Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/16363
2023/1185
1 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/334 E., 2019/307 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.01.2019 tarihli ve 2018/248 Esas, 2019/5 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
-
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2019/334 Esas ve 2019/307 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.10.2021 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak;
-
Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
-
Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
-
Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna,
-
Delillerin yetersiz olduğuna, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, sanığın savunmalarının dikkate alınmadığına, delillerden ziyade varsayıma dayalı yargılama yapıldığına,
-
Tevsii tahkikat taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğine,
6.Sanığın ByLock kullanmadığına,
-
ByLock verilerinin çelişkili olduğuna dolayısıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğine,
-
Sanık hakkında ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığına, içeriği tespit edilmeyen ByLock delilinin hükme esas alınamayacağına,
-
Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan tanıkların beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, söz konusu beyanların çelişkili ve soyut nitelikte olduğuna,
-
Gizli tanık Garson’dan ele geçirilen dijital materyaller bakımından, kimin tarafından ne şekilde hazırlandığı belli olmayan fişleme bilgilerinin hükme esas alınamayacağına ve sanığa atfedilemeyeceğine, Veri İnceleme Raporu içeriğinin de örgütün sanığı kazanmaya çalıştığı şeklinde olması sebebiyle sanığın örgüte üye olmadığını gösterdiğine,
-
İddia olunan eylem tarihleri itibarıyla yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına ve ilgili dönemde sempati boyutunu aşmayan eylemlerinin suç sayılmaması gerektiğine,
-
Sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması, cezalandırma yoluna gidilecekse de suça yardım etme ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
ByLock raporuna göre, sanığın ByLock programını (...) (...) (51) (39) numaralı hattında 01.09.2014 tarihinden itibaren kullandığı, ByLock programına ait Hedef IP adresleri üzerinden 3549530509930301 IMEI numaralı telefona takılı (...) (...) (51) (39) numaralı hat ile 01.09.2014 10.09 2014 tarihleri arasında günün her saatinde ve bulunduğu ortamlarda baz istasyonu bilgilerinden de anlaşılacağı üzere Hakkari ilinde (sanık 2013 2015 yılları arasında Hakkari'de çalıştığını beyan etmiştir.) ByLock sistemine ait farklı günlerde 94 kez bağlandığının tespit edildiği, sanığın savunmalarında örgütsel sohbetlere katıldığını, ByLock kullandığını ve örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonra sohbetlere katılmadığını söyleyerek kabul etmese dahi, tanıklar A. K.'nin, B. Ö.'nün ve T. G.'nin beyanları ile dosya arasında yer alan örgütle iltisaklı Emniyet mensuplarının kodlanmasına yönelik Veri İnceleme Raporunda sanığın Etüt 2015 (sohbet sayısı)'inin 4 olması, Kurs taksidinin (verdiği himmet) 200 TL olduğu hususlarının değerlendirilmesi neticesinde sanığın örgüte himmet adı altında maddi yardımda bulunduğunun ve 2015 yılına sohbetlere katıldığının anlaşıldığı, Veri inceleme raporuna göre "Büyük Bölgesinin Ankara, Küçük Bölgesinin Tokat, Tüm liste içerisinde Derece1'in ... ve Güncel liste içerisinde 2015 Mart Alan'ının (örgütle bağlantısına yönelik kodlama) ... (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan sigara, alkol, kadın gibi ) olduğu, Alan'ın ... olduğu, kurs taksidinin (himmet) 200 TL olduğu, Etüt 2015'in (sohbet sayısı) 4 olduğu, zümre başkanının Emre olduğu, Öğretmeninin İbrahim olduğu" şeklinde kodlamaların yapıldığının anlaşılması neticesinde sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında dosya kapsamında ByLock raporu ve çalıştığı şehirle uyumlu BTK İP bilgileri bulunmasına rağmen bylock kullanmadığını, tanıkların sanığın da 2014 2015 yıllarında sohbete katılıp, himmet verdiğine ilişkin ayrıntılı, net ve müşahhas beyanlarına rağmen örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonra sohbetlere katılmadığını ve himmet vermediğini beyan etmesinden dolayı beyanlarının etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı anayasal düzene karşı işlenen suçlar soruşturma bürosu tarafından 2017/68532 soruşturma numarasına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, gizli tanık Garson'un, gerek Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/250 Esas saylı dosyasında verdiği 16.02.2018 tarihli, gerekse Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 18.04.2017 ve 27.04.2017 tarihli (Kom Daire Başkanlığında alınan) ifade tutanaklarında belirtildiği gibi, anılan örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer alan Emniyet Genel Müdürlüğüne sızmış mensupları ile bunlardan sorumlu mahrem imamlarının örgütle irtibatı, bağlılık derecesi ve örgütsel konumu gibi stratejik önemi haiz bilgilerin kaydedildiği dijital materyallerin, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan 18.04.2017 tarih ve 2017/2920 Değişik iş sayılı karara istinaden incelenmesi neticesinde düzenlenen veri inceleme raporunun, müsnet suç yönünden; gizli tanık beyanına ve gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallere dayanılarak düzenlenmiş, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle,
Sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı celp edilmeden karar verilmesi, tüm dosya kapsamı gözetilerek diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu anlaşıldığından, sonuca etkili görülmemiş olup;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, usule uygun şekilde hükme esas alınan tutarlı ve ayrıntılı tanık beyanları, Veri inceleme raporu, ByLock sorgu tutanakları, CGNAT kayıtları ve sanık savunmalarına göre, bir dönem polis memuru olarak görev yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü emniyet mahrem yapılanması içinde polis memurları arasında düzenlenen örgütsel sohbetlere katıldığı, örgüt evlerinde kaldığı, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği, Veri İnceleme Raporunda "DERECE 1", "2015 MART ALAN" ve "ALAN" kısımlarında "(FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan sigara, alkol, kadın gibi)" karşılığı olan "..." koduyla kodlandığı, örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonraki süreçte de faaliyetlerine devam etmesine rağmen, bu dönemden sonra faaliyetinin bulunmadığını ve ByLock kullanmadığını beyan ederek pişmanlık içeren samimi anlatımlarda bulunmadığı belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik saptanmadığı anlaşılan sanığın,
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu uygulandığı, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.03.2019 tarihli ve 2019/334 Esas, 2019/307 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2013 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50