemelerde Erol kod adlı kişinin E. G. veya E. L. isimli kişi olduğu, Tarık kod adlı kişinin T. S. olduğunun tespit edildiği,
Tanık A. K.'nin aşamalarda alınan beyanlarında, sanıkla yaklaşık bir yıl kadar beraber çalıştıklarını, yaşanan olaylarla ilgili zaman zaman aralarında konuşurken sanık Fetullah Gülen'i kastederek "siz onu tanımıyorsunuz, o farklı bir kişi, iyi bir kişi" vb. sözler söylediğini, ...ve yapılanmasını savunur sözlerinin olduğunu, aradan zaman geçmesi nedeniyle hangi ibareleri kullandığını hatırlamadığını, ancak savunucu sözler olduğunu, sanığın Fetullah Gülen'i kastederek "o geleceğin lideridir" diye bir söz sarfedip etmediğini hatırlamadığını, bunun dışında sanığın sohbetlere katıldığına, himmet verdiğine veya bu örgütle iltisaklı olduğuna ilişkin herhangi bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği, bu tanığın beyanlarının soyut olduğu, sanığa yönelik örgütsel bir eylem içermediği, veri inceleme raporunda ismi geçen kişilerin yargılama aşamasında dinlendiği, tanık T. S., A. K., E. G. ve E. L.'nin sanığı tanımadıklarını beyan ettikleri, tanıklar S. G. ve Y. Y.'nin benzer mahiyette beyanda bulundukları, sohbete katılma veya benzeri ortak bir faaliyetlerinin olmadığını, sanığın kendilerini sohbetlere davet etmediğini, himmet veya benzeri adlarla herhangi bir talepte bulunmadığını, sanığın örgüt veya lideri lehine bir konuşma yapıp yapmadığını
bilmediklerini, sanığın bu örgütle bağlantısı olup olmadığını bilmediklerini beyan ettikleri, sanığın aşamalarda alınan tüm savunmalarında FETÖ yapılanması içerisinde toplantı ve sohbetlerine katılmadığını, FETÖ yapılanması içerisinde herhangi bir konumunun ve görevinin olmadığını, 2 çocuğunun 2012 2013 yıllarında Sabah Dershanesine gittiklerini, E. G., T. S. ve E. L. isimli kişileri tanımadığını, vekil olarak görev yapmadığını, vekil olarak ilgilendiği söylenen S. G. ve Y. Y isimli kişileri tanıdığını, S. ile aynı birimde çalıştıklarını, Y.'nin de komşusu olması ve serviste gidip gelmeleri nedeniyle tanıdığını, A. K. isimli kişiyi çıkaramadığını, herhangi bir şekilde kurs taksidi adı altında bu yapıya burs vermediğini savunduğu, tanık anlatımları ile veri inceleme raporunun uyumlu olmadığı, aksine tüm tanıkların sanığın sohbet toplantılarına katıldığına, organize ettiğine, himmet topladığına veya verdiğine, örgütle iltisaklı olduğuna dair bir bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri,
Sanığın kullandığı 0(534) xxx xx 12 nolu telefon hattı ile haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik soruşturmalarda ismi geçen O. P., İ. A., A. T., F. Ç. gibi şahıslara yaptığı görüşmelerinin tespit edildiği, gerçekleşen telefon görüşmelerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bünyesinde eylem birlikteliği içinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususu iddianamede ve dosyadaki mevcut delillerle ispat olunamadığından sanığın bu görüşmeleri neden yaptığına ilişkin açıklamalarına ve aksi ispat edilemeyen savunmasına itibar edilmesi gerektiği,
Sanığın Bank ... hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen raporda, ilk hesabın 17.02.2015 tarihinde açıldığı, 12 nolu katılım hesabının 27.10.2014 tarihinde 2.600,00 TL yatırılarak açıldığı, 14 nolu katılım hesabının 20.05.2015 tarihinde 43.445,57 TL yatırılarak açıldığı, aylık bakiyeler incelendiğinde 2013 yılı Ocak ayı ile 2014 yılı Temmuz ayı arası aylık bakiyelerin yüksek olduğu, ancak rutin dışı bir artışın olmadığı, 2013 yılı Aralık ayı, 2014 yılı Ocak ve Şubat aylarında aylık bakiyelerin hemen hemen aynı olduğu, 2014 yılı Eylül ayı bakiyesinin 0 TL olduğu, 13.08.2014 tarihinde hesaptan 34.998,12 TL çekildiği, 20.05.2015 tarihinde hesaba 37.750,00 TL yatırıldığı, 15.07.2015 tarihinde katılım hesabından 35.326,42 TL çekildiği, 05.08.2015 tarihinde hesaba 22.000,00 TL yatırıldığı, 01.10.2015 tarihinde hesaptan 24.000,00 TL çekildiğinin tespit edildiği, sanığın Bank Asyada 2005 yılından bu yana hesabının olduğunu, faizsiz bankacılık olduğu için hesap açtırdığını, 17 25 Aralık sürecinden sonra 2014 yılı içerisinde parasını çekmek istediğini, ancak bu bankanın ziraat katılımla birleşeceğinin söylendiğini, bu nedenle parasını çekmediğini, daha sonra bacanağına borç vermek için burada bulunan parasını çektiğini, ilerleyen dilimde bacanağının borcunu ödeyince ve bu dönemde bankaya TMSF tarafından el konulunca tekrar parayı buraya yatırdığını, 2015 yılı Temmuz ayında TOKİ'den ev aldığı için bütüm hesabını kapattığını savunduğu, sanık savunması ile hesap hareketlerinin uyumlu olduğu, sanığın örgüt lideri ve yöneticilerinin talimatı ile hesap açtığı ve/veya para yatırdığına ilişkin herhangi bir veriye ulaşılamadığı,
Konya Tem Şube Müdürlüğünün 27.05.2019 tarihli yazısında, sanık hakkında herhangi bir beyan ve teşhise rastlanılmadığının bildirildiği, yine Konya KOM Şube Müdürlüğünün 23.05.2019 tarihli yazısında, sanık hakkında herhangi bir beyan ve teşhise rastlanılmadığının bildirildiği, ilgili birimlerden alınan yazılarda, sanığın örgütle iltisaklı dernek ve vakıflarda üyeliğinin bulunmadığı, çocuklarını örgütle iltisaklı okullara göndermediği, örgütle iltisaklı iş yerlerinde SGK kaydının olmadığı, Digiturk, Tivibu ve D Smart aboneliğinin olmadığı, otel kaydının olmadığı, yurt dışı çıkış kaydının olmadığı ve ByLock kullanıcı kaydının olmadığının bildirildiği,
Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; tanık beyanları veya başkaca delillerle desteklenmeyen veri inceleme raporunun tek başına hükme esas alınamayacağı, sanığın örgüt mensuplarınca organize edilen sohbet toplantılarına katıldığına, himmet verdiğine veya himmet topladığına, örgüt yapısı içerisinde görev aldığına dair bir delile ulaşılamadığı, çocuklarını 17/25 Aralık sürecinden önce örgütle iltisaklı dershaneye göndermek dışında sabit bir eyleminin olmadığı, sabit olan bu eylem dışında sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığına, örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde olduğuna, eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiğine dair hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına yetecek derecede, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanığın örgüt içi gizli haberleşmek amacıyla ByLock vb. kriptolu programları kullanmadığı, Bank Asyada talimatla işlem yapmadığı, sanığın konumu ve kişisel özellikleri de nazara alındığında bu eylemin sempati ve iltisak boyutunu aşan, sanığın örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından, atılı suçtan 5271 sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları
okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s.263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9 242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükumet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilmelidir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
-
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık Garson'un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas sayılı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (KOM Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun değerlendirilmesinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde üküm tesis edilmiş olması,
-
Sanığın örgütsel faaliyetleri ve konumunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, tekrar UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve varsa beyanda bulunan şahısların tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak sanığın örgütsel anlamda herhangi bir faaliyeti olup olmadığı hususunun sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/1618 Esas, 2020/140 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:00