Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/14709

Karar No

2023/115

Karar Tarihi

12 Ocak 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Muhafaza görevini kötüye kullanma

HÜKÜM: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/492 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ve son cümlesi, 52 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 ay 15 gün hapis,1000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli ve 2015/492 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 22/02/2021 tarihli ve 2020/28044 Esas, 2021/3210 Karar sayılı kararıyla; "7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK'na eklenen geçici 5/1 d maddesi ile 01.01.2020 tarihi itibariyle hükme bağlanmış dosyalarda basit yargılama usulü uygulanmaz düzenlemesi getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli kararıyla bu düzenlemenin iptal edilmiş olması karşısında TCK’nın 7. maddesi ile birlikte yapılan değerlendirmede, CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren, TCK’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda,

... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21/04/2022 tarihli ve2021/835 Esas, 2022/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ve son cümlesi, 52 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 ay 15 gün hapis,1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz sebepleri;

a) Suç işleme kastının bulunmadığına,

b) Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca erteleme müessesesinin uygulanması,

c) Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdiri indirim nedeni uygulanmasına, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Kaçakçılık suçundan el konulan araç sanığa yediemin olarak teslim edildiği, müsadere kararının kesinleşmesi üzerine istendiğinde teslim etmediği anlaşılmıştır.

  2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı inkâr ettiği belirlenmiştir.

  3. Katılan her aşamada istikrarlı beyanlarda bulunmuştur.

  4. Sanığın, güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

  5. Mahkemece, Yargıtay bozma ilâmına uyularak gereğinin yerine getirildiği saptanmıştır.

IV. GEREKÇE

  1. Sanık müdafinin, suç işleme kastının bulunmadığına ilişkin temyiz sebepleri yönünden; suçta kullanılan ve kendisine teslim edilen aracı iade etmesi istendiğinde söz konusu aracın çalındığını beyan ettiği bu durumu ilgili makamlara bildirmediği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  2. Sanık müdafinin, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelemeye ilişkin temyiz sebepleri yönünden; 5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde;

“... erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

...

Gerekir.”

Şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.

Somut olayda sanığın, kasıtlı bir suçtan 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetinin bulunması karşısında Mahkemece, takdiren değil, kanunen erteleme müessesesinin uygulanmasına engel bulunduğu, kaldı ki bu durumun Mahkemece değerlendirildiği ve "Sanığın tekerrüre esas sabıkalı kişiliği..." şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile erteleme kurumunun uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  1. Sanık müdafiinin, sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden; cezanın hafifletilmesi sonucunu doğuran takdirî indirim nedenleri kanunî dayanağını, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinden almaktadır. Mezkûr hükmün birinci fıkrasına göre;

"Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir."

Şeklinde kaleme alınmıştır.

Yukarıda zikredilen hükmün ikinci fıkrası, Mahkemenin takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verirken göz önünde bulundurulması gereken kıstasları, bir diğer ifadeyle takdirin şekillenmesinde rol alacak kriterleri belirler. Buna göre;

"Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir."

İlgili düzenleme incelendiğinde;

a) Failin geçmişi; sanığın suç işleme eğilimi olup olmadığını,

b) Sosyal ilişkileri; failin düzenli bir sosyo ekonomik statüsünün bulunup bulunmadığını,

c) Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları; fiilden sonraki davranışları ile hakkındaki soruşturmayı sürüncemede ya da neticesiz bırakma çabası içinde olup olmadığını ve yargılama sürecinde suçun ortaya çıkmasına yardımcı olup olmadığını,

d) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri; yargılama neticesinde hükmolunacak sonuç ceza miktarının, cezanın caydırıcılığı yönünden fail üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmayacağını,

İfade eder.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3 4 Esas, 1976/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesini hüküm altına alan kanun koyucu, hâkime takdirî indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında hâkimin bu yetkisini kısıtlamaktan özenle kaçınmış ve bu tavrını 5237 sayılı Kanun'da da devam ettirmiştir. Nitekim, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında takdirî indirim nedenleri sıralandıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdirî indirim nedenlerinin ilgili maddede sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtildiği açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar" uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 sayılı Kanun'un, takdirî indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2012 tarihli ve 2011/4 277 Esas, 2012 4 Karar sayılı kararı) O hâlde takdiri indirim nedeni uygulama/uygulamama yetkisi Mahkemenin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi, sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yasal ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.

Bu tespitler kapsamında somut olay incelendiğinde öncelikle, kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun'un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.

Sanığın kişiliğinin tespiti amacıyla dikkate almaya değer olan adlî sicil kaydının gerek dava dosyasında bulunan sureti gerekse Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kayıtlarından güncel suretinin incelenmesi neticesinde, tekerrüre esas teşkil eden sabıkalarının bulunduğu, üzerine atılı suçlamayı inkâr ederek maddî gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmadığı, Mahkemece de "Sanığın tekerrüre esas sabıkalı geçmişi" şeklindeki kanunî bir gerekçeye istinaden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdiri indirim nedeni uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21/04/2022 tarihli ve 2021/835 Esas, 2022/225 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartemyizhukukîincelenenkullanmasüreçkararınolgularmuhafazav.onanmasınakötüyegerekçesebepleritevdiinegörevini

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:36

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim