Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/36773

Karar No

2023/1315

Karar Tarihi

16 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/427 E., 2020/569 K.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: ...

SUÇ: 2911 sayılı Kanun’a muhalefet, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, terör örgütü propagandası yapma, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî düşme, kısmi bozma

İlk Derece Mahkemesince kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na (2911 sayılı Kanun) muhalefet, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, terör örgütü propagandası yapma suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 Tarihli ve 2018/243 Esas, 2018/431 sayılı Kararı ile Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında

  1. 15.02.2014 tarihli eylem ile ilgili olarak;

a) 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

b) 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

c) Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 10 ay 6 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci, üçüncü ve sekizinci fıkraları uyarınca ertelenmesine,

d) Kamu malına zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

  1. 15.02.2013 tarihli eylem ile ilgili olarak;

a) 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

b) 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan 2911 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

c) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

d) Terör örgütü propagandası yapma suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4.000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin, 07.10.2020 Tarihli ve 2019/427 Esas, 2020/569 sayılı Kararı ile Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuğun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.02.2022 tarihli ve kısmî ret, kısmî düşme ve kısmî bozma görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Suça sürüklenen çocuğun temyiz sebepleri özetle;

  1. Suç işleme kastının bulunmadığına,

  2. İlk Derece Mahkemesinin kararının çelişkili olduğuna,

  3. Atılı suçların unsurlarının oluşmadığına ve atılı suçlardan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğine,

  4. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna, mahkûmiyet kararlarının bozulmasına,

  5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

‘15.02.2013 ve 15.02.2014 tarihli eylemlerden dolayı 2911 sayılı Kanun'un 32/1 ve 33/1'inci Maddelerine Muhalefet Eylemleri Bakımından Değenlendirme;

Suça sürüklenen çocuğun 15.02.2013 ve 15.02.2014 tarihinde gerçekleştirilen eylemler sırasında kanuna aykırı olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp güvenlik güçlerince yapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamaya yönelik yukarıdaki gerekçeli kabuldeki eylemi, 2911 sayılı Kanun'un 32/1 inci maddesinde tanımlı suça, yine suça sürüklenen çocuğun bu toplantı ve gösteri yürüyüşüne taş ile katıldığı sabit olduğundan aynı kanunun 33/1'inci maddesinde tanımlı suça vücut vereceği anlaşıldığından bu suçlardan ayrı ayrı mahkumiyeti yoluna gidilmiştir.

2911 sayılı Kanun'un 33/1'inci maddesi, 27.03.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun ile değiştirildiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi uyarınca, lehe olan yasanın tespiti ve fail hakkında tatbiki gerekmektedir. Bu nedenle, 2911 sayılı Kanun'un 33/1 inci maddesinin 6638 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki ve sonraki halinde suç için öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı karşılaştırılmıştır. Kanun'un 6638 sayılı Kanun ile değişiklikten sonraki halinin, öngördüğü cezanın alt sınırı bakımından açıkça fail aleyhine bulunduğu değerlendirildiğinden, 2911 sayılı Kanun'un 6638 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki halinin suça sürüklenen çocuk hakkında tatbikine karar verilerek, uygulama buna göre yapılmıştır.

Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, neticenin ağırlığı, suça sürüklenen çocuğun kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saik nazara alınarak, cezanın alt sınırdan tayini yoluna gidilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun eylemi gerçekleştirdiği tarihte 15 18 yaş aralığından olduğu anlaşıldığından, cezasından TCK'nın 31/3 üncü maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, Suça sürüklenen çocuğun geçmişi lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 62 nci maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde içinde tekrar suç işlediği dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğun aleyhine hükmolunan 15.02.2013 ve 15.02.2014 tarihli eylemlerinden dolayı hakkındaki ayrı ayrı 2911 sayılı Kanun'un 32/1 ve 33/1 inci maddelerine muhalefet suçlarından verilen ayrı ayrı 3 ay 10 ... hapis cezasının TCK'nın 50 inci maddesine göre sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının TCK'nın 52(2) nci maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren bir ... karşılığı 20 TL hesabı ile 2.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesine, hükmolunan adli para cezasının miktarı, suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak TCK'nın 52(4) üncü maddesi gereğince 20 eşit taksitte birer ay ara ile ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edileceğinin ssç ye ihtarına dair karar verilmiştir.

...

Suça sürüklenen çocuğun 15.02.2013 tarihli eyleminden dolayı Propaganda Suçu Bakımından Yapılan Değerlendirme;

Suça sürüklenen çocuğun 15.02.2013 tarihinde gerçekleştirilen eylemler sırasında kanuna aykırı olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşüne yüzünü puşi ile kapatmak suretiyle katıldığından terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği ve bu suçun 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1 b maddesinin atılı eylem bakımından uygulanmayacağı kanaatine varıldığından, suça sürüklenen çocuğun 3713 sayılı Kanun'un 7/2 a maddesi uyarınca her iki eylem yönünden de ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3713 sayılı Kanun'un 7/2 a maddesi, 27.03.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun ile ilga edilmiş, terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yüzünü kapatarak katılma eylemi, aynı maddeye eklenen ek fıkra ile yeniden düzenlenmiştir. Aynı eylemi, yasanın 7/2 a maddesinde yaptırıma bağlayan önceki hüküm ile ek fıkra ile eklenen hüküm arasında Arasında 5237 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi uyarınca, lehe olanının tespiti ve suça sürüklenen çocuk hakkında tatbiki gerekmektedir. Bu nedenle, 3713 sayılı Kanun'un 7/2 a maddesinin 6638 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki halinde suç için öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı ceza miktarı ve 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine, 6638 sayılı Kanun ile eklenen ek fıkra ile öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı karşılaştırılmıştır. Kanun'un 6638 sayılı Kanun ile değişiklikten sonraki halinin, öngördüğü cezanın alt sınırı bakımından açıkça fail aleyhine bulunduğu değerlendirildiğinden, 3713 sayılı Kanun'un 6638 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki halinin suça sürüklenen çocuk hakkında tatbikine karar verilerek, uygulama buna göre yapılmıştır.

Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, neticenin ağırlığı, suça sürüklenen çocuğun kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saik nazara alınarak, cezanın alt sınırdan tayini yoluna gidilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun eylemi gerçekleştirdiği tarihte 15 18 yaş aralığından olduğu anlaşıldığından, cezasından TCK'nın 31/3 üncü maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, suça sürüklenen çocuğun geçmişi lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 62 nci maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde içinde tekrar suç işlediği dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğun aleyhine hükmolunan 6 ay 20 ... hapis cezasının TCK'nın 50 inci maddesine göre sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının TCK'nın 52(2) nci maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak takdiren bir ... karşılığı 20 TL hesabı ile 4.000 TL adli para cezası olarak belirlenmesine, hükmolunan adli para cezasının miktarı, suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak TCK'nın 52(4) üncü maddesi gereğince 20 eşit taksitte birer ay ara ile ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edileceğinin ssç ye ihtarına dair karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğun 15.02.2014 tarihli eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 220/6 ve 314/3 üncü maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 314/2 nci maddesi bakımından değerlendirme,

Suça sürüklenen çocuğun gerekçe kısmında ayrıntısı açıklandığı ve dosyada evrakları eklendiği üzere; PKK terör örgütünün güdümündeki basın yayın organlarından yapılan çağrılar üzerine, trafik ışıklarına taşla vurmak suretiyle saldırı gerçekleştirdiği kabul edildiğinden, eylemine uyan TCK'nın 220/6, 314/3 üncü yollamasıyla TCK'nın 314/2 nci maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Yargıtay (9.) Ceza Dairesi 2006/8821 E 2007/1380 K nolu 29.09.2006 tarihli ve 2007/ 3454 4255 ek nolu 19.10.2006 tarihli kararları ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9 282 E. 2008/44 numaralı kararlarında, "örgütün genel çağrısı, örgüte ait yayın organlarının yayınları ve çağrıları ile somutlaşmış olup bu çağrının belirli bir kişiye yapılmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Örgütün bilgisi ve istemi doğrultusunda gerçekleştirilen bu eylemlerin örgüt adına gerçekleştirildiği sabittir. Örgüt adına gerçekleştirilen bu eylemlere katılan sanıkların eyleminin diğer suçların yanında 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/6 maddeleri yollamasıyla 314/2 maddesine de aykırılık oluşturduğu kabul edilmelidir" şeklindeki kabulü nedeniyle, sanığın eylemlerini örgütün çağrıları doğrultusunda gerçekleştirdikleri kabul edilmiştir.

Her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 19.01.2016 tarihli Gülcü/Türkiye kararında (Başvuru No: 17526/10); başvurucu suça sürüklenen çocuğun 2911 sayılı Kanun'un 32/1, 33/1 ve 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesinden dolayı mahkum edilmesi nedeniyle, aynı zamanda TCK'nın 314/2 nci maddesinden de mahkumiyet kararı verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11 inci maddesinde koruma altına alınan barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal ettiği kanaatiyle ihlal kararı vermişse de; söz konusu kararın başvuruya neden olan yargılamanın kendisine has özellikleri nedeniyle verildiği ve görülmekte olan benzer davalara doğrudan uygulanma olanağı bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Gerçekten, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi anılan kararında, sözleşmeye taraf devletlerin, korunan hakların kısıtlanması konusunda sınırsız olmayan belirli bir takdir hakkına sahip olduğunu belirttikten sonra, korunan herhangi bir hak konusunda getirilen kısıtlamanın Sözleşme'ye uygunluğu konusunda nihai kararın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce verileceğini, bu kararın verilmesi aşamasında, her davanın kendine has koşulları değerlendirilerek bir sonuca ulaşılacağı ifade olunmuştur. (Bakınız & 110 son cümle)

Mahkeme, denetleyici yargı yetkisinin kullanımı sırasında; ihlal edildiği iddia edilen hakka yapılan müdahalenin, davanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmış ve "Barışçıl Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı" özelinde dikkat edilmesi gereken ilkeleri ayrı ayrı saymıştır. Buna göre, Barışçıl Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı'na yapılan müdahalenin meşru görülebilmesi için; 1 Müdahalenin acil bir toplumsal gereksinime cevap vermesi, 2 Yapılan müdahalenin izlenen meşru hedefle orantılı olması, 3 Müdahaleyi haklı gösteren ve ulusal makamlarca ileri sürülen gerekçelerin yerinde ve yeterli olması, 4 Müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olması, 5 Toplantı ve gösteri yürüyüşü öncesinde ve sonrasında uygulanan yaptırımın orantılı olması gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, değinilen Gülcü/Türkiye kararında, yukarıda sayılan ilkelere vurgu yaptıktan sonra; ihlal kararını dayandırdığı gerekçeleri açıklamıştır. Buna göre; 1 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi uyarınca propaganda suçundan dolayı verilen mahkumiyetin sebeplerine ilişkin yerel mahkeme kararında herhangi bir ayrıntı bulunmaması (Bakınız &113), 2 Başvurucunun TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesinden mahkumiyetine ilişkin doyurucu gerekçeler ileri sürememiş olması nedeniyle, başvuranın usul güvencesinden yoksun bırakılması (Bakınız &114), 3 Başvurucunun yaklaşık 2 yıl kadar hürriyetinden yoksun bırakılmasına sebep olan yargılamanın ve verilen hükmün, çocuk olduğu anlaşılan mağduru koruyan uluslararası sözleşmeler (Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve sair Ulusalüstü sözleşmeler) göz önünde bulundurulduğunda, aşırı ağır olduğunun anlaşılması (Bakınız &115), 4 Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri'nin, anılan suçlara ilişkin düzenlediği raporun mahkemece kaygı verici olarak kabul edilmesi, 5 Çocuk olan başvurucuya verilen mahkumiyet hükmünün, 6008 sayılı Kanun ile değişik 2911 Sayılı Yasanın 34/A maddesi uyarınca ortadan kaldırılmış olmasına rağmen, mahkemece "sert" olarak adlandırılan tedbirlerin ve mahkumiyet hükümlerinin telafi edilmesi için gerekli adımların atılmaması (Bakınız &116) dayanılan gerekçeler olarak sayılmıştır.

Görüleceği üzere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Gülcü/Türkiye kararında değindiği ve ihlale gerekçe yaptığı hususların tamamı, mahkeme önüne gelen davaya has ve sadece o davanın şartları içerisinde değerlendirilmesi gereken hususlardır. Dolayısıyla, söz konusu kararın, benzer davalar için doğrudan uygulanabilecek bir tarafı bulunmamaktadır. Bu sebeple, söz konusu kararın, görülmekte olan dava hakkında emsal alınması olanağı bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Belki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararında değindiği, müdahalenin orantılılığı ve TCK'nın 314 üncü maddesinden mahkumiyet nedeniyle doyurucu gerekçe sunulmadığına ilişkin hususlar bakımından gerekli hassasiyet gösterilebilir. Mahkememiz, davaya konu olayı bu kapsamda değerlendirmiş ve olay tarihinde meydana gelen eylemlere yapılan müdahalenin haklı bulunduğu ve dosyaya kazandırılan eylem çağrıları nedeniyle, sanığın örgüt üyesi olmamakla birlikte, söz konusu çağrılar doğrultusunda örgüt adına suç işlediklerinin sabit olduğu sonucuna varılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun suç yolu olarak bilinen zaman dilimi içerisindeki davranışları, suça yönelen kastının yoğunluğu, eylemlerinin nitelik ve niceliği ve kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak cezasının alt sınırdan tayini yoluna gidilmiştir.

TCK'nun 220/6 1 inci cümlesinde, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişilerin örgüt üyesi gibi cezalandırılacağı hüküm altına alındıktan sonra, maddenin 2 nci cümlesinde, örgüt üyeliğinden verilen cezanın 1/2'sine kadar indirilebileceği düzenlenmiştir. Anılan hükmün sanık hakkında uygulanması için gerekli değerlendirme yapılmıştır. Sanığın örgüt adına işlediği suçun niteliği, suçu gerçekleştiren davranışa yönelik kastının ağırlığı ve meydana getirdiği tehlike dikkate alınarak, cezasının 1/2 oranında indirilmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun eylemi gerçekleştirdiği sırada 15 18 yaş aralığında bulunduğu anlaşıldığından cezalarından TCK'nın 31/3'üncü maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62 nci maddesi gereğince; suça sürüklen çocuğun geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları göz önüne alınarak, cezalarından taktiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır.

Suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde içinde tekrar suç işlediği dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuğa verilen hapis cezanın; kısa ( bir yıl veya daha az ) süreli olmaması nedeniyle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 50. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk verilen hapis cezasının üç yıldan düşük hapis cezası olması, suça sürüklenen çocuğun getirtilen adli sicil kaydından suç tarihinden önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olsa da suç tarihinin daha önceden almış olduğu üç aydan fazla hapis cezasının kesinleşme tarihinden önce olduğu anlaşıldığından cezanın ertelenmesine bir engel bulunmadığı ve suçu işledikten sonra yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle sanığın pişmanlık duyduğu ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde kanaat oluşması nedeni ile sanığa verilen cezanın 5237 S. TCK’nın 51/1 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.

...’

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Kamu Malına Zarar Verme ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. 2911 sayılı Kanun’a Muhalefet ve Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

  1. Suç tarihleri itibariyle 15 18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemleri için, 2911 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve ikinci fıkrası, 67 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereği 5 yıl 4 aylık olağan ve 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

  2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 13.12.2018 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesilme halinde, zamanaşımı süresinin ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağının belirtildiği, suç tarihlerinin 15.02.2013 ve 15.02.2014 olduğu anlaşılmakla, suç tarihlerinden temyiz incelemesi tarihine kadar 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

C. Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuğun, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi gereğince resen de müdafi görevlendirilmediği, öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı ve niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında; Anayasanın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafi hazır bulundurulmaksızın yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 ve 197 nci maddelerinin birinci fıkraları, 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerine muhalefet edilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

A. Kamu Malına Zarar Verme ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. 2911 sayılı Kanun’a Muhalefet ve Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/427 Esas, 2020/569 sayılı Kararına yönelik suça sürüklenen çocuğun temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuğun temyiz istemi yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/427 Esas, 2020/569 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararvermemalınadüşmesinekanun’adirenmeörgütüsüreçv.üyeişlemeyapmareddineörgütüneyaptırmamaktemyiz2911birliktetevdiinekararınpropagandasıadınagörevisuçsilahlıhukukîolgulargerekçesebepleriolmamaklazararsayılıörgütterörmuhalefetinceleneniçinkamubozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:25:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim