Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/23625

Karar No

2023/1519

Karar Tarihi

1 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/1683 E., 2020/295 K.

SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEMYİZ EDENLER: Sanık ... Çiftçiler,

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2019 tarihli ve 2017/67 Esas, 2019/159 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 ve 53 üncü maddesi uyarınca sanıklar Ahmet Çiftçiler ve ... hakkında 7 yıl 6 ay, sanıklar ..., Muhammet Nurullah Çetkin ve ... hakkında 6 yıl 3 ay, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2019/1883 Esas, 2020/295 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sanık ... yönünden eleştirilerek tüm sanıklar yönünden esastan reddine karar verilmiştir.

  3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.04.2022 tarihli ve sanık ... Çiftçiler yönünden bozma, diğer sanıklar yönünden onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1)Sanık ... Çiftçiler'in temyiz istemi; örgüte bağlı eğitim kurumunda çalışmış olmasının suçun delili olamayacağına, bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, münhasıran bylock tespitinin suçun unsuru olamayacağına, bylock programı kullanmadığına, tanık beyanlarına duyumdan ibaret olması sebebiyle itibar edilemeyeceğine, örgütle organik bağ kurmadığına, çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik içeren eylemleri bulunmadığına ilişkindir.

2)Sanık ... müdafinin temyiz istemi; silahlı terör örgütü üyeliği için kanunda belirtilen özel kastının bulunmadığına, atılı suçun maddi ve manevi unsurunun bulunmadığına, banka hesabının teröre destek vermek amacıyla açılmadığına, ByLock kullanımının örgütsel gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığı hususunun ispat edilemediğine, tanık beyanlarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğuna, dernek ve sendika üyeliklerinin suçun unsuru olarak kabul edilemeyeceğine ilişkindir.

3)Sanık ... Çetin müdafinin temyiz isteminin; ByLock tespitinin hukuka uygun yöntemlerle yapılmadığı, bu sebeple hükme esas alınamayacağına ve yapılan yargılamanın adil yargılanma ilkesine aykırı olarak yapıldığına ilişkindir.

4)Sanık ... müdafinin temyiz isteminin; sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin delil bulunmadığına, hesap hareketlerinin örgütün talimatına uygun olmadığına, tanık ... beyanlarının görgüye dayalı olmadığına, bylock tespitinin hukuka uygun olarak yapılmadığına, tanık beyanlarının sanığın örgütün görünen yüzü ortaya çıkmadan önceki eylemlerine ilişkin olduğuna ve teşhis işlemlerinin hukuk aykırı olarak yapıldığına ilişkindir.

5)Sanık Muhammet Nurullah Çetkin müdafinin temyiz isteminin; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ByLock programını kullanmadığına, bu konuda mahkemece yeterince araştırma yapılmadığına, bank ... hesap hareketlerinin rutin nitelikte olduğuna, tanık beyanlarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğuna ve bu sebeple itibar edilemeyeceğine ilişkindir.

6)Sanık ... müdafinin temyiz isteminin; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ByLock kullanıcısı olmadığına, ByLock delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğine, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, tanık beyanlarının sanığın örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından önceki eylemlerine ilişkin beyanda bulunduklarına ve tanık beyanlarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğuna ilişkindir.

7)Sanık ... müdafinin temyiz isteminin; sanığının üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve sanığın bylock kullanıcısı olmadığına ilişkindir.

8)Sanık ... müdafinin temyiz isteminin; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, bylock kullanıcısı olmadığına, bylock delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğine, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna, sanığın mahkeme huzurunda savunma yapmak istediğini belirtmesine rağmen beyanının segbis vasıtasıyla alındığına ve tanık beyanlarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Sanık ... Çiftçiler hakkında;

Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir birçok eğitim kurumunda çalışmış olaması, tanık beyanına göre örgüte müzahir dershanelerde ve okullarda ser rehber olarak faaliyet yürütmesi, Giresun ilinde iken adliye personelinden sorumlu olması, bazı tanık beyanlarına göre sanığın bir dönem Ordu adliyesi personelinin de sorumlusu olması, sanığın örgütün gizli haberleşmede kullandığı bylock programını kullanması, başka bankadan kredi çekerek, örgüt elebaşının çağrısına uyup Bank ...'da katılım hesabı açması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütün eğitim kurumlarında öğretmenlik yaparken örgütün hedefleri doğrultusunda adliye ve ceza evinde çalışan memurları örgüte kazandırmaya çalışmak ve örgüte bağlılığını artırmak üzere faaliyet yürütmesi gözetildiğinde sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanık hakkında her ne kadar 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'' suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

2.Sanık ... hakkında;

Sanık ..., kendisinin örgüt içerisinde ağabey konumunda olduğunu, Giresun ilinde ceza evi ve adliye teşkilatı içerisinde bulunan kişilerin ağabeyliğini yaptığını ve onlara sohbet verdiğini, onları takip ettiğini, bir nevi onlarla örgüt arasındaki iletişimi sağladığını belirtmiş, kendisinden sonra ise bu görevin sanık ...'a geçtiğini belirtmiştir. Sanığın örgüt içerisinde ağabey konumunda bulunması, bylock programını kullanması, örgüt ile iltisaklı derneklere üyeliği, Bank ... hesabının bulunması, sanığın mühendis olarak bir kamu kurumunda çalışırken, örgütün hedefleri doğrultusunda adliye ve ceza evinde çalışan memurları örgüte kazandırmaya çalışmak ve örgüte bağlılığını artırmak üzere faaliyet yürütmesi gözetildiğinde sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanık hakkında her ne kadar 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'' suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

3.Sanık ... hakkında;

Sanığın, 2011 yılından itibaren Bulancak Adliyesinde zabıt katibi olarak çalıştığı, soruşturma ve yargılama boyunca üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği görülse de sanığın örgütün gizli haberleşmede kullandığı ByLock programını adına kayıtlı 0554 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının takılı bulunduğu 35155606848875 IMEI numaralı cep telefonundan 11.08.2014 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı, bu hatta ilişkin CGNAT kayıtlarının incelenmesinde ise; sanığın,0 554 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının takılı bulunduğu 351556068488757 IMEI numaralı cep telefonuyla ByLock programına ait olduğu bildirilen 9 adet IP numarasından "46.166.160.137", "46.166.164.177", "46.166.164.176" ve "46.166.164.181" numaralı IP adreslerine 11.08.2014 ilâ 24.10.2015 tarihleri arasında 443 nolu port üzerinden toplamda 6183 kez bağlantı kurduğu anlaşılmış, sanık ... hakkındaki 25.01.2018 tarihli Tespit ve Değerlendirme tutanağının incelenmesinde; sanığın 0 554 236 15 85 numaralı GSM hattının takılı bulunduğu cihazla 93365 ID numarasına sahip olduğu, kullanıcı adının "ibrahimgg" ve şifresini "mi.150191" olarak belirlemiş olduğu, sanığı ekleyen kişilerin Ahmet Çiftçiler (Sosyal Bilgiler Öğretmeni), Mehmet Açıkgöz (Veri Hazırlama ve Kontrol İşle)(Rize Valiliği İl Afet ve Acil), Ulvi Yaman (Zabıt Katibi)(Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı), Adem Küçük (Sağlık Memuru)(Gümüşhane İl Halk Sağlığı Müd), Abdulsamet Yılmaz (Zabıt Katibi)(Cumhuriyet Başsavcılığı Ordu) (BrK.MuRaT(brk), (enes28289) olarak belirlemiş olduğu,

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2017 tarih ve 2017/1149 soruşturma sayılı yazısı ekinde Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 06.09.2017 tarih ve 2016/2132 sayılı yazısına ekli bylcok içeriğinde, Adliye personelinden sorumlu Mahrem İmam Adem Küçük'ün kurduğu "55 canlar" grubunda sanığın da bulunduğu belirtilmiş, zaten sanığın bylock tespit tutanağında da bu gruba dahil olduğu görülmekle, sanığın örgüt tarafından gizli haberleşmede kullanılan bylock programını kullandığı kesinleşmiştir.

Dosyamız sanığı ..., örgütün sohbet grubu kurup sohbet vermesi için telefonunu verdiği ve irtibat kurmasını istediği kişilerden birisinin de sanık ... olduğunu söylemiş, sonrasında örgütsel faaliyet çerçevesinde değil arkadaş olarak görüştüklerini söylemişse de sanık ...'in Bank ... hesabı incelendiğinde açmış olduğu katılım hesabına sanık ...'in de para yatırmış olduğu, bu hususun sanıkların örgütsel faaliyet çerçevesinde hareket ettiklerini ortaya koyduğu açıktır.

Yine sanığın, 3269858 nolu Bank ... hesap hareketleri incelendiğinde, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in çağrısı üzerine, 23.01.2014 tarihinde 19.000 TL, 27.01.2014 tarihinde 3.000 TL gelen EFT ile aktifleşen hesaptan, 28.04.2014 de 15.150 TL olarak gelen EFT den 15.128,30 TL tutarıyla 170 gram altın satın aldığı, 06.05.2014 de EFT ve nakit 2.970 TL bedelin hesaba geldiği, 01.09.2014 de 9.000 TL Ahmet Çiftçiler’e havale gönderildiği, gönderilen havale 17.09.2014 de 6.000 TL, 12.11.2014 de 2.000 TL olarak Ahmet Çiftçiler’den geri havale geldiği, gelen bedellerle nakit harcama, kredi kartı borcu, fatura ödemesi, döviz alım satım ve katılım hesapları açıldığı anlaşılmıştır.

Sanıktan ele geçirilen Navitech marka NeoTab H115 model H115101401469 seri numaralı tablet bilgisayar incelenmesinde; 04.08.2016 21.52.15 (UTC+0) zamanında sıfırlandığı değerlendirilmiş ve "Kazıma yöntemi ile geri getirilen resimlere ait örnek ekran alıntıları incelendiğinde FETÖ/PDY terör örgütü elebaşına ait 6 adet fotoğrafın bulunduğu" anlaşılmıştır.

Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütü ile aktif ve yoğun bağlantısı dikkate alınarak eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamaları inkar etmesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

4.Sanık ... hakkında;

Sanığın, örgüt içerisinde, askerlerden sorumlu ağabey konumunda olduğunun bizzat askerlik yapmış kişilerce doğrulanmış olması, örgütün gizli haberleşme aracı olan bylock programını kullanması ve buna ilişkin bylock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunması, Bank Asyada örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda katılım hesabı açması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın infaz koruma memuru olarak bir kamu kurumunda çalışırken, örgütün hedefleri doğrultusunda TSK mensuplarını örgüte kazandırmaya çalışmak ve örgüte bağlılığını artırmak üzere faaliyet yürütmesi gözetildiğinde sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanık hakkında her ne kadar 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'' suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu inkar etmesi karşısında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

5.Sanık Muhammet Nurullah Çetkin hakkında;

Sanığın, düzenli olarak örgüt içinde yapılan sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı hususunun sanık ve tanık beyanları ile sabit olması, sanığın, örgütün gizli haberleşme aracı olan bylock programını kullanması ve örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda Bank ...'da katılım hesapları açtırması hususları birlikte değerlendirildiğinde terör örgütü ile aktif ve yoğun bağlantısı dikkate alınarak eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamaları inkar etmesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

6.Sanık ... hakkında;

Sanığın, ihraç edilmeden önce, infaz koruma memuru olduğu ve Giresun Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde çalıştığı, etkin pişmanlık çerçevesinde beyanda bulunan ..., sanığın Şebinkarahisar'dan Giresun'a geldiği zaman, Metin isimli kişinin sanığı kendisi ile tanıştırdığını, kendisinin ise sanığı ... ile tanıştırdığını ve ona emanet ettiğini, ...'ın toplantılarına katıldığını fakat kendisi toplantıları bıraktığı, sanığın örgüt ile sonraki irtibatını bilmediğini belirtmiş, yine etkin pişmanlık çerçevesinde beyanda bulunan dosyamız sanığı ... da sanığın 2016 yılı ocak veya şubat aylarına kadar örgütün sohbet adı altında sanık ...'nin düzenlediği toplantılara katıldığını, sanığın da bu toplantılarda bulunduğunu, bu tarihten sonra kendisi gitmediği için sanığın gidip gitmediğini bilmediğini belirtmiş, tanık ... ise, sanığı Şebinkarahisar'da 2012 2015 yıllarında birlikte örgüt evinde kalmalarından dolayı tanıdığını, Şebinkarahisar Devlet hastanesinde çalışan Yavuz isimli şahsın ihtiyaçlarını sorduğunu ve eve gelip sohbet verdiğini belirtmiş, tanık ... da sanığın örgüt evinde kaldığını beyan etmiştir.

Sanığın, örgüt içerisinde gizli haberleşme aracı olarak kullanılan bylock programını adına kayıtlı 0 551 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının takılı bulunduğu 35318306335271 IMEI numaralı cep telefonundan 06.04.2015 tarihinden itibaren ve 0 554 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının takılı bulunduğu 35318306835271 IMEI numaralı cep telefonundan 09.11.2014 tarihinden itibaren kullanığı tespit edilmiş, 0 554 (...) (..) (..) numaralı GSM hattın CGNAT kayıtlarının incelenmesinde ise; sanığın, bu hattının takılı bulunduğu 353183068352717 IMEI numaralı cep telefonuyla ByLock programına ait olduğu bildirilen 9 adet IP numarasından "46.166.164.177" ve "46.166.164.181" numaralı IP adreslerine 09.11.2014 ilâ 10.07.2015 tarihleri arasında 443 nolu port üzerinden toplamda 565 kez bağlantı kurduğu anlaşılmış, yine bu hatta ilişkin bylock tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde, 0 554 333 38 07 numaralı GSM hattının takılı bulunduğu cihazla 246190 ID numaralı bylock kullanıcısı olduğu, kullanıcı adını "28283" şifresini "2140836my." olarak belirlemiş olduğu, sanığı ekleyen kişilerin Murat Bekdemir( Öğretmen)( Akçaabat Milli Eğitim Müdürlüğü), (abdullah bey.28281), Halil Aras (Zabıt Katibi)(Cumhuriyet Başsavcılığı Ordu) olarak belirlemiş olduğunun, sanığın kurduğu ve katıldığı grup bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıktan ele geçirilen cep telefonunun incelenmesinde, scientist@gmail.com e posta hesabına tanımlı Google Play store hesabı üzerinden; örgüt tarafından kullanıldığı sabit olan, Bylock, Tango (com.sgiggle.production), KakaoTalk, Viber isimli mesajlaşma uygulamalarının ve Hotspot Shield VPN isimli erişimi engellenmiş site ve uygulamalara erişim için kullandığı değerlendirilen uygulamanın yüklendiği görülmüştür. Sanık, google play üzerinden birçok program indirip sildiğini fakat hiçbir zaman bylock isimli programı kullanmadığını beyan etse de bu programa ilişkin bylock tespit ve değerlendirme tutanağında sanığın bu programı aktif olarak kullandığı ve dijital inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere cep telefonuna da yüklediği sabit hale gelmiştir.

Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütü ile aktif ve yoğun bağlantısı dikkate alınarak eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamaları inkar etmesi sebebiyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verilmiştir.

7.Sanık ... hakkında;

Sanığın infaz koruma memuru olarak bir kamu kurumunda çalışırken, örgütün hedefleri doğrultusunda Emniyet teşkilatı mensuplarını örgüte kazandırmaya çalışmak ve örgüte bağlılığını artırmak üzere faaliyet yürütmesi gözetildiğinde sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanık hakkında her ne kadar 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'' suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu inkar etmesi karşısında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

8.Sanık ... hakkında;

Sanığın infaz koruma memuru olarak bir kamu kurumunda çalışırken, örgütün hedefleri doğrultusunda yine infaz koruma memurlarını örgüte kazandırmaya çalışmak ve örgüte bağlılığını artırmak üzere faaliyet yürütmesi gözetildiğinde sanığın eylemlerinin yoğunluğu ve çeşitliliği dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanık hakkında her ne kadar 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme'' suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de eylemlerinin bir bütün olarak "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçunu oluşturduğu sabit görülmüş, sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu inkar etmesi karşısında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadan mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Tüm sanıklar yönünden;

Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğu,

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edilmekle,

Bu bilgiler ışığında;

A )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Toplanan deliller suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanık ile ilgili ByLock tespit değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.

1 )BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank ... nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,

2 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt içinde cezaevi sorumlusu olan, bu kapsamda örgüt adına maddi yardım toplayan ve daha sonra bu görevi dosya sanığı Ahmet Ç'ye devreden, örgütün cezaevi yapılanması içinde kurumlara örgüt adına personel yerleştirilmesi konusunda faaliyet gösteren, sohbetlere katılan ve sorumlu olduğu sohbet grubu bulunan, Bank ... hesabı bulunan ve hesap hareketlerinin incelenmesinde yapılan işlemlerin örgütün talimatı ile uyumlu olduğu anlaşılan, örgütle iltisakı sebebiyle kapatılan teknik elemanlar gelişim derneği üyeliği bulunan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

3 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

B )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

1 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, adliyelerden sorumlu mahrem imam olduğu tespit edilen Adem Küçük tarafından kullanıldığı değerlendirilen bylock programına ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağında yapılan incelemelerde Adem Küçük tarafından kurulan ''55 canlar'' isimli grupta yer aldığı tespit edilen, Bank ... hesabı bulunan ve hesap hareketlerinin incelenmesinde yapılan işlemlerin örgütün talimatı ile uyumlu olduğu anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

2 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

C )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında hükmolunan temel cezada 3713 sayılı TMK'nın 5/1. maddesi gereğince artırım yapılırken ''7 yıl 15 ay'' yerine ''8 yıl 3 ay'' hapis cezasına hükmolunması sonuç ceza doğru tayin edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

1 )BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank ... nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,

2 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, Bank ... hesabı bulunduğu ve hesap hareketlerinin incelenmesinde yapılan işlemlerin örgütün talimatı ile uyumlu olduğu, örgüte ait evlerde kaldığı, kod adı kullandığı, örgüt içerisinde asker kişilerden sorumlu öğretmen görevini yürüttüğü, sorumlu olduğu askerleri ankesörlü telefonlardan aradığı, cep telefonlarına bylock programını yüklemeye çalıştığı, sorumluluğunda bulunan ve dosya kapsamında tanık olarak beyanları alınan Ahmet A. beyanına göre asker olan bu kişi ile 2014 yılına kadar ilgilendiği ve sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda eksik olarak tayin edilen ancak aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle bozma sebebi yapılmayan temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

3 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

D )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Toplanan deliller suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında; sanık ile ilgili ByLock tespit değerlendirme raporu beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.

1 )BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank ... nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,

2 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Bank ... hesabı bulunduğu ve hesap hareketlerinin incelenmesinde yapılan işlemlerin örgütün talimatı ile uyumlu olduğu, örgütsel sohbet toplantılarına katıldığı, cezaevi teşkilatı içerisinde bulunan mütevelli heyetinde yer aldığı anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda eksik olarak tayin edilen ancak aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle bozma sebebi yapılmayan temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

3 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

E )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında hükmolunan temel cezada 3713 sayılı TMK'nın 5/1. maddesi gereğince artırım yapılırken ''7 yıl 15 ay'' yerine ''8 yıl 3 ay'' hapis cezasına hükmolunması sonuç ceza doğru tayin edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın dosya kapsamına yansıyan örgütsel faaliyet ve konumu nazara alındığında temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61.maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler ve 3/1.maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, sohbet toplantılarına katıldığı, örgüt içerisinde polis kişilerden sorumlu öğretmen görevini yürüttüğü anlaşılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda eksik olarak tayin edilen ancak aleyhe temyiz bulunmaması sebebiyle bozma sebebi yapılmayan temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

2 )Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

F )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında hükmolunan temel cezada 3713 sayılı TMK'nın 5/1. maddesi gereğince artırım yapılırken ''7 yıl 15 ay'' yerine ''8 yıl 3 ay'' hapis cezasına hükmolunması sonuç ceza doğru tayin edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın dosya kapsamına yansıyan örgütsel faaliyet ve konumu nazara alındığında temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütler ve 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

1 ) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.

Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.

Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgüt yapılanması içinde cezaevi sorumluluğu yapan, örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock programını üzerine kayıtlı olan 0505 (...) (...) 19 numaralı hat üzerinden kullanan, cezaevi mütevelli heyetinde bulunan ve örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra dahi sohbet toplantılarına katılan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.

2 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı, adliyelerden sorumlu mahrem imam olduğu tespit edilen Adem Küçük tarafından kullanıldığı değerlendirilen bylock programına ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağında yapılan incelemelerde Adem Küçük tarafından kurulan ''55 canlar'' isimli grupta yer aldığı tespit edilen, sohbet toplantılarına katılan, bu toplantılara örgütün görünen yüzü ortaya çıktığı tarihten sonra dahi katılmaya devam eden, sohbetleri organize eden ve sohbet programlarını belirleyen, cezaevi sorumlusu olan, örgüt adına himmet talep eden ve cezaevi mütevelli heyetinde bulunan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

3 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

G )Sanık ... Çiftçiler hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan, kendisi tarafından seçilen müdafii 13.12.2017 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi veren, bu tarihten itibaren herhangi bir müdafi bulunmayan ve CMK'nın 156. maddesi uyarınca da re'sen müdafi görevlendirilmeyen sanığa, Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1 a e maddelerine muhalefet edilmesi hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozmayı gerektirmiştir.

H )Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

1 )Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.

Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.

Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgüt yapılanması içinde cezaevi sorumluluğu yapan, örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock programını üzerine kayıtlı olan 0554 (...) (...) 07 numaralı hat üzerinden kullanan, örgüte ait evlerde kalan, sohbet toplantılarına katılan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.

2 )Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; "Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığı tespit edilen, sohbet toplantılarına katılan ve örgüte ait evlerde kalan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede isabetsizlik bulunmamaktadır.

3 )Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine;

Ancak,

Sanığın 28.06.2022 tarihli dilekçesi itibarıyla, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmesi ve dilekçe içeriğinde de kendisinin örgütsel faaliyetlerine ve yargılama aşamasında bildirmediği birtakım örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler vermesi karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

A )Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A,B,C,D,E ve F) başlıklarında açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2019/1683 Esas, 2020/295 sayılı Kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

B )Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden;

Gerekçe bölümünün (G ve H) başlıklarında açıklanan nedenlerle sanık ... ve sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.02.2020 tarihli ve 2019/1683 Esas, 2020/295 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, sanık ... yönünden Tebliğname’ye uygun, sanık ... yönünden ise aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanık ...'un tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı, mevcut delil durumu, sanığın yakalanma biçimi ve bozma nedeni gözetilerekttutukluluk halinin devamına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsüreçv.üyereddineistemlerininörgütüneolmatemyiztevdiinekararınsilahlıhukukîolgularonanmasınagerekçesebeplericgnathükümlerinesastanabcdeterörfetöpdyincelenenreddibozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim