Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/30004

Karar No

2023/1035

Karar Tarihi

8 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma

Sanık ... için; 06.07.2018

HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi onama, kısmı bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.08.2018 tarihli ve 2018/154 Esas, 2018/180 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

  2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/2236 Esas ve 2018/1184 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusu üzerine sanığın aşamalardaki savunmalarında ByLock isimli gizli haberleşme programını Cihat Kod adlı ... isimli şahsın kullandığını beyan etmesi karşısında, söz konusu şahsa ilişkin soruşturma veya kovuşturma olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı suretlerinin dosya kapsamına alınması, açılmış bir kamu davası olması halinde karara bağlanmamışsa birleştirilmesi, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın aslı veya onaylı örneğinin denetime olanak verecek şekilde getirtilerek, tüm deliller bir arada değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 289 ve 280/1 d maddeleri uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine CMK'nın 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verilmiştir.

  3. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2018 tarihli ve 2018/346 Esas, 2018/252 sayılı Kararı ile sanık ... ve ... eylemleri arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından, istinaf bozma ilamı da nazara alınarak 5271 Sayılı CMK'nın 10. maddesi uyarınca her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmiştir.

  4. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2022 tarihli ve 2018/340 Esas, 2022/22 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

  5. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.04.2022 tarihli ve 2022/272 Esas ve 2022/348 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık ... müdafi ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

  6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.06.2022 tarihli ve sanık ... hakkında onama görüşünü içerir, sanık ... hakkında bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ... müdafiilerinin temyiz istemi özetle; sanığın ByLock kullanıcısı olmadığı, kullanıcı adı ve isim kısımlarının uyuşmadığı, delillerin açıklanmamış ve tartışılmamış olmasının adli yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, toplanan delillerin hukuka aykırı değerlendirildiği, 2010 yılına kadar üniversite eğitimi aldığı döneme denk gelen eylemlerinin örgüt üyeliği kapsamında değil, hata hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, alt sınırdan uzaklaşılarak ve etkin pişmanlık indiriminin 1/3 oranında uygulanarak fazla ceza tayininin hatalı olduğu, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine, sanığın tahliyesine ve sair sebeplere ilişkindir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın adına kayıtlı hat ile ByLock kullandığı, Bank Asyada bulunan hesabına talimat üzere para yatırıp bakiye arttırdığı ve 2011 ile 2016 yılları arasında örgütle iltisaklı Şahika ve Ayla İnan yurdunda kaldığı, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmiş olması dosya kapsamı ile uyumlu bulunmadığından temyiz yoluna başvurulduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanıklar hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nın 314/2 maddesi ve sair sevk maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında, sanık ... bakımından; iddia, sanıkların savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde ev abiliği, Bölge İlköğretim Mesulü ve Büyük Bölge İlköğretim Mesulü görevlerinde 2014 yılına kadar faaliyet göstermiş olması, ayrıntıları delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan, teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim programına ilişkin yukarıda açıklandığı üzere sanık Abdülkadir Özülkü' nün telefonundan ByLock isimli gizli haberleşme programını kullanmış olduğu, ... ve ... tarafından ortak kullanıldığı tespit edilen 0538 (...) (...) (...) numaralı operasyonel hat ile irtibatının bulunduğu, sohbet düzenleyerek bu sohbetlerde konuşmacı olduğu sanığın bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşu ve yoğunluk durumu göz önüne alındığında atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi gereğince, suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyette bulunmuş olması, suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması cihetine gidilmiş; atılı suçun 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanun'un 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılmış, örgüt ile ilişkisinin ne zaman başladığı, ne sıklıkta devam ettiği, hangi dönemlerde ve kimlerle örgüte müzahir evlerde kaldığı, sohbet toplantılarına katılıp katılmadığı hususlarında ayrıntılı beyanlarda bulunmuş olması etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilmiş ancak sanığın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilen beyanlarında her ne kadar örgüt ile irtibatının 2010 yılında bittiğine ilişkin beyanda bulunmuş ise de; tanıklardan M.G., B.K. ve S.Ş.' nin beyanlarından anlaşılacağı üzere sanığın örgüt ile irtibatına 2010 yılından sonrada devam ettiği, ByLock programını kullanmadığını ve diğer sanık Abdülkadir'i tanımadığı yönünde savunmada bulunmuş ise de; HTS kayıtları nazara alındığında diğer sanık Abdülkadir Ö.'yü tanıdığı ve irtibatının olduğu ve diğer sanık Abdülkadir'in telefonundan ByLock programını kullandığı tespit edilmiş olduğu, operasyonel hat ile irtibatta bulunduğu S.M.' yi tanıdığını belirtmesine rağmen tanık S.M.' nin bu hususu inkar ettiği dikkate alındığında sanığın örgüte dair her olguyu tüm samimiyeti ile aktarmadığını ve bazı bilgileri gizlediğini göstermiş, etkin pişmanlık hükümlerinin mahiyeti de dikkate alındığında, etkin pişmanlığa ilişkin TCK'nın 221/4 son cümlesi uyarınca 1/3 oranında indirim uygulanmış, yargılama sürecindeki davranışları ve sabıkasız geçmişi lehine takdiri indirim nedeni kabul edilmiş ve sanık hakkında neticeten 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık Abdülkadir Özülkü bakımından; iddia, sanıkların savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üniversite eğitimi sırasında 2010 2014 yılları arasında örgüte ait öğrenciyurtlarında kalmış olduğu anlaşılmış, fakat bu süreçte örgüt hiyerarşisine dahil olmasını gerektiren herhangi bir görev alıp almadığı hususunda kesin ve somut olgulara dayanan bilgi ve belge elde edilememiş, örgüte ait öğrenci yurtlarında kalmasının barınma amaçlı olduğu yönündeki sanık savunmalarına itibar etmek gerekmiş, adına kayıtlı ve kendi kullanımında bulunan 0538 (...) (...) (...) hattan ByLock isimli gizli haberleşme programı kullanan kişinin sanık C.G. olduğunun tespit edildiği, sanığın talimatla hareket ettiğine ilişkin kesin kanaate varılamamış banka hareketlerinin bulunduğu, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin incelemesinde suç ve suç unsurunun bulunmadığı, sanığın örgüt içerisinde hiyerarşiye dahil olup olmadığı hususunda şüphenin yenilemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiği, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun hiyerarşik yapıya dahil olma, çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk unsurlarını içerdiğine ve sanığın bu eylemleri ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği tespit edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

  1. Sanık ... yönünden;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve müstakar kararlarında, "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık müdafinin ByLock delili yönündeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

c) TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanıkların yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir. Yine yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamasında verilen ifadelerde, örgütte kalınan süre ve konumu itibariyle örgütün yapısı, faaliyetleri, örgüt yapılanması ve mensupları ile ilgili verilen bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetilerek, uygulanan kanun maddesinin amaç ve gerekçesi ile orantılılık ilkesi çerçevesinde belirlenen ceza üzerinden dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun makul bir oranda yapılması gerekir. Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumları ve kaldıkları süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması ve etkin pişmanlık indiriminin 1/3 oranında uygulanması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.

Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.

Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi itibariyle, sanık müdafiinin bu konudaki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ev abiliği, Bölge İlköğretim Mesulü ve Büyük Bölge İlköğretim Mesulü görevlerinde faaliyet gösteren, ByLock kullandığı tespit olunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduklarına dair kabulde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  1. Sanık ... yönünden;

a) Tebliğnamedeki bozma talepli görüşte (b) bendinde gösterilen nedenle isabet bulunmamıştır.

b) Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı,sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve sanığın suç işlediği sabit olmadığından beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.04.2022 tarihli ve 2022/272 Esas ve 2022/348 sayılı Kararında sanık ... müdafileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye sanık Cevdet Gül yönünden uygun sanık ... yönünden aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsüreçv.üyeistemlerininörgütünehükmünolmatemyiztevdiinekararınsilahlıhukukîolgularonanmasınagerekçesebepleriesastanterörfetöpdyincelenenreddi

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim