Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/38553
2023/1112
9 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/1523 E., 2021/1783 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan cezanın süresine göre şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2017/337 Esas, 2020/206 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.01.2021 tarihli ve 2020/1259 Esas, 2021/164 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nın 280/1 f maddesi uyarınca hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2021/192 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/1523 Esas, 2021/1783 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 09.11.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmadığına, bu örgütün askeri yapılanması içerisinde bulunmadığına, ankesör olarak nitelendirilen arama üzerinden örgüt mensuplarıyla görüşmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, sanık hakkında tespiti yapılan görüşme kayıtlarının ardışık arama kriterlerine uymadığına, sanık aleyhindeki ankesör kayıtlarının yasak yollarla elde edilmiş delil kapsamında olduğuna, tespitlerin istihbari çalışmaya dayanması sebebiyle adli soruşturma ve kovuşturmalarda delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığına, tanık M.A.K'nin tahmine dayalı isnatta bulunduğuna, somut bir bilgiye sahip olmadığına, sanığa iftira atıldığına, sanık hakkındaki iddiaların çok eski tarihlere dayandığına, bahse konu eylemlerin şuan suç olarak kabul edilmesinin suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ilkesinin ihlalini oluşturacağına, teşhis işlemlerinin hukuka aykırı şekilde yapıldığına, bir sanığın aynı olayın tanığı olamayacağına, sanığın eşinin Bank Asyada yapmış olduğu işlemlerin bankacılık işlemi olduğuna, hesaba talimatla para yatırmadığına, sanığın eşinin yapmış olduğu işlemden sorumlu tutulmasının açıkça hukuka aykırı olduğuna, mülkiyet hakkı ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, sanığın örgütsel amaçla bir siteyi takip etmediğine, sanığın örgütsel amaçla görüşme yapmadığına, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine, sanığın örgüte üye olduğunu gösterir suçun maddi ve manevi unsurlarını ortaya koyar nitelikte somut ve her türlü şüpheden uzak herhangi bir delilin ortaya konulamadığına, mahkemenin kanuna aykırı olarak teşekkül ettiğine, mahkumiyet hükmünün ve istinaf ilamının 230 uncu maddeye uygun gerekçeyi içermediğine, hükmün hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillere dayandığına, savunma hakkının kısıtlandığına, eksik araştırma ve incelemeler neticesinde ankesörlü aramaları delil olarak kabul edip mahkumiyet kararı verilmesinin hatalı olduğuna, bilirkişi raporu alınmadığına, aramaların yapıldığı tarihler baz alındığında o tarihlerde ortada terör örgütü olarak görünmeyen bir yapı olduğuna, ankesörlü aranma ile ilgili Yargıtay'ın belirlediği kriterlerin dosyada bulunmadığına, beraat taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
''...Dosyada mevcut deliller, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19/12/2019 tarih ve 2019/9296 Esas 2019/8316 Karar sayılı ilamı ile birlikte değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY örgütünün kendisine bağlı üyeleri vasıtasıyla kamu kurumlarında çoğunluğu ele geçirdikten sonra devleti ele geçirmek ve yönetim sistemini değiştirmek ideolojisi ve hedefleri doğrultusunda en önemli unsurlardan birisi olan askeriye içerisindeki yapılanmayı büyük bir gizlilik içerisinde yürüttüğü, sadece aynı sohbet grubunda bulunan kişilerin birbirlerini tanıdığı; aynı rütbe veya dönemde bulunan kişilerden sohbet grupları oluşturulduğu, askeri okuldan aynı dönemde mezun olmayan hiç kimsenin bu yapı doğrultusunda birbirini tanımadığı, terör örgütü üyelerinin askeriye içerisinde görev yaptığı birlikteki görev süresinin uzunluğuna ve rütbesine göre kod adı kullanan sorumlu kişilerin (öğretmenlerin) sık sık değiştirilmesi suretiyle yapının deşifre olmasının engellendiği nazara alındığında, her ne kadar arayan kişinin kimlik bilgileri tespit edilmemiş ve sanık ile arayan kişi arasındaki iletişimin içeriğine dair bir tespit yapılamamış ve sanığın kendisini arayanlara yönelik "ardışık arandığı şahıslarla birlikte örgüt mensupları tarafından aranmadığı, hiç bir örgüt mensubuyla sabit hatlar üzerinden görüşme yapmadığı" şeklindeki savunmasına, aranan kişilerin tamamının sanık gibi astsubay rütbesinde Türk silahlı kuvvetler personeli olduğunun, ayrıca bu kişilerin sanığın İzmir Hava astsubay Meslek Yüksek Okulundan devreleri olduğunun anlaşılması karşısında, itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varılarak ardışık ve periyodik arama şeklinde, sanığı arayan kişinin, yukarıda ifade edildiği üzere Konya ilinde sanıktan sorumlu olan ve FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi içerisinde bulunan kişi (mahrem imam/asker abisi) olduğunun Mahkememizce kabul edildiği,
Sanıkla birlikte ankesörlü sabit hatlardan ardışık olarak aranan ya da aynı ankesörlü hattan arandıkları tespit edilen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin tamamı hakkında örgüt üyeliği suçundan işlem yapılmış olması, dolayısıyla dosyamızda tespiti yapılan (0332) (...) (..) (..), (0332) (...) (..) (..) ve (0332) (...) (..) (..) nolu ankesörlü sabit hatların da örgütsel haberleşme aracı olarak kullanıldığının sabit olması, dosya kapsamında sanığın 2010 ve 2011 yıllarında kendisi ile birlikte ankesörlü sabit hatlardan ardışık olarak aranan M. K., İ. K., E. A. ve B. A'nın da sanık gibi Konya 3. Hava Jet Üs Komutanlığında astsubay olarak görev yaptıklarının belirlenmesi, E.A.'nın kendi dosyasında örgüt ile olan bağlantısını kabul etmesi, yukarıda ayrıntısı ile ifade edilen FETÖ/PDY örgütünün gizlilik esasına dayalı yapılanması dikkate alındığında, kendi hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmayan hiç kimseyi sabit hatlardan sürekli aramasının beklenilememesi, tanık M.A.K.'nin aşamalardaki anlatımlarından da anlaşıldığı üzere, sanığın görev yaptığı Konya 3. Hava Jet Üs Komutanlığında, Ethem Taburundan İkmal Taburuna örgüt talimatı ve bilgisi doğrultusunda geçiş yapması, sanığın eşi K.K. adına açılmış Bank ... hesabına talimat doğrultusunda para yatırdığının belirlenmesi, sanığa ait bilgisayarın silinen kısmında zaman.com.tr ve samanyoluhaber isimli örgüte müzahir internet sitelerinin kalıntılarına rastlanılması, sanığın 2010 yılı içinde, kendi dosyalarında FETÖ/PDY bağlantılarını kabul edip, etkin pişmanlık kapsamında açıklamalarda bulunan E.E. ve M.F.B. ile aynı evde kaldığının anlaşılması, örgütün gizliliğin ön planda olduğu ve bu sebeple hücresel yapılanmaya gittiği askeri mahrem yapısında, örgüt üyesi olmayan bir kişinin örgüt üyesi olan kişilerle birlikte kalmasına müsade etmeyeceğinin izahtan vareste olması hususları nazara alındığında, sanığın bu şekilde örgüttün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, askeri mahrem yapıda, örgüt abilerinin himayesinde aynı rütbede, devresi olan diğer örgüt üyeleri ile birlikte sohbet adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı, terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden eylemleri sebebiyle organik bağının bulunduğu ve atılı suçu işlediği sabit görülerek eylemine uyan TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince sanığın güttüğü amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak takdiren asgari hadden cezalandırılmasına, atılı suçun 3713 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinde sayılı suçlardan olması nedeniyle verilen cezanın 3713 sayılı Yasanın 5/1 inci maddesi gereği yarı oranında artırılmasına, sanığın yargılama sürecindeki saygılı davranışları ve cezanın sanıkların gelecekleri üzerindeki olası etkileri nazara alınarak verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiştir...''
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a )Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b )Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c ) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz askeri mahrem yapılanma içerisinde yer alıp diğer örgüt mensupları ile haberleşmek için ankesörlü telefon kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d )Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/1523 Esas, 2021/1783 sayılı Kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01