Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14595
2023/1573
22 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/1874 E., 2018/2499 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2017/38 Esas, 2018/76 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/1874 Esas, 2018/2499 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 24.09.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; doğal hâkim ilkesine aykırı olarak ve KHK hükümlerine göre yargılama yapıldığına, adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
Sanığın temyiz istemi özetle; Dernek ve sendika üyeliklerinin müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkının kısıtlandığına, etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık, Turgutlu Devlet Hastanesinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle 672 sayılı KHK ile kamudan ihraç edilmiştir.
Soruşturma sırasında dinlenen tanıkların beyanlarından açıkça anlaşılacağı üzere; sanığın, cemaat tarafından düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığı, tanıkları örgütsel toplantılara katılmaya çağırdığı, örgütle iltisaklı Turgutlu Çalışanlar Derneğine üye yapmaya çalıştığı/yaptığı, yine örgütle iltisaklı Ufuk Sağlık Sendikasına hastane personelini üye yapmaya çalıştığı/yaptığı sabittir. Kovuşturma aşamasında dinlenen tanık E.G. 29.01.2018 tarihinde Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinde tanık olarak vermiş olduğu ifadesinde “…..bana sormuş olduğunuz H.H. isimli şahsı 2009 2010 yıllarında başladığım örgütlü bağlantılı sohbetlerden tanırım. 2013 yılı kasım ayına kadar kendisi ile ara ara aynı sohbet grubunda bulunduğumuz olmuştu…..H.H. bildiğim kadarıyla 5 6 kişi kendi evlerinde mütevelli toplantısı yapıyordu….twitterde sosyal pencere kanalıyla örgütü övücü twetler atmayı teklif ediyordu. Ben her zaman itiraz ettim….” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık hakkında düzenlenen 05.12.2017 tarihli ve 02.01.2018 tarihli Manisa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesinin hazırladığı Araştırma ve tespit tutanağında; sanık adına Bank Asyada 2 adet ortak hesabın bulunduğu, bu hesaplardan 4146395 nolu hesabının 13.06.2013 tarihinde açıldığı, bu hesapta 31.12.2013 tarihinde 3.080,22 TL, 24.12.2014 tarihinde ise 13.269,65 TL bulunduğu, 4591497 nolu hesabının ise 01.07.2014 tarihinde açıldığı, bu hesabında 31.12.2013 tarihinde para bulunmadığı, 24.12.2014 tarihinde ise 6.500 TL paranın bulunduğuna yer verildiği, para yatırma ve hesap açma tarihleri dikkate alındığında, bu işlemlerin sanığın FETÖ/PDY örgüt liderinin talimatından sonra ve Bank Asyanın TMSF’ye devrinin engellenmesi amacıyla yapıldığı tespit edilmiştir.
Sivil toplum örgütlerinin gerek siyasi, gerekse toplumsal işlevi ile bu örgütlerin maddi imkân yaratma olanağı, örgütün bu alanda da çok ciddi faaliyetlerde bulunmasına neden olmuştur. Bir çok alanda sendika, vakıf ve dernek kurup, bu kuruluşlar aracılığı ile yeni üyeler kazanmayı amaçlayan örgüt, bunun yanında bu kuruluşlar vasıtasıyla örgüt üyelerinin kendi arasında iletişimini sağladığı, örgüte para kaynağı sağladığı, örgütsel toplantıları deşifre olmadan ve dikkat çekmeden yapmanın yolu olarak derneklere ait mekanları kullandığı, örgütün kamuoyuna sempatik görünmesini sağladığı ve bu kuruluşlar aracılığıyla örgütlenmesini yaygınlaştırarak tabanını genişlettiği, kendi mensupları vasıtasıyla örgüte bağlı sivil toplum örgütlerinin oluşumunu sağlamanın yanı sıra, daha önce kurulmuş sivil toplum örgütlerine kendi mensuplarını üye yapmak suretiyle bu kuruluşları da ele geçirerek aynı amaçlar doğrultusunda kullandığı anlaşılmıştır.
Sanık, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatı tespit edilip kapatılan Ufuk Sağlık Sendikasına 2014 yılında üye olarak ve sendikanın ilçe temsilciliğini yaparak, hastane çalışanlarını bu sendikaya üye yaparak sendikal faaliyet görüntüsü altında örgütsel faaliyette bulunmuştur.
Manisa Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 13.12.2016 tarihli yazısında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Turgutlu Çalışanlar derneği kurucu üyeliğinin bulunduğu belirtilmiştir. Sanığın yurtiçi örgütsel gezilerini bu dernek faaliyeti altında yaptığı, yine soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar ile kovuşturma aşamasında dinlenen bir kısım tanıkların beyanlarında örgütsel toplantı ve sohbetlerin bu dernek binasında gerçekleştirildiği ve sanığın da bu toplantı ve sohbetlere katıldığı tanık beyanları ile sabittir.
Dosya içerisindeki mevcut delil ve bilgiler dikkate alındığında, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve tanık A.Y.’nin beyanlarının tespiti için talimat yazılmış ise de, bu müzekkere cevaplarının beklenmesinin yargılamaya bir yenilik getirmeyeceği ve sanığın hukuki durumun değiştirmeyeceği kanaatine varılarak müzekkere cevaplarının beklenmesinden vazgeçilmiştir.
Yukarıda belirtilen deliller ve bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile herhangi bir irtibatının olmadığını ısrarla savunmasına karşın, soruşturma aşamasında dinlenen tanık beyanları ile kovuşturma aşamasında dinlenen bir kısım tanık beyanları ve dosyada bulunan mevcut bilgi ve deliller bir bütün olarak dikkate alındığında Sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş, sanığın FETÖ PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylem ve faaliyetlerde bulunması nedeniyle FETÖ PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair mahkememizde kanaat hasıl olduğundan yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de bankacılık işlemleri yapan, Turgutlu yapılanmasında örgütsel toplantılara katılma çağrıları yapan ve sorumlu imam nezaretinde yapılan bu toplantılara katılan, örgütle iltisaklı dernek ve sendikaya kayıt olunması yönünde telkinlerde bulunan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan örgütle iltisaklı Turgutlu Çalışanlar Derneği'nde kurucu üyelik görevini yürüten sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır, ancak;
e) Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak sadece 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.12.2018 tarihli ve 2018/1874 Esas, 2018/2499 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasındaki "TCK'nın 58/9 maddesi delaletiyle TCK'nın 58/6 maddesi" ibaresinin çıkartılarak yerine "5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi" ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20