Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/15440

Karar No

2023/1098

Karar Tarihi

8 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/649 E., 2019/1489 K.

SUÇ: Terör örgütü propagandası yapmak

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun'a eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2018 tarihli ve 2018/227 Esas, 2018/438 sayılı kararı

ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  1. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2019/649 Esas, 2019/1489 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

  2. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Tüm dosya kapsamının incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde;

Sanığın kendisine ait Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabında davaya konu paylaşımları yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

Sanık paylaşımın yapıldığı Facebook hesabının kendisine ait olduğunu ve söz konusu paylaşımları kendisinin yaptığını ancak propoganda amacıyla yapmadığını, babasının MİTin haber kaynağı olmasından dolayı PKK terör örgütüyle aralarında husumet olduğu ve tehditler aldığı söz konusu paylaşımları da tehditlerden korktuğu için paylaştığını savunmalarında beyan ederek üzerine atılı eylemi ikrar etmiştir.

Sanık ...'un https://wwww.facebook.com/huseyınyusuf.kurt.1 link adresinde "Hüseyin ..." isim/rumuzu ile kullandığı Facebook sosyal paylaşım sitesinde yaptığı, iddianamede belirtilen paylaşımların ayrı ayrı incelenmesinde diğer paylaşımlar yönünden terör örgütünün propagandasını yapma suçunun unsurları oluşmamış ise de; 13 Ekim 2015 tarihli paylaşımında; üzerilerinde PKK/KCK terör örgütünün dağ kadrosundaki elemanları tarafından kullanıldığı bilinen ve leşker adı verilen kıyafetleri olan kişilerin olduğu ve PKK/KCK/YPG/YPJ sözde bayrak ve flamalarının bulunduğu, 15 Haziran 2015 tarihli paylaşımında; omuzunda uzun namlulu silah olan

kişinin bulunduğu, 1 Kasım 2010 tarihli video paylaşımının aktarıldığı CD'nin incelenmesinde; üzerilerinde PKK/KCK terör örgütünün dağ kadrosundaki elemanları tarafından kullanıldığı bilinen ve leşker adı verilen kıyafetleri olan kişilerin bulunduğu yine üzerilerinde PKK/KCK terör örgütünün dağ kadrosundaki elemanları tarafından kullanıldığı bilinen ve leşker adı verilen kıyafetleri olan ve ellerinde uzun namlulu silah bulunan kişilerin olduğu, videonun ilerleyen bölümlerinde elinde uzun namlulu silah olan bir kişinin olduğu ve bu suretle sanığın yaptığı paylaşımın yukarıda açıklanan hususlar itibariyle silahlı terör örgütü PKK/KCK/PYD/YPG'nin propagandası niteliğinde olduğu, zira bu paylaşımların silahlı terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek mahiyet taşıdığı, bu kapsamda anılan paylaşımlar yönünden suçun unsurlarının oluştuğu belirlenmiş olup, sanığın terör örgütünün propagandasını yapma suçunu işlediği sabit görülmüştür.

Böylelikle sanığın bu paylaşımları ile PKK/YPG, silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini haklı göstermeye çalışarak kamuoyu oluşturmaya ve daha fazla kitleyi etkilemeye çalıştığı, silahlı terör örgütü olan PKK/YPG, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterdiği, övdüğü, bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmek suretiyle propagandasını yaptığı, bu paylaşımların içeriğininin şiddete teşvik ve tahrik, terör eylemlerini haklı göstermek amacını taşıdığı anlaşıldığından yukarıda anlatılanlar ışığında ifade özgürlüğü olarak değerledirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi gereğince Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 3/1 maddeleri gözetilerek suçun işleniş biçimi, sanığın kastı ve güttüğü amaç ve saik yapılan paylaşımlarının içeriği dikkate alınarak takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2016/7556 Esas, 2017/1150 sayılı kararından ve benzer kararlarından anlaşıldığı üzere facebook hesabında yapılan paylaşımların herkesin erişimine açık olması durumu propaganda niteliği taşıdığı gibi suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi nitelikli halini oluşturduğu anlaşılmakla 3713 sayılı Kanun'un 7/2 2 nci cümlesi uyarınca verilen cezada artırım uygulanmasına, sanığın aynı suç işleme iradesi altında farklı tarihlerde facebook hesabından paylaşımlarda bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediği anlaşıldığından cezasından TCK'nın 43 1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılmasına, sanığın sabıkasız oluşu lehine takdiri hafifletici neden kabul edilerek verilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanık hakkında İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/312 Esas, 2014/258 Karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek denetim süresi öngörüldüğü ve sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 231/8 2 nci cümlesi gereğince tekrar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına geri bırakılması uygulanması yer olmadığına, sanığın engel sabıkasının bulunmaması ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluştuğundan mahkum olduğu hapis cezasının TCK'nın 51/1 maddesi gereğince cezanın ertelenmesine karar verilerek hüküm kurulmuştur.

Ayrıca suç tarihinin Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2016/7556 Esas, 2017/1150 sayılı kararı da dikkate alınarak paylaşım tarihleri olduğu kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, temadiyen işlenen suçlarda suç tarihinin temadinin kesilme tarihi olması nazara alındığında, sanığın sosyal medya hesabı üzerinden TCK'nın 6 ncı maddesi gereğince

basın yayın yolu ile işlediği iddia olunan terör örgütü propagandası yapmak suçu yönünden değerlendirme yapıldığında, her ne kadar 5187 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin ilk fıkrası gereğince "Basılmış eserler yolu ile işlenen suç yayım anında oluşur" şeklindeki yasal düzenleme bulunmakta ise de, TCK'nın 6 ncı maddesi gereğince basın yayın yolu ile işlenen tüm suçların basılmış eser yolu ile işlendiğinin kabulü mümkün olmayıp, TCK'nın 6 ncı maddesinde tanımlanan suçun basın yayım yolu ile işlenmesi kavramının bası eser kavramından çok daha geniş bir kavram olması nedeni ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11/1 inci maddesindeki basılmış eserler hakkındaki özel düzenlemenin, bu kanunda tanımlanan basılı eserler dışındaki diğer yayımları özellikle elektronik (internet, sosyal medya vb.) ortamdaki yayınları kapsamayacağı, basın kanunundaki özel nitelikteki düzenlemelerin sadece bu kanunda belirtilen ve tanıma uyan basılı eserler yönünden uygulanabileceği anlaşıldığından, mevcut olayda Basın Kanunu'nda tanımlanan bir basılı eser yolu ile işlenmeyen, ancak TCK'nın 6 ncı maddesindeki tanımlamaya göre basın yayın yolu ile işlendiği kabul edilen ve işleniş şekli itibarı ile temadiyen işlenen terör örgütü propagandası yapmak suçu yönünden suç tarihinin temadinin kesildiği tarih olan 22.08.2017 tarihi olduğu gözetilmeksizin, gerekçeli karar başlığında hatalı olarak 13.10.2015, 15.06.2015 ve 01.10.2010 tarihi yazıldığı görülmüş ise de; bu husus mahallinde düzeltilebilir nitelikte maddi hata olduğu değerlendirilmiştir.

Belirtilen husus dışında mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göreyapılan incelemede;

Terör örgütü propagandası suçlarında teselsülün kesildiği tarih suç tarihi olmakla, sanığın Facebook hesabında son paylaşımda bulunduğu tarihte teselsül kesileceğinden Yerel Mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin "13.10.2015" yerine Yerel Mahkemenin gerekçeli karar başlığında "13.10.2015,15.06.2015,01.11.2010", Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında "22.08.2017" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir.

Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanunun mer’i 7/2. maddesi şöyledir:

“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013 6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019 7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27.03.2015 6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

  1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

  2. Slogan atılması,

  3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

  4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”

…….

Tarihi seyir içinde Kanun'un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun'la, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.

Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.

Aynı maddede, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun'la yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.

Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.

18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun'la, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.

Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'la suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.

Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanun'un 10 maddesi ile, 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3 üncü fıkra eklenmiştir.

Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.

TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.

TMK 7/2, 1 inci cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için:

  1. “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi,

  2. Yapılan propagandanın;

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya

• Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Sanığın kendisine ait olduğunu bildirdiği herkese açık Facebook hesabına ilişkin olarak düzenlenen araştırma raporunda; atılı suça ilişkin birden fazla paylaşım yapıldığının tespit edildiği, sanığın paylaşımlarının kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, mahkemece kabule alınan ve yapmış olduğu 3 adet paylaşımın PKK/KCK terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği, örgüt mensuplarının kırsala giderek şiddet ve saldırı faaliyetleri yürütmelerinin övüldüğü, açıklama ile de paylaşımın sahiplenildiği, örgüte sempatiyi artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı nazara alındığında eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2019/649 Esas, 2019/1489 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararörgütüv.süreçpkkkckhükmünpkkypgtemyizisteminintevdiinekararınyapmakpropagandasıhukukîolgularonanmasınagerekçesebepleriesastanterörincelenenreddi

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim