Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/17385
2024/6920
2 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/3489 E., 2019/55 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık müdafiine gerekçeli kararın 20.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve anılan müdafiin kararı temyiz etmediği, sanığın 01.11.2019 ve 08.11.2019 tarihli dilekçeleri ile hükmü temyiz ettiği, her ne kadar 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil vasıtası ile takip edilen işlerde, sanığa yeniden karar tebliği gerekmediği belirtilmiş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararında “Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13. maddesi ve CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son cümlesi ile CMK'nın 35. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafi ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir.” şeklindeki kabul ve ilkeler göz önüne alındığında, gerekçeli kararın sanığa da tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmediği, sanığın 01.11.2019 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle bu dilekçesi üzerine İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek sanığın 01.11.2019 ve 08.11.2019 tarihli temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/3489 Esas, 2019/555 Karar sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, temyiz edilmeden kesinleşme işlemleri yapıldıktan sonra sanığın 01.11.2019 tarihli dilekçesi üzerine ilk derece mahkemesince 04.11.2019 tarihli ek karar ile talebin reddine karar verildiği, bu kararın tebliği üzerine sanığın 08.11.2019 tarihli dilekçesi ile itiraz yolunun açılmasına ilişkin ilk derece mahkemesine dilekçe sunduğu, işbu talebin Bölge Adliye Mahkemesince sehven başka esasa kaydedilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun dairemizin 26.02.2019 tarihli ve 2018/3489 Esas, 2019/555 Karar sayılı kararına karşı temyiz başvurusu niteliğinde olduğu belirlenerek 03.12.2019 tarihli ve 2019/3523 Esas, 2019/3166 Karar sayılı dosyası yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, temyize konu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesininin 26.02.2019 tarihli ve 2018/3489 Esas, 2019/555 Karar sayılı kararının olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, hükmün yüzüne okunmadığına, cezanın üst sınırdan verildiğine ve tarafının bilgilendirilmediğine, mağdur olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2 h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezaların alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması ve müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği halde sanığın savunmasının müdafiisi hazır edilmeden alınıp yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1 h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 a maddesi uyarınca gereği için dosyanın İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33