Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/11892

Karar No

2023/3995

Karar Tarihi

6 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İcra Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2019/894 (E) ve 2022/267 (K)

SUÇ: Sermaye şirketinin iflasını istememek, Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek

HÜKÜM: Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Müştekinin 26.01.2016 havale tarihli dilekçesi ile; Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2015/2491 Esas sayılı dosyası ile dosya borçlusu ...Halıcılık Tasarım ... Malzemeleri İnşaat Gıda Nak. San. Tic. Limited Şirketine karşı icra takibi yapıldığını, takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun Kayseri Ticaret Odasına bildirmiş olduğu Küçük Mustafa Mah., Tuğrul Sok., Mercan Apartmanı, No:6/A, Melikgazi/Kayseri adresine 27.10.2015 tarihinde hacze gidildiğini, adreste borçlu şirket ve borçluya ait mal bulunamadığını, icra dosyaları üzerinden yapılan sorgulamalarda borçluya ait borcu karşılayacak malının bulunamadığını, borçlunun ticareti terk etmiş olduğunu ve borçlunun mevcudunun borçlarını karşılamamakta olduğunu belirterek, sanıklar hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek ve ticareti

usulüne aykırı terk etmek suçlarından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 337/a ve 345/a ıncı maddeleri gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

2.Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli kararı ile ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanıklar hakkında unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmiştir.

3.Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2019/2295 Esas, 2019/6306 Karar sayılı kararı ile "Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek suçu yönünden yapılan değerlendirmede; öncelikle borçlu şirketin şikayet tarihini kapsar şekilde en son verilen vergi beyanname örnekleri getirtilerek incelenip, yapılan zabıta araştırması ile birlikte delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi ve bunun yanısıra; sermaye Şirketinin İflasını İstememe suçu yönünden yapılan değerlendirmede; şikayetçi vekilinin sermaye şirketinin iflasını istememe suçuna ilişkin sanıkların cezalandırılmalarına yönelik talebiyle ilgili mahkemece işin esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemesi,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli kararı ile sanıklar hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek ve sermaye şirketinin iflasını istememek suçlarından ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Müşteki vekilinin temyiz isteği, borçlu şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, sanıkların üzerlerine atılı ticareti terk suçunu işledikleri sabit olmasına rağmen yerel mahkemece sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, yerel mahkemece İİK'nın 44 üncü maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya borçlusu ...Halıcılık Tasarım ... Malzemeleri İnşaat Gıda Nak. San. Tic. Ltd. Şti'nin yetkililerinin ... ve ... olduğu, borçlu şirketin ticareti terk ettiği ve sanıkların ticareti terk suçundan cezalandırılması için şikayette bulunulmuş olmasına rağmen mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde beraat kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, iflas istememe suçuna ilişkin olarak da, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca vergi dairesinden gelen vergi beyannameleri dikkate alınarak borçlu şirketin kâr ettiği şeklinde tespitte bulunulduğu, borçlu şirketin banka hesapları da dikkate alınarak icra dosyalarındaki borçları da şirket pasifine dahil edilerek bir rapor tanzim edilmemiş olduğu, bilirkişi raporuna itirazların mahkemece dikkate alınmadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda 2017 2018 2019 ticari defterlerinin bulunamadığının ifade edildiği, 2018 yılında şirketin kar ettiği şeklinde görüş bildirildiği ancak şikayet tarihinin 26.01.2016 olduğu ve bu tarih itibariyle suçun oluşup oluşmadığının tespitinin gerektiği, mahkemece şikayet tarihi itibari ile suçun oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekirken denetime elverişli olmayan rapora dayanılarak sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Yargıtay içtihatları ile, ticari defterler temin edilemese de borçlu hakkındaki icra dosyaları, banka hesapları, bilançolar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğine hükmedildiği, mahkemece suç tarihi itibari ile inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Dava konusu olay, alacaklı tarafından yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı, şirketin mevcudunun borçlarını karşılamaya yeterli olmadığı halde iflasını istemediği ve ticaretin usulüne aykırı olarak terk edildiği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE

A. Sanıklar Hakkında Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;

1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.12.2021 tarihli, 2021/12.HD 200 Esas ve 2021/669 Karar sayılı içtihatı ile Dairemizin 22.12.2020 tarihli 2020/8057 Esas ve 2020/11132 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; İcra ve İflas Kanunu'nun 44. maddesi; “Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilânlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mûtad ve münasip vasıtalarla ilân olunur" diyerek ilan etme ve ilan masraflarını da; ödeme yükümlülüğünü yüklemiştir.

Yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK'nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;

1 İİK 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,

2 Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,

3 Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,

4 Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesi ile diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi ...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı ve eylemden dolayı o müştekinin zarar görmüş olmasının gerektiği belirtilmiştir.

İİK'nın 337/a maddesi ile yaptırıma bağlanan eylem, tacirin ticareti terk etmesi değil, 44 ncü maddesine göre terk keyfiyetini 15 günlük süre içinde kayıtlı bulunduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmamasıdır.

Hâl böyle olunca, ticaret şirketlerinin ticareti terk edip edemeyecekleri ve buna bağlı olarak İİK'nın 44. maddesi gereğince mal beyanı vermelerinin zorunlu olup olmayacağının irdelenmesi gerekmektedir.

6102 sayılı TTK'nın 124. maddesinin birinci fıkrasında ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğunu, ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketlerin şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin sermaye şirketi sayıldığı belirtilmiştir.

6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerde tasfiyeyi düzenleyen 643. maddesindeki; "Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır" şeklindeki hükmü gereğince limited şirketlerin tasfiye usulünün incelenmesinde; 6102 sayılı TTK’nın Anonim Şirketlerde Sona Erme ve Tasfiyeyi düzenleyen 10. Bölümünde "Sona Erme Sebepleri" başlığı altında “Genel Sona Erme Sebepleri” ve “Özel Sona Erme Sebepleri” olmak üzere iki başlık altında sona erme sebepleri açıklanmıştır.

Anılan Yasa hükümlerine göre tasfiye sürecini kısaca özetlemek gerekirse, tasfiye memurları infisah

hâlindeki şirketin tüm aktif ve pasifinde bulunan mallarını ortaya çıkaracak, buna ilişkin olarak hazırladığı bilânçoyu onaylattıktan sonra varsa şirketin alacaklarını tahsil edecek; aktifinde mevcut malları satıp paraya çevirecek, sonra alacaklılara şirketin borcunu ödeyecek, artan bir para varsa mukaveledeki pay durumuna göre ortaklara ödeyecek, buna ilişkin bilânço örneği ile birlikte terkin (silinme) işlemini yaptırmak üzere ticaret sicil memuruna bir dilekçe ile başvurarak terkin işlemini gerçekleştirecektir. Tasfiye sırasında şirketin aktifindeki bütün mallar satılıp paraya çevrildiği, bununla ortaklığın borçlarının ödendiği ve varsa artan paranın payları oranında ortaklarına dağıtıldığı bilânçoda gösterildiğine ve ortada mevcut bir mal varlığı da bulunmadığına göre, mal beyanında bulunmasını gerektirecek bir durum da bulunmayacaktır.

TTK'nın “Genel Sona Erme Sebepleri” ni düzenleyen 529. maddesinde;

(1) Anonim şirket;

a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,

b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,

c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,

d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla,

e) İflasına karar verilmesiyle,

f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer. Şeklinde, genel sona erme sebepleri sayılmıştır.

TTK'nın “Özel Sona Erme Sebepleri” ni düzenleyen 530. maddesinde; Organların Eksikliği ve Haklı nedenle fesih şeklinde, özel sona erme sebepleri sayılmıştır.

TTK'nın 533. maddesinin 1. fırkasında;“Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır. Sona erme ile tasfiye süreci başlamaktadır. ”şeklinde, Kanundaki istisnalar saklı olmakla birlikte, sona eren şirketin sona erme ile tasfiye sürecinin başladığı açıkça ifade edilmiştir.

TTK'nın “Tasfiye ve Sona Erme” üst başlığı altında düzenlenen “Sonuçlar” başlıklı 533. maddesinde;

(1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.

(2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını "tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır. Şeklindeki düzenleme ile tasfiye halindeki şirketin pay sahipleriyle olan ilişkileri de dahil, tasfiye sonuna kadar şirketin tüzel kişiliğini koruduğu ve unvanına “tasfiye halinde" ibaresi ekleneceği, organların yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olacağı açıkça ifade edilmiştir. Anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; tasfiye sırasında tüzel kişilik devam eder. Ortaklık amacı kendiliğinden tasfiye amacına dönüşür. Ortaklık bu amaçtan dolayı kural olarak yeni işlem ve faaliyetlere girişemez.

Tasfiye ilkelerini bünyesinde barındıran bir diğer madde olan TTK'nın “Şirket Organlarının Durumu” başlıklı 535. maddesinde;

(I) Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.

(2)Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafindan toplantıya çağrılır. Şeklindeki düzenleme ile şirketin tasfiye haline girmesi ile organların görev ve yetkilerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye

memurlarınca yapılamayan işlere özgüleneceği, tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere Genel Kurulun tasfiye memurları tarafından toplantıya çağırılacağı açıkça ifade edilmiştir. Anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; Tasfiye sırasında organlar varlıklarını sürdürmeye devam eder. Ancak organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için sınırlı olmakla birlikte tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlı hale gelir.

Bununla birlikte, 15.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun’un 69. maddesiyle 6102 sayılı TTK’nın 545. maddesine “Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmünü içeren ikinci fıkra eklenmiştir.

Maddeden anlaşılacağı üzere ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında İİK’nın 44 üncü maddesi uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü kalmadığından, mal beyanında bulunmadığından bahisle İİK’nın 337/a maddesi ile cezalandırılması mümkün olamayacaktır.

Nitekim madde gerekçesinde, “2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 44. maddesinde; ticareti terk eden bir tacirin onbeş gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecbur olduğu, bu durumun ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde ilan olunacağı kuralına yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 44. maddesinde belirtilen ticareti terk eden tacirin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösterecek nitelikteki mal beyannamesi ticaret sicili müdürlüklerince yalnızca ticareti terk eden hakiki şahıslardan alınmakta olup, sermaye şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerden böyle bir beyanname alınmamaktadır. Nitekim TTK'nın 540. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasfiye memurları şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelemekte, gerekirse şirket mallarına değer biçmek adına uzmanlara başvurarak şirket mal varlığına ilişkin durumu gösteren bir envanter ile bilanço düzenlemekte ve genel kurulun onayına sunmakta, yine 541. madde uyarınca alacaklılara gerekli çağrılarda bulunmaktadır.

Diğer taraftan, sermaye şirketleri bakımından ticaretin terk edilmesinden ne anlaşılması gerektiği de açık değildir. Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesidir. Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanının verilmesi fiilen mümkün değildir. Nitekim tasfiye sürecinde şirketin aktifleri ile pasifleri tasfiye edilmekte, şirket alacakları tahsil edilmekte ve borçları ödenmektedir. Ayrıca, ticaret sicili kaydı silinen bir şirketin varlığından artık bahsedilemeyeceğinden ve buna bağlı olarak şirketin işlem tesis etme ehliyeti kalmayacağından, silinme sonrasında mal beyanında bulunması da fiilen mümkün değildir. Ticareti terk ile kastedilenin silinme tarihinden daha önce gerçekleşen bir durum olduğunu kabul ettiğimiz takdirde de; tasfiye memurlarınca tasfiye başlangıcında ilk envanter ile bilanço çıkarılacağından, bir kez de mal beyanında bulunulması, aynı işlemin birden çok yapılması anlamına gelecektir. Bu zaman ve emek kaybını doğuracaktır. Nitekim tasfiye memurlarının yapılan işlemler bakımından hukuki ve cezai sorumlulukları da bulunmaktadır.

Buna paralel olarak Ticaret Sicili Yönetmeliğinin Üçüncü Kısım’da Ticari İşletmelerin Tescili başlığı altında Birinci Bölüm’de “Gerçek Kişilere Ait Ticari İşletmeler incelenmiş ve bu bölümün “Kaydın silinmesi” başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasında, “Gerçek kişiye ait ticari işletmenin, faaliyetine son verilmesi ya da başka bir gerçek veya tüzel kişiye devredilmesi halinde onbeş gün içerisinde ticaret

unvanının silinmesi için ticari işletmenin sahibi tarafından müdürlüğe başvurulur.”, dördüncü fıkrasında ise, “Ticareti terk eden tacir 2004 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre terk dilekçesi ile birlikte mal beyanını da müdürlüğe vermek zorundadır.” düzenlemesi ile de sadece gerçek kişi tacirlere ticari faaliyetine son vermeleri hâlinde mal beyanında bulunma yükümlülüğü verilmektedir.

12.12.2019 tarihli ve 30976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11.12.2019 tarihli ve 1819 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği bölümüne eklenen Ticaret Sicili Yönetmeliğinin dördüncü kısım birinci bölümde Ticaret Şirketlerinin Tescilini düzenleyen 64. madde ile vd. maddeleri şu şekildedir;

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin " Sona erme ve tasfiye" başlıklı 66. maddesinde;

(1)Şirketin sona ermesine ilişkin tescil başvurusunda aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir.

a) Sona erme ortaklar kurulu kararına dayanıyorsa bu kararın noter onaylı örneği.

b) Sona erme başka bir sebepten ileri geliyorsa, bunu kanıtlayan belgenin onaylı örneği.

c)Tasfiye memurlarının noter huzurunda düzenlenmiş, "Tasfiye halinde" ibaresi eklenmiş ve ticaret unvanı altına atılmış imza beyannamesi.

ç)Tasfiye memurlarının ortaklar dışından seçilmesi halinde görevi kabul ettiğine ilişkin imzalı belge.

d)Şirket sözleşmesinde alacaklıların davetine ilişkin hüküm bulunması halinde buna uygun olarak yapılan tasfiye memurlarınca hazırlanmış, alacaklıların davetinin yapıldığına ilişkin belge.

(2) Tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silmede aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir:

a) Tasfiye memurlarınca son bilançonun ortaklara tebliğ edildiğine ilişkin belge.

b)Ortakların son bilançonun onayına ilişkin kararı veya mahkemeye itirazda bulunmayacaklarına dair yazılı beyanı.

c) Son bilanço.

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin "Tescil" başlıklı 67. maddesinde;

(1) Sona eren şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir:

a) Şirketin sona erdiği ve tasfiyeye girdiği.

b) Ticaret unvanına Tasfiye halinde" ibaresinin eklendiği.

c) Sona ermenin sebebi ile bunu kanıtlayan belge veya kararın tarih ve sayısı.

ç) Tasfiye memurlarının adı ve soyadı, yerleşim yeri ve kimlk numarası.

d)Tasfiye işlemlerinin şirket merkezi dışında başka bir adreste yürütülmesi

(2) Tasfiyesi tamamlanan şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir:

a) Tasfiyenin tamamlandığı.

b) Ticaret unvanının silindiği.

Ticaret Sicil Yönetmeliğinin Sona Erme, Tasfiye, Tasfiyeden Dönme ve Ek Tasfiye Uygulanacak hükümler başlıklı 104. maddesindeki; "Anonim şirketlerin sona ermelerine, tasfiyelerine, ek tasfiyelerine ve tasfiyeden dönmelerine ilişkin 86 ila 89 uncu madde hükümleri limited şirketlere de uygulanır." şeklindeki düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde sermaye şirketlerinin İİK 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesi anlamına gelmekte olup, kaydın silinmesinden önce tasfiye sürecinin başlaması gerekmekte, bu

kapsamda şirketin aktif ve pasifleri belirlenmekte, varsa mal varlığının değeri saptanmakta, aktif mal varlığı satılarak borçları ödenmekte, kalan bir para olduğu takdirde hissesi oranında ortaklarına dağıtılmakta, buna ilişkin hazırlanan bilanço ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne başvurularak şirketin kayıtlardan silinmesi (terkini) sağlanmaktadır. Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesi fiilen mümkün olamayacağından, mal beyanında bulunmadığından bahisle mahkûmiyetine karar verilmesi Kanuna aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle, İİK’nın 44 ncü maddesindeki mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı anlaşılmaktadır.

2.Sanıkların borçlu şirket ...Halıcılık Tasarım ... Malzemeleri İnşaat Gıda Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'ni temsile yetkili oldukları ve sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3.Müşteki vekilinin, borçlu şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, sanıkların üzerlerine atılı ticareti terk suçunu işledikleri sabit olmasına rağmen yerel mahkemece sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, yerel mahkemece İİK'nın 44 üncü maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya borçlusu ...Halıcılık Tasarım ... Malzemeleri İnşaat Gıda Nak. San. Tic. Ltd. Şti'nin yetkililerinin ... ve ... olduğu, borçlu şirketin ticareti terk ettiği ve sanıkların ticareti terk suçundan cezalandırılması için şikayette bulunulmuş olmasına rağmen mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde beraat kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın bozulmasına ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

  1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B.Sanıklar Hakkında Sermaye Şirketinin İflasını İstememek Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre;

1.İİK'nın 345/a ıncı maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun'un 179 ve TTK’nın 376 ıncı maddesinde öngörülen koşullarda şikayet tarihi itibariyle şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesini müteakip, şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Borçlu şirkete ait tüm ticari defterler ile ticari defterlerin yanısıra banka hesapları üzerinde inceleme yapılması, ayrıca borçlu şirket hakkında kesinleşmiş icra takibi olup olmadığı hususu da araştırılarak, borçlu şirket hakkındaki kesinleşmiş icra takip dosyalarında bunlarla belirlenecek mevcut borçlar ile borçlu şirkete ait vergi borçları, SGK borçları da dikkate alınarak şirketin pasifine eklenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, şikayet tarihi itibariyle şirket hakkında iflas şartlarının oluşup

oluşmadığının bilirkişi raporu ile kesin olarak tespit edilmesi gerekir.

2.Somut olayda; borçlu şirkete ait ticari defterlerin temin edilmesi suretiyle, borçlu şirkete ait tüm ticari defterler ile ticari defterlerin yanısıra banka hesapları üzerinde inceleme yapılması, ayrıca borçlu şirket hakkında kesinleşmiş icra takibi olup olmadığı hususu da araştırılarak, borçlu şirket hakkındaki kesinleşmiş icra takip dosyalarında bunlarla belirlenecek mevcut borçlar ile borçlu şirkete ait vergi borçları, SGK borçları da dikkate alınarak şirketin pasifine eklenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, şikayet tarihi olan 26.01.2016 tarihi itibariyle şirket hakkında iflas şartlarının oluşup oluşmadığının bilirkişi raporu ile kesin olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

A.Sanıklar Hakkında Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;

Gerekçe bölümünün (a) bendinde açıklanan nedenle Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2019/894 Esas, 2022/267 Karar sayılı kararında müşteki vekilince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden müşteki vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanıklar Hakkında Sermaye Şirketinin İflasını İstememek Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;

Gerekçe bölümünün (b) bendinde açıklanan nedenle Kayseri 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 06.07.2022 tarihli ve 2019/894 Esas, 2022/267 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.06.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararv.süreçistememeksermayeticaretietmektemyiztevdiineusulüneterkhukukîolgularonanmasınasebeplerigerekçebozulmasınaiflasınıaykırışirketinin

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:54:28

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim