Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6693
2023/3129
13 Haziran 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1099 E., 2022/883 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2017/855 E., 2019/1469 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi kararı davacı erkek vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davalı ... ve vekili gelmedi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı erkek dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; evliliklerinin ilk zamanlarından bu yana aralarında uyumsuzluk olduğunu, davalının her olayı bahane ederek huzursuzluk çıkardığını, evlilik birliğinin bir eşe ve anneye yüklediği sorumlulukları yüklenmediğini, 15 yıllık evlilikleri boşunca birbirlerine yabancı olduklarını, sosyal bir paylaşımlarının olmadığını, kendisinin Almanca öğretmeni olduğunu davalının ise ilkokul mezunu olduğunu ancak Alman'yada yetiştiği için sosyal ve kültürel anlamda ileri bir seviyede olduğunu varsayarak görücü usulü ile evlendiklerini, davalının cimri ve bencil bir kişilik yapısına sahip olduğunu, bankada bir miktar birikiminin olduğunu, ekonomik sıkıntılar içine düştüklerinde dahi bu birikimine dokunmadığını, evlilik birliği içinde edindikleri ve davalının üzerine yaptıkları taşınır taşınmaz malları kendisine üstünlük aracı olarak kullandığını, davalının ağabeyi ile yapmış olduğu bir konuşmaya kulak misafiri olduğunu "ya ağabey bende boşanmayı istiyorum ama şu ev benim önümü tıkıyor, ortada ev olmasa bugün boşanırım" dediğini duyduğunu, aralarındaki geçimsizlikte kendisinin bir kusurunun olmadığını iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin kendisine verilmesine ve ortak çocuklar için aylık 600,00'er TL' tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı erkek vekili 25.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının yüksek okul mezunu olduğunu, kendisinin ise gençlik dönemini Almanya'da geçiren işçi bir ailenin çocuğu olduğunu, üniversite okuma fırsatı olmadığını, davacının kendisini sürekli cahillik ve bir şey bilmemekle suçladığını, kendisini aşağılayarak küçümsediğini, Almanya'da çalıştığı süre içerisinde kazandığı bir miktar tasarrufu kullanarak üzerine düğün takılarını bozdurup araba aldığını, arabayı eşi ve çocuklarının kullanımına tahsis ettiğini, yine anne ve babası tarafından bağışlanan evden elde ettiği kira gelirini son kuruşuna kadar eşi ve çocukları için harcadığını, eşinin basit zevk ve ihtirasları için birikimini çocuklarının geleceğini sokağa atamayacağını, ailesinin zor günleri için tasarruf yaptığını, tutumlu bir ev hanımı olduğu için suçlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının evlilik birliği içerisinde çalışmadığı, evlilik öncesi çalışmaları sonucu birikimi ile aile konutu olarak kullanılan evi aldığı ve ziynet eşyalarını da satarak yine ailenin kullanımı için araba alındığı, davalının ilkokul mezunu olmasının davacı tarafından horgörüldüğü, davacının ısrarla davalının evlilik öncesi birikiminin varlığı ve aile ihtiyaçları için kullanılmadığı ve davalının babasından kalan evin kira gelirlerini aile ihtiyaçları için kullanmadığı iddiasına karşın davacı tanıkları Aylin ve Şerif'in beyanları ile de evi arabayı davalının kendi birikimleriyle aldığı ve bu durumu kullanarak davacıyı hor gördüğü beyan ve iddiaları birbiriyle çeliştiği, davacının arkadaş ortamlarında dahi davalının birikiminden sözetmesi ve davacı tanıkları ... ve Yaşar'ın beyanlarından da anlaşıldığı üzere davalıya birikimi ile ortak yatırım yapmaları gibi baskı ve dayatmalara neden olduğu, bu hususun da davalıya kusur olarak isnat edilemeyeceği, buna karşın davacının evi terk ederek kusurlu olduğu hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili tarfından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin tanık beyanlarını yanlı olarak değerlendirdiğini, hatalı bir kanaate vardığını, tanık beyanları ile dava dilekçesinde yer alan iddiaların kanıtlandığını, kadının müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olması nedeni ile aşağıladığını, küçük düşürücü söylemlerde bulunduğunu, saygısız olduğunu, ailenin ihtiyacı olduğu dönemde bankadaki birikimini kullanmadığını, davalı kadının kayıt dışı çalıştığını ve gelir elde ettiğini, davanın kabulü koşullarının gerçekleştiğini belirtilerek, hükmün tamamı yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece erkek aleyhine belirlenen ve gerçekleşen kusurların sabit olduğu, kadının istinaf talebinde bulunmaması nedeni ile erkeğe başkaca kusur yüklenmesi mümkün olmadığı, kadına atfı mümkün hiç bir kusur ispat olunamadığı, davacı tanık beyanlarının bir kısmının davacıdan ya da üçüncü kişilerden duyumlara, bir kısmının yer, zaman göstermeyen soyut ifadelere, bir kısmının ise evlilik birliğinin sarsıldığını ispata elverişli olmayan beyanlardan ibaret olduğu, tarafların ayrılmadan önce arkadaşlarının da araya girmesiyle barıştıkları, bu olaydan sonra en az bir yıl bir arada yaşadıkları, evliliğe devam ettiklerinin sabit olduğu, davacı erkeğin, önceki olaylardan dolayı kadını affettiği, en azından hoş görü ile karşıladığı, affedilen ve hoş görü ile karşılanan olaylardan dolayı karşı tarafa kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, kadının, barışılıp bir arada yaşanılan son bir yıla ilişkin kusurunun ispat edilemediği, gerçekleşen bu durum karşısında mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tamamen kusurlu olduğuna ilişkin kusur belirlemesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararının hatalı olduğunu belirterek, hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 362 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı erkek veklince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:50:56