Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/40357
2023/1116
9 Mart 2023
¸
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/1114 E., 2022/1346 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ve müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/342 Esas, 2022/220 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, TCK'nın 62 nci maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 Yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/1114 Esas, 2022/1346 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.12.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
- Sanığa isnat edilen suçun hukuki ve maddi unsurlarının oluşmadığı, sanığın kastını oluşturan eylemlerin gösterilmediği,
2.Sanık hakkında toplanan delillere bakıldığına TCK'nın 314/2 kapsamında değerlendirilebilecek bir tane eylem ve faaliyetinin dosya kapsamında yer almadığı,
3.Legal zeminde faaliyet gösteren ve nihai amacı gizli tutulması nedeni ile açıkça bilinmeyen yapılara dahil olan ya da yardım edenlerin, bu suçların doğrudan kast ve özel saikle işlenebilen suçlar olduğu hususu da gözetildiğinde, hukuki durumlarının kusurluluk ve hata bağlamında değerlendirilmesinde zaruret bulunduğu,
- Gülen hareketinin terör örgütü kabul edilse bile; bir şekilde gülen hareketi ile temasta bulunmuş, ona ait işyerlerinde çalışmış, dini toplantılarına katılmış, yurtlarında kalmış, okullarında okumuş, bankasına para yatırmış, yasal yayınlarını almış, sendikasına üye olmuş veya benzeri olguların, silahlı terör örgütü kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmak için yeterli somut delil sayılamayacağı, kişinin TCK'nın 314 üncü maddesinde sayılan amaçları bilmesi ve istemesi gerektiği,
5.ByLock'a ilişkin kriterlerin sanık nezdinde mevcut bulunmadığı, ByLock'a ilişkin kayıtların hukuka aykırı şekilde elde edilmiş yasak delil olduğu ve hiçbir yargı kararına esas olamayacağı, dosya kapsamında sanığın bu programı talimat ile yüklediğine dair bir delil ve gizlilik için kullanıldığına dair bir yazışma bulunmadığı, sanığın kullanıcı adının ve yazışma içeriklerinin de tespit edilemediği,
6.CGNAT raporunda da belirtirlen genel IP nin sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı bilgisi yer almadığı, telefon no ve IMEI no kullanma sorgu sonuçları ile cgnat iletişim sorgu sonuçlarının birbiriyle örtüşmediği,
-
Mahkumiyetle beraber tutukluluk halinin devamı kararının eşitlik, ölçülük ve hukuk ilkelerine aykırı olduğu, savunmaların dikkate alınmadığı, sanığın hastalığının ciddi boyutlarda ilerlediği,
-
ByLock delili dışında somut tek tanık dahi bulunmadığı, ihbarların delil niteliğinin bulunmadığı,
-
İncelemenin duruşmalı yapılması, kararın bozulması, sanığın beraati ve tahliyesi talebi ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanığın temyiz istemi özetle,
1.Hiçbir terör örgütüne üye olmadığı, FETÖ/ PDY'nin terör örgütü olduğunun 24.04.2017 tarihli ilamı ile karara bağlandığı,
2.Yakalandığı evin gaygubet evi olmadığı, icra takipleri nedeniyle ikametini farklı adreslerde gösterdiği,
3.Örgütsel faaliyetlere katıldığına dair tek delilin bulunmadığı, kaçma şüphesinin bulunmadığı, buna dair beyanının ve sunmuş olduğu delillerin dikkate alınmadığı,
4.ByLock yüklediğini kabul ettiği ancak örgütsel amaçla yüklemediği, yazışmalara ilişkin ayrıntılı savunma yapamadığı, yazışmaların örgütsel faaliyet olmadığı,
-
Bankasya'da hesap açmadığı, para hareketi de bulunmadığı, hesabın açıldığı iddia edildiği tarihte mesaide olduğu, buna ilişkin resmi kayıtların kontrol edilmesi halinde iddianın düşeceği,
-
Dernek üyeliğinin bulunmadığı, dernek üyeliği iddiasından yargılama bitince haberdar olduğu,
7.İhbarların asılsız olduğu, somut hiçbir tanık beyanının olmadığı, lehine olan delilden yararlandırılmadığı,
8.Savunma hakkının sınırlandırıldığı, bu hususun gerekçeli karardan da anlaşıldığı, karar duruşması hariç savunmasının SEGBİS sistemiyle alındığı ve bu sebeple savunmasının sınırlandığı ve verimsizleştiği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği,
9.Ailesinin maddi ve manevi zorluklar yaşadığı, geçimini sağlayacak kimsenin bulunmadığı, bilerek ve isteyerek hiçbir terör örgütüne üye olmadığı,
- Dava dosyasının duruşmalı olarak görülmesi, beraatine ve tahliyesine karar verilmesi ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Somut olay itibariyle, ByLock tespit ve değerlendirmeleri, Bank ... kayıtları ve iltisaklı dernek üyeliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock programını birden fazla ID üzerinden kullandığı, ByLock kullandığı hususunun teknik verilerle ve sanığın tevil yollu ikrarı ile şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulduğu, sanığın örgüt liderinin talimatı ile örgüte müzahir Bank Asyada hesap açarak örgüte maddi açıdan destek sağladığı, böylece iradesini örgüt iradesine terk ettiği, eylemlerinde örgüte ait olan hiyerarşik gücün emrine girdiğini gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk bulunduğu anlaşılmakla üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma şuçunu işlediğinin sabit olduğu kanaati ile hakkında hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Mahkemesince yapılan yargılamada, sanık ve müdafinin SEGBİS'le savunma alınmasına rıza göstermiş olmaları, beyanları da gözetilerek yargılama boyunca SEGBİS vasıtasıyla savunma alınmasına ilişkin gerekçenin duruşma tutanaklarına yansıtılması, karar duruşmasında sanığın mahkemede hazır edilmek suretiyle beyanlarının alınmış olması, silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığının anlaşılması karşısında, bu yöne ilişkin sanığın temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
b) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
c)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay ( Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
d) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.
e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın kullandığı tespit edilen, 450602 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt liderinin çağrısına uygun olarak Bank Asyada hesap açan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
f) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına yerel mahkemece itibar edilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
g) Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1 inci maddesi uyarınca; sanık yönünden suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61/3 üncü maddesine aykırı davranılarak alt sınırdan uzaklaşılarak kurulan hükümde hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/342 Esas, 2022/220 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Suçun niteliği, suç için öngörülen ceza miktarı, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01