Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
2. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7346
2023/365
8 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı CMUK'nun 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.10.2015 tarihli, Esas No:2015/13016, İddianame No:2015/12063 sayılı iddianamesi ile, Mahkemenin kabulünde yer aldığı şekildeki anlatımla, sanığın TCK'nın 142/2 h, 143, 151/1, 53/1, 54/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2015/623 Esas, 2016/663 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, TCK'nın 142/2 h, 143, 62, 53/1, 58, 151/1, 62, 53/1, 58. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis ve 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin süresi içerisinde verdiği 14.07.2016 hakim havale tarihli dilekçesine göre temyiz isteği özetle; sanığın tüm suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verildiği, sanığın suçu işlediğine dair kanaat uyandıracak bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, sanığın samimi olarak kan lekesinin nasıl düşmüş olabileceğini anlattığı, ifadesini destekleyen tanık ...'nün sanığın masum olduğunu sübuta erdirecek beyanlarda bulunduğu, bu tanığın ifadesinin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, verilen cezanın paraya çevrilmemesi, ertelenmemesinin hukuka aykırı olduğu, sanık lehine CMK'nın 231. maddesinin tatbik edilmemesi nedeniyle de kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan, 16.10.2014 günü saat 22:00 sıralarında ... plaka sayılı otomobilini sokak üzerine kilitleyerek park etmiş, 17.10.2014 günü saat 08:30 sıralarında aracının yanına gittiğinde aracının sol arka camının kırık olduğunu, bagajda bulunan iki adet çanta, bir adet 3.500,00 Euro değerinde senet ve çeşitli belgelerin çalındığını tespit etmiş, 350.000,00 TL'lik alacağından da senetleri çalındığı için vazgeçmek zorunda kalmış, kovuşturma aşamasında ibraz ettiği dilekçesinde zararının telafi edilmesinin imkansız olduğunu belirtmiş, duruşmada ise 50.000,00 TL zararının olduğunu, kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunmadığını belirtmiştir.
2.Aracın sol ön koltuk üzerinde kana benzer kırmızı lekenin bulunduğu tespit edilmesi üzerine, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 17.10.2014 tarihli, 2014/1514 D.İş. sayılı kararı ile, kan lekesi üzerinde moleküler ve genetik inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
3.Emniyet Genel Müdürlüğü ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 12.11.2014 tarihli 2014/9358 sayılı uzmanlık raporunda, "... plaka sayılı otonun sol ön koltuk üzerinden transfer edildiği belirtilen kan lekesi üzerinde belirlenen genotip özelliklerin, başka bir dosyada kan örnekleri incelenen sanığın genotip özellikleri ile uyumlu olduğu" tespit edilmiştir.
4.Sanık savunmasında, gece saat 23:00 sıralarında arkadaşı ile tartıştığını, elini o sırada oradaki aracın camına vurduğunu, hırsızlık yapmadığını söylemiştir.
- Tanık olarak dinlenen ... , "Sanığın çocukluk arkadaşı olduğunu, o gün akşam geç bir saatte alkol aldıklarını, belli bir sebepten dolayı tartıştıklarını, sanığın yanından yürüyerek çıkıp gittiğini, peşinden koşup arabayı aldığını, sonra konuşarak anlaşmaya çalıştıklarını, o süre zarfında biraz yol kat ettiklerini, sanığın arabadan indiğini, sanığa gel konuşarak hallederiz dediğini, sanığın bir arabanın camına vurarak git buradan dediğini, sonra sanığın eline baktığında bileğinin kesildiğini, arabadan inerek sanığı bulunduğu araca bindirip evine götürdüğünü, önemsenmeyecek bir yara olduğundan doktora götürmediğini, sanığın kesinlikle arabanın içine girmediğini, hangi cama yumruk attığını hatırlamadığını, büyük bir ihtimalle sağ arka cam olması gerektiğini" söylemiştir.
6.Mahkemece sanık ve tanığın beyanları hayatın olağan akışına aykırı görülerek, savunmaya itibar edilmemiştir.
7.Sanık, 16.02.2016 tarihli duruşmada, araçta meydana gelen zararı giderebileceğini söylemiş ise de karar tarihine kadar zararı gidermemiştir.
8.Sanığın adli sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir, mükerrir olan sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanmıştır.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, oluş, dava dosyası kapsamı, sanık ve tanığın hayatın olağan akışına uygun düşmeyen beyanları ve sanık hakkındaki genotip inceleme raporu karşısında sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51/1. maddesinde yer alan "(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl ve daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelelenebilir ...erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,... gerekir" şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda hırsızlık suçundan sanığın 2 yıldan fazla hapis cezası ile cezalandırılmış olması ve kasıtlı bir suçtan 3 aydan fazla hapis cezası ile mahkûmiyetinin bulunması karşısında Mahkemece, takdiren değil, kanunen erteleme müessesesinin uygulanmasına engel bulunduğu, kaldı ki bu durumun Mahkemece değerlendirildiği ve "Sanığa verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ulgulanmasına yer olmadığı" şeklindeki gerekçeye istinaden erteleme ve seçenek yaptırımlara çevrilmesine takdiren yer olmadığına karar verildiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı Kanun'un 50/1. maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;" şeklindeki subjektif kriterlerin somut olayda bulunması karşısında hâkime, kısa süreli hapis cezasının, aynı maddede belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesi konusunda takdir hakkı tanıdığı nazara alındığında, sanığın, gerek dava dosyasında mevcut gerekse UYAP ortamından temin olunan güncel adlî sicil kaydına göre kasıtlı suçlardan mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın tekerrüre esas mahkûmiyetinin bulunduğunun saptanmış olması karşısında hükümde bu yönü ile de hukuka aykırılık bulunmamış, Mahkemece mala zarar verme suçu bakımından "...sanık hakkında seçenek cezalardan hapis cezasının seçilmesi ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edildiği" gerekçesiyle hükmolunan netice cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesi kapsamında seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın, yerinde ve kanunî bir gerekçeye dayandığı tespit edilmiş, 5271 sayılı Kanun’un 231/6 a maddesine göre; “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tatbiki yönünden aranan kanunî bir koşul olması karşısında, somut olayda sanığın, kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunması karşısında Mahkemece, takdiren değil, kanunen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel bulunduğu, kaldı ki bu durumun Mahkemece değerlendirildiği ve "... sanığın evvelce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğu anlaşıldığından " şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2015/623 Esas, 2016/663 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:35:27