Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/16006
2023/1575
22 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/84 E., 2019/91 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2018/155 Esas, 2018/373 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2019/84 Esas, 2019/91 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 25.09.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık aleyhine verilen kararın her türlü dayanaktan ve evrensel hukuk değerlerinden uzak olduğuna, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütü bulunmadığına, HTS, SGK ve otel konaklama kayıtlarının müsnet suç yönünden delil olamayacağına, sanığın anılan derneğe iradesi dışında dışında üye yapıldığına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkındaki soruşturmanın başlangıcına bakıldığında; 10.04.2017 günü alınan bir ihbar üzerine Sakarya ili Tepekum Mahallesi'nde çöpe atılmış bir adet laptop bilgisayar bulunduğu ve içinde Fetullah Gülen'e ait videoların mevcut olduğu ihbarı üzerine yapılan araştırma sonrasında söz konusu laptop hakkında Sulh Ceza Hakimliğinden alınan el koyma kararı üzerine laptop bilgisayarın SİBER Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce incelendiği, içerisinde Fetullah Gülen'e ait videoların yanı sıra sanığın fotoğraflarının bulunması üzerine laptop bilgisayarın sanığa ait olduğu değerlendirilerek sanık hakkında soruşturmaya başlandığı anlaşılmıştır.
Sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olan ve KHK ile kapatılan Sakarya Girişimci ve Sanayici İş Adamları Derneği'nde (SAGİAD) bir dönem üyelik kaydı, örgüte ait şirketlerde ortaklık kaydı ve hakkında örgüt üyeliği suçundan soruşturma yapılan çok sayıda kişi ile yurt dışı giriş çıkış kaydı ile otel konaklamaları bulunduğunun tespit edilmesi üzerine sanık hakkında yakalama işlemi yapılmıştır. Sanığın Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu 16.04.2018 tarihli ilk ifadesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait şirketlerde bir dönem ortak olduğunu doğrulamış, şirket ortaklığıyla birlikte örgütün sohbetlerine katıldığını ve 5 6 kez örgüte kurban parası ödediğini kabul etmiştir. Sanık aynı ifadenin başlarında örgüt lideri Fetullah Gülen ile yüz yüze görüşmediğini ve yurt dışında örgütsel toplantılara katılmadığını söylerken kendisine yukarıda bahsedilen çöpte ele geçen laptop bilgisayar ve içerisinden ele geçen deliller bildirilip sorulduğunda bu laptop bilgisayarın kendisine ait olduğunu kabul etmiş ve bu kez sorulan soru üzerine Amerika Birleşik Devletlerine gidip örgüt lideri Fetullah Gülen ile görüştüğünü, bu ziyarete hava alanında tanıştığı bir tanesi Bolu Gerede'de esnaflık yapan diğeri Düzce'de lokantacılık yapan isim ve soyisimlerini bilmediği iki kişiyle birlikte gittiğini ikrar etmiştir.
Sanığın aşamalardaki savunmalarına bakıldığında, bir dönem dini duygularla ve arkadaş çevresi nedeniyle FETÖ terör örgütü ile irtibat kurduğu ancak bu örgütün gerçek yüzünü fark edince irtibatını kopardığı temeli üzerine savunmasını kurgulamıştır. Bu örgütle irtibatını kopardığını iddia ettiği tarih konusunda ise, Emniyet Müdürlüğündeki ifadesinde 17/25 Aralık sürecinden sonra irtibatını kestiğini söylerken Cumhuriyet Savcısı huzurundaki ifadesinde 15 Temmuz darbe girişimine kadar örgüt lideri Fetullah Gülen'e sempati duyduğunu ancak sonrasında gerçek yüzünü gördüğünü söylemiş, aynı ifadenin son bölümünde bu kez örgütün gerçek yüzünü dershaneler kapandıktan sonra gördüğünü belirtmiştir. Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere sanık örgütle irtibatını ne zaman ve ne şekilde kopardığı konusunda makul ve tutarlı bir savunma ortaya koyamamıştır.
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne iltisakı nedeniyle kapatılan SAGİAD isimli derneğe 25.10.1994 17.09.2007 tarihleri arasında üye olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar sanık bu üyeliğin bilgisi dışında yapıldığını ve dernekten aidat için geldiklerinde üye olduğunu öğrendiğini, üyelikten isminin silinmesini söylediğini daha sonra ne olduğunu bilmediğini savunmuş ise de kişinin üye olmadığını öğrendiği bir dernekten kaydının silinmesi konusunda şifai talebinin akıbetini araştırmaması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi sanığın savcılık ifadesinde kabul ettiği üzere SAGİAD tarafından organize edilen yurt dışı gezilere katıldığını kabul etmesi karşısında sanığın bu derneğin faaliyetlerinde yer aldığının anlaşılması nazara alınarak SAGİAD üyeliğinin sanığın bilgisi dışında yapıldığı savunmasına itibar edilmemiştir. Bu derneğe üyelik tek başına örgüt ile irtibatı ortaya koymakla birlikte bu derneğin iş adamları ve esnaf üyelerden teşekkül etmesi, örgütün finansal desteğinde önemle rol aldığının bilinmesi nedeniyle sanığın bu dernekteki üyeliği diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde atılı örgüt üyeliği suçu yönünden yan delil olarak dikkate alınmıştır.
Sanığın ABD ülkesine ziyareti ve örgüt lideri Fetullah Gülen ile görüşmesi konusundaki savunmasına bakıldığında; sanık bu seyahatleri Bolu ve Düzce'den gelen isimlerini bilmediği iki kişiyle birlikte gerçekleştirdiklerini söylemiştir. Örgüt liderini herkesin ziyaret etmesinin mümkün olmayışı, sanığın böyle bir ziyareti başka illerden gelen tanımadığı kişilerle birlikte yapması, yanında Sakarya ilinden başka kimsenin bulunmayışı, Bolu ve Düzce'den de sadece birer kişinin gelmiş olması hususları dikkate alındığında bu ziyaretin bir örgütsel görev ziyareti olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim sanığın ilk başta bu geziyi inkar edip, fotoğraflar kendisine gösterildikten sonra kabul etmesi de bu tespiti desteklemektedir.
Sanığın örgütün dershanelerinin bağlı olduğu Özel Taştan Eğitim Hizmetleri A.Ş. isimli şirkette ve yine örgüte ait özel okulların bağlı olduğu SEBAT Eğitim Hizmetleri A.Ş. isimli şirkette bir dönem ortak olduğu ve belli bir süre yönetim kurulu başkanlıklarını yaptığı tespit edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/16.MD 956 370 sayılı kararında belirtildiği üzere FETÖ/PDY'nin asli unsuru müntesipler, ışık evi, yurtlar, okullar, dershaneler olan hizmet birimlerinde yetiştirilmektedir. Bu kurumların temel amacı bu örgüte müntesip yetiştirmektir. İlk ve öncelikli kuruluş gayesi eğitim değil, insan kaynağı sağlamaktır. Örgüte ait özel okul ve yurt gibi yerler toplantı ve himmet toplama amaçlı da kullanılmaktadır. Dolayısıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bölgedeki illegal örgütsel faaliyetlerinin ana karargahı olan bu kurumlarda ortak olunması tek başına FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için yeterli olmasa da bu husus örgütün amaç ve faaliyetlerinin benimsendiği ve desteklendiğini gösteren kuvvetli bir delil olup örgüt bağlantısını gösteren başka delillerle birlikte söz konusu şirketlere ortak olma olgusunun örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan haklarında işlem yapılan kişilerle yoğun telefon irtibatı bulunması, bunlarla birlikte yurt dışına gitmesi veya yurt içindeki otellerde birlikte konaklamış olması tek başına örgütsel faaliyet olarak kabul edilmemekle birlikte bunlar diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde atılı örgüt üyeliği suçu yönünden yan delil olarak dikkate alınmıştır.
Sanık hakkında iddianamede örgüt üyeliğine ilişkin gösterilen delillerden biri sanığın Bank ... hesabında bulunan mevduat miktarını FETÖ lideri Fetullah Gülen'in talimatı doğrultusunda artırdığıdır. Sanığın Bank ... hesabıyla ilgili belgeler incelendiğinde talimata uygun ciddi bir para hareketi olmadığı görülmüştür.
Tüm bu hususların değerlendirilmesi neticesinde, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün dershane ve özel okullarının bağlı olduğu şirketlerde bir dönem ortak olduğu, bu şirketlerde yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan Sakarya Girişimci ve Sanayici İşadamları Derneği'ne üye olduğu, örgüte mensup ya da yakın iş adamlarından teşekkül eden bu derneğin finansal gücü dolayısıyla örgüt için önemli kuruluşlardan olduğu, bu derneğin düzenlediği birçok yurt dışı organizasyona katıldığı, savcılık ifadesinde de kabul ettiği üzere bu organizasyonların dernek tarafından örgüte sempatizan ve üye kazandırmak için gerçekleştirildiği, örgütün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katıldığı, örgüte kurban bağışında bulunduğu, çöpe atılmış vaziyette bulunan laptop bilgisayarında örgüt lideri Fetullah Gülen'in videolarının tespit edildiği, yukarıda ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere başka illerden gelen esnaflarla birlikte Sakarya ilinden bir tek kendisi olacak şekilde örgüt lideri Fetullah Gülen'i ziyaret ettiği, bu gezinin örgütsel amaçla yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, HTS analiz raporuna göre aralarında üst düzey isimlerin de yer aldığı çok sayıda FETÖ şüphelisi ile 2016 yılına kadar irtibatının devam ettirdiği, yine örgüt şüphelileriyle birlikte çok sayıda yurt dışı gezisi ve otel konaklamaları bulunduğu, bunların bir kısmının örgüt tarafından düzenlenen organizasyonlar olduğunu kabul ettiği nazara alındığında süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren bu eylem ve faaliyetleriyle sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağ kurarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğu ve bu suretle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılarak eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu şekilde örgüt üyesi olduğu tespit edilen sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile sadece dini duygularla mı irtibat kurduğu, hakkında TCK'nın 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda yapılan değerlendirmede;
Sanık örgütle irtibatını hangi tarihte kopardığı hususunda yukarıda gösterildiği şekilde tutarsız beyanlarda bulunmuştur. Yakalandıktan sonra bazı şeyleri gizlemiş, kendisine deliller gösterildikten sonra kabul etmek zorunda kalmıştır. Örgüte ait şirketlerdeki hisselerini kimden aldığını kime devrettiğini hatırlamadığını söylemiştir. Örgüt lideri Fetullah Gülen ziyaretinde yanında bulunan Bolu ve Düzce illerinden gelen kişilerle ilgili hiçbir somut bilgi vermemiştir. Örgütün mütevelli heyeti olduğunu sadece duyduğunu söylemiştir. Savcılık ifadesinde darbe teşebbüsüne kadar örgüt liderine sempati duyduğunu belirtmiştir. Tüm bu hususlar ile sanığın bilgi düzeyi, eğitim seviyesi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları itibarıyla örgütün nihai amacını bilen kişilerden olduğu, bu yapıyla dini saiklerle irtibat kurduğuna dair savunmasının inandırıcı olmadığı, örgütle irtibatını koparan birinin hata hükümlerine de dayanıyor ise örgütle ilgili samimi açıklamalarda bulunması gerekeceği, oysa sanığın örgütün ana kuruluşları arasında yer alan şirketlerde ve SAGİAD isimli dernek içerisinde yer almasına, örgüt liderine ziyaret edebilecek kişilerden olmasına rağmen verdiği bilgilerin konumuna uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/16.MD 956 370 sayılı kararında belirtildiği üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütünde örgütten ayrılmak kural olarak mümkün değildir. Örgütsel disipline uymayan kişiler örgütten kovulma yerine pasifize edilmektedir. Bu düşüncede olan kişiler önce korkutulur, manevi baskının yanında maddi yaptırımlar da uygulanır. Tüm yaptırımlara rağmen ayrılmakta ısrar eden, itaatsizlikte devam eden kişinin örgütle ilişkisi kesilir. Örgüt bu kişiyi hain ilan ettiğinden her türlü cezalandırma metodu uygulanır. Sanığın durumuna bu açıdan bakıldığında sanığın örgütün üst düzey mensupları, mahrem görevleri ve R.Ç. gibi örgüt imamı olduğu iddia edilen kişilerle 2016 yılına kadar irtibatı bulunması da örgütle bağının sürdüğünü göstermektedir. Örgütün kendisinden ayrılan mensuplarını cezalandırma yöntemlerini seçtiği bilindiğinden sanık savunmasında ileri sürdüğü gibi örgüt ile irtibatını koparsaydı R.Ç. ile ticari dahi olsa bir ilişki kurabilmesi mümkün olmayacaktı. Bu da sanık savunmasının örgüt işleyişine ters ve inandırıcılıktan uzak olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak yukarıdaki açıklamalara göre Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/16.MD 956 370 sayılı kararında açıklanan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tabaka kat sistemine dayalı hiyerarşik yapılanması içerisinde üçüncü kat (ideolojik örgütlenme tabakası) ve üzerindeki katmanlarda yer aldığı anlaşılan sanığın dini duygularla örgütle irtibat kuruduğu savunmasının inandırıcı olmadığı, örgütle irtibatını sonradan kopardığı yönündeki savunmalarının dayanaksız olduğu anlaşılmakla bu savunmalara itibar edilmemiş, sanığın TCK'nın 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinden faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Aksi kanıtlanamayan ve safahatta değişmeyen savunmayı teyid eden tanık (etkin pişmanlıkta bulunan bir kısım şahıslar) anlatımları ve dosya kapsamına göre, FETÖ silahlı terör örgütünün Sakarya ilinde eğitim faaliyetlerini yürüttüğü Özel Taştan Eğitim Hizmetleri A.Ş. ve SEBAT Eğitim Hizmetleri A.Ş.'deki 1999 yılında edindiği hisselerini 2012 yılında devreden, kurban bağışında bulunan,1994 2007 yılları arasında örgütle iltisaklı SAGİAD isimli derneğe üye olan, bu dönemlerde ve bir kaç kez de örgütün kamuoyunda bilinen operasyonel eylemlerinin gerçekleştiği dönemde dini sohbet adı altında yapılan toplantılara katılan, örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı dönemden itibaren herhangi bir örgütsel faaliyeti tespit edilemeyen ve örgütün dikey şekilde 7 katlı piramit biçiminde gerçekleşen hiyerarşik yapılanmasının birinci katında (Örgütle iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur.) yer alan sanığın hukuki durumunun 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesinde hukuki isabet görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2019/84 Esas, 2019/91 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20