Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/29475
2023/1009
7 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/10 E., 2022/175K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli 2020/16 Esas, 2020/157 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddisinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.10.2020 tarihli 2020/1240 Esas, 2020/1706 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının, sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/5298 Esas, 2021/10631 Karar sayılı kararı ile "... İstinaf aşamasından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan 15.02.2021 tarihli Araştırma Tutanağı ve Veri İnceleme Raporunun, başka dosya şüphelileri B. Mangal ile G. Çakmakçı’nın ifade ve teşhislerine ilişkin evrakın 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu.,." nedeniyle bozulmasına ve ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2022 tarihli ve 2022/10 Esas, 2022/175 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.06.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiilerinin temyiz istemi özetle; evrensel hukuk ilkelerinin ihlal edildiği, Anayasa Mahkemesinin kararında MGK kararlarının yalnızca istişari nitelikte tavsiye kararları olduğu, hiçbir hukuki sonuç bağlanamayacağının ifade edildiği, Yargıtay karalarında hata hükümlerine yönelik uygulamalarda MGK karaları referans alınmış ise de Anayasa Mahkemesinin kararından sonra içtihat değişikliğine gidilmesi ve bu sebeple dosyanın da bu karar yönünden bekletilmesinin gerektiği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, örgütün nihai amacını bilerek örgüte üye olduğuna dair hiçbir delilin olmadığı, ByLock programını örgütün talimatı ve amacı doğrultusunda kullandığının tespit edilmediği, tespit ve değerlendirme tutanağında örgütsel nitelik taşıyan hiçbir yazışma içreğinin bulunmadığı, ByLock delilinin elde edilişi itibariyle yasal delil kapsamında olmadığı, söz konusu programın herkes tarafından indirilebilir bir program olması sebebiyle örgüte münhasır olmadığı, ByLock kullanımının her türlü şüpheden uzak bir şekilde teknik verilerle tespitinin yapılmadığı, ByLock kullanıcısı olduğunu ve operatör kayıtlarıyla eşleşmeyi belirlemek bakımından zorunlu olduğu ifade edilen USER ID, şifre ve grup elemanlarının belirlenmediği, ByLock delilinin tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil olmadığı, Mit tarafından tespit edilen verilerin istihbari veriler olduğu ve delil olarak kullanılamayacağı, kişilerin örgüt üyeliğinden cezalandırılabilmesi için suç işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilmesi ve bu amaç doğrultusunda hareket etmesi gerektiği, dernek üyeliğinin olmadığı, sahte imza ile derneğe üye yapıldığı, derneğe üye olmanın anayasal bir hak olduğu ve suç teşkil eden bir eylem olarak hükme esas alınamayacağı, örgüte müzahir kurumlarda çalıştığı tarihlerde örgütün nihai amacının ortaya çıkmadığı ve henüz bir örgüt olarak nitelendirilmediği, bu yüzden geçimini sağlamak amacıyla çalışan ve örgütsel bir amacı olmayan sanık aleyhine değerlendirme yapılmaması gerektiği, tanık beyanlarının tutarsız, çelişkili ve gerçeklikten uzak olduğu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla aleyhe beyanda bulunan tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, veri inceleme raporundaki verilerin gerçek dışı olduğu, bilgilerinin Meb sisteminde kayıtlı olduğu ve buradan rahatlıkla alınabileceği, fetö terör örgütünün hangi tarihten itibaren silahlı örgüt olarak kabul edildiğinin belirlenmemesinin savunma hakkını ihlal ettiği, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin ve suçun unsurlarının teşdit sebebi yapılmasının hakkaniyete ve yasaya uygun olmadığı, hata hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği, doğal hakim ve cezaların şahsiliği ilkesi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, dosyada şüpheye dayalı bilgi ve belgelerin bulunduğu, varsayıma dayalı olarak mahkumiyet hükmü verilemeyeceği, kalp rahatsızlığının olduğu ve sağlık problemleri nedeniyle durumunun ceza evinde kalmaya elverişli olmadığı, tutuklu yargılanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, verilen mahkumiyet hükmünün bozulması, beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın soruşturma aşamasında 21.10.2016 tarihinde ikametgahı olan evinden arandığında evde olmadığının ve Muğla iline gittiğinin bildirildiği daha sonra araştırıldığı adreste bulunamadığı ve çağrı yapılamadığından sanık hakkında İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.12.2016 tarih ve 2016/4173 Değişiklik iş kararı ile yakalama kararı çıkartıldığı, bunun neticesinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 09.12.2019 tarihli araması neticesinde sahte kimlik ile yakalandığının anlaşıldığı, tanık beyanlarına göre; örgüt içerisinde Mehmet, Fatih ve Fetih kod adlarını kullanarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün TSK içerisindeki mahrem yapılanmasında "öğretmen" konumunda yer aldığı, bu kapsamda kendi sorumluluğunda olan asker şahıslara örgütün, mensuplarının sadakat ve bağlılıklarını arttırmak, örgütsel faaliyetleri planlayıp düzenlemek, örgüte yeni eleman kazandırmak, örgüte mali kaynak sağlamak ve örgütsel eğitim vermek adına sistemli ve düzenli olarak sohbetler organize ettiği, sorumluluğunda olan kişilerden himmet adı altında para topladığı, bu kişiler ile belli aralıklarda görüşmeler yaparak onlarla ilgilendiğinin ve örgüt adına onların takibini yaptığının anlaşıldığı, 15.02.2021 tarihli araştırma tutanağı ve ekinde yer alan veri inceleme raporunun incelenmesinde; araştırma tutanağında ve veri inceleme raporunda örgütün mahrem yapılanmasına ilişkin bilgilerin ve bu kapsamda sanık ile ilgili olduğu anlaşılan bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığının anlaşıldığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Şelale Özel Eğitim Yayın Tic isimli iş yerinde 1997 1998 yılları arasında, yine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 668 sayılı KHK ile kapatılan İzmir Özel Fatih Koleji İşletmeleri Ticaret A.Ş'de 1998 2003 yılları arasında çalışma kaydının bulunduğu, sanığın alınan beyanlarında söz konusu bu kurumlarda sınıf öğretmeni olarak çalıştığını ifade ettiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Ufuk Eğitimciler Derneği üyesi olduğunun anlaşıldığı, Örgüt içerisinde Mehmet, Fatih ve Fetih kod adlarını kullanarak gizliliğe riayet ettiğinin anlaşıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı 530 ... 43 numaralı GSM hattında yoğun ve kesintisiz bir şekilde "34717" İD numarası, "fatih35" kullanıcı adı, "ft.1310" şifresi, "fatih" adı ile kullandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak şekilde dosyadaki CGNAT kayıtları ve diğer teknik veriler ile ispatlandığı, ByLock iletişim sisteminin ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD 956 E, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/16 419 Esas 2018/661 sayılı Kararında açıklandığı üzere; kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun anlaşıldığı, tüm bunlara göre sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetleri karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bir bağ kurduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın inkara yönelik olan savunmasına itibar edilmeyerek sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi; Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülmekle, eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi gereğince Türk Ceza Kanununun 61 ve 3/1 maddeleri gözetilerek FETÖ/PDY Terör Örgütünün, ByLock haberleşme programını münhasıran güvenilir, gizliliğe riayet eden ve örgüt tarafından belirli işlerin yapılması için görevlendirilen bir kısım örgüt mensuplarına kurdurması nazara alındığında sanığın ByLock haberleşme programını kullanıyor olması, bu nedenle örgüt içerisindeki etkinliğinin ve güvenilirliğinin bu sistemi kullanmayanlara nazaran fazla olması, FETÖ/PDY Terör Örgütünün askeri mahrem yapılanması içinde Öğretmen konumunda yer alması, tanık beyanları, SGK Kayıtları, dernek üyelik kaydı ve sanığın suç tarihinde kamu nezdinde öğretmen olması dolayısıyla devlete karşı sadakat borcunun bulunması ile kamu personeli olmayan diğer kişilere nazaran suç kastının yoğunluğunun fazla olması hususları dikkate alındığında suçun işleniş şekli ve sanığın amaç ve saiki, kasta dayanan sorumluluğu göz önüne alınarak üzerine atılı suçtan takdiren asgari hadden uzaklaşılarak 7 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasının dosya kapsamına, ceza adaletine ve hakkaniyete uygun düşeceği yönünde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur. Sanığın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle sanığa verilen ceza 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırılmıştır. Sanığın duruşmadaki saygılı tutumu duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışının olmaması, sabıkasız geçmişi takdiri indirim sebebi sayılarak, sanık hakkında TCK'nın 62/1. maddesindeki takdiri indirim maddesinin uygulanmasının hakkaniyete, ceza adaletine ve dosya kapsamına uygun olacağı değerlendirilmiş ve uygulama buna göre yapılmıştır. Sanığa CMK.nın 100/3 a 11. maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlenen silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeni ile hükmen verilen hapis cezasının miktarı karşısında kaçma şüphesinin bulunması ile birlikte ayrıca soruşturma aşamasında 21.10.2016 tarihinde ikametgahı olan evinden arandığında evde olmadığının Muğla iline gittiğinin bildirildiği daha sonra araştırıldığı adreste bulunamadığı ve çağrı yapılamadığından sanık hakkında İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.12.2016 tarih ve 2016/4173 Değişiklik iş kararı ile yakalama kararı çıkartıldığı, bunun neticesinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 09.12.2019 tarihli araması neticesinde sahte kimlik ile yakalandığı, buna göre kaçma şüphesinin dosyada somut olarak da bulunduğu, sanığın daha önce tutuklulukta geçirmiş olduğu süre dikkate alındığında, Adli Kontrol Tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından, salıverilme taleplerinin reddi ile sanığın hükmen tutuklanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler , tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16 956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Anayasamızın Kanuni Hakim Güvencesi başlıklı 37 nci maddesinde 'Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.' denilmektedir. Bu bağlamda tabii mahkeme veya tabii hakim ilkelerinin incelenmesi gerekmektedir. Tabii mahkeme ilkesi, bir uyuşmazlığı çözümleyecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması anlamına gelir. Yani tabii mahkemes, çözümlenecek olayın meydana geldiği anda, olay için kanunun öngördüğü mahkeme demektir. Kısacası tabii mahkeme olaydan önce kurulmuş ve somut olay ile kuruluş bakımından ilgisi olmayan mahkeme demektir. Bu mahkemenin hakimine de 'tabii hakim' denir. Buna göre, bir uyuşmazlık ancak uyuşmazlığın doğumu anında görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından çözümlenecektir. Böylece tabii hakim ilkesiyle, davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla kurulacak bir mahkeme tarafından yasaklanmakta, yani kişiye ve olaya özgü mahkeme imkanı ortadan kalkmaktadır. Anayasa mahkemesinin 17.07.2013 ... ve 2012/146 E. 2013/93 K. sayılı kararında da belirttiği üzere dosyamız sanığı için özel oluşturulmuş bir mahkeme olmayıp suç tarihinden önce kurulmuş bir mahkeme olması ve genel kanuni düzenleme ile yetki kuralının değişmesinin genel hakim ilkesinin aykırılık oluşturmayacağından sanığın doğal hakim ilkesine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına, Jandarma Mahrem Yapılanmasının Marmara Bölge Temsilcisi olan Nihat KESKİN'in digital materyallerinde sanığa ait olduğu tespit edilen verilere ve 34717 ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanaklarına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik öneme haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alıp kod adı kullanan, askeri personele sohbet verip himmet toplayan, örgütün mahrem yapılanmasındaki sorumluların yer aldığı SD kartta personel programı içerisinde bilgileri bulunan, FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme aracı olarak kullanılan ByLock yazılımını kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ve sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurulduğunda temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2 c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik öneme haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alıp kod adı kullanan, askeri personele sohbet veren, FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca haberleşme aracı olarak kullanılan ByLock yazılımını kullanan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2022 tarihli ve 2022/10 Esas, 2022/175 sayılı Kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın İzmir 16 Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25