Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13960
2023/1173
13 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/3393 E., 2019/876 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte
bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin on birinci alt bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.07.2018 tarihli ve 2017/944 Esas, 2018/572 sayılı Kararı ile sanık hakkında örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/3393 Esas, 2019/876 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 08.09.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın dosyaya yansıyan örgütsel bir faaliyetinin olmadığına, Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna, sendika ve dernek üyeliğinin müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilemeyeceğine, duruşma zaptında ve gerekçeli kararın hüküm kısmında sanık adının yanlış yazıldığına, karar duruşmasına katılamadıklarında sanığa son söz verilmemesinin usul yönünden hatalı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu tespit edilerek 667 sayılı KHK ile kapatılan Diyarbakır Eğitimciler Derneği'nin üyesi olduğu ve örgüte müzahir ... Katılım Bankasında mevduat hesaplarının bulunduğu iddiası üzerine başlatılan soruşturma ve açılan kamu davası kapsamında,
Her ne kadar sanık alınan ifade ve yapılan sorgusunda silahlı terör örgütü FETÖ/PDY yapılanması içeresinde yer almadığı, emir ve talimat alarak hareket etmediğine dair beyanla atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanmasına müzahir ... Katılım Bankasında açtırmış olduğu mevduat hesabına örgüt liderinin 15.01.2014 tarihinde "Bank Asyaya para Yatırın" talimatı sonrası 2014 Mart ayından itibaren bir miktar para yatırdığının anlaşıldığından savunmalarına itibar edilemez olduğuna kanaat getirildiği,
Böylelikle sanığın terör örgütü üyesi olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmamakla birlikte, örgüt liderinin talimatı sonrası, örgüte müzahir Bank Asyaya para yatırmak suretiyle örgüte mali olarak yardımda bulunduğu anlaşıldığından silahlı terör örgütüne yardım suçunu işlediği sabit görüldüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.,
Sanık hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 314/2 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesinde: "1. Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2. Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. 3. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/7 maddesinde ise: "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
Söz konusu, kanun hükümleri dikkate alındığında; örgüte üye olmayan ve fakat örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/3 ve 220/7 maddelerinin yollamasıyla 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 maddesi gereğince örgüt üyeliği suçundan dolayı cezalandırılacaktır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinde: "26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." hükmü yer almaktadır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3 üncü ve 5/1 maddelerindeki hükümler göz önüne alındığında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/3 ve 220/7 maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 314/2 maddesi kapsamında kalan örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olamamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen kişiye verilen cezanın; Yapılan yardımın niteliği dikkate alınarak cezanın TCK'nın 220/7 maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılmasına ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi gereğince, yarı oranında artırılması gerekmektedir.
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları olumlu olduğundan TCK'nın 62 nci maddesi gereğince sabıkasız geçmişi, verilecek olan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiği kanaatine varılmış ve sanıklara verilen hapis cezasının süresi itibariye; sanıklara verilen hapis cezası, seçenek yaptırımlara çevrilmemiş ve ertelenmemiş ve de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(765 sayılı Kanun) sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.,
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9 242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ... Katılım Bankası A.Ş nezdinde 18.05.1999 tarihinde açtığı ve 2016 tarihine kadar devam eden hesaptaki mutad bankacılık işlemleri dışında örgüt yönetiminin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve yeterli delil elde edilememiş olmasına göre, ispat edilemeyen atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken olgu ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.05.2019 tarihli ve 2018/3393 Esas, 2019/876 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:26:34