Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2067
2023/2495
11 Nisan 2023
SUÇ: Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek
HÜKÜM: Düşme, beraat, mahkumiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 06.09.2011 havale tarihli dilekçesi ile; borçlu sanık...'nün borcun doğum tarihinden kısa bir süre sonra alacaklılarını zarara sokmak maksadıyla taşınmazını 30.12.2010 tarihinde ...'e devrettiği, bu şahıs tarafından da takip tarihi olan 11.05.2011 tarihinden kısa bir süre sonra 20.05.2011 tarihinde intifa hakkı ...'a ait olmak üzere çıplak mülkiyetini üçüncü şahıs ...'a devrettiği, bu nedenle sanıklar hakkında alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.
-
İstanbul 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 26.01.2012 tarihli kararı ile müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiştir.
-
İstanbul 6. İcra Ceza Mahkemesinin, 26.01.2012 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.04.2014 tarihli ve 2012/25634 Esas, 2014/7960 Karar sayılı kararı ile "...Şikayete konu taşınmazın devrine ilişkin Kadıköy Tapu Sicil Müdürlüğünün 18.04.2011 günlü yazısının icra dosyasına hangi tarihte girdiği ve şikayetçinin bu durumu daha önce öğrendiğinin tespit edilememesi karşısında, 06.09.2011 tarihli şikayetinin süresinde olduğu cihetle, borçlu sanık...'ye ait taşınmazın, alacaklıyı zarara sokmak kastıyla devredilip devredilmediğine dair tüm delillerin toplanıp sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine yazılı şekilde karar verilmesi,... Tebliğnamenin tebliği için çıkarılan 04.07.2013 günlü tebligatta sanık ...'ın vefat ettiği belirtildiğinden 5237 sayılı TCK'nun 64. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.İstanbul 34. İcra Ceza Mahkemesinin, 01.12.2022 tarihli kararı ile sanık ... hakkında açılan davanın 5237 sayılı TCK nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK nın 223/8 maddeleri gereğince düşürülmesine, sanık ... hakkında sanığın CMK'nun 223/2 a maddesi gereğince beraatine, sanık ...'in neticeten 3.000,00TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ... vekilinin temyiz isteği, sanığın suçu işlemediği, İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2011/6531 Esas sayılı dosyasında yer alan ve işbu davanın konusu olan borcun sanık tarafından ödendiği, ilgili icra dosyası celp edilip incelendiğinde bu durumun açıkça anlaşılacağı ve bu durumda sanığın cezalandırılmasının kanuna aykırı olduğu, şikayetçinin zararının olmadığı, sanık aleyhine şikayetçi tarafından açılan İstanbul ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/436 Esas ve 2011/437 Esas sayılı dosyalarının aynı anda açıldığı, açıldığı dönem itibari ile HUMK yürürlükte olması nedeniyle söz konusu davalara uygulanması gereken kanunken ve davalardan 2011/436 Esas sayılı dosyası hakkında Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2871 Esas, 2019/10132 Karar sayılı ilamı ile uygulandığı ve davanın reddine karar verildiği, ancak aynı tarihte açılan ve aynı şekilde birden fazla kez takipsiz bırakılması nedeniyle düşmesi gereken ve reddedilmesi gereken aynı mahkemenin 2011/437 Esas sayılı dosyası ile dava kabul edilerek tasarrufun iptaline karar verildiği, yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ilk dava için verdiği kararın iki yıl öncesine dayanan 2015/14498 Esas, 2017/2135 Karar sayılı onama ilamı ile de tasarrufun iptalinin onaylandığı, esas numaraları belirtilen iki Yargıtay kararına konu olan olaylar aynı örgüye sahip iken Yargıtayın aynı dairesinin iki yıl ara ile birbirine tam tersi kararlar vermiş olduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2871 Esas sayılı ilamında yer aldığı üzere, dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 25.08.2011 tarihinde açıldığı, mahkemece 03.10.2013 tarihinde ilk kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafından yenilendiği 03.04.2014 tarihli oturuma davacı vekilinin mazeretsiz olarak gelmediği ve hazır olan davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğini beyan ettiği, mahkemece davanın, 25.08.2011 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HUMK'nun 409 uncu maddesi gereğince basit yada yazılı usul ayrımı yapılmaksızın her davanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı kuralı bulunduğundan, eldeki davaya bu usulün uygulanmasının zorunlu bulunduğu ve usulü kazanılmış hak oluştuğundan ve dava devam ederken 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 150 nci maddesinin uygulanması mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davanın esasına girilerek yargılamanın tamamlandığı, varılan sonucun usul ve yasaya uygun bulunmadığı, Yargıtayın bu konudaki çelişkili iki kararının sanığın haklı olduğu davada davayı kaybetmesine neden olmakla kalmadığı ayrıca da işbu dava ile hürriyetinden yoksun bırakılmak istendiği, hem ilgili dosyalarda verilen çelişkili kararlar nedeni ile hem de icra dosyasına ilişkin borcun kapanmasının mahkemece dikkate alınmaması nedeniyle sanığın zarara uğradığı, mahkemenin vermiş
olduğu hükmün usule ve yasaya uygun olmadığı, davaya konu böyle bir suç işlenmişse bu suçun tek failinin... olduğu, bu sanık hakkında tefrik kararı verildiği, suçun faili olan kişi hakkında hüküm kurulmadığı halde sanık hakkında hüküm kurulmasının da doğru olmadığı, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
- Müşteki vekilinin temyiz isteği, süre tutum dilekçesiyle yapılmış olup, gerekçeli karar tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmamıştır.
III. GEREKÇE
- Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ( 2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Suç tarihi olan 30.12.2010 tarihinden itibaren temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin 30.12.2022 tarihinde inceleme sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 34. İcra Ceza Mahkemesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/3 Esas, 2022/36 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... vekili ile müşteki vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:49