Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
3. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/34097
2023/1
10 Ocak 2023
TUTUKLU
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/37 E., 2022/672 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2017/778 Esas, 2019/63 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir
-
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2019/504 Esas, 2020/308 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek; Emniyet birimlerinden terör örgütünün ankesörlü/sabit telefon hatlarıyla irtibat kurma yöntemine ilişkin analiz raporunun temini, askeri personel olan sanığın Diyarbakır ilinden önce ve sonra görev yaptığı yerlerin tespiti ile, bu yerlerde de ardışık arama yöntemi ile aranıp aranmadığı hususunda ilgili birimlere araştırma yaptırılıp, bu yerler ile ilgili olarak da tespit yapılması halinde buna ilişkin analiz raporlarının da temini, sanığın ankesörlü/sabit telefon hatlarıyla arandığı telefon numarasının baz istasyonlarını ve "0" saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere görüşme kayıtlarını gösterir HTS kayıtlarının temini ile bu kayıtlarla emniyet birimlerinden temin olunan kayıtların karşılaştırılması, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılması, sanıkla birlikte ardışık olarak aranan tüm şahısların askeri personel olup olmadıklarının ve haklarında aynı konuda adli işlem yapılıp yapılmadığının tespiti ile yapılmış ise savunmalarına ilişkin evrakların getirtilip, özellikle ardışık aranma hususunda ya da sanık yönünden etkin pişmanlık hükümleri kapsamında vermiş olduğu beyanlarının olup olmadığının araştırılarak, birer örneklerinin İstinaf/Yargıtay denetimine esas olmak üzere temini ile dosyaya eklenmesi, lüzumu halinde mahkemece tanık sıfatı ile dinlenilmeleri, fiili ya da hukuki irtibat bulunduğunun tespiti halinde dosyaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi, sanık hakkında başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının araştırılarak var ise bu beyanların temini ve gerekirse beyanda bulunanların tanık sıfatıyla dinlenilmesi ile neticesine göre sanığın yasal durumunun tayin ve taktiri gerektiği, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunun niteliği dikkate alındığında, CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, mahkemece CMK'nın 156. maddesi gereğince sanığa re'sen bir müdafi görevlendirilmesi, müdafi hazır bulundurularak yargılamasının yapılması ve hüküm kurulması gerektiği,
Kabul ve uygulamaya göre de; aşamalarda alınan savunmalarında lise ve üniversite dönemlerine dair örgütle irtibatı ve iltisakı hakkında bilgiler veren, uzman jandarma sınavını kazanarak göreve başladıktan sonra görev yaptığı yerlerde FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren ve kendisinden sorumlu örgüt imamları tarafından sabit/ankesörlü hatlardan aranarak takip edildiğini beyan eden ve teşhislerde bulunan sanığın ne surette örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmadığı ve belirttiği eylemlerinin ne surette süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren eylem olarak kabul edilmediği karar yerinde ayrıntılarıyla ve yöntemince tartışılmadan eksik gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedenleri ile 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birici fıkrasının (e) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2020/91 Esas, 2021/282 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/672 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın ByLock, Eagle ve kod adı kullandığına dair dosyada bir tespitin bulunmadığı, sanığın örgüt üyesi olduğuna yönelik hakkında aleyhe delilin bulunmadığı, sanığın 2009 yılından itibaren örgütün yurt vb hiçbir kurumunda kalmadığı, askeri sınavın hazırlık sürecinden kazanılmasına kadar örgütle hiçbir bağının olmadığı, ancak buna rağmen örgüt üyeleri tarafından sürekli arandığı, sanığın ifadesinde örgüt üyeleri tarafından arandığını ancak bir bağının olmadığını ve herhangi bir faaliyetlerine katılmadığını samimi bir şekilde anlattığı, sanıkla ardışık arandığı iddia edilen şahısların çoğunun etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı halde sanığın örgüt üyesi olmadığını ve örgütsel anlamda faaliyetlerine şahit olmadıklarını beyan ettikleri, ardışık arama tarihlerinin de 2014 yılı öncesi olması nedeniyle sanığın lehine değerlendirilmesi gerektiği, yapılan aramaların örgüt üyesi olmayan sanığı örgüte kazandırmaya yönelik olduğu, ardışık aramaların örgütsel faaliyet kapsamında yapılıp yapılmadığının tespit edilmediği, dosyada sadece ardışık arama kayıtlarının bulunduğu ancak arama kayıtlarının tek başına örgüt üyeliği için yeterli delil olmadığı ve sanığın karakolda çalıştığı dönemde görev telefonunun olmadığı, kişisel telefonu görevde kullanıldığı ve ihbar ve şikayetlerin vatandaşlar tarafından kişisel telefonuna yapıldığı bu hususun araştırılması durumunda ortaya çıkacağı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın sanık lehine ortadan kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Dosyada delil olarak; iddia, sanık savunması, Bam ilamı, kolluk tutanakları, HTS kaydı, ataç raporu, nüfus ve sabıka kaydı (tüm dosya kapsamı) bulunmaktadır.
Sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanığın, ... adına kayıtlı ticari sabit hattan asker şahıs ... ile 23.01.2014 tarihinde 1 dakika arayla, ..., ..., ... ile aynı ... 17.04.2014 tarihinde arandığının tespit edildiği, ByLock programını kullanmadığı, Bank ... isimli bankada hesabının bulunmadığı, örgüte müzahir bir dernekte veya iş yerinde kaydının bulunmadığı belirtilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın TCK 314/2 TMK 5/1 TCK 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık mahkememiz huzurunda alınan savunmasında özetle, suçlamaları kabul etmediğini, lise döneminde dershaneye gittiğini, daha sonra Hereke'de bulunan meslek yüksek okuluna giderken mecburen evde kaldığını, bu dönemde uzman çavuşluk sınavına girmeye karar verdiğini, ancak daha önce polislik sınavında mülakatta elendiğini ve bunu yapıdan bildiği için sınav girdiğini kimseye söylemediğini, yine de öğrendiklerini, ... isimli şahsın hayırlı olsun dediğini, göreve ... Zeytinli Karakolu'nda başladığını, o dönem ... isimli kişiden numarasını aldığını söyleyen bir kişinin kendisini aradığını; ancak kendisinin görüşmediğini, Diyarbakır'a geldikten sonra adının ... olduğunu söyleyen bir kişinin kendisini aradığını, bunu kabul etmediğini, kendisinden habersiz bu şahsın evine bir poşet bıraktığını, eşi rahatsız olunca arayıp Diclekent'te buluştuklarını, peşini bırakmalarını söylediğini, onun ise Hacı Levent'in üzerindeki evi göstererek oraya gelebileceğini söylediğini, kendisinin kabul etmeyip aksi takdirde polise gideceğini söylediğini, beraatini talep ettiğini belirtmiştir.
Sanıktan el konulan dijital materyallerin incelenmesinde FETÖ ile ilgili herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı tespit edilmiştir.
Sanığın dosya kapsamına göre ByLock veya bir başka örgütsel program kullandığı tespiti bulunmamaktadır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında; Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; sanığın ByLock kullanıcı kaydı bulunmaması, örgütle iltisaklı Bank ...'da bir hesabının olmaması, dijital materyallerinde örgütle ilgili herhangi bir verinin bulunmaması, 17 25 Aralık 2013 yılı öncesinde örgütün hiyerarşisine dahil olmadan örgüte ait evde kalıp, dini sohbet toplantılarına katılmaktan ibaret sanığın eyleminin konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyecek olması, sanığın 2014 yılında ... adına kayıtlı sabit hattan yalnızca iki kez arandığı, sanığın da Balıkesir ve Diyarbakır'da çalışırken örgüt tarafından arandığını ve çağrıldığını, ancak kendisinin bu sohbet ve toplantılara hiç katılmadığını beyan ettiği, sabit hatlardan aranma ve konuşma sürelerine bakıldığında sanığın savunması ile uyumlu olması, ayrıca sanığın evine poşet bırakan ve kendisini toplantıya çağıran şahsı teşhis etmesi, sanığın örgüt mensupları ile görüşmediği, örgütle irtibatını kestiği savunmasının aksine 2013 yılından sonra örgüt ile bağlantısını devam ettirdiğine dair delil bulunmaması karşısında, sanığın örgüt üyesi olduğu, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu, örgüt içerisindeki eylemlerinin sürekli, yoğun ve çeşitli olduğuna dair savunmaların aksini gösteren mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden sanığın CMK 223/2e maddesi gereğince beraatine dair hüküm kurulmuştur.
Hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından istinafı üzerine; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 25.02.2020 tarih, 2019/504 Esas 2020/308 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına dair karar verildiği görülmüştür.
Bozma ilamı uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucunda; Bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmiştir. Aşamalarda alınan savunmalarında lise ve üniversite dönemlerine dair örgütle irtibatı ve iltisakı hakkında bilgiler veren, uzman jandarma sınavını kazanarak göreve başladıktan sonra görev yaptığı yerlerde FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren ve kendisinden sorumlu örgüt imamları tarafından sabit/ankesörlü hatlardan aranarak takip edildiğini beyan eden ve teşhislerde bulunan sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği, yine yukarıda ayrıntısı açıklanan ataç raporundaki arama sayıları, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların genelde aynı rütbede olması, iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğunun anlaşılması karşısında da, sanığın örgüt hiyerarşisine girdiği kabul edildiğinden, müsnet suçlamadan cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
Etkin pişmanlık hükmü uygulanması açısından; Toplanan delillere göre özel bir konumda olduğu saptanamayan sanık hakkında, içinde bulunduğu yapının bir terör örgütü olup olmadığına dair kişisel değerlendirmelerinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulaması açısından aleyhe değerlendirilmeyeceği, kanunun gerekçe, amaç ve kapsamı gözetildiğinde TCK’nın 221/4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği, dosya kapsamına göre; sanığın etkin pişmalık anlamında kendi fiilini ortaya çıkardığı ve birtakım teşhisler yaptığı, ifadesinde, sanığın örgüt içerisinde kaldığı süre ve üstlendiği konuma uygun bilgi vermediği ve bulunduğu hücre yapılanması mensuplarının yakalanmasını sağlamaya yönelik de bilgi vermediği, bu kapsamda sanığın verdiği bilgilerin, örgüt içerisindeki konumuyla kısmen uyumlu olmadığı kabul edilmekle etkin pişmalık hükmü (TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükmü) dolayısıyla hakkında takdiren alt sınırdan uygulama yapılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263 266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
ByLock kullanıcısı olmayan, örgütün operasyonel eylemlerinden sonra herhangi bir örgütsel eylem ve faaliyeti bulunmayan sanığın, örgütün operasyonel eylemlerinden önce cemaat olarak bildiği yapılanmanın evinde ve yurdunda kaldığı, sohbet toplantılarına katıldığı, uzman jandarma olduğu dönemde mahrem imamların kendisi ile irtibat kurmak istediği ve bunu kabul etmediği, kendisini arayan kişiye bir daha aranması durumunda polise şikayet edeceğini bildirdiğine dair samimi ve istikrarlı savunmaları karşısında örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin deliller bulunmaması nedeniyle, müsnet suçu işlediği sabit olmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9 18 78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565 3464 K.).
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayini nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/672 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma gerekçesi dikkate alınarak TAHLİYESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:46:06