Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/19957
2024/93
8 Ocak 2024
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI: 2021/8035 D.İş.
ŞİKÂYETÇİ: ...
ŞÜPHELİLER: ..., ..., ...
SUÇLAR: Hırsızlık, dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2023 tarihli ve KYB 2023/55769 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vasisinin vesayet altına alınan müştekinin ileri yaşta olup, akıl zayıflığının bulunduğunu, evine bakıcı olarak giren şüpheli ...'in bir süre sonra müştekiyi ikna ederek kendisi ile evlendiğini, müştekinin Almanya'da yaşayan oğluna şüphelinin babasını dövdüğünü ve babasının boşanma davası açtığının bildirilmesi üzerine, evde bulunan değerli bazı eşyaların şüpheli ve şüphelinin kız kardeşi ile annesi olan diğer şüphelilerce çalındığının, hesabından 18.000,00 Türk lirasının şüphelilerden birinin hesabına geçirildiğinin, ayrıca müşteki adına kayıtlı dükkanın şüpheli eşe satış gösterilmek suretiyle devredildiğinin tespit ettiklerini belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca evden eşya alınmasının, 18.000,00 Türk lirası paranın şüpheliye ait hesaba aktarılmasının ve tapu devrinin müştekinin iradesinin sakatlanmak suretiyle gerçekleştirildiğine dair somut delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, dosya kapsamından yalnızca şüphelilerin beyanlarına başvurulduğu, şikayet dilekçesinde müşteki vasisince tanık deliline de dayanıldığı ve isimlerinin bildirileceğinin belirtildiği, ayrıca müştekinin ileri yaş ve akıl zayıflığı nedeniyle muhakemesinin sağlıklı olmadığının iddia edildiğinin anlaşılması karşısında, müşteki tarafa tanıklarını bildirmek üzere süre verilerek, bildirilmesi halinde dinlenmesi, müştekiye ait sağlık kayıtlarının celbi ile müştekinin tam ehliyetli olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan sağlık raporu aldırılması ve müştekinin tam ehliyetli olmadığının anlaşılması durumunda sonucuna göre, evliliğin iptalinin de söz konusu olabileceği gözetilerek, şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Somut olayda, şikâyetçi vekilinin 16.04.2021 tarihli dilekçede, şikâyetçinin ileri yaşta olduğunu, akıl zayıflığının bulunduğunu, bu nedenle vesayet altına alındığını, bakıma muhtaç olan şikâyetçinin kendisine bakması için şüpheli ... ile anlaştığını, şikâyetçi ile şüpheli Berna'nın bir müddet sonra evlendiklerini, daha sonra aralarında anlaşmazlık çıktığını, birbirlerini darp ettiklerini, evlilik olayından haberi olmayan ve Almanya'da yaşayan şikâyetçinin oğluna durumun bildirilmesi üzerine yapılan araştırmada, karekod ile şikâyetçinin hesabından 18.000,00 Türk Lirasının çekilerek şüpheli ...'e verildiğini, yine şikâyetçi adına kayıtlı işyerinin şüpheli Berna'ya satış şeklinde gösterilerek devredildiğini, şikâyetçinin bir süreliğine Almanya'ya gittiği dönemde, evde bulunan bazı değerli eşyaların şüpheli Berna ve şüphelinin kız kardeşi olan ... ile annesi olan ... tarafından çalındığını belirterek şikâyetçi olduğu, yapılan soruşturma sonucunda, yapılan işlemlerin şikâyetçinin iradesi sakatlanmak suretiyle gerçekleştirildiğine dair somut delil elde edilemediğinden bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; ancak dosya kapsamında yalnızca şüphelilerin beyanlarına başvurulduğu, dosya kapsamı itibarıyla herhangi bir tanık olup olmadığının araştırılması ve sonucunda beyanlarının alınması cihetine gidilmesi gerektiği, şikâyetçinin yaşı nedeniyle akıl zayıflığının bulunduğunun belirtilmesi karşısında, şikâyetçinin akıl sağlığının yerinde ve tam ehliyetli olup olmadığının tespiti, ayrıca sonucuna göre evliliğin ve iddia konusu olan diğer işlemlerin geçerli olup olmadığının takdiri bakımından, Adli Tıp Kurumundan heyet raporu aldırılması, yine 18.000,00 Türk Lirasının ne suretle şikâyetçinin hesabından alındığı konusunda araştırma yapılmasının gerektiği anlaşılmakla; bu itibarla toplanacak deliller ile yapılacak araştırma sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesi kararı yerine itirazın reddine dair kararın verildiği İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.01.2022 tarihli ve 2021/8035 D.İş sayılı kararı hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 14.01.2022 tarihli ve 2021/8035 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:33