Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/15442

Karar No

2023/1495

Karar Tarihi

22 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/2647 E., 2019/309 K.

SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzelterek Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2018 tarihli ve 2017/45 Esas, 2018/111 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2018/2647 Esas, 2019/309 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollaması ile 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

  3. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.10.2021 tarihli ve düzelterek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1.Sanığın silahlı terör örgütü propagandası yapma kastı bulunmadığına,

2.Facebook hesabından yapılan paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, örgütün cebir, şiddet, veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmadığına,

3.Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık https://www.facebook.com/profile.php?id=100010732426293 link adresinde ... isim ve rumuzlu sayfa da " 19 Ağustos 2014 tarihinde yaptığı paylaşımda 2014 yılında Diyarbakır ili Lice ilçesinde açılan terör örgütünün sözde komutanlarından M. K. isimli şahsa ait otomatik silahlı heykelin açılışı esnasında çekilen bir fotoğraf olduğu, fotoğraf ile ''M. K. ( AGİT ) yoldaşın heykeline müdahale'' şeklinde paylaşımın yapıldığı,sanığın bu fotoğraf kullanılarak yapılan paylaşımın kendisi tarafından yapıldığını, ... kullanıcı adlı Facebook kullanıcı sayfasının kendisi tarafından kullanıldığını soruşturma aşamasında müdafi huzuru ile alınan savunmasında ikrar ettiği,

Sanığın M. K. isimli terör örgütü mensubuna ait otomatik silahlı heykele ait fotoğraf ve paylaşımın yukarıda açıklandığı üzere terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olduğu anlaşılmakla terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmış, ancak iddianame de belirtilen diğer mesaj fotoğraf içeriklerinin PKK terör örgütünün şiddet yöntemlerini meşru gören onu öven, teşvik eden terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek veya teşvik edecek nitelikte olmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında TCK'nın 43 üncü maddesinin uygulanmayarak sanığın üzerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçundan eylemine uyan 3713 sayılı Kanunun 7/2 1 inci cümle maddesi gereğince, TCK'nın 61 inci maddesindeki esaslardan olarak sanığın güttüğü amaç ve saik, suçun işleniş şekli, paylaşımların içeriği ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık söz konusu paylaşımları sosyal paylaşım sitesi olan Facebook hesabı üzerinden yapmak suretiyle eylemini TCK'nın 6/1 g maddesinde sayılan basın ve yayın yoluyla işlediği kabul edildiğinden sanığa verilen cezanın 3713 sayılı Kanunun 7/2 2 nci cümle gereğince yarı oranda arttırılarak sanığın 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın şahsi ve sosyal durumu,ikrarı lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek sanığın cezasından TCK'nın 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sabıkasında yer alan İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/426 Esas 2017/721 sayılı Kararı ile tekerrüre esas kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğu anlaşıldığından TCK'nın 58/6 ncı maddesi gereğince mükerrrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunması, buna bağlı olarak kişilik özellikleri itibari ile ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluşmadığı dikkate alınarak sanık hakkında CMK'nın 231 ve TCK'nın 51 inci maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar vermek gerekmiş, bu düşünce ve gerekçelerle hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, suç tarihinden sonra verilen İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/426 Esas 2017/721 sayılı Kararı ile 3.000 TL adli para cezasının tekerrüre esas alınmasının TCK'nın 58 inci maddesine aykırı olması nedeniyle, TCK'nın 58 inci maddesine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine " İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/38 Esas 2014/394 sayılı ilamı ile verilen 3.750 ve 100 TL adli para cezasının denetim süresi içerisinde yeniden suç işleyen sanığa hükmolunan cezanın TCK'nun 58/6 ncı maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, TCK'nun 58/7 inci maddesi gereğince sanık hakkında verilen hapis cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ancak İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulması nedeniyle, CMK'nın 283/1 inci maddesi gereğince bu husus aleyhe değerlendirilmeyerek, İlk Derece Mahkemesi hükmünden çıkartılan TCK'nın 58 inci maddesine dair hükümdeki tekerrüre esas alınan ceza miktarının tekerrür uygulaması sırasında esas alınmasına," hükmünün ilave edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Suç tarihinin paylaşımların kollukça tespit tarihi olan 06.11.2017 olduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesi karar başlığının mahallinde düzeltilebileceği değerlendirildiğinden bu hususta eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.

Belirtilen hususlar dışında, İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla;

İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının kısmındaki "Sanığın İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/426 Esas 2017/721 sayılı Kararı ile 3000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın 25.07.2014 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden, TCK'nın 58/6 ncı maddesi uyarınca sanık hakkında ilk kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra başlamak üzere denetemli serbestlik tedbiri hükümlerinin uygulanmasına," bölümünün hükümden çıkartılarak, yerine "İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/38 Esas 2014/394 sayılı ilamı ile verilen 3.750 ve 100 TL adli para cezasının denetim süresi içerisinde yeniden suç işleyen sanığa hükmolunan cezanın TCK'nın 58/6 ncı maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, TCK'nın 58/7 nci maddesi gereğince sanık hakkında verilen hapis cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ancak ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulması nedeniyle, CMK'nın 283/1 inci maddesi gereğince bu husus aleyhe değerlendirilmeyerek, İlk Derece Mahkemesi hükmünden çıkartılan TCK'nın 58 inci maddesine dair hükümdeki tekerrüre esas alınan ceza miktarının tekerrür uygulaması sırasında esas alınmasına," bölümünün eklenmek suretiyle hukuka aykırılığın CMK'nın 280/1 a maddesi yollaması ile CMK'nın 303/1 inci maddesi gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Mahkemece temel ceza tayin olunurken TCK'nın 61 nci maddesindeki esaslar yerine TCK'nın 53 üncü maddesindeki esaslar ibaresinin yazılması sonuca etkili görülmemiştir.

1 ) Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanunun mer’i 7/2 nci maddesi şöyledir:

“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013 6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019 7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27.3.2015 6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

  1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

  2. Slogan atılması,

  3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

  4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”

…….

Tarihi seyir içinde Kanunun 12.4.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.2.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanunla, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.

Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.

Aynı maddede, 7.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanunla yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.

Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.

18.7.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanunla, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.

Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunla suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.

Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile, 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3. fıkra eklenmiştir.

Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.

TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.

TMK 7/2, 1 inci cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için:

  1. “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi,

  2. Yapılan propagandanın;

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Sanığın kendisine ait olduğunu bildirdiği herkese açık Facebook hesabına ilişkin olarak düzenlenen İnternet İnceleme Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nda; atılı suça ilişkin paylaşım yapıldığının tespit edildiği, sanığın paylaşımın kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, yapmış olduğu paylaşımın PKK/KCK terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği, örgüt mensuplarının kırsala giderek şiddet ve saldırı faaliyetleri yürütmelerinin övüldüğü, açıklama ile de paylaşımın sahiplenildiği, örgüte sempatiyi artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı nazara alındığında eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2 ) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,

a)Sanığın terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturan paylaşım tarihinin suç tarihi olduğu gözetildiğinde; "19.08.2016" yerine İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında suç tarihinin "10.07.2016 07.12.2016" ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında "06.11.2017" olarak yazılması,

b)Sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hususları dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.02.2019 tarihli ve 2018/2647 Esas, 2019/309 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin “19.08.2016” olarak düzeltilmesi, hükmün birinci fıkrasından “3713 sayılı Kanun'un 7/2 2 nci cümle maddesi gereğince” ibaresinin çıkarılarak yerine “3713 sayılı Kanun'un 7/2 1 inci cümle maddesi gereğince ” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine

gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararörgütüv.süreçpkkkckhükmündüzeltilerektemyizisteminintevdiinekararınyapmakpropagandasıhukukîolgularonanmasınagerekçesebepleriesastanterörincelenenreddibozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim