Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2019/1343

Karar No

2019/5911

Karar Tarihi

14 Mayıs 2019

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ: Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 218.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 14.05.2019 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davalı tarafın davaya cevap verme ve davacıya kusur yükleme hakkı elinden alınmış, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılmıştır. Bu nedenle davalı tarafın kararı istinaf etmede hukuki yararı vardır. Bu nedenle sayın heyetin onamaya ilişkin kararına katılmıyorum.

KARŞI OY YAZISI

Davacı kadın, hükümlü olması nedeniyle kısıtlı bulunan eşi aleyhine, evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebiyle boşanma davası açmıştır. İlk derece mahkemesince, davalıya TMK’ nın 407. maddesi gereğince vasi tayin edildiği, dava dilekçesinde davalı olarak ...’ ın gösterildiği, dava tarihi itibariyle ...’ ın pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan, dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, bölge adliye mahkemesince davalının kararı istinaf etmekte korunmaya değer hukuksal bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir. Bu karar da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Oysa, boşanma davasının tarafları eşlerdir.

Boşanma davaları kişiye sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Eşlerden biri kısıtlı olsa bile, boşanma davası kısıtlı eşe yönetilmeli, tebligatlar ise kısıtlı eşin yasal temsilcisine yapılmalıdır.

Ayrıca; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” (HMK m. 115/2).

Bir boşanma dava dilekçesinde, kısıtlının yasal temsilcisinin gösterilmemesi, giderilmeyecek bir usul eksikliği değildir. Her zaman için kısıtlının yasal temsilcisi belirlenebilir ve temsilciye tebligat çıkarılarak kısıtlının davada temsili sağlanabilir. Davalının kısıtlanması gerekiyorsa vesayet makamından, kendisine bir temsilci atanması, kısıtlı ile temsilcisi arasında çıkar çatışması var ise yeni bir temsilci atanması istenebilir ve yasal temsilci ile ile ilgili tüm eksiklikler giderilerek yargılamaya devam edilebilir.

Eldeki davada, ilk derece mahkemesince davalının yasal temsilcisi belirlenerek dava dilekçesinin temsilciye tebliği sağlanıp yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır.

Diğer yandan dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılı (HMK m. 118/1) ve bir dava açılmakla usul hukuku ve maddi hukuk açısından sonuçlar doğmuş olur. Örneğin; davacı, davalının açık rızası olmadan davayı geri alamaz (HMK m. 124), davacının davayı takip etmek istememesine karşın davalı davayı takip etmek isterse, dava dosyası işemden kaldırılamaz (HMK m. 150/2).

En önemlisi de dava açılmakla, davalının, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, savunma ve hukuki dinlenilme hakkları doğmuş olur.

“Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir” ( HMK m 27/).

Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir ( HMK m.137/1).

Bu düzenlemeye göre; dava şartları ve ilk ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır. Eş söyleyişle, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında, ancak dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasından sonra karar verilebilir.

“…Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. ” (Y.H.G.K., 19.03.2019 tarih ve E: 2017/12 343 K: 2019/323).

Eldeki davada, ilk derece mahkemesince dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilip dilekçelerin karışılıklı verilmesi aşaması dahi tamamlanmadan, dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verilmiş, dolayısıyla davalının hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir.

“...Hukuki dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değildir. Tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukuki korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukuki uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.

Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bir istinaf gerekçesi ve temyizde de bozma sebebidir. Hakkın ihlalinin niteliğine göre, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilebilir. Ayrıca adil yargılanma ihlali çerçevesinde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir” (Y.H.G.K., 26.02.2019 tarih ve E: 2015/21 835 K: 2019/208 ).

Bu durumda, bölge adliye mahkemesince, davalının istinaf isteminin, istinaf isteminde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi usulden reddine karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur. Bölge adliye mahkemesine ait temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

onanmasınaboşanmayazısıkarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 21:19:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim