Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14022
2023/1005
7 Mart 2023
¸
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/1717 E., 2019/596 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerekve isteyerek yardım etme
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz itirazlarının esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2018 tarihli ve 2017/201 Esas, 2018/139 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2018/1717 Esas, 2019/596 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, isnat edilen fiillerin tarihi dikkate alındığında o tarihte bu yapılanmanın terör örgütü olarak nitelendirilmediği, bu nedenle yapılanma içinde yer aldığı kabul edilse dahi bu hususun örgüt üyeliği ve örgüte yardım etme suçunun oluşmasına gerekçe olamayacağı, bu şekilde ceza verilmesinin evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu, Bank Asyaya talimatla para yatırmadığı, Zaman gazetesi aboneliği ile çocuklarının örgüte müzahir kurumlara gönderilmesinin aleyhe delil olarak kabul edilemeyeceği, örgüte yardım kapsamında bir davranışın bulunmadığı ve bu nedenlerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Duruşma tutanakları başta olmak üzere, tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı ve aşağıda izah edileceği şekilde, sanığın örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olduğu hususunda yeterli delil elde edilemediği gibi, eylemlerinde de diğer örgüt üyelerinde görüldüğü şekilde çeşitliliğe rastlanılmadığı, fakat tanık beyanlarından, idari tahkikat evrakından ve tüm dosya kapsamında anlaşılacağı üzere sanığın bu örgüte sempati duyduğu, bu nedenle aşağıda belirtilen ve mahkemece örgüte yardım olarak nitelendirilen eylemlerde bulunduğu; bilindiği üzere Bank ... isimli katılım bankasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu, 17/25 Aralık sürecinden sonra FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak anılmaya başlanıldığı dönemde bankanın ekonomik olarak sıkıntıya girdiği, bu dönemde örgüt tarafından üyelerine değişik tarihlerde Bank Asyaya destek olmaları yönünde çağrı yapıldığı, sanığın daha önce Bank Asyada hesabının bulunduğu, dosyadaki mevcut Bank ... kayıtlarından da anlaşılacağı üzere örgütün Bank Asyaya destek çağrısı yaptığı dönemde hesabındaki parada artış olduğu, birden fazla katılım hesabı açtırdığı, sanığın duruşmadaki savunmasında faizsiz bankacılık olması nedeniyle annesinin yurt dışından gelen emeklilik maaşını bankaya yatırdığını, destek çağrısına istinaden hesabına para yatırmadığını beyan ettiği, yine Bank ... kayıtlarına göre FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı nedeniyle kapatılan Kimse Yokmu Derneğine 2014 ve 2015 yılında çok sayıda bağış yaptığı ve Cihan Dağıtım abone açıklaması ile kredi kartından çok sayıda ödeme yapıldığı, sanığa duruşmada örgüte müzahir yayınlara abone olup olmadığının sorulduğu, kendisinin abone olmadığını, başkası adına abone kayıtları olduğunu, bu nedenle birkaç kez ödeme yaptığını, kimin abone olduğunu hatırlayamadığını beyan ettiği, buradan da sanığın örgüte müzahir yayınlara yeni abone bulunması hususunda çaba gösterdiği ve aracılık ettiğinin anlaşıldığı; Antalya İl Dernekler Müdürlüğünün yazılarından ve idari soruşturma evraklarından da anlaşılacağı üzere sanığın Antalya Hayır ve Din Hizmetleri Mensupları Dayanışma ve Kültür Derneğine üye olduğu, bir dönem denetim kurulu sekreteri görevini yürüttüğü, üyelikten ayrılış kaydına rastlanılmadığı, bu derneğin 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce 21.12.2015 tarihinde feshedilip tasfiyesinin gerçekleştirildiği, bu nedenle OHAL KHK ile kapatılmadığı, derneğin FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı olup olmadığı hususunda yargılama sırasında Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ve Antalya İl Dernekler Müdürlüğüyle birden fazla yazışma yapıldığı, Mahkememize bu hususta kesin bir kanaat bildirilmediği, ancak dosya kapsamından anlaşılacağı üzere 17 25 Aralık sürecinden sonra birtakım sivil toplum örgütlerinin o dönemdeki mevcut hükumet ile FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması arasında ihtilaf teşkil eden konularda örgütün yanında yer aldıkları, Özgürlük ve Dayanışma Platformu diye bir platform oluşturdukları, kamuoyuna açıklamalarda bulundukları, Antalya Hayır ve Din Hizmetleri Mensupları Dayanışma ve Kültür Derneğinin de bu platforma dahil olan derneklerden olduğu, ayrıca derneğin Valilik tarafından denetim kapsamına alınan dernekler arasında da olduğu, tasfiye evrakları incelendiğinde derneğin Bank ... Antalya Şubesinde hesabının bulunduğunun, dernekte bulunan demirbaşların hali hazırda fesih olan ve denetim kapsamına alınan, 24.10.2016 tarihinde denetimi tamamlanan ve denetimde tespit edilen hususlar doğrultusunda dernek tüzel kişiliği ve üyeleri hakkında araştırma yapılması için İl Olağanüstü Hal Bürosuna bildirilen Antalya Köylerini Kalkındırma Derneği'ne devredildiğinin tespit edildiği, Antalya Valiliğindeki kayıt dosyası incelendiğinde dernek merkezi olarak kullanılan adreslerden Yüksekalan Mahallesi ...Caddesi 487 Sokak Çil Apartmanı Kat:4/9 Muratpaşa/Antalya adresinin 667 sayılı KHK ile kapatılan Akdeniz Çalışanlar Derneği ile birlikte kullanıldığına dair kira kontratına, ve ayrıca Yüksekalan Mahallesi ...Caddesi 487 Sokak No:3/2 Muratpaşa/Antalya adresinin de 667 sayılı KHK ile kapatılan Antalya Rasanet Gençlik Vakfından kiralandığına dair kira kontratına rastlanıldığı, denetim için istenilen belgelerin de Antalya Valiliğine teslim edilmediğinin bildirildiği, bu nedenle dernekle ilgili dosyadaki tüm mevcut bu bilgi ve belgelere göre sanığın üye olduğu bu derneğin Mahkememizce FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakının bulunduğunun değerlendirildiği; sanığın adına kayıtlı cep telefonlarının HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, sunulan ilk HTS analiz raporuna göre sanığın adına kayıtlı 0507... 72 nolu hat üzerinden FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasında mahrem imam olarak görev yapan birçok kişiyle HTS irtibatının tespit edildiği, sanığın bu hattı kendisinin kullanmadığını, hattın oğlu M. A. Çakmak tarafından kullanıldığını, oğlunun polis kolejini bitirdiğini, ancak polislik yapmadığını beyan ettiği, bunun üzerine bu hattın sanığın oğlu tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususunda araştırma yapıldığı ve bilirkişiden tekrar HTS analiz raporu alındığı, yapılan araştırma neticesinde ve alınan son HTS analiz raporuna göre sanığın bu yöndeki savunmasını doğrular şekilde 0507... 72 nolu hattın oğlu tarafından kullanıldığının tespit edildiği, ancak sanık tarafından kullanılan hatlarla da diğer FETÖ/PDY şüphelileriyle HTS irtibatının tespit edildiği, bu kişilerden ikisinin FETÖ/PDY terör örgütü emniyet mahrem yapılanmasında mahrem imam olan şahıslardan olduğu, sanığın HTS irtibatı tespit edilen FETÖ/PDY şüphelileriyle örgütsel bir irtibatının olmadığını savunduğu; sanıktan elde edilen dijital materyaller üzerinde de inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde Isparta İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü yazısı ekindeki 28.03.2018 tarihli inceleme raporundan da anlaşılacağı üzere, incelenen dijital materyallerde suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı; öncelikle çözümü gereken sorunun; bahsedilen bu eylemlerinin suç teşkil edip etmediği, suç teşkil etmesi halinde hangi suç tipine uyduğuna ilişkin olduğudur. Sanığın yukarıda açıklanan eylemlerinin başlı başına suç teşkil etmediği, zira TCK 220/4. maddesi gereği bu eylemlerin suç teşkil etmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması gerekeceği açıktır. Diğer taraftan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararlılık kazanan uygulamasına göre de; esasen örgüt üyesi örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir yada talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. Örgüt üyesinin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliği ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmak istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Dosya içeriğine göre sanık hakkında örgütle "organik bağ" kurduğu veya örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olduğu hususunda yeterli ve somut delil elde edilememiştir. Bu hususta sanık lehine yorumlanması gereken bir şüphe mevcuttur. Eylemleri örgüt üyeliğine konu olabilecek derecede çeşitlilik ve süreklilik arz etmediğinden, sanığın örgütün içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgütün amacına hizmet ettiği görülmektedir. Bu nedenle sanığın tespit edilen eylemlerinin iddianameye konu silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturmadığı, bu haliyle silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılması gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda değinilen gerekçeler ışığında, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler göz önünde tutularak, sanığın TCK'nin 314/3 ve 220/7 1.cümlesi yollamasıyla yine TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep bulunmadığından sanığın alt sınırdan cezalandırılmasına, sanığın eylemi bilerek ve isteyerek örgüte yardım şeklinde olduğundan, TCK'nın 220/7 2. cümlesi uyarınca yardımın niteliği de dikkate alınarak 2/3 oranında indirim yapılmasına, Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi gereği cezasının yarı oranında artırılmasına, sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine değerlendirilerek TCK'nun 62. maddesi uyarınca cezasında indirim yapılmasına, sanığın örgüt üyesi olduğu tespit edilemediğinden hakkında TCK'nun 58/9 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, mahkeme kabulünde yer alan ve dosya kapsamına yansıyan deliller itibariyle örgütün finansal kaynağı olarak kabul edilen Bank Asyadaki hesap hareketlerinin incelenmesinden, sanığın örgüt liderinin çağrı dönemlerinden önce de hesabında para yatırma ve katılım hesabı açma işlemlerinin bulunduğu, bankanın TMSF'ye devrinden sonra da bankadaki bakiyesini devam ettirdiği, katılım hesabı açtığı ve yeni para girişlerinin olduğu dikkate alındığında, para yatırma işlemlerinin örgüt liderinin talimatı ile olmayıp, rutin olarak değerlendirildiği, sanığın dernek üyeliği, kimse yok mu derneğine yaptığı bağışların ve Cihan Dağıtım abone açıklaması ile kredi kartından yaptığı ödemelerin konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan ve örgüte yardım etme kastıyla hareket ettiğini gösteren faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek,
örgüte yardım suçundan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan sanığın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1 Suç tarihinin, sanığın yardım niteliğindeki en son eylem tarihi olan “16.05.2015” yerine gerekçeli karar başlığında “2016 yılı ve öncesi” olarak gösterilmesi,
2 Sanığın, örgüte müzahir Kimse Yok Mu Derneği'ne bağış yapmak suretiyle yardımda bulunması eyleminin müsnet suç yönünden delil yahut örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı olduğu görülmekle tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2018/1717 Esas, 2019/596 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25