Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

3. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/24164

Karar No

2022/9768

Karar Tarihi

20 Aralık 2022

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli)

SAYISI: 2013/254 Değişik İş

SUÇ: Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmınıdevlet idaresinden ayırmaya çalışmak

KARAR: Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin yapılanitirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 22.07.2013 tarih ve 2013/460 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair itiraz mercii sıfatı ile verilen İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 26.08.2013 tarih ve 2013/254 değişik iş sayılı kararının kesin nitelikte kararlardan olduğu anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 22.04.2022 tarihli ve 94660652 105 35 25191 2021 KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve 2022/63901 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve 2022/63901 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

" Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan sanık ...'ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca idam cezası ile mahkumiyetine dair İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24/11/1998 tarihli ve 1998/166 esas, 1998/229 sayılı kararının, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21/10/1999 tarihli ve

1999/799 esas, 1999/3417 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 06/09/2002 tarihli ek kararıyla sanığın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi gereğince verilen idam cezasının, 09/08/2002 tarihinde yürürlüğe giren 4771 sayılı Kanun'un 1/A maddesi uyarınca kaldırılarak müebbet ağır hapis cezası olarak hükmolunmasını takiben, Yağız ve diğerleri/Türkiye (57344/00) sayılı başvuru hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6/1. maddesinde düzenlenen âdil yargılanma hakkına aykırı davranıldığı gerekçesi ile sözleşmenin ihlâl edildiğine ilişkin 22/11/2005 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının 22/02/2006 tarihinde kesinleşmesi sonrasında, sanık vekili Avukat Nezahat Paşa Bayraktar tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 22/07/2013 tarihli ve 2013/460 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 26/08/2013 tarihli ve 2013/254 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre,

Sanık vekilinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22/11/2005 tarihli ve 57344/00 başvuru sayılı kararında sanıkların yargılanmaları sırasında İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin ihlâl edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen geçici 2. madde uyarınca aynı Kanun'un 311/1 f maddesine göre bulunulan yargılamanın yenilenmesi talebinin, mahkemece söz konusu geçici maddedeki şartlar oluşmadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1 f maddesinde "Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir." şeklinde, aynı maddenin 2. fıkrasında ise "Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır." şeklinde düzenlemeler yer aldığı, somut olayda, sanığın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusunun 20/04/2000 tarihi olduğu dikkate alındığında, maddede sözü edilen 04/02/2003 tarihi itibari ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı henüz verilip kesinleşmemiş olduğundan bu düzenlemelere göre yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı, ancak daha sonra 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen geçici 2. maddede "İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler." şeklinde düzenleme yapıldığı ve sanık bakımından yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı doğduğu, bu itibarla sanığın anılan geçici maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde 24/06/2013 havale tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunun, ayrıca dosya kapsamında mevcut olan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığının 01/11/2021 tarihli yazısına göre bahse konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenmekte olduğunun anlaşılması karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kararıyla itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. "

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

Uyuşmazlık

15.06.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararına istinaden yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair verilen karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine ilişkin mercii kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Hukuki Süreç

Hükümlü ..., PKK silahlı terör örgütüne yönelik operasyonlarda örgüt adına faaliyetlerde bulunmak, adam öldürmek, polis otosunun taranması suçlarından aranmakta iken Rezan Uğur sahte kimliği ile yurt dışına illegal yollardan kaçacağı sırada, diğer örgüt mensupları ile birlikte yakalanarak, 30.06.1994 tarihinde gözaltına alınmıştır.

05.07.1994 tarihinde kollukta, 11.07.1994 tarihinde ise Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet savcılığında şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan ayrıca süreçte teşhis, yer göstermeler ve ifadeli yüzleştirmelerde bulunup atılı suçlamalara yönelik ikrarda bulunan hükümlü ..., İzmir DGM' Hakimliğinin 11.07.1994 tarih ve 1994/60 sorgusu ile TCK'nın 125 maddesinde yazılı suçu işlediğine dair kuvvetli deliller elde edildiği gerekçesi ile 1412 sayılı CMUK'un 104 maddesi gereğince tutuklanmıştır.

İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.1994 tarih, 1994/346 hazırlık, 1994/162 esas, 1994/124 numaralı, aralarında hükümlü ...'ında bulunduğu toplam 29 sanık hakkında tanzim olunan iddianamesi ile hükümlünün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya matuf fiil işlemek suçundan 765 sayılı mülga TCK'nın 125 maddesince cezalandırılması istenmiştir.

Aralarında askeri hakimin de bulunduğu heyetçe açılan kamu davasına yönelik yapılan yargılama neticesinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 13.03.1997 tarih, 1994/179 esas, 1997/46 sayılı kararı ile hükümlünün, PKK terör örgütü içerisinde yer alarak 15.03.1991 tarihinde ...'ın öldürülmesine kalkışılması, 21.10.1992 tarihinde Hamza Solak'ın öldürülmesi olayında gözcülük yapması ve 01.02.1994 tarihinde Yeşildere Vezirköprüsü yanında içerisinde üç polis memurunun bulunduğu polis otosunda bulunan görevli polis memurlarını öldürmeye kalkışması suçlarını işlediğinden 765 sayılı Kanunun 125 maddesince ölüm cezası ile cezalandırılmasına, yargılama aşamasında sergilediği davranışları ve örgütü savunması nedeni ile de hakkında aynı Kanunun 59 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

Ayrıca, İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.1995 tarih, 1995/560 hazırlık, 1995/97 karar sayılı takipsizlik kararı ile de 13.12.1995 tarihli duruşmada verdiği dilekçe ile PKK örgütünün propagandasını yaparak Mehmet Çelebi'yi öldürdüğüne dair beyanı üzerine açılan soruşturmada hükümlü hakkında, diğer sanıkları kurtarmaya yönelik beyanda bulunduğu ve ikrar dışında başkaca maddi delil bulunmadığından kamu davası açılmasına yer olmadığı kararı verilmiştir.

Kovuşturma sürecinde hukuki yardımından yararlandığı müdafilerince yapılan temyiz istemi ile resen de temyize tabi tutulan hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 18.06.1998 tarih, 1997/5656 esas, 1998/1896 karar sayılı kararı ile idam gibi dönüşü olmayan bir cezaya mahkum edilen hükümlünün kimliğiyle ilgili tüm bilgilerin duraksamaya mahal bırakmayacak şekilde ve ayrıntılı olarak hükmün esasını teşkil eden kısa karara yazılmaması nedeni ile sair yönler incelenmeksizin, aralarındaki hukuki ve fiili irtibatta gözetilerek tüm sanıklar yönünden bozulmuştur.

Aralarında askeri hakiminde bulunduğu heyetçe ve bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde hükümlü ...'ın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24.11.1998 tarih, 1998/166 esas, 1998/229 karar sayılı kararı ile PKK terör örgütü içerisinde yer alarak 15.03.1991 tarihinde ...'ın öldürülmesine kalkışılması, 21.10.1992 tarihinde Hamza Solak'ın öldürülmesi olayında gözcülük yapması, 01.02.1994 tarihinde Yeşildere Vezirköprüsü

yanında içerisinde üç polis memurunun bulunduğu polis otosunda bulunan görevli polis memurlarını öldürmeye kalkışmak suçlarını işlediğinden 765 sayılı Kanunun 125 maddesince ölüm cezası ile cezalandırılmasına, yargılama aşamasındaki olumsuz ve direngen davranışlarının yoğunluğu ve örgütü savunması nedeni ile de hakkında takdiri hafifletici nedenlere rastlanılmadığından 765 sayılı Kanunun 59 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.10.1999 tarih, 1999/799 esas ve 1999/341 sayılı kararı ile re'sen de temyize tabi olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 05.12.2000 tarihli yazısı ile karar ve dava dosyası ölüm cezasının Anayasanın 87 maddesi uyarınca yerine getirilmesine karar verilmesi yönünden Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderilmiş ise de süreçte lehine düzenleme içeren 3.8.2002 tarihli 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun Geçici 1'inci maddesi hükmü uyarınca dosyası iade edilmiştir.

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde verilen İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 06.09.2002 tarih, 1998/166 esas, 1998/229 karar sayılı ek kararı ile özetle, 765 sayılı Kanunun 125 maddesince ölüm cezası ile cezalandırılan ve Yargıtay incelemesinden geçerek 21.10.1999 tarihinde hükmü kesinleşen sanık ... hakkında, 09.08.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4771 sayılı Kanunun 1.maddesinin A bendi gereği Türk Ceza Kanununda yeralan idam cezaları, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüş olduğundan 765 sayılı TCK'nın 2/2 maddesi de gözetilerek mahkemenin 24.11.1998 tarih, 1998/166 E, 1998/229 K, sayılı kararı ile verilen ölüm cezasının kaldırılarak TCK'nın 125 maddesi ile tayin edilen ölüm cezası yerine 4771 sayılı Kanunun 1 maddesi A bendi gereğince müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, önceki karardaki diğer hususların aynen hüküm altına alınmasına, hakkında tali karar fişi düzenlenerek infazın 4771 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılması için karar örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, oybirliği ile karar verilmiştir.

Bulunduğu Cezaevi aracılığı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdiği 22.10.2002 tarihli dilekçesi ile hükümlü ..., İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 06.09.2002 tarih, 1998/166 E, 1998/229 K sayılı ek kararının bozulması hususunda temyiz isteminde bulunmuştur. DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 06.11.2002 tarihli yazısı ile 06.09.2002 tarihli ek kararın duruşmalı kararlardan olmayıp, temyiz kabiliyeti olmayan kararlardan olduğundan itiraz incelemesi yapılmak üzere dilekçe ve dava dosyasını Nöbetçi Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığına göndermiştir.

İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 21.11.2002 tarih, 2002/511 nolu müteferrik kararı ile İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 6.9.2002 tarih, 1998/166 E., 1998/229 K., sayılı ek kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, 22.10.2002 tarihli dilekçesi ile hükümlü ...'ın yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.

Hükümlünün, temyiz istemli Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdiği 22.10.2002 tarihli dilekçesine istinaden daha sonra, bu kez İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 01.11.2002 tarih, 1999/383 yeni esas ve 1998/166 eski esas sayılı yazısı ile 06.09.2002 tarihli ek kararın duruşmalı kararlardan olmayıp, temyiz kabiliyeti olmayan kararlardan olduğu belirtilerek, itiraz incelemesi yapılmak üzere dosyası İstanbul Nöbetçi Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderilmiştir.

İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 21.11.2002 tarih ve 2002/511 müteferrik karar nolu kararı ile hükümlünün yapmış olduğu itirazın, 06.09.2002 tarihli ek kararda isabetsizlik bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

Bulunduğu Cezaevi aracılığı ile İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdiği 18.12.2002 tarih ve 24.12.2002 havale tarihli dilekçesi ile hükümlü ..., İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 21.11.2002 tarih ve 2002/511 müteferrik karar nolu kararına itirazda bulunmuştur.

İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 30.12.2002 tarih, 2002/729 müteferrik karar nolu kararı ile İstanbul 5 Nolu DGM'nin itiraz üzerine vermiş olduğu kararın kesin karar niteliğinde olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığından hükümlünün 24.12.2002 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.

Bulunduğu Cezaevi aracılığı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesine yazdığı 15.09.2004 tarih ve 17.09.2004 havale tarihli dilekçesi ile hükümlü ..., hazır bulunmadığı duruşmada hakkında idam cezası verildiğini, cezaevinde uygun olmayan nedenlerden dolayı mahkemeye giderek kendisini savunamadığını, gıyabında idam hükmünün tekrarlandığını, idam cezasının yapılan yasal düzenlemeler ile kaldırıldığını, TCK'nın 2/2 maddesince lehine olan 3713 sayılı Kanunun 17 maddesince 36 yıl üzerinden şartlı tahliyeyi içerecek şekilde müddetname düzenlenmesi gerekirken mağdur edildiğini belirterek, gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.09.2004 tarih ve 240 sayılı yazısı ile hükümlünün dilekçesinde geçen dosyanın daire kayıtlarında bulunmaması nedeni ile kayıtlarda bulunması halinde dilekçesinin dosyasına konulması, aksi takdirde ilgiliye iadesi hususunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

Bu kapsamda süreçte, (5190 sayılı Kanunun 1. maddesinde Yazılı Suçlara Bakmakla Görevli) İstanbul 11 Nolu Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2005 tarihli müteferrik kararından anlaşıldığı kadarı ile, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.08.2004 tarihinde hükümlü ... hakkında 5218 sayılı Kanun uyarınca karar verilmesi gerektiğinden ve müddetnamenin düzenlenmesinde, infazda tereddüt ortaya çıktığından 1412 sayılı CMUK'un 402 maddesi uyarınca karar talebi ile mahkemeye müracaatta bulunulması üzerine, mahkemesince 19.08.2004 tarihinde müebbet ağır hapis cezasının 5218 sayılı Kanun uyarınca ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesine ve infazın ölünceye kadar ağır hapis cezası olarak yapılmasına karar verilmiş, bu karara hükümlünün itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde de 4771 ve 5218 sayılı Kanunlarla idam cezalarının ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürüldüğü, her iki kanun da bu tür cezaların infazının ölünceye kadar devam edeceğinin belirtildiği, 4771 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önce 3713 sayılı Kanunun 17 maddesinin infaz edilmemelerine TBMM'nce karar verilen idam cezalarının infazının süreli olarak yapılacağı hükmünün getirildiği, infaz dosyasından anlaşıldığı kadarı ile böyle bir karar alınmamış olması karşısında hükümlünün bu hükümden yararlanamayacağı, hükümlü açısından idam cezasından 4771 ve 5218 sayılı Kanunla ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüşümün lehine bir durum olduğu ve bunun da ilgili mahkemece yerine getirildiği, kanun hükmünden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ölünceye kadar devam edeceğinin anlaşıldığı ve buna dayalı olarak İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin açık ve tutarlı gerekçelere dayanan infaza ilişkin kararının kanuna uygun bulunduğundan itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.

Dosya içeriğinden idam cezasına hükümlü iken çıkartılan 4771 sayılı Kanun gereğince cezası İzmir DGM'nin 06.09.2002 tarih, 1998/166 E, 1998/229 sayılı kararı ile müebbet ağır hapis cezasına çevrilen hükümlü ... hakkındaki ilamın infazına 30.06.1994 tarihinde başlandığı daha sonra 07.05.1996 tarihinde sahte kimlik kullanmak suçundan kesinleşen 1 yıl hapis cezasının infazına başlandığı, bu cezasından 17.12.1996 tarihinde tahliye edilerek tekrar ilamın infazına başlandığı ayrıca hükümlünün 18.04.2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yaptığı anlaşılmıştır.

5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan istem üzerine, duruşma açılmadan dosya üzerinden verilen hükümlü ve diğer sanıklar hakkında verilen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2005 tarih, 1998/166 esas 1998/229 karar sayılı ek kararı ile hükümlü hakkında özetle, 765 sayılı Kanun düzenlemesinin lehine olduğunun kabulü ile eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanunun 302/1, 58/9, 63 maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, önceki kararda takdiri indirim nedeni uygulanmadığından aynı gerekçelerle hakkında 62 madde indiriminin uygulanmasına yer olmadığına, kanun yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.10.2006 tarih, 2006/2987 esas ve 2006/5110 sayılı kararı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2005 tarih, 1998/166 E, 1998/229 K, sayılı ek kararının 765 sayılı Kanunun lehe olduğu kabul edildiğine göre 5252 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince hükümlüler hakkında daha önce tayin olunan ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet ağır hapis cezalarının ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezalarına dönüştürülmesi ile yetinilmesi, eski hükümdeki diğer hususların ve uygulama maddelerinin aynen bırakılması gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun hükümlerine göre karar verilmesi kanuna aykırı görülmüş ve sair yönleri incelenmeksizin hükümlü ve diğerleri hakkında, re'sen temyize de tabi hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği (CMK nın 250. maddesinde Yazılı Suçlara Bakmakla Görevli) İzmir 8 Nolu Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarih, 2006/637 esas ve 2006/295 sayılı kararı ile de aralarında hükümlünün de bulunduğu sanıklar hakkında, bozmaya uyularak, duruşma açılmadan, dosya üzerinden yapılan inceleme ile önceki mahkumiyet kararına atıfla subut ve gerekçelerin yeniden yazılmadığı da belirtilerek, "Mahkememizin 1998/166 E, 1998/229 K sayılı ilamı ile 765 Sayılı TCK ya göre sanığa verilen cezalar 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununa göre verilecek cezadan daha lehe olduğundan hükmün değiştirilmesine yer olmadığına, 5252 s.y. nin 6. maddesi gereğince yalnızca hükümdeki ağır hapis ibarelerinin hapis olarak değiştirilmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına", "temyizi mümkün olmak üzere, resen temyize tabi olmak üzere ve oybirliğiyle 5252 s.y. nm 9. maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden" şeklinde karar verilmiştir.

18.12.2006 tarih, 04.01.2007 havale tarihli dilekçesi ile hükümlü ..., İzmir 8. Nolu Ağır Ceza Mahkemesinden 1998/166 esas ve 1998/229 karar sayılı dosyasından iade i muhakeme talebinde bulunmuştur. Talebinde özetle, mahkumiyetine konu suça karşılık gelen 5237 sayılı Kanunun 302 maddesinde yapılan düzenlemede elverişli fiil gerçekleştirme şartı getirildiğini ayrıca işkenceye maruz kalarak ifade verdiğini, gözaltına alınırken haklarının hatırlatılmadığını, yakınlarına haber verilmediğini, avukatın hukuki yardımından yararlandırılmadığını, dosyada aleyhine bir delilin bulunmadığını, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillere dayanılarak hüküm tesis edildiğini belirtmiştir.

İzmir 8 Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2007 tarih, 2007/22 değişik iş nolu kararı ile özetle, ...'ın ömür boyu ağır hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle 28.11.2006 tarih, 2006/637 295 esas ve sayılı ek kararı ile 765 sayılı TCK'nın daha lehe olması nedeniyle verilen hükmün değiştirilmesine yer olmadığına, 5252 sayılı Kanunun 6. maddesince hükümdeki ağır hapis ibarelerinin hapis olarak değiştirilmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen infazına karar verildiği, bu kararın tebligat aşamasında olup henüz kesinleşmediği, hükümlünün vermiş olduğu dilekçesi ile TCK ve CMK'da yapılan değişiklikler gözetilerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu anlaşılmakla öne sürülen hususların yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelikte görülmediği ayrıca CMK'nın 311. maddesinde öngörülen nitelikte bulunmadığından talebin reddine itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir.

16.01.2007 tarih ve 2006/637 sayılı İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin müzekkeresi ile hükümlünün infazının 28.11.2006 tarihli, 2006/637 esas ve 2006/295 sayılı karara göre yapılması istenilmiştir.

Süreçte Sekvan Becerikli müdafiinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 9 Ceza Dairesinin 07.05.2007 tarih ve 2007/3109 esas, 2007/3832 karar sayılı kararı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarih ve 2006/637 esas, 2006/295 karar sayılı ek kararına yönelik yapılan inceleme neticesinde, "...bozmaya uyularak yapılan incelemeye, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat, takdir, uygulama ve gerekçesine incelenen dosya kapsamına göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, hükmün onanmasına" karar verilmiştir. Karar başlığında ve içeriğinde hükümlü ... ile ilgili bir bilgiye yer verilmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yağız ve diğerleri/Türkiye (no. 57344/00) başvurusuna ilişkin vermiş olduğu 22.11.2005 tarihli kararda özetle ve belirtildiği şekli ile;

"... B. Esas hakkında

  1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında

AİHM daha önce buna benzer soruları gündeme getiren birçok dava incelediğini ve bunların AİHS'nin 6§1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz. Özel kararı, §§ 33 34, ve Özdemir Türkiye no:59659, §§ 35 36, 6 Şubat 2003).

AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümettin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir olgu ve kanıt sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, "ulusal güvenliğe" ilişkin suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanan başvuranların, aralarında asker kökenli bir hâkimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymalarının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuranlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı olarak kaygı duymaktadırlar. Bu nedenle başvuranların, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul edilebilir (Incal Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler 1998 IV, s. 1573, § 72, in fine).

AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı sonucuna varmıştır.

  1. Ceza Yargılamasının Adilliği Hakkında

AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil bir yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılmayacağım hatırlatır.

Başvuranların, davalarının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede görülmesi hakkının ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, AİHS'nin 6. maddesinin 1. fıkrasına ve 3. fıkrasının c) bendine dayanan bu şikâyeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bkz. diğerleri arasında, Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44 45).

...

III. AİHS'nin 41. maddesinin uygulanması hakkında

A. Tazminat

Başvuranlardan ... ve Mehmet Emin Çeci 125.000 Euro değerinde, ..., ... ve ... 100.000 Euro değerinde, ... ise 60.000 Euro değerinde manevi tazminat talep etmektedirler.

Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.

AİHM mevcut davanın koşullarında ihlal tespitinin başlı başına yeterli adil tazmin teşkil ettiği kanaatine varmıştır (Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).

AİHM'ye göre mevcut davada olduğu gibi vatandaşlar, AİHS'de öngörüldüğü şekliyle bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiklerinde, ilgililerin talebi üzerine yeniden yargılanma ya da davanın yeniden açılması, tespit edilen ihlalin tazmini için ilkesel olarak en uygun yoldur (bkz., Öcalan Türkiye [GC], no: 46221/99, § 210 in fine, CEDH 2005 ...).

...

Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM, oy birliyle;

  1. Başvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;

  2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;

  3. Ceza yargılama süresi nedeniyle AİHS'nin 6§1. maddesinin ihlal edilmediğine;

  4. AİHS'nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığına;..."

Hükümlü ... ve diğer hükümlüler müdafii tarafından sunulan 16.02.2007 tarihli dilekçe ile AİHM’e yaptıkları başvuru sonunda verilen karara istinaden yeniden yargılamaları hususunda talepte bulunulması üzerine, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2007 tarih, 2012/436 değişik iş nolu kararı ile CMK'nın 311 maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi nedenleri mevcut olmadığından ve başvuru şartları yönünden gerçekleşmediğinden

hükümlü vekilinin talebinin öncelikle başvuru şartının süre yönünden gerçekleşmemesi nedeniyle reddine itirazı kabil olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle;

"...1412 Sayılı Kanunun 327. maddesinde yargılamanın yenilenmesinin hangi hallerde mümkün olacağının belirlendiği, bu maddeye 4771 sayılı yasa ile 327/a maddesinin eklendiği ve bu madde ile de AİHM'nin kararı ile AİHS' nin ihlal edildiğine karar verilenlerin yeniden yargılanabilecekleri hükmünün getirildiği ancak 327/a maddesinin 4793 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılıp yeni bir düzenleme yapıldığı, 4771 sayılı Kanunun 13. maddesine göre yasanın bu maddesinin yürürlülüğünün bir yıl sonraya bırakıldığı ve bir yıl sonrası olan 09.08.2003 tarihi gelmeden 23.01.2003 tarihinde 4793 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı, o halde uygulanabilecek yasanın 4793 sayılı yasa olduğu, 4771 sayılı Kanunun 7/A maddesinin hiç yürürlükte kalmadığı için uygulama imkanının bulunmadığı, 4793 sayılı Kanun ile CMK'nın 327. maddesine 6. bendin eklendiği, bu bende göre ceza hükmünün AİHS' nin veya ekli protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’nin kesinleşmiş kararı ile tespit edilmiş olması halinde muhakemenin iadesinin AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir hükmünün getirildiği, süre yönünden bir yıllık başvuru şartının getirilmiş olduğu, yasanın yürürlük tarihinin 04.02.2003 tarihi olduğu, 4793 sayılı Kanunun geçici 1 maddesiyle geçmişe yönelik bir kısıtlama getirildiği, geçici maddeye göre CMK 327. maddesine eklenen 6. Bendin, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte AİHM kesinleşmiş kararı ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra AİHM' ne yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanacağı, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmiş olan AİHM kararlarına ilişkin muhakemenin iadesi istemlerinin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacağı hükmünün getirildiği ve bu hükümlerin aynen 5271 Sayılı CMK nın 311. maddesinin 1 f ve 2. fıkralarına yasa maddesi olarak konulduğu, 1412 Sayılı CUMK' nun maddelerinin yürürlükten kaldırıldığı, bu mevzuat ışığında hükümlünün vekili vasıtasıyla yaptığı başvuru değerlendirildiğinde AİHM' ye 20.04.2000 tarihinde başvurduğu, mahkeme kararının 22.02.2006 tarihinde kesinleştiği ve başvurucunun da mahkemeye 16.02.2007 tarihinde yeniden yargılanma talebinde bulunduğu, görüldüğü üzere yasada belirtildiği gibi 04.02.2003 tarihinden önce kesinleşen bir kararın ayrıca bu tarihten sonra yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, bu nedenle yasanın yeniden yargılanma şartı olarak aradığı kesinleşme ve başvuru süresi şartlarının gerçekleşmediği,

Hükümlü vekilinin 765 Sayılı TCK nun değiştiğini ve müvekkilleri hakkında yeniden hüküm oluşturulduğunu belirtmediği, 765 sayılı 5237 s.y. ile bütün olarak yürürlükten kaldırılmış ve yeni ceza yasası yürürlüğe girdiği, bu değişiklikle beraber eski yasa döneminde verilen bütün cezaların uyarlaması yapılarak hükümlülerin cezalarının yeniden belirlendiği, bu olayda da bütün hükümlüler hakkında yeniden inceleme yapılarak yeni bir hüküm tesis edildiği, yeni tesis edilen kararın tarihinin 28.11.2006 olduğu, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/637 esas 2006/295 karar sayılı numarası üzerinden verildiği,

Devlet Güvenlik Mahkemelerinde 1999 yılında askeri üyelerin yasa ile çıkartıldığı, 2003 yılında da bu mahkemelerin bütünüyle kaldırıldığı, uyarlama kararını Ağır Ceza Mahkemesince verildiği, bu kararın aynı zamanda yeni mahkemelerce yeni yasaya göre verilen hükümlü hakkında temyizi mümkün bir karar olduğu, başka bir deyişle hükümlünün yargılanmasının yenilendiği, bu yenilemenin 5252 Sayılı Ceza Yasasının yürürlüğüne ilişkin yasa hükümleri doğrultusunda yapıldığı, bilgi bakımından bu kararın tasdikli bir suretinin de bu karara eklendiği, bütün bu değerlendirmeler ışığında hükümlü vekilinin talebinin yerinde görülmediği, öncelikle başvuruda yasanın aradığı şart gerçekleşmediği, ayrıca yükümlülerin cezasının yeni yasaya göre yeni mahkeme tarafından yeniden bütün yasa yolları açık olmak üzere belirlendiği ve yeni verilen hüküm ile artık eski kararın bir geçerliliğinin kalmadığı, bu nedenle de hükümlü vekilinin eski karar üzerinde yeniden karar verilmesini istemesinin doğru olmadığı, yeni kararı veren mahkemenin AİHS ve Anayasaya uygun bir mahkeme olduğu ancak süre yönünden ret şartları mevcut olduğundan esasa ilişkin karar verilemeyeceğinden talebin süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle CMK. nun 311. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi nedenleri mevcut olmadığından, başvuru şartları süre yönünden gerçekleşmediğinden hükümlü vekilinin talebinin öncelikle başvuru şartının süre yönünden gerçekleşmemesi nedeniyle reddine..." karar verildiği anlaşılmıştır.

14.11.2011 tarihli, Yargıtay 9. Ceza Dairesine hitaben tanzim ettiği dilekçesi ile hükümlü ..., 20.04.2000 tarihli başvurusuna istinaden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22.11.2005 tarihli kararı ile Adil Yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdiğini, 22.02.2006 tarihinde bu kararın kesinleştiğini, CMK'nın 311/2 maddesince yargılamasının yenilenmesini istemiştir. Mahkemenin 14.11.2011 tarihli müzekkeresi ile dilekçe Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23.11.2011 tarihli yazısı ile dosyanın 2006/2987 sayılı kararla bozularak 20.10.2006 tarihinde mahalline gönderildiği belirtilerek, dilekçesi dosyasına konulmak ve mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2011 tarihli yazısı ile de dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2987 5110 sayılı kararı ile karara bağlanarak 14.11.2006 tarihli yazı ekinde gönderildiğinden gereğinin takdiri ve de durumun ilgilisine bildirilmesi için yazı ve ekleri İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 maddesi ile yetkili) 17.02.2012 tarih, 2012/436 değişik iş nolu kararı ile hükümlü ...'ın yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmaması nedeni ile CMK'nın 318 maddesi gereğince reddine itiraza tabi olmak üzere karar verilmiştir.

24.06.2013 tanzim ve havale tarihli dilekçesi ile hükümlü ... müdafii Av Nezahat Paşa Bayraktar, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, müvekkiline İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 24.11.1998 tarih ve 1998/166 E, 1998/229 sayılı kararıyla TCK'nın 125. maddesinden ölüm cezası verildiği, kararın Yargıtay incelemesinde onaylandığı, sonrasında yeni kanuna göre uyarlanıp İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/637 E., 2006/29 K numarasını aldığı, müvekkili adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapıldığı ve 20.10.2005 tarihli Yağız ve diğerleri/Türkiye kararı ile AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar verildiği, 16.02.2007 tarihli dilekçe ile CMK'nın 311. maddesi gereği yeniden yargılanma talebinde bulunulduğu ancak mahkemenin 26.04.2007 tarih ve 2007/436 d.İş sayılı kararı ile talebin reddine karar verildiği, mahkemenin ret gerekçesini CMK'nın 311/2 maddesine dayandırdığı, 11.04.2013 tarihinde TBMM de kabul edilip 30.04.2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanuna eklenen geçici 2 maddede İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmayacağının, bu durumda olanların maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabileceklerinin belirtildiği ve müvekkilin durumunu düzenlediği ve bu nedenle süresinde başvuruda bulunarak, yeniden yargılama talebinde bulunduklarını belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 mad ile yetkili) 22.07.2013 tarih, 2013/460 değişik iş sayılı kararı ile, hükümlü müdafiinin 24.06.2013 tarihli dilekçesi ile yaptığı yeniden yargılanma talebinin reddine, oy birliği ile, itiraza kabil karar verilmiştir. Kararın gerekçesi belirtildiği şekli ile ve özetle şöyledir;

"...1998/166 Esas, 1998/229 Karar sayılı ilamı ile hükümlü ... müdafii Av. Nezahat Paşa Bayraktar mahkememize vermiş olduğu 24/06/2013 tarihli dilekçesi ile müvekkili hakkında mahkememizce verilen ve kesinleşen ilam aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yaptıklarını, başvuru neticesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 20/10/2005 tarihli kararı ile mahkemeniz ilamının İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlaline karar verildiğinin bildirilerek, 6459 Sayılı Kanunun gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

Yapılan incelemede; İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1998/166 Esas, 1998/229 Karar sayılı ilamı ile hükümlünün Ölüm Cezası İle Cezalandırıldığı, ilamın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01/10/1999 tarihli, 1999/799 Esas, 1999/3417 Karar sayılı ilamı ile onararak kesinleştiği, 06/09/2002 tarihli ek karar ile Müebbet Ağır Hapis Cezası ile Cezalandırıldığı, 5237 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hükümlü hakkında uyarlama yapılarak hükümlünün 28/11/2006 tarihli, 2006/637 Esas, 2006/295 Karar sayılı ilamı ile Müebbet Hapis Cezası ile Cezalandırıldığı,ilamın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07/05/2007 tarihli, 2007/3109 Esas, 2007/3892 Karar sayılı ilamı ile onararak kesinleştiği ve ilamın infaza verildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar hükümlü müdafii yeniden yargılanma talebinde bulunmuş ise de talebinin 5271 Sayılı Kanuna 6459 Sayılı Yasa ile eklenen geçici 2. madde kapsamında olmadığından ve bu konuda daha önce mahkememizin 24/06/2013 tarihli, 2007/436 D.İş sayılı kararı ile karar verildiği anlaşıldığından talebin reddine... karar verilmesi yoluna gidilmiştir."

31.07.2013 tarihinde değişik iş kararının hükümlü müdafiine tebliğine müteakip, 05.08.2013 havale ve 06.08.2013 tanzim tarihli dilekçesi ile hükümlü müdafii, iş bu kararın kaldırılması hususunda itirazda bulunmuştur.

İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK nun 250 madde ile yetkili) 14.08.2013 tarih, 2013/460 değişik iş nolu kararı ile özetle; 22.07.2013 tarih, 2013/460 değişik iş sayılı kararının düzeltilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından itirazın değerlendirilmesi için dosyanın CMK'nın 268/2 3 maddeleri uyarınca İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İtiraz mercii olan İzmir 10.Ağır Ceza Mahkemesi (CMK250 maddesi ile görevli) 26.08.2013 tarih ve 2013/254 değişik iş sayılı kararı ile de belirtildiği şekli ile;

"... İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/07/2013 tarih 2013/460 Değişik İş sayılı 'yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine' kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından sanık müdafıinin vaki itirazının CMK.267 ve devamı maddeleri gereğince reddine"

Kesin olarak karar verilmiştir.

Kararın gerekçesi ise;

"... İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/07/2013 tarih 2013/460 Değişik İş sayılı 'yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine' kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından sanık müdafıinin vaki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir"

Şeklindedir.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 14.12.2018 tarih ve AİHM 'in Yağız ve Diğerleri (57344/00) kararının icrası konulu yazısı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından AİHM 'in Yağız ve Diğerleri (57344/00) başvurusuna ilişkin olarak 22.11.2005 tarihinde karar verdiği, başvuruya konu yargılamanın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 13.03.1997 tarih ve 1994/179 esas 1997/46 sayılı kararının Yargıtay 9 Ceza Dairesinin 18.06.1998 tarih ve 1997/5656 esas 1998/1896 sayılı kararı ile bozularak yürütülen yeni yargılama sonucu verilen 24.11.1998 tarih 1998/166 esas, 1998/229 karar sayılı dosyasına ilişkin olduğu, AİHM kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukuka göre bağlayıcı olup kararın icra sürecinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edildiği, kararın icrası sürecinde başvuran vekili tarafından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine yazılmış olan 22.11.2018 tarihli mektupta AİHM ihlal kararı sonrası yapılan yeniden yargılama başvurusunun mahkemece reddedildiği, bu karara itiraz edilmiş ise de reddedildiği, bu kapsamda anılan mektuba verilecek cevaba esas olmak üzere başvuru üzerine veya resen yani bir yargılamanın başlatılıp başlatılmadığı ve başlatılmış ise akibeti hakkında bilgi verilmesi istenmiştir.

İzmir Kapatılan 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 madde ile yetkili) 18.12.2018 tarih, 2006/637 E, sayılı müzekkeresi ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1998/166 esas sayılı dava dosyasının, mahkemenin 2006/637 esasına kayıt edildiği ve dosyada hükümlü hakkında yeniden yargılama yapılmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 09.10.2019 tarih ve AİHM'in Yağız ve Diğerleri (57344/00) kararının icrası konulu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazı ile AİHM kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve iç hukuka göre bağlayıcı olup bu kararın icra sürecinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edildiği, bu kapsamda AKBK'ya sunulacak eylem planı/raporunda faydalanılmak üzere başvuran veya vekili tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi, bu talebin reddi kararı ve itiraz üzerine verilen ret kararının birer örneğinin gönderilmesi istenmiştir.

02.12.2019 havale, 30.11.2019 tanzim tarihli dilekçesi ile hükümlünün bir başka müdafii tarafından İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı ile İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeni ile AİHS nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar verildiği, kararda yargılama yapan heyet içerisinde askeri hakim bulunmasının adil yargılama hakkının ve mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkını ihlal ettiğinden aynı zamanda bu hak ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının makul ve olması gerekliliğinden bahsedildiğinden, Anayasa Mahkemesinin de benzer olaylarda hak ihlali karar vermek sureti ile yargılamanın tekrar yapılmasına dair birden çok kararının bulunduğu da belirtilerek yeniden yargılama talebinde bulunularak, müvekkilinin beraatine ve tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

İzmir (kapatılan) 8 Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 madde ile yetkili) 09.01.2020 tarihli müzekkeresi ile Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden, ... ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 57344/00 başvuru nolu, 22.11.2005 tarihli kararının 15.06.2012 tarihi itibari ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenip denetlenmediğinin bildirilmesi istenmiştir.

24.01.2020 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile gönderilen, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 22.01.2020 günlü, 2004 sayılı yazısında kararın 15.06.2012 tarihi itibari ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenen kararlardan olup halen sürecin devam ettiği bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 01.11.2021 tarih, AİHM'in Yağız ve Diğerleri (57344/00) Kararının İcrası konulu yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yağız ve diğerleri/Türkiye (no. 57344/00) başvurusuna ilişkin vermiş olduğu kararın 22.02.2006 tarihinde kesinleştiği, kararda özetle AİHM'nin başvuranların yargılandığı davaya ilişkin olarak devlet güvenlik mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmamasından ötürü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiği, mahkemenin kararda adil tatmin tazminata hükmetmediği en uygun tazmin şeklinin başvuranların dilerse sözleşmenin 6. maddesinin gerekliliklerine uygun olarak yeniden yargılanması olacağını belirttiği ve CMK’nın 311’inci maddesinin buna imkan tanıdığı kaydını düştüğü, bunun akabinde gelişen süreçte yeniden yargılama talebinde bulunmuş ise de talebin ve de buna dair itirazın reddedildiği, AİHM kararlarının icrasının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK) tarafından takip edildiği, somut olayın şartlarına bakıldığında, yerel mahkemenin yargılamanın yenilenmesini reddetme gerekçesi karşısında AKBK’nin icra dosyasını kapatmaya yanaşmayacağı düşünüldüğünden, kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunun değerlendirilmesi ve sonucunun iletilmesi istenilmiştir.

Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04.11.2021 tarihli yazısı ile İnsan Hakları Dairesi Başkanlığının 01.11.2021 tarih, 51407258 3.7.217.2004 sayılı yazısı Kanun Yararına Bozma Bürosuna iletilmiştir.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2022 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, AİHM kararının yasal mevzuat kapsamında bağlayıcılığı dikkate alınarak İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/254 D.İş sayılı kararı yönünden Kanun Yararına Bozma yoluna gidilmesi görüşünde bulunulmuştur.

İlgili Hukuk

  1. Ulusal Hukuk

a. 5271 sayılı Kanunu'nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin ilgili fıkraları:

"(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

...

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır. "

" 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş olması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.

b.5271 sayılı Kanun'un (Ek: 11/4/2013 6459/21 md) geçici 2. maddesi:

"İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.”

Şeklinde düzenlenmiştir

c. 18.6.1999 tarihli ve 4388 sayılı Kanun'la devlet güvenlik mahkemelerinde yer alan askeri hakimlerin görevlerine son verilmiştir.

  1. Uluslararası Hukuk

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

''Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir...''

D. Değerlendirme

5271 sayılı CMK'nın 311/1 f maddesinde "ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile tespit edilmiş olması" hususu bir yargılamanın iadesi nedeni olarak kabul edilmiş, aynı Kanun maddesinin 2. fıkrasında ise bu tür başvuruların, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanacağı öngörülmüştür.

30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21. maddesi ile de, 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 2. madde ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından 15.06.2012 tarihi itibariyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar, 5271 sayılı CMK'nın 311/2. maddesi ile öngörülen engel nitelikteki tarih aralığının kapsamı dışına çıkarılmıştır.

5271 sayılı Kanunun geçici 2 madde gerekçesinde, "İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler." denilmiştir.

Somut olayda; Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan sanık ... hakkında verilen ve 21.10.1999 tarihinde kesinleşen İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24.11.1998 tarihli ve 1998/166 esas, 1998/229 sayılı kararı ile ilgili olarak, Yağız ve diğerleri/Türkiye (57344/00) sayılı başvuru hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6/1. maddesinde düzenlenen âdil yargılanma hakkına aykırı davranıldığı gerekçesi ile sözleşmenin ihlâl edildiğine ilişkin 22/11/2005 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı, 22.02.2006 tarihinde kesinleşmesini muteakip 15.6.2012 tarihi itibarıyle de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte iken, 5271 sayılı Kanunun geçici 2 maddesinin yürürlüğe girdiği 30.04.2013 tarihinden sonra ve anılan yasada öngörülen üç ay içinde, anılan karara istinaden sanık müdafii tarafından 24.06.2013 havale tarihli dilekçe ile yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar vermek gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile reddine dair verilen karar ile iş bu karara vaki itirazın reddine ilişkin merci kararında hukuki isabet görülmediğinden, anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

III. KARAR

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli), 26.08.2013 tarihli ve 2013/254 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartalebininyararınabirkanunreddinetopraklardanbozmayapılanitirazınbulunantevdiinekararınistemaihm'egemenliğikabulüneayırmayagerekçeilişkinaihs'yenilenmesikısmınıdevletincelenenreddiidaresindencumk'çalışmakbozulmasınadevletinaltındayargılamanın

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:52:13

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim