Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6984
2021/8446
5 Ekim 2021
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Somut olayda takip dayanağı Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2013 gün ve 2013/4266 Esas, 2013/9254 Karar sayılı ilamı ile 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesinin 8. fıkrasının sonuna “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimi tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmü eklenmiş olduğundan, “Tespit edilen bedele 14.05.2012 tarihinden ilk karar tarihi olan 12.10.2012 gününe kadar yasal faiz işletilmesine” sözcükleri eklenerek ... Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2012 gün ve 2012/24 Esas 630 Karar sayılı kararının düzeltilerek onandığı, şikayete konu ilamlı icra takibinde ise anılan düzeltilerek onama ilamı ile eklenen bu 5 aylık faiz alacağının tahsilinin talep edildiği, borçlu icra mahkemesine başvurarak, davalı alacaklı vekilinin talep yazısında belirtilen tarih aralığı (14/05/2012 tarihinden vadeli hesaba çevrildiği tarih olan 06/09/2012) için faiz alacağı hesabı yapıldığını hesaplanan 1.031.760,63. TL ‘nin yatırıldığını belirterek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kabulüne ile takibin ödeme nedeniyle iptaline karar verildiği, alacaklının temyiz yoluna başvurması üzerine, Dairemizce; “…imzası inkar edilmeyen alacaklı vekilinin borçlu idareye yönelik yazdığı 22.01.2014 tarihli dilekçede ise ''malumunuz üzere mahkemenin belirlediği miktar tarafınızca bankaya depo edildiğinde, tarafımızın mahkemeye başvuru neticesi, 06.09.2012 tarihinden 12.10.2012 tarihine kadar nemalandırılmıştır. İş bu nedenle Yargıtay kararında hükmedilen faizin 14.05.2012 tarihinden vadeli hesaba çevrildiği tarih olan 06.09.2012 tarihleri arası için ödenmesini talep ediyor ve bunu kabul ediyoruz. Bu tarihler arasında hesaplanacak bedelin müvekkil şirketin hesabına ödenmesini talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunduğu, borçlu tarafından 05.02.2014 tarihinde alacaklı hesabına 1.031.760,63 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 14.05.2012 tarihi ile 06.09.2012 tarih arası yasal faiz istenebileceğinin tespiti yerinde ise de borçlunun icra emrinin tebliğinden 2 gün sonra yaptığı ödeme değerlendirilerek İİK 17/1 maddesine uygun Yargıtay denetimine elverişli bir hesaplama yapılmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, alacaklı vekilinin yukarıda açıklanan bu kabulü karşısında, 14.05.2012 tarihi ile 06.09.2012 tarihi arası yasal faizin istenebileceği ve icra emrinin tebliğinden sonra yapılan ödeme dikkate alınarak bakiye alacak bulunup bulunmadığı varsa miktarının belirlenmesinden ibarettir…“ gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının bozulduğu görülmektedir.
Bilindiği üzere; Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Mahkeme bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorundadır. Çünkü bozmaya uyma kararı ile bozma yararına olan taraf açısından usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olur.
Somut olayda, Dairemizin bozmaya ilişkin ilamına uyulmasına karar verildiği halde, mahkemenin hangi bilirkişi raporunu hükme esas aldığı, hangi tarihler arası faiz alacağının esas alındığı gerekçeden anlaşılamadığından, borçlunun yaptığı ödeme değerlendirilmeden şikayetin reddine karar verildiğinden, bu hali ile mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararının gereğinin yerine getirilmediği görülmekle, mahkeme kararının bozulması cihetine gidilmiştir
Mahkemece yukarıda belirtilen hususların yanında faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir. 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. TTK'nun ticari işlerde faiz serbestisini ve mürekkep faizi düzenleyen "ticari işlerde faiz" başlıklı 8. maddesinin 3. fıkrasında ise, ödünç para verme işlerinde bankalar, tasarruf sandıkları ve tarım kredi kooperatifleri hakkında hususi hükümlerin saklı bulunduğu belirtilmiştir. Bu madde kapsamında değerlendirilebilecek olan kapitale dönüşen faiz alacağı, ancak paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olabilir (HGK. 31.03.2004 tarih ve 2004/12 163 Esas, 2004/184 Karar).
Bu durumda; takip konusu düzeltilerek onama ilamında belirtilen 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesini değiştiren 6459 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince işletilen kanuni faiz alacağı ayrıca istenebilir ise de bu alacağa faiz hesaplanması mümkün değildir.
Öte yandan, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının niteliği gereği kendisini vekil ile temsil ettiren taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmekte olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine, 6459 sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca işletilen bu faiz alacağı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının fer'i niteliğindedir. Asıl alacağa bağlı bu kalemin takibe konu edilmesi halinde, icra vekalet ücreti hesaplamasının AAÜT uyarınca maktu olarak tayini gerektiği gibi, tahsil harcının da maktu alınması gerekir.
O halde mahkemece, gerektiğinde yeniden bilirkişiden ek rapor alınarak, yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda 14.05.2012 tarihi ile 06.09.2012 tarihi arası faiz alacağı istenebileceği göz önünde bulundurularak ve borçlunun icra emrinin tebliğinden 2 gün sonra yaptığı ödeme dikkate alınarak bakiye alacağın bulunup bulunmadığı konusunda İİK 17/1 maddesine uygun Yargıtay denetimine elverişli bir hesaplama yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarih ve 2017/163 E. 2021/262 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nın 364/2 ve HMK'nın 373/4. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:11:16