Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/20651
2023/1066
9 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/29 E. 2020/1550 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 Tarihli, 2019/263 Esas ve 2019/343 sayılı Kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.09.2020 Tarihli, 2020/29 Esas ve 2020/1550 sayılı Kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın hukuki durumu ile hakkındaki delil durumu incelendiğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgütün finans kaynaklarından olan Bank ... isimli bankaya örgüt liderinin talimatından sonra ve bu talimat doğrultusunda örgütün finans ayağını güçlendirmek için işlem ve mevduat artışını sağlamak amacıyla hesap açtırmak veya var olan hesaplarda bakiye artırıcı işlemler ile hesabı aktif olarak kullanmak şeklinde eylemlerde bulunduğu, sanığın da aynı saikle Bank Asyada bulunan hesabında ekonomik geliriyle doğru orantılı olarak para artışı yönüne gittiği, hesap hareketlerine bakıldığında, talimatın hemen sonrasında 28.01.2014 tarihinde Bank ...' da hesap açtırdığı ve 2.025 TL para yatırdığı görülmektedir. Böylelikle sanığın örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu işlediği sabittir. Hal böyleyken sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık ifadeleri, BTK yazısı, MASAK raporu, HTS analiz raporu, SGK hizmet kaydı dökümü, kolluk araştırma tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'un, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu değerlendirilen Erzurum İli Memurlar Derneği nezdinde derneğin genel kurul kararıyla feshedildiği 25.06.2016 tarihine kadar üyeliğinin bulunduğu görülmektedir. Erzurum İli Memurlar Derneği'nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilmiş ise de; sanığın FETÖ/PYD terör örgütünün talimatı veya çağrısı ile Erzurum İli Memurlar Derneği'ne üye olduğu dosya kapsamına göre somut delillerle açıkça ispat edilemediğinden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince sanığın derneğe üye olma hakkının anayasal temel hak ve özgürlüklerden olduğu anlaşılmakla sanığın Erzurum İli Memurlar Derneği nezdindeki üyeliğinin iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından bu husus sanık aleyhine hükme esas alınmamıştır. Sanık ...'un dosyada bulunan 28.09.2017 SGK Hizmet Döküm Cetveline göre örgüte müzahir şirketler nezdinde çalıştığı görülmektedir. Sanığın savunmasında bu şirketlerde işçi statüsünde çalıştığını beyan ettiği, dosyada bulunan evraklardan da sanığın savunmasının aksini gösterir, bu şirketlerde farklı bir görev icra ettiğine dair bir delil bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla sanığın bu kuruluşlar nezdindeki çalışmalarının iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından bu husus sanık aleyhine hükme esas alınmamıştır. Sanık ...'un dosyada bulunan Bank ... kayıtlarına göre, bu bankada 4445074 müşteri numaralı hesabının bulunduğu, hesabın açılış tarihinin 28.01.2014 olduğu, hesap hareketlerinin incelenmesinde birinci talimat tarihinden sonra 2.025,00 TL artış (28.01.2014'te açılan katılım hesabına yatırılan mevduattan kaynaklanan) görülmekte ise de hesap bakiyesinin 03.04.2014 tarihinde sıfırlandığı; ikinci, üçüncü ve dördüncü talimat tarihlerinden sonra nazar ı dikkati celbedecek bir hesap hareketi bulunmadığı, bu itibarla sanık ...'un eyleminin örgütsel tavır (örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet etmek) olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varılarak bu husus sanık aleyhine delil olarak kabul edilmemiştir. Sanık ...'un örgüt hiyerarşisi dahilinde suç içeren bir eyleme karıştığına dair dosya muhteviyatında başkaca bir delilin bulunmadığı dikkate alındığında sanık hakkındaki suçlamaların onun FETÖ/PDY örgütüne hiyerarşik yapıya dahil olarak katıldığını gösterecek mahiyette olmadığı; ve dahi çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik unsurlarını taşımadığı kanaatine varılarak sanığın cezalandırılabilmesi için kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında deliller takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9 242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunmadığı, şeklindeki savunmasının aksine delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 04.09.2020 tarihli ve 2020/29 Esas, 2020/1550 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01