Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

2. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/23528

Karar No

2022/19794

Karar Tarihi

28 Kasım 2022

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin 18.01.2021 tarihli dilekçesindeki anlatımından eski hale getirme, temyiz ve infazın ertelenmesi istemlerinde bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı CMK’nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olması nedeniyle, Ulus Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli ek kararındaki eski hale getirme talebinin reddine ilişkin kararı ile bu ek karara itiraz üzerine Bartın Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2021 tarihli ve 2021/168 D. İş. sayılı karardaki eski hale getirme istemi ile ilgili itirazın kabulüne ilişkin kararının yok hükmünde olduğu; sanığın yokluğunda verilen 19.04.2016 tarihli kararın, sorgusu sırasında mahkemeye bildirdiği bilinen son adresine tebliğe çıkartıldığı, ancak bu adreste tanınmadığından bahisle tebliğ edilemeden 17.05.2016 tarihinde iade edilmesinden sonra MERNİS adresi de bulunmadığı belirtilerek aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca 30.05.2016 tarihinde yapılan tebligattan sonra temyize konu mahkumiyet hükümlerinin temyiz edilmeden kesinleştiği belirtilerek kesinleştirme işlemleri yapılmış ise de; Tebligat Kanunu’nun 35/2. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için, daha önce aynı adrese Kanun’un gösterdiği usullere uygun bir tebligat yapılmış olması ve muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi gerektiği, aksi halde aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda Tebligat Kanunu’nun 28. maddesinde ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 48. maddesinde belirtilen yöntem izlenmek suretiyle ilanen tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığa daha önce usulüne uygun herhangi bir tebliğ yapılmamış olan anılan adreste Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu ve geçerli bir tebliğ işleminin sonuçlarını doğurmayacağı anlaşılmakla; sanık müdafiinin eski hale getirme isteminin kabulüyle öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1 Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan duruşmaya toplanan delilere, gerekçeye hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

2 Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

5237 sayılı TCK’nın “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.” şeklinde olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9 542 Esas – 2014/ 153 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmünün uygulanacağı, bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmünün uygulanacağı, suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerektiği, iftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40. maddesinin birinci fıkrasının ise; “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir” hükmünü içerdiği, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen suç arasındaki farkın, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığına dair olduğu, kamu görevlisinin görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde TCK’nın 206. maddesinin uygulanacağı, ancak resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevlisince kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için sorulması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması ya da kimlik veya adresle ilgili bilgi vermekten kaçınılması halinde, ilgili hakkında Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 30/12/2011 tarihinde emniyet görevlileri tarafından yapılan mutad uygulama sırasında kimliği sorulan sanık ...’un, ağabeyi ...’a ait sahte kimliği kendi kimliğiymiş gibi kolluğa verdiği ve akabinde emniyet görevlilerince ibraz edilen bu kimlik bilgilerine göre yapılan sorgulama sonucu olumsuz bir duruma rastlanmaması üzerine sanık hakkında o an için bir işlem yapılmadığı, sonradan sanığın temyize konu suçları işlediği anlaşılarak sanık hakkında soruşturmaya başlandığı, yani sanığın ağabeyi ...’a ait sahte kimliği kendi kimliğiymiş gibi kolluğa verdiğinde hakkında yürütülen bir soruşturma bulunmadığı, buna göre sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesine uyduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2 c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 30.12.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK’nın 322. ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

3 Sanık hakkında hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

İddianamede, sanık hakkında üzerine atılı üç hırsızlık eylemiyle ilgili olarak da 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, sanığa üzerine atılı hırsızlık suçlarında ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilerek 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

ihlalivermebaşkasınahırsızlıkveyabilgilerininmahkumiyetkimlikcezasıyeridokunulmazlığınınmalaonanmasınamerniszararolmadığınakullanılmasıidariaitverilmesinebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:00:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim