Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/10640
2023/3192
9 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ödeme emri tebligat işleminin usulsüz olduğuna ve borca itiraza dair uyuşmazlıktan dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ...'ın usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine, borca itiraz ve şikayetlerinin reddine, davacı ...Tarım Ürünleri Yatırım Dış Tic. A.Ş.'nin usulsüz tebliğ şikayetinin reddi ile borca itiraz ve şikayetlerinin süreden reddine karar verilmiştir.
Kararın hem şikayetçi borçlu hem de alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlular ve katılma yoluyla şikayet edilen alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi borçlular şikayet dilekçelerinde; ödeme emirlerinin usulsüz tebliğ edildiğini, kaldı ki takibe konu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu gibi senedin teminat senedi olduğunu, kendilerine protesto çekilmediğinden bahisle davanın kabulü ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Şikayet edilen alacaklı cevap dilekçesinde; usulüne uygun tebligat yapıldığını, takibin dayanağını oluşturan senedin bankanın alacağının tahsili için borçlularca tanzim ve imza edilmiş geçerli bir kıymetli evrak olduğunu, senedin teminat olarak verilmediğini, senedin kambiyo vasfına haiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu şirketin ticaret sicil adresine gönderilen ödeme emrinin TK 21/1’e göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, ödeme emri tebliğ tarihi itibariyle borca itirazın süresinde olmadığının açık olduğunu, diğer borçlu yönünden ise TK 21/2’ye göre yapılan ödeme emri tebliğ mazbatasında TK 21/2 şerhinin yazılmadığından tebligatın usulsüz olduğunun açık olduğunu belirterek ödeme emri tebliğ usulsüzlüğü şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine borca itirazın İİK’nın 169/a maddesi uyarınca ispat edilemediğinden bahisle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı ...'ın usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine, borca itiraz ve şikayetlerinin reddine, davacı ...Tarım Ürünleri Yatırım Dış Tic. A.Ş.'nin usulsüz tebliğ şikayetinin reddi ile borca itiraz ve şikayetlerinin süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlular ve şikayet edilen alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlular istinaf dilekçesinde; ...Tarım Ürünleri Yatırım Dış Ticaret A.Ş.'nin takibe konu belgede belirtilen adresi '....., Mah. Mor ....., Sok. Teknik ... Deluxia Palace Sitesi A Blok No: 5/A D: 366 Ataşehir/İstanbul' olmasına karşın 'Osmanağa Mah. Kuşdili Cad. Toroman İşhanı No: 43/2/16 Kadıköy/İstanbul' adresine tebligat çıkartıldığını, adres kapalı olmasına ve tebliğ evrakı üzerine Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre tebligat yapılabileceğine ilişkin herhangi bir şerh düşülmemesine karşın direkt Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre usulsüz tebliğ edildiğini, yerel mahkeme tarafından yapılan eksik inceleme sonucu tebligat şikayetlerinin şirket açısından reddine karar verildiğini, bu değerlendirmenin hatalı olup, yapılacak olan istinaf incelemesi sonucu işbu kararın kaldırılması ve şirket açısından tebligat şikayetlerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, takibe konu senet teminat senedi olup kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edilemeyeceğini, karşı tarafın icra takibine konu ettiği senedin bankaca teminat olarak alındığı ve vade tarihinin özellikle doldurulmadığını, işbu bononun sonradan muvafakatleri alınmadan ve taraflarına bilgi verilmeden takipten önce doldurulduğunu, bono üzerinde yazılı vade tarihinin neye göre yazıldığının belli olmadığını, teminat senedi vermelerinden bahisle bono üzerine vade tarihi yazarak takibe koymanın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle taraflar arasında bulunan kredi sözleşmesine teminat olması için verilen boş vade tarihli teminat senedinin bilgileri ve rızaları dışında davalı banka tarafından doldurularak, cebri icra ile kanundan doğan haklarını kullanmalarını engellemeye çalışıldığını ve kıymetli evrak olmayan bir evrağın vasfını değiştirmek suretiyle yasalara ve hakkaniyete aykırı bir işlem yapıldığını, protesto edilmediğini, asıl borçluya başvurulmadan avaliste başvurulamayacağını, buna karşın yerel mahkeme tarafından yapılan hatalı değerlendirme sonucu borca itiraz ve şikayetlerinin reddine karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Şikayet edilen alacaklı istinaf dilekçesinde; davacı ...'a usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davacı borçlunun iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacılardan ...şirketinin iddialarının gerçeği yansıtmadığının Yerel Mahkemece tespit edildiğini ve karara bağlandığını, ancak diğer davacı yönünden Yerel Mahkeme usulsüz tebligatı kabul ederek, tebligat tarihinin 04.03.2021 tarihi olduğuna karar verildiğini, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını, yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorunda olduğunu, hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirebileceğini, Anayasa başta olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emrettiğini aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağının belirtildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu şirketin ticaret sicil adresine gönderilen ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olarak TK 21/1'e göre tebliğ edildiğinden tebliğ tarihinin 18.01.2019 olması sebebiyle 08.03.2021 tarihinde yapılan borca itirazın süresinde olmadığının açık olduğunu, diğer borçlu yönünden ise borçlunun bilinen adresine yapılmış ve iade gelmiş bir tebligat olmadığından TK 21/2'ye göre yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığının açık olduğunu ancak senedin teminat senedi olarak düzenlendiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu ispat edilemediği gibi borçlunun senette avalist olduğundan alacaklının hakkında takip yapması için keşideciye protesto çekmesinin gerekmediğini gerekçe göstererek tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlular ve şikayet edilen alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlular temyiz dilekçesinde;şirkete gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesine karşın mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu kaldı ki senedin teminat senedi olarak verildiğini, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve kendilerine ödememe protestosu çekilmediğinden takip yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişler.
Şikayet edilen alacaklı temyiz dilekçesinde; borçlulardan .....,’a yapılan tebligatın usulüne uygun olmasına karşın usulsüz olduğundan bahisle davanın kabulüne dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; ödeme emri tebligat işleminin usulsüz olduğuna ve borca itiraza ilişkindir.
- İlgili Hukuk
İİK md 16., TK md. 10., 21/1, 21/2.169
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:52